Yerel yönetim dosyası: Erişilebilir, konforlu, güvenli ulaşım istiyoruz
Spread the love

Kentlerin süregelen hızlı büyümesi ve yayılmacı karakteri, ulaşım sistemlerine dair stratejik önemi daha da belirginleştirmektedir. Artan nüfus ve genişleyen kentte, günlük yaşamı sürdürebilmek ve temel ihtiyaçları karşılayabilmek için ulaşım araçlarına ihtiyaç duyulur.

Kentsel ulașım planlarının temel amaçları ve öncelikleri, ulaşım hizmetinin erişilebilir, konforlu, sağlıklı ve güvenli sağlanmasıdır. Kentliler için sağlıklı, erişilebilir bir yaşam ulaşım altyapısının ve politikalarının bilimsel verilerle planlanmasıyla mümkündür. Kentleri yürünebilen kentler haline getirecek, ulaşım krizini toplu ulaşım /taşıma sistemiyle çözecek yerel yönetim anlayışına ihtiyaç vardır.

Eirişilebilir, konforlu, sağlıklı, güvenli toplu ulaşım

Kent içi ulaşım planlamasında en önemli başlıklardan biri hiç şüphesiz toplu ulaşım sistemidir.

Türkiye’de kentsel ulaşım planları toplu ulaşım sistemi esas alınarak değil, özel araç kullanımını yani otomobil yolculuğunu önceleyen biçimde yapılıyor. Kentler yeni açılan kavşaklar, alt geçitler, çevre yolları, yerleşim alanları içerisinden geçirilen geniş yol aksları ile çevreleniyor.

Her yeni motorlu araç yolu özel araç kullanımını teşvik eder. TÜİK verilerine göre Türkiye’de 2023 yılı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıtı sayısı 28 milyon 740 bin 492. Bu sayı her yıl artıyor. Kentlerde mevcut trafik sorununa çözüm olarak yol genişletme gibi anlık projeler yapmak, temel ulaşım sorunlarına kalıcı bir çözüm getirmekten uzaktır. Aksine, genişletilen yollar, orta vadede daha fazla araç trafiği yaratır. Kent içinde özel araç kullanım ihtiyacına gerek duyulmayacak bir toplu taşıma sisteminin planlanması ve hayata geçirilmesi gereklidir. Bu noktada asli sorumluluk yerel yönetimlerdedir.

‘Yollar, kavşaklar yaptık/yapacağız’ söyleminden trafik kaosuna

Türkiye’de ne yazık ki yol yapımı yerel yönetimler için ‘çalıştı’ verisi olarak görülüyor. Yerel yönetimler yaptıkları yollarla övünüp, seçim dönemlerinde bunun reklamını yapıp, rakiplerini de bu kriterlerle eleştirmeye çalışıyorlar.

Oysa yerel yönetimlerin sürdürülebilir planlar yapmak, erişilebilir bir toplu taşıma sistemi inşa etmek, yaya öncelikli kararlar almak, mikro mobiliteyi sağlayan bisiklet, scooter vb. araçları yaygınlaştırmak, alternatif ulaşım ağları geliştirmek gibi sorumlulukları var. Kentlilerin gündelik ihtiyaçlarının tamamını toplu taşıma sistemi ile giderebiliyor olması yerel yönetimler için ana hedef olmalıdır.

Araçları değil yayaları önceleyen ulaşım planları

Kentler yayalar için değil araçlar için planlanıyor. Örneğin İstanbul Büyükşehir Belediyesi verilerine göre bir araç yılın ortalama 153 saati kullanılıyor yani yılın %5’inde. Geriye kalan %95’lik dilimde otoparkta duruyor. Sokakların otopark olarak düzenlenmesi aslında yaya yollarını daraltarak kamuya, yürümeye ayrılan alanın işgali anlamına geliyor. Ayrıca kentlerde hareketliliğin fazla olduğu yerlerdeki metruk arazilerin çoğunluğu otopark olarak kullanılıyor. Oysa örneğin İstanbul’da İBB verilerine göre günlük yapılan yolculukların %31,6’sı otomobil ve servis; %27,9’u toplu taşıma ve %40,5’i yaya olarak gerçekleştiriliyor. Yerel yönetimlerin özel araçları kısıtlayıcı politikalar üretmesi, kentlerde araçlara değil yayaların erişimine öncelik vermesi kentin yaşanabilir hale gelebilmesi için hayatidir.

Yerel yönetimlerin kent içi ulaşımda sorumluluklarını maddelerle sıralamaya çalışalım.

