Mesleki Denetim ‘Yetkisi’ Olsa da Olmasa da TMMOB Mücadelesini Haziran Direnişiyle Yenilemelidir – Pınar Hocaoğulları

TMMOB’nin mesleki denetim yetkisini devre dışı bırakan önerge meclisten geçti. 9 Temmuz Salı gecesi AKP’li vekillerin Torba Yasa görüşmeleri kapsamında son dakikalarda sunduğu önergede İmar Kanunu’nun 8. maddesine eklenen bend ile odaların proje denetimlerinde onay ve vize verme, meslektaşını bu kapsamda denetleme yetkisi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca belirlenen ‘yetkili’ kuruluşlara bırakılıyor.
Yazıyı okuyun

Genç Mühendisler ve TMMOB Öğrenci Üyeleri için 1 Mayıs… – Uğur Akdoğan

Emeğin her alanında olduğu gibi mühendislik alanında da sömürünün dozu her geçen gün artmakta ve mühendisler bu sömürüye en çok maruz kalan kesim haline gelmektedir . Bu durumun oluşmasındaki ana etken hiç kuşku yok ki sanayileşmeye çalışan ülkemizde mühendislerin çok büyük bir kesiminin ücretli mühendis olarak iş gücüne dahil olmasıdır. İlk bakışta mühendislerin ücretli olarak çalışması ile bu durum arasındaki bağlantının anlaşılması güçtür. Bu bağlantıyı anlamak için ücretli mühendislerin sorunlarına göz atmamız gerekir.  
Yazıyı okuyun

Özgür Yazılım ve Cinsiyet Ayrımı * – İzlem Gözükeleş

Geçen yazıda, özgür yazılımın belirlenmiş, değişmez bir olgu olmayıp, farklı çıkar ilişkilerini barındıran dinamik bir süreç olduğunu anlatmaya çalışmıştım. Bu sayıda ise özgür yazılımdaki ve diğer özgür kültürel çalışmalardaki (Wikipedia gibi) cinsiyetçi eğilimleri tartışacağım.
Yazıyı okuyun

Politeknik Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Güvencesizlik Anketi Değerlendirmesi

Sunuş Teknik elemanların kapitalizm içindeki konumu 200 yıllık süreçte önemli değişimler göstermiştir. Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları teknik problemleri çözen, yaptığı işin süreçlerine hakim olan ve sermayenin, yönetimin ayrıcalıklı elemanlarını oluşturan sayısal ve oransal olarak oldukça küçük bir kesimden kitlesel olarak emek piyasasında yer alan, parçalanmış işlerde sınırlı etkileri olan bir kesime dönüşmüştür. Ancak, geçmişin “ihtişamı, ayrıcalıkları, zenginliği” teknik elemanların üstünde bir bulut gibi dolaşmaktadır. Bir yandan, insanlar üniversite tercihlerinde mühendislik, mimarlık, şehir plancılığına yer verirken alana duyulan mesleki ilginin yanında geçmişin parlak günlerinin izlenimlerini taşımakta ve bu izlenimlerle okulun zorluklarını aşıp çalışma hayatına girmektedir. Çalışma hayatında da işyerleriyle, birlikte çalıştığı işçilerle ilişkilerinde aynı izlenimi kafasında taşımaktadır. Meslektaşların bir kısmının görece hızlı şekilde yönetici olması veya kendi işyerlerini kurarak işveren haline gelmesi de geçmişten gelen izlenimlerle birleşerek ayrıcalıklı bir gelecek hayalini beslemektedir.
Yazıyı okuyun

Demokrasi, Teknoloji ve Mühendisler – Hayati Can

Bilim, Gericiliğin karanlığının yırtılmasını sağlayan yegane tılsım oldu. Gericiliğin tüm kurumlarını yerle bir eden bu tılsım, gerçeğin kendisinden başka bir şey değildi. Bu dönemin tüm bilim adamları Galileo gibi tehdit altındaydı. Kadınlar ise şeytan denilerek diri diri yakılırdı. Kıta Avrupası engizisyon karanlığında boğuşurken, Asya’nın batısı islamın karanlığına gömülmüştü. İslamiyet te hristiyanlık gibi kadını en temel hedef seçer ve cazalandırma yöntemi olarak kırbaç ve recm (taşlama) yöntemini kullanır. Muhaliflere ise, kılıçla kafa koparma cezası uygulanır. Bu dönemin ortak özelliği, her türlü bilimsel gelişme iktidarı tehdit olarak algılanır ve şeytan icadı olarak ilan edilir. Bu yüzden dini temel alan yönetimlere en temel eleştiri gericilik olmuştur. Bilim ise, gericiliği parçalayan bir tılsım olarak kabul edilmiştir.  Genlerimize binlerce yıllık bir mücadelenin sonuçları olarak yerleşen karanlık ve onu ortadan kaldıran tılsım, insanların sarsılmaz bir güvenini kazandı. Bu durum onun üretim süreçlerinin sorgulanmasını engelledi. Bilimin sınıfsal içeriği, parlak ışığı altında gizlenmeyi başardı. 
Yazıyı okuyun

