TMMOB YK Başkanı Mehmet Soğancı: “Şimdi 22 Kasım’da Sokakta Sözümüzü Söyleme Zamanı”

TMMOB ÖRGÜTLÜLÜĞÜNE,


Sevgili arkadaşlar,

Dünyada ve Türkiye’de yaşanan son gelişmeler üzerine, 22 Kasım 2008 Cumartesi günü saat 12.30’da eşzamanlı olarak İKK’ların bulunduğu tüm illerde kent merkezlerinde “TMMOB Sokakta Sözünü Söylüyor” başlığıyla kitlesel basın açıklamaları gerçekleştireceğiz.

Bugüne dek her çalışma dönemimizde meslek alanlarımız üzerinden bizi, ülkemizi ve halkımızı ilgilendiren her konuda çok sayıda sempozyum, kongre ve kurultay, açık oturumlar ve paneller gerçekleştirdik. Aydınlık bir Türkiye için çok sayıda yaptığımız salon toplantılarında görüş biriktirdik, biriktirdiklerimizi halkımızla ve kamuoyuyla paylaştık. Zaman zaman gerçekleştirdiğimiz TMMOB mitingleri ile de alanda hep birlikte biriktirdiklerimizi herkesle paylaştık.

Şimdi de 22 Kasım’da hep birlikte sözümüzü sokakta söyleyeceğiz.

Sevgili arkadaşlar,

Türkiye’nin örgütümüzün bulunduğu her yerde eşzamanlı olarak yapacağımız açıklamamızda öncelikle içinden çıktığımız halkımıza, bu ülkenin mühendisleri, mimarları, şehir plancılarının örgütü TMMOB olarak; kapitalist küreselleşmenin küresel krizinin bize, emekçilere, ücretiyle geçinenlere, yoksullara, alttakilere nasıl yansıyacağını, meslek alanlarımız üzerinden anlatacağız. Halkımızla, aslında bir bunalımlar ve krizler sistemi olan kapitalizmin, 80’lerden beri tüm dünyaya dayattığı neo-liberal iktisat düzeninin bugün yaşanmakta olan küresel krizinin nedenlerini ve ülkemize etkilerini paylaşacağız.

22 Kasım’da sokakta, “Üsttekine han hamam, alttakine din iman” düzeninin sürdürücüsü siyasal iktidarın, emperyalizmin şekillendirmesiyle sürdürdüğü politikaların ne anlama geldiğini anlatacağız. IMF ve Dünya Bankası açısından karnesi “A” olan AKP’ye “dur” diyeceğiz. “Yangına körükle gitmeyin” diyenlerin aslında yangını çıkartanlar olduğunu, “Hamdolsun, kriz bize teğet geçer” diyenlerin aslında bu krizin faturasını bizlere ödetmeye niyetli olduklarını bir kez daha ifade edeceğiz.

Açıklamamızda AKP iktidarının ülkeyi sermayeye pazarlayan, yoksulları daha da yoksullaştıran politikalarının, siyasal üst yapıda İslami gericileşme dalgası ile paralel yürüdüğünden söz edeceğiz. Sosyal devlet tahrip edilirken cemaat ağlarının, sadaka derneklerinin ülkeyi sardığını, yurttaş olmanın gereği olan sosyal hakların elde edilmesinin yerini biat kültürünün, el pençe divan durmanın aldığını anlatacağız.

Sokakta ve hep birlikte; “Gördüğümüz o ki bugüne kadar Türkiye’yi yönetenler, halkımıza karşı büyük bir bunalım, çözümsüzlük ve alacakaranlık dışında hiçbir şey yaratamamıştır. Daha çok yoksulluk, IMF’ye ve emperyalizme daha çok bağımlılık, baskı, şiddet, çeteler ve yolsuzluklar, bu düzenin ve ülkeyi yöneten siyasi iktidarların marifetleridir.” diyeceğiz.

Basın açıklamamızda işkencenin bu ülkenin gerçeği olduğunu, F tipi cezaevlerinde yaşananları söyleyeceğiz.

Açıklamamızda Kürt sorununa bakışımızı bir kez daha ifade edeceğiz: Hep birlikte “Bu ülkede sıkılan her kurşun, atılan her bomba, patlayan her mayın, yapılan her türlü saldırı, gerçekleşen her türlü silahlı çatışma ülkemizde barış içinde bir arada yaşama umuduna vurulan bir darbe oluyor. Sıkılan kurşunlar, atılan bombalar, patlayan mayınlar sorunu askerileştirmekten ve çözüm umudunu azaltmaktan başka sonuç vermiyor. Yıllardır devam eden silahlı çatışmaların kimseye fayda getirmediği ortada, silahların konuştuğu yerde barışın sesi duyulamıyor ne yazık ki. Artık, savaş çığlıkları yerine demokrasiye, hukuk devleti düzenine ve özgürlüklere kulak vermek gerekiyor. Şimdi bu çatışma ortamına; baskıcı, otoriter yönetim anlayışına karşı, özgürlük ve demokrasiyi; ırkçı ve milliyetçi anlayışın beslediği linç kültürüne karşı, bir arada kardeşçe ve barış içinde yaşamayı savunma zamanıdır.” diyeceğiz. Irkçılığa karşı durduğumuzu bir kez daha ifade edeceğiz.

Sokakta bu ülkenin geleceğini düşünenlere, emek ve meslek örgütlerine, demokrasi güçlerine, emekten ve halkımızdan yana olanlara çağrıda bulunacağız. Onlara diyeceğiz ki:

“Küresel krizin faturasının halka kesileceği böylesi bir dönemde, insanlar ya kapitalist küreselleşmenin yarattığı yoksulluğa, yoksunluğa, işsizliğe, eğitimsizliğe karşı ırkçı, faşist, dinci, gerici tepkilere sarılacaklar, ya da örgütlü yapılarla bir direniş sergileyecekler. Bu nedenle, tam da bugün, ülkemizdeki emekten ve halktan yana güçlerin “daha demokratik, daha barışçı, gelirini adaletli paylaşan” bir dünya için mücadelesinin yükseltilmesi zamanıdır. Gelin bir olalım, birlik olalım, farklılıklarımızı zenginliğimiz olarak görelim. Yaşananlara karşı ortaklaştığımız konularda programlarımızı oluşturalım. Yapacağımız eylemliliklerimizi ortaklaştıralım. Omuzlarımızı birbirine yaslayalım.”

Sevgili arkadaşlar,

Şimdi 22 Kasım’da saat 12.30’da bu ülkenin kent merkezlerini özgürleştirme zamanı.
Şimdi sesimizi birleştirme, sesimizi büyütme ve gürleştirme zamanı.
Şimdi “Emperyalizmin Krizine, AKP’ye, Gericiliğe, Neoliberalizme, Irkçılığa Karşı” sözümüzü söyleme zamanı.
Şimdi sokakta buluşma zamanı.
Şimdi görev zamanı.

Hepimize kolay gelsin. Hepimizin yolu açık olsun arkadaşlar.

Mehmet Soğancı
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı