İnternet Sansürü Hakkında – Cahit Burak Küçüksütcü

Sansür yüzyıllardır hep var oldu. Bilimde, sanatta, müzikte, gazetede, dergide ve daha birçok yerde yönetenler, şarkıda da dediği gibi “tam anlarken gerçeği sansür koydular…” Sansürün sözlük anlamı “Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin, yayınının ve gösterilmesinin izne bağlı olması, sıkı denetim.” Bir yöneten düşünün; yasama, yürütme ve yargı onun elinde. Silahlı kuvvetler ve kolluk güçlerini ele geçirmiş. Gazete, dergi, televizyon ve diğer medya organlarını yandaşlaştırmış ya da baskı altına almış. Sırada internet var.
Yazıyı okuyun

Erişilebilir Web – İzlem Gözükeleş

Devlet İstatistik Enstitüsü’nün 2003 yılında yaptığı araştırmaya göre nüfusumuzun %12’si engellidir. Renk körü olanları saymazsak, 420 bin kişi görme engellidir. Bu sayılara, yaşlılıktan kaynaklı oluşan doğal engeller dahil değildir. 2005 yılı itibariyle yaşlı nüfusun (65 yaş üstü) toplam nüfusun %5,7’sini oluşturduğu bildirilmiştir. Dolayısıyla, var olan toplumsal yapıda doğal bir eşitsizlik vardır.
Yazıyı okuyun

WEB 1, 2, 3… – İzlem Gözükeleş

Dergimizin Aralık sayısında Dikizleme Günlüğü [1] adlı kitabın yazarı,  Niedzviecki’nin sorusuna yer vermiştik: “Biz bu ağın üzerinde örümcek miyiz, yoksa ağa yakalanmış sinekten başka bir şey değil miyiz?”
Yazıyı okuyun

Libya’daki Mühendisler ile Röportaj – Politeknik

Libya’ya çalışan ve çıkan halk ayaklanmaları sonucu Türkiye’ye dönen Harita ve Kadastro Mühendisi Ozan Akgül ve Jeoloji Mühendisi Arzu Özge Alioğlu ile çalışma koşulları, yurt dışında çalışma tercihleri ve Libya’da yaşadıkları son süreçle ile ilgili röportaj gerçekleştirdik. 
Yazıyı okuyun

Güvenceli İş Güvenli Gelecek Kampanyası: Dört Görev, Dört Amaç… – Ferhat Yaşar Arıkan*

1.) Mühendisler için gelecek: Güvencesiz ve İşsiz… Dünya üzerinde Neo-liberalizm adı verilen yeni bir emek denetim stratejisi hükümranlığını sürdürürken sermaye kendi yarattığı krizden çıkış için emek gücünün değersizleştirilmesine dayanan kimi uygulamaları hızla devreye sokuyor. İşçiyi taşeronlaştırma, güvencesizleştirme ve sendikasızlaştırma aracılığıyla insan suretinden çıkarıp boş bir emek gücü kabuğuna dönüştüren bu süreç eskinin makbul mesleklerine de benzer bir değersizleştirmeyi dayatıyor. Dünya üzerinde “profesyonellerin proleterleştirilmesi” ifadesi ile karşılanan bu uygulamaların içeriğini ise bağımsız çalışma oranlarının azaltılması ve “profesyonellerin” salt bir teknik personele dönüştürülmesi, kadrolu çalışma yerine sözleşmeli çalışma ve bunun dolayımıyla güvencesizleştirme, sendikasızlaştırma, yeni açılan üniversitelerin arttırılan kontenjanları ile piyasaya arz edilen mühendis sayısındaki artış ve yalnızlaştırılan, sayısı arttırılan çalışanın emek gücünün değerinin gittikçe düşürülmesi oluşturuyor. Sadece kendi konumundan doğru zaten temel bir problem olan işsizlik aynı zamanda çalışanların ücretleri üzerinde de basınç oluşturarak sermayeye çalışma koşullarını belirlemede muazzam bir avantaj sağlarken bunun sonucu olarak güvencesiz, geleceksiz bir işçi profili hepimiz için olağanlaşmaya başlıyor. Mühendisin işçileşme süreci klasik anlamda işçinin başına gelen neo-liberal felaketin aynısının bizlerin de hikayesi olacağını/olmaya başladığını açıkça gösteriyor. Bu zamana kadar kendi sınıfsal statüsünü işçi ile patron arasındaki bir yere yerleştiren mühendis, sermaye karşısında gittikçe bu ara konumunu kaybederek işsiz ya da güvencesiz bir işçiye dönüşme eğilimi gösteriyor.
Yazıyı okuyun

Facebook – İzlem Gözükeleş

(Bu yazı, Bilim ve Gelecek Dergisi’nin 2011 Ocak sayısı için yazılmıştır.)   2008 yılında, Trabzon’da Ramazan eğlencelerinin yapıldığı alanda stant açan polis, gönüllü vatandaşlarımızdan parmak izi toplar. Alınan parmak izleri, kimlik bilgileri ve vatandaşa ait bir fotoğrafla Emniyet Genel Müdürlüğü veritabanına eklenmektedir. Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda 2 Haziran 2007 tarihinde değişiklik yapan 5681 Sayılı Kanun,  polise bu olanağı sunmaktadır. İlgili kanuna göre, pasaport, ehliyet ve silah ruhsatı alacakların parmak izi vermeleri zorunlu hale gelmiş ve polise gönüllülerden parmak izi alma yetkisi tanınmıştır. 
Yazıyı okuyun

Silinen Dosyalar – İzlem Gözükeleş

(Bu yazı, Bilim ve Gelecek Dergisi’nin 2010 Aralık sayısın için yazılmıştır.) İnternet, kredi kartları, cep telefonları… Her biri özgürlüğümüzün olmazsa olmaz bir gerekliliğiymiş gibi sunulur. Oysa, özgürlük diye sunulanların diğer bir yüzünde iktidarın toplum üzerinde artan denetimi vardır. İletişim güzeldir, gereklidir. Sevdiğimiz web siteleri kapatıldığında feryat ederiz. İktidarın iletişim özgürlüğümüze müdahale ettiğini düşünürüz. Ama şunu da unutmamak gerekir. İnternet sanıldığı kadar özgür bir ortam değildir. İktidarın gözleri üzerimizdedir. Kimin hangi siteyi ziyaret ettiğinin ya da arama motorlarında neyi arattığının bilgisi bile eşsiz bir güçtür.  Facebook benzeri sosyal paylaşım sitelerini ve burada biriken ya da saçtığımız kişisel bilgileri düşünelim. Türkiye’den 22 milyondan fazla üyeye sahip olan Facebook’un, Türkiye hakkında sahip olduğu bilgi sizce istihbarat şirketlerinin iştahını kabartmıyor mudur? Eğer İnternet’i çok sık kullanan biri iseniz, Google’un  (yaptığınız aramalar ve e-postalarınız dikkate alındığında) sizi arkadaşlarınızdan daha iyi tanıyor olma olasılığı bir hayli yüksek!
Yazıyı okuyun

Eğitimle Yaşam Çatışmasında Mühendisler ve İdeoloji* – Ertuğrul Bilir

 ÖZET Ülkemizde akademinin en önemli işlevlerinden birisi meslek insanı yetiştirilmesidir. Uluslar arası kapitalist işbölümünde ülkemizin aldığı yer, bilimsel çalışmalara ayrılan kaynakların sınırlılığına yol açmaktadır. Yine teknolojideki ve üretim sistemlerindeki değişimle birlikte çalışma yaşamında tutunabilmek için giderek daha yüksek öğrenimin zorunlu hale gelmesi de üniversitenin bu ihtiyaca göre daha fazla biçimlenmesine yol açmaktadır. Ülkemizde geleneksel olarak üniversite eğitimiyle doktor, mühendis, hukukçu, iktisatçı ve diğer mesleklerin elemanı olarak yaşamın geri kalanını daha iyi şartlarda geçirmek hedeflenmektedir.
Yazıyı okuyun

Kamusal Alanın Tasfiyesi Sürecinde Mühendislik Eğitimi ve Kimliği* – Elif Güven

Sanayi devrimi ,dolayısıyla kapitalizm ile çağdaş olan modern ‘mühendislik’  kavramı,Mühendislik bilgisi ve eğitimi , mühendis kimliği kapitalizm içerisinde değişen üretim süreçleri ile birlikte dönüşüm geçirmektedir. Sanayi devriminin başlangıcında bugünkü mühendislerin atalarını daha çok zanaatkârlar içerisinde aramak gerekmektedir. Bu sebeple sanayi devrimimin başlangıcındaki modern anlamda mühendisliğin ataları için ‘ zanaatkar mühendis ‘ terimi sıkça kullanılmaktadır. Dönemin zanaatkarlarını Braverman ‘çalışmakta olan zanaatkar, zanaatın gündelik uygulaması içerisinde kendi döneminin teknik bilimsel bilgisi ile bağlıydı. Çıraklık yaygın bir biçimde cebir geometri ve trigonometri dahil matematiğe, zanaata özgü maddelerin özellik ve kökenlerine , fizik bilimlerine ve mekanik çizimlere dair bir eğitimi içeriyordu’(1) diye açıklamaktadır.
Yazıyı okuyun

Gıda Yasası ile İlgili Petek Ataman ile Röportaj – Politeknik

Genel kurulda gerçekleştirilen Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanun Tasarısı ile ilgili eylemden sonra açıklamanın altında imzası da olan Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Petek Ataman ile konu üzerine sohbet ettik. Politeknik : Bugün genel kurul süreci içerisinde 3 odanın (Gıda MO, Kimya MO, Ziraat MO) ortak bir basın açıklaması ve eylemi oldu.Basın açıklamasında temel olarak hükümetin çıkarmaya çalıştığı bir kanundan hareket edildi, bununla ilgili kısaca bilgi verirmisiniz.
Yazıyı okuyun

MMO Genel Kurulu Değerlendirmesi – Ertuğrul Bilir

TMMOB’ye bağlı odaların Genel Kurul’ları tamamlandı ve Mayıs ayı sonunda da Birlik Genel Kurulu toplanarak bir dönem tamamlanmış olacak. Bu süreçte TMMOB’nin etkili odalarından olan Makina Mühendisleri Odası’nın Genel Kurulu’nu değerlendirmek yararlı olacaktır.
Yazıyı okuyun

EMO 42. Olağan Genel Kurulu’na Bir Bakış-Pınar Hocaoğulları

Son EMO Genel Kurulu’nun ardından iki aya yakın bir zaman geçti ama değerlendirilmeden geçilemeyecek bir genel kurul olma niteliğini kaybetmedi.  Son dönemlerde iki günlük ODA genel kurulları ,Türkiye’nin içinden geçtiği siyasal gündemler ve mühendislik alanında, mühendislerin hayatlarında  yaşanan değişimler göz önüne alındığında, çalışma programı oluşturabilecek verimli tartışmalar için yeterli olmuyor. EMO Genel Kurul’u her ne kadar bazı yönetmelik değişikliklerinin yapılabilmesi için üç gün olarak belirlenmiş olsa da farklı gündemlerin de tartışılabileceği bir zaman aralığı sunuyordu.  Bu gündemler de bizim* açımızdan ücretli mühendislerin gündemini merkezine koyan bir EMO için, TMMOB Ücretli-İşsiz Mühendis, Mimar, Şehir Plancıları Kurultayı kararlarıydı. İşte bu aşamada, seçime giren iki liste(1) ve ODA çalışma anlayışları arasındaki farklar belirgin bir biçimde görüldü.
Yazıyı okuyun

Yüzünü Emeğe Daha Fazla Dönen Bir TMMOB İçin – Armağan Öztuksavul

Makina Mühendisleri Odası 43. Olağan Genel Kurul Delegelerine (*)   2008 yılında başlayan küresel ekonomik krizin etkilerinin  hala devam ettiği günlerde genel kurulumuzu gerçekleştiriyoruz. Kriz ortamında işsizlik değerleri  TÜİK verilerine göre  2009’da  ortalama işsizlik oranı %14’e çıkarken, genç nüfusta işsizlik oranı da %24’e çıkmıştır. Oysa bankalar ve büyük sermaye kesimleri bu dönemde karlarını katlamışlardır. Mühendisler de kapitalizmin krizinin etkilerini, artan işsizlik oranları ve düşen ücretlerle yoğun biçimde yaşamaktadırlar.
Yazıyı okuyun