TMMOB 41. Olağan Genel Kurulu Katılımcılarına – Politeknik

TMMOB’nin önünde bir eşik duruyor !

Örgütümüzün 41. Genel Kurulu sorunlar ve fırsatlar sarmalında toplanıyor.

Karanlık günlerden geçiyoruz
AKP iktidarı, emperyalizmin neoliberal saldırı programını pervasızca uygulamaya devam ediyor. Sadaka, şükür, kadercilik ve biat kültürünü toplum içinde yaygınlaştırarak vahşi sömürüye karşı olması gereken doğal itirazı törpülüyor. Bir taraftan da kendi egemenliğini günden güne kurumsallaştıracak hamleleri arttırıyor. Cumhurbaşkanlığı ve devlet bürokrasisinin ele geçirilmesiyle başlayan bu süreç; YÖK ve ardından üniversitelerin kontrolünün sağlanmasıyla devam ediyor.  Sırada, yargının da tamamen kontrol edilebileceği düzenlemeler var. Anayasa değişikliği/referandum tartışmaları ise bu gerici-faşist kurumsallaşmanın temel adımlarının tamamlanması anlamına gelecek.

Yerel seçimlerden örselenerek çıkan AKP, yeni manevralarla iktidarını tahkim etmeye çalıştı. ABD emperyalizminden yeni roller kapmak üzere olmadık taklalar attı. Seçimin hemen ardından iktidar, halka karşı saldırılarını kaldığı yerden sürdürme yolunu seçti. Rantsal dönüşüm ve gecekondu yıkımları ile barınma hakkına saldırılar, sağlığın ticarileştirilmesi yolunda yeni düzenlemelerle sağlık hakkına saldırılar, seçimde AKP’ye yenilgiyi en net biçimde tattırmış olan Kürt siyasal hareketine yönelik saldırılar uygulamaya koyuldu.

Açılım fiyaskoları
AKP iktidarının açılım ve demokratikleşme adı altında uyguladığı bütün hamleleri daha baskıcı sonuçlar doğurdu. Kürt açılımı binlerce Kürt siyasetçisi ve seçilmiş yerel yöneticinin hapse atılmasıyla sonuçlandı. Bütün demokratikleşme söylemlerinin tersine tutuklamalar, polis terörü giderek artıyor.

Kriz  bahanesiyle emekçiler vuruldu
Geçtiğimiz dönemde ekonomik krizin Başbakan’ın, ‘hamdolsun, bize teğet geçecek’ söylemiyle karşılandığı ülkemizde, işten çıkartmalar ve yoksullaşma giderek etkisini arttırdı. Teknik elemanların da tek tek, ama sayıca artan bir şekilde maruz kaldığı işten çıkarılmalarının bahanesi hep kriz oldu. Bu konuda TMMOB birimlerine yapılan başvurularda ciddi artış görüldü. Özellikle küçük ve orta ölçekli işyerlerinde, önce işten çıkarılanlar, mühendis, mimar ve şehir plancıları oldu.
Kriz TMMOB üyelerinin sadece işlerine değil canlarına da kast ediyor. Son olarak Zonguldak’taki maden kazasında 28 maden işçisi ile birlikte 2 üyemiz, taşeronlaştırma ve güvencesiz çalışma koşullarının bedelini hayatları ile ödedi.

İnsanca bir yaşam ve güvenli bir gelecek için büyüyen hak mücadeleleri
Bütün bu karamsar tablonun zaman zaman parçalandığı, toplumu biçimlendirme operasyonlarının tersine çevrildiği, siyasal iktidarın demokratikleşme maskelerinin söküldüğü anlar da yaşanıyor. Grev ve direnişlerdeki artış ve radikalleşme eğilimleri, hak mücadelelerinin giderek topluma nüfuz ediyor olması, neo-liberal gerici saldırının kırılma noktalarını oluşturuyor. Sadece son bir  yılda yaşanan bir kaç örnek bile karamsar olmamak gerektiğini gösteriyor: Ulaşım zamlarının geri çektirilmesi, TEKEL işçilerinin direnişi, 1 Mayıs Taksim Alanının kazanılması ve kitlesel 1 Mayıs eylemleri, taşeron sağlık işçilerinin diğer işçilere de örnek olan kazanımları, kimi yerel işçi direnişlerinin kazanım elde edilerek bitmesi, barınma hakkı mücadelesinin tuttuğu mevziler, gerçekte suyun ticarileştirme projeleri olan hidroelektrik santrallerine karşı yürütülen mücadelenin neredeyse tüm ülke topraklarına yayılarak başarılar elde etmesi kabaran dalganın öncüleri olarak görülmelidir.