  • Ulaşım kamusal bir haktır. Yerel yönetimler halka ücretsiz erişilebilir, konforlu, sağlıklı ve güvenli bir toplu ulaşım sistemi inşa etmelidir.
  • Ulașım etüdü ve planları, bütüncül yerleşimi kapsayarak hazırlanmalıdır. Toplu ulaşım sisteminin ağ gibi, kentin çeperlerine yayılması gerekir. Yerel yönetimler için özel araç kullanımına gerek bırakmayacak bir toplu taşıma sistemi kurmalıdır.
  • Ulaşım sadece gündüz saatleri için değil gece saatlerinde de sağlanması gereken bir kamu hizmetidir. Erken saatlerde seferleri biten toplu ulaşım anlayışına son verilmeli, kentte 24 saat kesintisiz bir ulaşım sağlanmalıdır.
  • Kent içi ulaşımın kadınlar için erişilebilir ve güvenli hale getirilmesi için duraklar ve yürüyüş güzergahları yeterince aydınlatılmalı, duraklara acil durum butonları gibi güvenlik önlemleri düşünülmelidir.
  • Ulaşım araçlarındaki sefer aralığının uzaması toplu ulaşım kullanımını azaltmaktadır. Özellikle kent çeperlerinde ya da büyük ulaşım akslarının uzağında kalan bölgelerde bu sorun derinleşmektedir. Yerel yönetimler ulaşım planı yaparken çeperlerden ana ulaşım akslarına ring yapan hatlar oluşturmalı, bekleme sürelerini minimuma indirmelidir.
  • Kent merkezlerinde motorlu araçların kullandığı akslar sınırlandırılmalıdır. Toplu ulaşım akslarının başladığı noktalarda park-et devam-et uygulamaları yaygınlaştırılmalı, toplu ulaşım kullanımı özendirilmelidir.
  • Kentsel ulaşımda raylı ulaşım ve varsa deniz ulaşımı toplu ulaştırma araçları içinde verimliliği en yüksek, kente yükü ise en az olanlardır. Raylı ulaşım ve deniz ulaşımı ile daha çok kişi, daha kısa zamanda, trafik yükü oluşturmadan, kentin çeperlerine kadar ulaşabilir. Yerel yönetimler bu verilere göre plan yapmalıdır.
  • Ulaşım planı yaparken en büyüğünü, en derinini, en hızlısını değil, en erişilebilir olanı planlamak gerekir. Birbirini tamamlamayan metro hatları projeleri verimli bir ulaşım projesine değil, bulunduğu aksta emlak rantını şekillendiren bir projeye dönüşüyor. Bütüncül bir kent ulaşım planı yoksa, hiçbir ulaşım projesi tek başına kent içi ulaşım sorununu çözemez. Yerel yönetimler rant odaklı proje fetişizmini bırakmalı, bilimsel ulaşım planları yapmalıdır.
  • Ulaşım araçları, duraklar ergonomik, engelsiz, güvenli, iklim konforunu gözeten biçimde tasarlanmalı, araçlardaki havalandırma sistemleri halk sağlığı esas alınarak projelendirilmeli ve işletilmelidir. Ulaşım sisteminde kullanılan araçlar (otobüs vb.), istasyonlara/duraklara giden yürüme akslarında kullanılan kaldırma/taşıma araçları, periyodik olarak denetlenmeli/kontrol altında tutulmalıdır.
  • Toplu ulaşım sisteminde görevli kamu personelinin çalışma koşulları halkın ulaşım güvenliğiyle doğrudan ilgilidir. Toplu taşıma araçlarını kullanan ve konforlu, güvenli ulaşım hizmeti sunma görevi olan personelin (Şoför, vatman vs.) çalışma koşullarına özen gösterilmeli, güvenceli çalışması sağlanmalı, personel düzenli eğitimlerle desteklenmeli ve denetlenmelidir. İstihdam politikası eşitlikçi olmalı, cinsiyet eşitliği gözetilmelidir.
  • Yerel yönetimler yayaların erişimine odaklanmalı, sokaklar/caddelerde kaldırım bütünlüğünü sağlamalı ve engelsiz hale getirmeli, kaldırım işgallerine son vermeli, sıkı denetimler yapmalı ve yönettikleri kenti yürünebilir kentler haline getirmelidir.
  • Kent içindeki üst geçit-alt geçit uygulamaları araçların kesintisiz ulaşımını hedefler. Oysa hedef yayaların kesintisiz ulaşımı olmalıdır. Yerel yönetimler üst geçit-alt geçit uygulamalarını sınırlandırılmalı, ulaşım aksları üzerindeki geçişler yayalara göre düzenlenmelidir.
  • Yerel yönetimler, mikrobiliteyi arttıran ve kentlilere kısa mesafelerde motorlu araç kullanımını gereksiz hale getiren ve etkili ulaşım imkanı sunan bisiklet/scooter kullanımını özendirmelidir. Ancak öncelikle bu konuda ulaşım akslarını güvenli hale getirecek düzenlemeler yapmalı, uygun altyapı oluşturmalı, denetimleri sıklaştırmalı, kullanıcıları bilgilendirme ve eğitim programları düzenlemeli, park sorununu çözmek için uygun alanlar belirlemeli ve hizmet sağlayıcıları etkin bir şekilde denetlemelidir.

 

Politeknik


Spread the love