Halk sağlığı tehdit altında, hava kirliliği nereye gidiyor?-Sezen Özkan

“Türkiye’de yılda yaklaşık 30 bin insan hava kirliliğine bağlı olarak hayatını kaybediyor”

Hava kirliliği… Hiç yokmuş gibi kabul edilen ama başta da söylediğim gibi 30 bin insanın ölümüne neden olacak kadar da ciddi bir sorun aslında. Avrupa Birliği (AB) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından belirlenmiş olan kirletici sınır değerlerinin yakınından dahi geçmeyen Türkiye’de gerçek tabloyu herkesle paylaşmak gerekiyor: Türkiye’nin izin verdiği sınırlar AB ve WHO’nun oldukça üzerinde.

Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Birliği kirletici parametreleri, kükürt dioksit, azot dioksit, azot oksitleri, partiküler madde (PM10 , PM2.5), kurşun, benzen, karbon monoksit, arsenik, kadmiyum, nikel, benzo(a)piren ve ozon olarak açıklıyor, kirleticilerin ölçülmesinin ve değerlendirilmesinin gerekliliğini belirtiyor. Ülkemizdeki en önemli ve sınır değerleri aşan kirleticiler ise PM10 ve PM2,5’dir.

PM10 ve PM2,5 nedir?

Partikül madde (PM), atmosferde veya bir gaz kütlesinde 0,0002 μm molekülden büyük ve 500 μm’den küçük katı veya sıvı halde bulunan, elementel ve organik karbon, amonyum, nitrat, sülfat, mineral toz, iz elementler ve suyun kompleks bir karışımıdır. Partikül maddeler boyutlarına göre isimlendirilirler. 2,5 µm’den küçük partiküller (PM2.5), 10 µm’nin altındaki partiküller (PM10) olarak adlandırılır. Parçacık ne kadar küçülürse, solunum sistemine sirayeti de o denli artar.

Hava ile solunan partiküller solunum sisteminin savunma mekanizmasını bozar ve hücresel boyutta hasarlara neden olur. Nemli ve sıcak akciğer alveollerinde kimyasal olarak çözülüp hidrolize olarak kana geçebilirler. Böylece solunum sisteminin ardından, dolaşım sistemine karışan çeşitli zehirli maddeler, hedef seçtikleri diğer organlara kadar ulaşırlar.

Solunabilir partiküler maddeler (PM10 ve PM2,5 vb.), doğal veya insan faaliyeti kökenli olabilir. İnsan faaliyeti kökenli kaynaklar çimento fabrikaları, termik santraller, metal endüstrileri ve inşaat faaliyetleri, madencilik, taşıtlardan kaynaklanan tozlar, kömür ve petrol türevlerinin yanması sonucu oluşan uçucu küller, tarımsal aktivitelerle atmosfere karışan partiküllerdir.

Bu nedenle kırsal alanlarda küçük konsantrasyon değerleri ölçülürken, kentsel özellikle endüstriyel alanlarda bu değerler yüksek seviyelere çıkabiliyor. 

Sınır değerlerimiz standartların çok üzerinde, PM2,5 sınır değeri bile yok!

Ülkemizde 81 ilde hava kalitesi izleme istasyonu bulunuyor. Hatta bazı illerde istasyon sayısı birden fazladır. Ancak bu istasyonların tümünde aynı kirletici parametreler ölçülmüyor. Ülkemizde partiküler maddeler (PM10 ve PM2,5), kükürt dioksit (SO2), azot oksitler (NO, NO2, NOx), ozon (O3) ve karbon monoksit (CO) ölçümleri söz konusuyken; örneğin hidrokarbonlar (CH4 ve N-CH4) rutin olarak ölçülmüyor.

Türkiye’deki mevzuatın en büyük eksikliklerinden biri de hava kirliliğine bağlı olarak çıkan partikül madde kirliliğinde ciddi sağlık ve çevre sorunlarına yol açan ve filtrelenmesi mümkün olmayan PM2,5 konusudur. Tüm bilinen verilere rağmen Türkiye’de PM 2,5 için sınır değer oluşturulmadı. PM2,5 için yönetmelik uyarınca, sadece belirli bölgelerde pilot uygulama olarak ölçüm istasyonları kuruldu, ancak kapsamlı bir regülasyon çalışması yürütülmedi, ölçümlere ilişkin gerekli adımlar bakanlık tarafından atılmadı.

Türkiye’deki illerle birlikte gerçeği kavramaya çalışalım.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası’nın hazırlamış olduğu 2017 Türkiye Hava Kirliliği raporuna göre 81 ilin 75’inin havası temiz değil. Sadece 6 il temiz havaya sahip. En kirli iller İstanbul, Ankara, Adana, Amasya, Manisa, Bursa, Denizli, Niğde, Tekirdağ, Hatay, Yalova, Sivas, Kahramanmaraş, Kütahya, Sakarya, Kırklareli ve Samsun. Rapora göre İstanbul’un en kirli ilçesi Esenyurt, en temiz ilçesi Şile. Esenyurt’da 248 gün kirli hava solunduğu tespit edildi. Ankara’da en kirli ilçe ise hastaneler bölgesi olan Sıhhiye.

Bir görselle Türkiye’deki hava kirliliğini anlatmam gerekirse;

Görünmez katil hava kirliliği!