Mühendislik-Mimarlık mesleğinin durumu da ülkeden farklı değil
Geçen iki yılın, mesleğimizi yapabileceğimiz daha iyi koşulları getirdiğini söylemek mümkün değil. Son 2 yılda açılan 17 üniversite ile devlet üniversitesi sayısı 95’e ulaştı. Hükümet 7 yeni üniversite daha açma kararı da almış bulunuyor. 51 vakıf üniversitesini de göz önünde bulundurursak, onlarca ‘üniversite kondu’ ile mühendis, mimar, şehir plancı sayısı merkezi planlamadan yoksun bir şekilde arttırılıyor. Bu üniversitelerden mezun olacak on binlerce genç teknik eleman ‘ne iş olsa yaparım’ algısına sahip, güvencesizlikle boğuşan bir kitleyi gündemimize getirecek.

Ayrıca büyük oranda gerici-tarikat-ocak örgütlenmesinin etkisindeki bu yeni üniversitelerden mezun olacak olanların siyasal eğilimlerinin TMMOB ortamına nasıl yansıyacağı ise bir başka endişe konusudur.
Meslektaşlarımız arasında temel sorunlardan olan işsizlik-güvencesizliği daha da arttıracak olan bu gelişmeyi son olarak kurulan Teknoloji Mühendisliği Fakülteleri perçinliyor. Siyasal iktidar bir gecede, bir yasa değişikliği ile 19 Teknik Eğitim Fakültesinin ismini değiştirerek Teknoloji Mühendisliği Fakülteleri haline getirdi. Bu fakülteler ile mühendislik bilgisi, uygulama ve teorik bilgi olarak ikiye bölünmekte, böylece mühendislik bilgisi bütünselliğinden koparılarak, mühendis kimliği de parçalanmaktadır. Bu süreç ülkedeki mühendislik bilgi ve birikimini geri dönülemez şekilde yıkıma da uğratacaktır. Teknoloji fakültelerinin kuruluş gerekçelerini açıklayan şemalarda uygulama mühendisi ve mühendislerin çalışacağı alanlar birbiri ile çakışmaktadır. Bu durum zaten artan mühendis işsizliğini daha da arttıracaktır. Ayrıca, hem teknoloji mühendislerinin hem de mühendislerin bir süre çalıştıktan sonra sertifikasyon programları ile “profesyonel mühendis” olabilecekleri belirtilmektedir. Bu bildiğimiz uzman/yetkin mühendislik uygulamasından başka bir şey değildir.

TMMOB’ye bağlı çeşitli odaların ise bu piyasa kurallarına uygun emek gücü yaratma planına dahil olmaya çaba göstermesi dikkat çekicidir.
Kriz bahanesiyle işsizlik ve yoksullaşmaya fazlaca maruz kalan teknik elemanlar, bilişim gibi bazı alanlarda sendikalaşma çabasına girerken, geneli hala toplumun örgütsüz bir kesimini oluşturuyor. Üye oldukları TMMOB’ye bağlı odalar, onların ekonomik, demokratik haklarını savunmaktan giderek uzaklaşmaktalar.

İlerici Meslek Örgütlerine Saldırı: DDK Raporu
AKP’nin toplum mühendisliği operasyonunun bir parçası ise Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu (DDK) incelemesi ve raporu ile yaşandı. Tarihinde ilk defa TMMOB ve bağlı odaları inceleyen DDK, TMMOB’yi siyasal iktidara yedekleyecek önerileri de içeren bir rapor hazırladı. Bu raporun hemen ardından geçtiğimiz günlerde Bayındırlık Bakanlığı’nın sürece müdahil olması ve Birliği denetlemek üzere müfettiş görevlendirmesi baskının dozunun arttığını gösteriyor. Üstelik fırsatını buldukça Başbakan ve bakanlar meslek örgütlerinin kendilerini engellediklerini söyleyerek saldırmaktan geri durmuyorlar.
DDK raporunda TMMOB’yi ‘demokratikleştireceği’ iddia edilen seçimlerde nispi temsil uygulaması, ticari faaliyetlerinin daha sıkı denetlenmesi gibi öneriler göz önüne alındığında en kısa zamanda siyasal iktidar tarafından bir atak başlatılacağını öngörmek yanlış olmayacaktır.

Oda Genel Kurulları toplandı
200 Şubemizde ve 23 Odamızın genel kurullarının sonuçlarından yansıyan manzara hiç iç açıcı değil. Siyasal gericilik ve liberalizm TMMOB’nin ilerici ve toplumsal duruşunu örseleyen birer eğilim olarak günden güne güçlenmektedir.

Bugüne kadar Anadolu’nun muhafazakar illerindeki şubelerle sınırlı kalan gericilik, ‘kendi sınırlarını aşmakta’ ve uzun dönemdir ‘demokrat mühendisler’ in yönetiminde olan şubelerde de yönetimi almaktadır. Artık gericilik yalıtılmış halde olmanın ötesine geçmiştir. Oda Genel Kurullarında sağ listeler demokratlar arası rekabette belirleyici denge unsuru haline gelmektedir. Hatta kimi Oda merkezleri bu gerici güruhun egemenliği altına girmiş bulunuyor.

TMMOB Ne durumda?
TMMOB 1970’lerden beri devrimcilerin, sosyalistlerin yönetimlerini belirlemesiyle emekten, halktan yana bir çizgiye sahip olmuştur. 12 Eylül 1980 faşist darbesiyle birlikte TMMOB de saldırılardan payını almıştır. Ancak TMMOB’deki sol kadrolar örgütün emekten halktan yana çizgisini en genel anlamda koruyabilmişti.

Bugüne baktığımızda TMMOB’de söylemde sol/sosyalist bir çizgi tutturmuş olan, ancak özellikle örgütsel politikalarda liberal uygulamalara yönelen bir kesim, yönetimlerde egemen durumdadır. Bu kesimle örgütsel politikalarda çok fazla uyuşmazlık içinde olmayan, ama daha sağ ya da ulusalcı söylemlerle, kendilerini birinciler gibi çağdaş, demokrat vb isimlerdeki geniş platformlarda konumlandıran bir kesim ise özellikle metropoller dışındaki şube ve birimlerde yaygın olarak yönetimleri tutmaktadır. Yukarıda belirtildiği gibi, gerici faşist güçler buralardan başlayarak bazı şube ve Odalarda yönetimleri almaya başlamışlardır. Elbette bunlar dışında aralarında devrimci mühendis, mimar ve şehir plancılarının da olduğu TMMOB’nin emek eksenli bir dönüşüm geçirerek, 1970’lerdeki devrimci çizgisine benzer bir yöne gitmesini savunan TMMOB “solu” diyeceğimiz bir kesim de mücadelesini sürdürüyor.
 
Sol bir söylem ile odalardaki ticari faaliyetleri savunanlar, üye örgütlenmesi çalışmaları için paraya ihtiyaç duyulduğunu tekrarlıyor, “önemli olan paranın nereye harcandığıdır” vurgusunu öne çıkarıyorlar. Üyeye hizmet etmenin kriteri alınan temsilcilik-şube-oda mülkleri olurken, ticari işletmelere özgü ‘verimlilik’, ‘üye başı gelir miktarı’, ‘personel başına düşen harcama’ gibi kriterler toplumsal-ilerici değerlerin arka plana itilmesine yol açmaktadır.

TMMOB’ye bağlı odalara üye 350 binin üzerinde mühendis, mimar ve şehir plancısı bulunmaktadır. Aidat toplama oranları, komisyonlara katılım, işyeri temsilcilerinin sayısı ve işlevselliği, genel kurullara katılım gibi göstergelere bakıldığında kötü bir tablo açığa çıkmaktadır.
Çoğunun geleceği iktidarın iki dudağı arasındaki gelirleri elde edebilmek için örgüt yeniden düzenlenmekte, örgütlenme faaliyetleri bile gelir getirici faaliyetlere tabi kılınmaktadır. Oysa odalarımıza yapılan bu gerici basınca karşı durabilmenin tek yolunun örgütlenme faaliyeti olduğu açıktır. Odaların ticari faaliyetlere göre değil üye örgütlenmesine göre yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

BİR MÜCADELE ÖRGÜTÜ OLARAK TMMOB’Yİ YARATMAK İÇİN….
 
1.    Kamusal alanın tasfiyesiyle insanca yaşam olanakları ellerimizden alınmaktadır. Başta eğitim ve sağlık olmak üzere enerji, ulaşım, barınma, su, çevre, beslenme ve tarım alanındaki piyasalaştırma süreçleri mühendis, mimar ve şehir plancılarının hayatlarında da olumsuz etkilere yol açmaktadır. Yoksunlaşma ve yoksullaşma olarak ifade edilebilecek etkilere karşı TMMOB, barındırdığı teknik formasyon ve bilimsel bilgi ile, insanca yaşam talebinde somutlaşan hak mücadelelerinde örgütleyici ve sürükleyici rol almalıdır.