Transformers Kurultay’daydı. Gözlerimle gördüm. – Armağan Öztuksavul

Uzun yıllardır “Transformers” diye bir şey duyardım. İleri yaşta bir oğlum olunca ne olduğunu öğrendim.  Gerektiğinde araba, kamyon vs olan, gerektiği zaman da robota dönüşen makinaların anlatıldığı bir çizgi filmmiş bu. İlginç bir hayal ürünü… Daha da ilginci, geçtiğimiz hafta sonunda, bunun bir benzeri ile gerçek hayatta karşılaştım. 25 – 26 Şubat 2012’de iki gün olarak yapılması planlanan ve yerel kurultaylardan gelen 157 önergenin görüşüldüğü  “TMMOB II. Mühendis, Mimar , Şehir Plancıları ve İşsizlik Kurultayı”, Türk mühendislerinin bu büyük icadı sayesinde, bir günde tamamlandı.  İcadın ismi “harekete duyarlı, önerge reddetme makinası”. Delegeleri, Kurultay’ın belirli bir anında dönüştürüveren bir icat bu. İnanmadınız mı? Anlatmaya çalışayım o zaman…
Yazıyı okuyun

OSTİM Mahkemesi Gözlemleri – Ertuğrul Bilir

İstanbul’daki 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi’nin açılışının ertesi günü Ankara’da ülkemizdeki işçi sağlığı ve iş güvenliğinin gerçek durumunu yansıtan OSTİM patlamalarının duruşması 12 Eylül günü yapıldı. 3 Şubat 2011 tarihinde iki ayrı işyerinde meydana gelen ve 20 kişinin öldüğü katliamdan 7 ay sonra ceza davası Ankara 10 Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Duruşma başlamadan önce patlamada yakınlarını kaybedenlerin bir kısmının aileleri Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Bütün sorumlular yargılanıncaya kadar adalet mücadelemizi ve arayışımızı sürdüreceğiz. Bu inanç ve kararlılığımız kıymetlilerimiz kaybettiklerimize ve diğer işçi kardeşlerimize karşı vicdanı sorumluluğun gereği olarak görmekteyiz. Vicdan sahibi bütün kardeşlerimizi, bu mücadelemizde yanımızda görmek istiyoruz” denildi. Basın açıklaması sonrasında duruşma salonuna gidildi.
Yazıyı okuyun

Anadolunun Talanında Yeni Anayasa İçin İlk Adımlar ya da Güvencesiz Yaşam İçin KHK – Hayati Can

Türkiye’de neoliberal dönüşüm için tam 21 yıl önce bugün Fatsa’da Nokta operasyonu yapıldı. İki ay sonra ise, askeri faşist darbe bu ülkenin geleceğini neoliberal politikalara döndürecek olan süreci başlatmış ve Özal dönemi diye adlandıracağımız karanlık dönemin başlangıcını oluşturmuştu. Bu dönem aynı zamanda baskı politikalarının zirve yaptığı ve ülke yönetiminin TBMM tartışmalarına dahi tahammül gösteremediği KHK dönemidir. Hızlı ve icracı bir hükümet için Bakanlar Kuruluna (Belki de imzalı boş kağıtlarla tek adama) tüm düzenleme yetkileri veren bir uygulama süreci, henüz belleklerimizden silinmedi. 3 Haziran tarihli bakanlar kurulu kararı ile çıkarılan KHK, 8 haziran tarihinde yayınlandığında bende uyandırdığı algı, ülkenin yeni bir 11 Temmuz yaşadığıdır. Yeni 12 Eylülümüz ise, tüm siyasilerin ağzına pelesenk ettiği yeni Anayasa olacaktır.
Yazıyı okuyun

Neo-Liberal Saldırı Alanları Belli, Yığınak Yapacağımız Mevzilerimiz De! – E.Elif Güven

4 temmuz  2011 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan KHK ile “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı”  ile “Orman ve Su İşleri Bakanlığı”   kurulmuştur. Özellikle “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı”nın görev tanımları arasında, ilgili meslek odaları ile ilgili mevzuat düzenlemelerinin yer alması nedeni ile yeni kurulan bu iki bakanlık TMMOB camiasında da tartışmalara yol açtı. TMMOB’ye bu yolla yapılacak saldırıları doğru anlayabilmek ve bu saldırılar karşısında TMMOB’nin güçlendireceği mevzileri belirleyebilmek için öncelikle bu iki yeni Bakanlığın kurulmasını, Türkiye’de kurumsallaştırılan neo-liberal politikaların yapısal adımlarından biri olarak görmek ve bu yapısal dönüşümün neye karşılık geldiğini ve bu dönüşümle birlikte gelişecek neo-liberal saldırı programının şiddetini iyice tarifleyebilmek gerekiyor. Bu çerçevede TMMOB ‘ye yapılacak saldırının ilgili bakanlıkların neo-liberal icraatları içerisinde TMMOB’yi neo-liberalizme uyumlu bir yapıya dönüştürme çalışmasından başka bir şey olmadığı açıkça görülecektir.
Yazıyı okuyun