Biraz daha verilerle konuşmaya çalışalım ve gerçek tabloyu tekrar hatırlatalım: Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) 2012 yılındaki açıklaması hava kirliliğinden kaynaklı ölümlerin azımsanmayacak kadar ciddi boyutta olduğunu bizlere göstermişti. WHO 2012 verilerine göre hem kapalı alanlardaki hem de açık alanlardaki hava kirliliği tüm dünyada 7 milyon kişinin ölümüne neden oldu. WHO’nun 2012 yılında yaptığı diğer bir açıklamada ise dış ortam hava kirliliğinin her yıl 3,7 milyon insanın ölümüne neden olduğu yönündeydi. Bu ölümlerin %40’ını kalbin yeterince kanlanamamasına bağlı hastalıklar, %40’ını inme (felç), %11’ini kronik tıkayıcı akciğer hastalığı (KOAH), %6’sını akciğer kanseri ve % 3’ünü ani alt solunum yolu enfeksiyonları oluşturuyor.

Türkiye’de ise geçtiğimiz kasım ayında Türk Toraks Derneği’nin yapmış olduğu açıklamaya göre 2016 yılında hava kirliliğinden ölen insan sayısı 29 binin üzerinde. Bu oran trafik kazalarından yaşamını kaybeden insan sayısının 6 katı.

Kirlilik yetmedi, kentlere termik santral dayatması

Hava kirliliği ve çevre sağlığı için hiçbir önlem alınmıyor, partikülleri oluşturan faktörler önlenmiyor, üzerine Bursa ve Eskişehir’de olduğu gibi kent içlerine kirliliği daha da arttıracak, partikül maddelerin kaynakları arasında bilinen termik santraller kurulmak isteniyor. Elbetteki termik santral kurulmuş olan iller ve o illerdeki hava kirliliği kalitesi arasındaki parallelik tesadüfi değil. Termik santrallerin çalışması sonucu ortaya çıkan baca gazı (SO2, NOx) birçok çevresel problemi de beraberinde getiriyor. Bacalardan atılan kükürt ve azot oksitler, rüzgarla birlikte ortalama 2-7 gün içerisinde atmosfere ulaşıyor. Atmosferdeki su partikülleri ve diğer bileşenlerle tepkimeye girerek sülfirik asit ve nitrik asit’i oluşturuyor. Atmosferde oluşan bu asitler,  yağmur ve kar ile yeryüzüne ulaşıyor. Kullanılan yakıta bağlı olarak değişen oranlarda çıkan gaz ve partikül maddeler uzun zaman boyunca havada asılı kalmaları nedeniyle bronşit, anfizem, damar hastalıkları gibi hastalıkların yanında insan ölümlerine de neden oluyor. Termik santrallerin oluşturduğu hava kirliliği sadece havayı soluyan canlılara değil, orman ve geniş tarım arazilerine de olumsuz etkiler bırakıyor.

Sorumlular Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve bakanlıklara bağlı kuruluşlardır!

Yazıya başlarken de söylediğim gibi hava kirliliği, ertelenemeyecek derecede önemli bir halk sağlığı ve kent sorunudur. Hava kirliliği sonucunu doğuracak olan her bir faaliyetin gerçekleştirilmesi, izin ve lisanslanmasından iktidarın bakanlıkları ve bakanlıklara bağlı kuruluşlar sorumludur. Ayrı ayrı veya birbirinin ardı sıra hava kalitesi limitlerinin aşımının gerçekleşmesine karşı gerekli tedbirleri almakla yükümlü olan valilikler bu yükümlülüklerini yerine getirmedi, herhangi bir önlem almadı.

Sorumluluklarını yerine getirmediği kirliliği arttıracak kent politikalarına imza atan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın resmi sitesinde çevreyle ilgili yaptığı sıfır atık hedefi açıklamaları elbette ki samimiyetsiz. Çok da geçmişe gitmeden Kadıköy Fikirtepe’ ye gidelim. Bakanlık kararıyla topyekün yıkılan, inşaat çöplüğüne dönen Fikirtepe, Kadıköy’ün en kirli havasına sahip, bizzat Bakanlık eliyle.

Halkın deprem toplanma alanlarını yok ederek, ormanını, yeşilini, suyunu yağmalayarak beton cennetine dönüştürmeye çalışanlar, kentsel dönüşüm için KHK çıkarılmasını isteyenler, Bursa’da, Eskişehir’de kentin içine termik santral yapmak isteyenler İstanbul’ daki ve Türkiye’deki hava kirliliğinin sorumlularıdır. Elbetteki halkın sağlığıyla oynayanlardır.

Sezen Özkan / Çevre mühendisliği öğrencisi

Kaynaklar:

1. Pope CA, Burnett RT, Thun MJ, et al. Lung cancer, cardiopulmonary mortality, and long-term exposure to fine particulate air pollution. JAMA 2002; 287 (9): 1132-41.

2. Turner MC, Krewski D, Pope CA, et al. Long-term ambient fine particulate matter air pollution and lung cancer in a large cohort of never-smokers. Am J Respir Crit Care Med 2011; 184 (12): 1374-81

3. Brook RD, Rajagopalan S, Pope CA 3rd, Brook JR, Bhatnagar A, Diez-Roux AV, Holguin F, Hong Y, Luepker RV, Mittleman MA, Peters A, Siscovick D, Smith SC Jr, Whitsel L, Kaufman JD; American Heart Association Council on Epidemiology and Prevention, Council on the Kidney in Cardiovascular Disease, and Council on Nutrition, Physical Activity and Metabolism. Particulate matter air pollution and cardiovascular disease: An update to the scientific statement from the American Heart Association.Circulation 2010; 121 (21): 2331-2378.

4. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Hava Kirliliği Raporu 2017

5. www.havaizleme.gov.tr