2.    TMMOB’nin üyelerinin %80’ininden fazlasını oluşturan ücretli ve işsiz mühendis, mimar ve şehir plancılarının işyerlerinde karşılaştıkları ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlarına yönelik her türlü saldırıya karşı örgütlü ve etkin bir mücadele üretebilmesi gerekmektedir. Bu açıdan 1000’i aşkın mühendis, mimar ve şehir plancısının katılımı ile düzenlenen  “Ücretli ve İşsiz Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları Kurultayı” kararlarının genel kurulumuzca kabul edilerek önerilerin hayata geçirilmesi artan işsizlik ve güvencesizlik saldırılarına karşı TMMOB’nin yönünü de belirleyecektir.

3.    Kapitalizmin varlığını sürdürebilmesinin temel aracı olan emeği değersizleştirerek ucuzlatmanın,  bugün mühendislik alanında adı Yetkin/ yetkili ve uzman mühendis isimleri ile sahneye konulmaktadır. TMMOB içerisinde sadece yapı sektöründe yer alan odalarda tartışılan bu kavramlar aslında buzdağının görünen kısmıdır. Asıl etki endüstri ilişkilerinde ortaya çıkmaktadır. Sadece yapı sektörü değil tüm mühendislik, mimarlık alanları piyasa tarafından bir sertifikasyon ve yetkinlik saldırısı ile kuşatılmıştır. Bugün mühendis emeğini değersizleştiren bu uygulamaya karşı TMMOB’nin yükseltmesi gereken, iş güvencesinden bağımsız bir uzmanlık tartışmasının yapılamayacağından hareketle, iş güvencesi talebi ile mücadeleyi yükseltmektir.   

4.    Kadın mühendis, mimar, şehir plancıları, hem iş başvurularında hem de iş yaşamında çeşitli ayrımcılık biçimleriyle yüz yüze gelmektedir. Kadın mühendis, mimar, şehir plancılarının TMMOB’de de temsiliyetleri son derece sınırlıdır. TMMOB verilerine göre kadın mühendislerin erkek mühendislere oranı 1/5’dir. TMMOB birimlerindeki yönetim kademelerinde kadınlar oldukça sınırlı sayıda bulunmaktadırlar. Kadın üyelerin yönetim kademelerinde yer aldığı koşullarda ise yönetim kurulu yedek üyeliği gibi daha pasif görevlerde yer aldıkları görülmektedir. Geçtiğimiz yıl düzenlenen ve TMMOB’de bir ilk olan Kadın Mühendis, Mimar, Şehir Plancıları Kurultayı kararları kılavuz haline getirilmeli ve her türlü ayrımcılığa müdahale edilmeli, kadınların TMMOB’a üye olma ve yönetim kademelerine getirilmeleri konusunda özendirici olunmalı, kadın sorunu konusunda yürütülen çalışmalara destek verilmeli, TMMOB bünyesinde yaşanan cinsiyete dayalı ayrımcı tutum ve davranışlar karşısında net tavırlar alınmalıdır.

5.    Birbiri ardına açılan yeni üniversiteler ve mühendislik fakülteleri, arttırılan kontenjanlar ve teknik eğitim fakültelerinin “uygulamaya dönük mühendis” yetiştirileceği söylenen teknoloji mühendisliği  fakültelerine dönüştürülmesi gibi plansızlığı, niteliksizliği ve mühendislik mesleğini tahribini beraberinde getiren uygulamalara karşı TMMOB’in vakit kaybetmeden harekete geçmesi gerekmektedir. Mühendislik eğitiminde sermaye lehine kalıcı değişiklikler öngören bu planlı saldırılara karşı TMMOB’nin akademisyen üyeleriyle güçlü bağlar kurması, üniversite içerisinden bir muhalefet örmesi, alternatif müfredat hazırlama gibi somut adımlar atması zorunludur.
 
6.    Piyasacılık ve gericilik kıskacına sıkıştırılmış mühendislik , mimarlık ve planlama öğrencileri, bireysellik ve bencillik duyguları ile donatılarak, daha öğrenciyken sermayenin ve şirketlerin oyuncağı haline getirilmektedir. TMMOB’nin mühendislik ve mimarlık öğrencilerinin öğrenci komisyonlarında örgütlenmesinin önemini tüm birimlerinde tartıştırması, farklı odaların öğrenci komisyonlarının beraber hareket edebileceği yapıların İKK düzeylerinde oluşturulması önem taşımaktadır. Tüm mühendislik ve mimarlık öğrencilerinin biraradalığını sağlayacak TMMOB Öğrenci örgütlülüğünün oluşturulması için TMMOB tarafından çalışma başlatılmalı, çeşitli gerekçelerle yapılmayan TMMOB Öğrenci Üye Kurultayı bir an önce gerçekleştirilmelidir.    

7.    TMMOB; örgütlü bulunduğu her yerde; çevre katliamlarına yol açan ve su hakkını gasp eden HES’ler, nükleer santrallar, barınma hakkını gasp eden girişimler, kültürel mirasın yok edildiği rantsal planlar gibi bütün projelerin akıl dışılığını etkinlik salonlarından çıkıp anlatarak; mahallesinde, köyünde direnen halkın yanında olarak bilimi ve tekniği halkın hizmetine sunmalıdır.

8.    Son dönemde görülen iş cinayetlerinde ve “doğal olamayan” felaketlerde teknik denetim konusundaki başıboşluk açık biçimde görülmektedir. TMMOB, sağlıklı ve güvenli yaşam koşullarının bir gereği olarak, tüm mal ve hizmetlerin üretimi ve sonuçlarının denetiminin kamusal olması ve bağımsız kamu kurumları tarafından sağlanması için yasama organına baskı oluşturmalıdır.  Bu sayede işsiz üyeleri için kitlesel iş alanı oluşturulması da sağlanacaktır.

9.    Son bir yılda aralarında üyelerimiz ve yöneticilerimizin de bulunduğu binlerce insan Kürt Sorununa Demokratik Çözüm istedikleri ve halkların kardeşliğinden yana tavır aldıkları için tutuklanmışlardır. TMMOB kendi üyesine ve demokrasiye örnek bir pratikle sahip çıkmalıdır. Bu bağlamda TMMOB, 1998 Demokrasi Kurultayı’nda alınan kararlara da sahip çıkmalı; hatta yeni bir Demokrasi Kurultayı düzenleyerek bu kararların daha ileri taşınmasının yolunu açmalıdır.

10.    TMMOB ve Odalarda şube birimlerinden başlayarak komisyon, işyeri temsilcilikleri uygulamalarını işlevli hale getiren ve örgüt içerisindeki kararları ve yapılan mücadeleleri aşağıdan yukarıya doğru örgütleyen bir demokratik temsil mekanizmalarının işletilmesi, İKK’ların bürokratik yapılarından arındırılması TMMOB’nin demokratik yapısını güçlendirecektir.

11.    Akademik meslek alanlarında yabancıların çalıştırılması ile ilgili yasa örneğinde olduğu gibi, meslek alanlarımızı daraltan ve değersizleştiren her türlü hak gasplarına karşı örgütlü gücünü sokağa dökebilen ve mücadele hattını basın açıklamalarına değil ‘ hak verilmez alınır , zafer sokakta kazanılır’ şiarı ile oluşturan bir TMMOB’ye bugün her zamankinden daha çok ihtiyaç vardır.

Siyasal gericiliğin meslek örgütlerimize yönelik abluka ve saldırganlığı ‘içeriden’ ve ‘dışarıdan’ yoğunlaşarak devam ediyor. İşte bir TMMOB genel kuruluna bu ortamda giriyoruz. Dışarıda günden güne kabaran bir emekçi hareketi, içeride bu hareketten alabildiğine yalıtık bir halde siyasal gericilikle boğuşan bir TMMOB görünüyor.

Neo-liberal ve gerici  saldırıların karşısında gücünü örgütlü üyesinden alan, üyelerinin ekonomik , sosyal ve kültürel sorunları karşısında ‘insanca yaşam, güvenceli iş’ mücadelesini yükselten, halkın hakları mücadelesinde halkın diğer kesimleri ile yoldaşlaşan ve saldırılara ortak cevap veren bir TMMOB’ yi yaratmak tarihsel sorumluluğumuzdur.

Biz devrimci mühendis, mimar ve şehir plancıları olarak, sorumluluğumuzun bilinci ile TMMOB’ yi gerçek bir Mücadele Örgütüne dönüştürme çabamızı inatla sürdürüceğiz.

YAŞASIN TMMOB ÖRGÜTLÜĞÜ