Yaşam ve Çevre Politikaları Çalıştayı‘nda Direnişler ve Bilim Buluştu
Spread the love

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından 29-30 Haziran 2013 tarihlerinde Beşiktaş Belediyesi‘nin desteğiyle Levent Kültür Merkezi‘nde “Yaşam ve Çevre Politikaları Çalıştayı” düzenledi. Gezi direnişinde yitirdiklerimize adanan Çalıştay, Gezi direnişi sürecini anlatan belgeselin gösterimi ile başladı.

Çalıştay ÇMO İstanbul Şubesi Başkanımız Semra Ocak‘ın ve Çalıştay Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Beyza Üstün‘ün açılış konuşmalarıyla başladı. Konuşmalarda Gezi direnişinin bütün ülkede yarattığı umut ve direniş havasının, yılların mücadele birikiminin bir sonucu olduğu; bu mücadelenin Anadolu‘da HES‘lere karşı iş makinelerinin önüne yatan, kentinin, mahallesinin, evinin, ormanının rant politikalarına kurban gitmemesi için canını ortaya koyan, özgürlük için, insanca yaşam hakkı için, barış için sokaklara çıkan insanların mücadelesi ile bir ve aynı olduğu vurgulandı.

Yaşam ve Çevre Politikaları Çalıştayı‘nın 1-2 Haziran 2013 tarihleri arasında yapılmak üzere planlandığı ancak o tarihte hepimizin Yaşam ve Çevre Politikaları Çalıştayında tartışmayı istediğimiz konulardan biri olan kent hakkı mücadelesinin içinde bulunduğumuz anımsatıldı. Gezi Parkı‘nı alışveriş merkezi-topçu kışlası-cami-şehir müzesi adı altında yapılaştırmaya çalışan iktidarın parktaki ağaç yıkımına karşı duranlara, 27 Mayıs sabahından başlayarak yoğun saldırılarda bulunduğu ve direnişin tüm Türkiye‘ye yayılan bir özgürlük mücadelesine dönüştüğü vurgulandı. O günden beri halkın yaşam alanlarını korumak için, özgür ve insanca bir yaşam için Taksim‘de, Gazi‘de, Ankara‘da, Adana‘da, Eskişehir‘de ve Anadolu‘nun pek çok yerinde dayanışarak mücadele yürüttüğü belirtildi.

Prof. Beyza Üstün, çalıştayda hem doğaya ve yaşam alanlarımıza dönük saldırıları ve direnişleri konuşacağımızı söylerek çalıştayı başlattı.

İlk gün oturumlarında kentsel dönüşüm, ekolojik krize neden olan sanayileşme kapsamlarında yaşam alanlarına dönük saldırılar, tarımda dönüşüm ve bunun yaşam alanlarına etkileri konularında sunumlar yapıldı. İlk gün ayrıca teorik ve uygulamalı bilgilendirme ve çerçeve sunumlarının ardından  yerel mücadele inisiyatiflerinden katılımcılar deneyimlerini paylaştılar. Rize Fındıklı‘dan Sivas Kangal‘a, Samsun Kavakköseli köyünden Bolu‘ya, Peri‘den Çanakkale Kaz dağlarına, Hopa‘dan İstanbul Gezi‘ye, Belgrat Ormanlarına, İstanbul su havzalarından İzmir Efem Çukuruna, Urgutlu Çal Dağı‘na, Tozkoparan‘dan Bakırtepe‘ye kadar mücadele deneyimlerini aktaran yerel mücadeleler deneyimlerini aktardılar.

Kentleşme Politikası ve Uygulamalar

İlk oturum olan “Kentleşme Politikası ve Uygulamaları” Kocaeli Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü‘nden Yrd. Doç. Örgen Uğurlu‘nun kolaylaştırıcılığında başladı. Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü‘nden Doç. Dr. Şükrü Aslan “Türkiye‘de Mekansal Müdahaleleri Düzenleyen Yasalar Üzerine Bir Tartışma” konulu sunumunda iktidarın kendi yasalarını çiğneme noktasına geldiğini, son 10 yılın yasalarının hukuksuz bir zeminde gerçekleştiğini, Gezi direnişi sürecinde Başbakan‘ın müdahaleci dilinin kendi kesiminde de tepki gördüğünü, “mesaj alındı” ifadesinin bunu yansıttığını ve bir merkez olmadan büyük kitlesel hareketlerin ortaya çıkabildiğinin göründüğünü belirtti.

Ardından söz alan Mimar Sinan Üniversitesi‘nden Doç. Besime Şen, kentsel siyasette sınıfsal sınırlar konulu bir sunum yaptı. Şen, kent mekânının kuruluşunda belirleyici olan sermayenin yöneliminin ne olduğunun önemli olduğunu, 70‘lere kadar bir kentsel siyaset hattından bahsedilemeyeceği, 70‘lerle birlikte kentsel arazinin el değiştirdiğini, 80‘lerde daha büyük sermaye gruplarının kentsel araziler üzerinde denetim kurduğunu, 90‘lardan sonra yükselen çatışma ortamı ile birlikte kentlerin yüksek güvenlik mantığı üzerinden inşa edildiğini vurguladı.

Emrah Tuncer AVM‘lerin altında yatan kentleşme mantığını anlattığı sunumunda tüketim odaklı yapay kentlerin kurulmak istendiğini, bunun öncüllerinin bugün Türkiye‘de birçok ülkeden kat be kat fazla sayıda bulunan AVM‘ler olduğunu anlattı.

Menekşe Kızıldere ise ÇMO İstanbul Şubesi‘nde bir dönem staj yapan Axelle Kaya ile birlikte hazırladığı “İstanbul‘daki Su Havzalarının Durumu” raporunu özetlerken, İstanbul‘daki su havzalarının nasıl yapılaşmaya açıldığından, bunun yarattığı sıkıntıları çözmek için Melen‘den su getirmek gibi geçici ve tahrip edici çözümlere yönelindiğinden bahsetti.

Ömer Kiriş ise Tozkoporan mahallesinde yıllardır verdiği mücadelenin deneyimlerini paylaştı. Sunumların ardından forum yapıldı.

Doğanın Talanı ve Ekolojik Kriz

Doğanın talanı ve ekolojik kriz başlığıyla düzenlenen ikinci oturum ise, Yıldız Teknik Üniversitesi Çevre Müh. Bölümü‘nden Çalıştay‘ın düzenleyicisi Prof. Beyza Üstün‘ün kolaylaştırıcılığında başladı.

Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi Çalışma Ekonomisi Bölümü Yrd. Doç. Dr. Berna Müftüoğlu “Tarımsal Değişim Dönüşüm, Toplumsal Etkilenmeler” konulu sunumunda tarımdaki dönüşümün hem doğaya hem de canlı yaşamına, insanların beslenme hakkına etkilerinden bahsetti.

Sendika.Org yazarı Fatma Genç “Bir Meta Üzerinden Değişimi Okumak: Çay” başlıklı sunumuna, 2 yıl önce Hopa‘daki mitingte polisin saldırısı sonucu yaşamını yitiren Metin Lokumcu‘yu anarak başladı. Ardından çayın metalaşma süreciyle birlikte Türkiye‘de kapitalizmin gelişme sürecini çay ürün/metasının kendi öyküsü üzerinden açıkladı.

Çanakkale Kaz Dağları‘nda termik santrallere ve taş ocaklarına karşı halkın verdiği mücadelenin içinden gelen Mehmet Öztürk ise, halkın Kaz Dağları‘nı savunma öyküsünü, mücadelesinin sınırlarını ve olanaklarını tartıştı.

Sanayileşme ve Enerji Politikaları

Anadolu Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü‘nden Dr. Ethem Torunoğlu‘nun kolaylaştırıcılığında 3. oturuma geçildi. 19 Mayıs Üniversitesi İİBF‘den Dr. Özgür Öztürk “Neden Enerji? Sermayenin Enerji Sektörüne Yönelmesinin Ekonomi Politiği” sunumunda, enerji üretim biçimleri ve doğa ilişkisini irdeledi.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi‘nden Mevhibe Gözcelioğlu ise Gezi direnişinin çekirdek örgütü olan Taksim Dayanışması‘nın çalışmalarından bahsetti.

“Enerji Politikalarının Karşısında Yaşam: Halk Mücadeleleri Örneği: Derelerin Kardeşliği Dayanışması” sunumuyla Karadeniz‘in mücadelesini çalıştaya taşıyan Hüseyin Acar, HES‘lere karşı mücadele deneyimini aktardı. Ardından foruma geçildi.

İlk gün Ege Çevre ve Kültür Platformu‘ndan (EGEÇEP) Özer Akdemir‘in hazırladığı “Yaşam Nöbetlerinden Kesitler” adlı kısa film gösterimiyle son buldu. Çalıştay katılımcıları 19.00‘da Taksim‘de Taksim Dayanışması‘nın çağrısıyla düzenlenen ve Gezi direnişi sürecinde öldürülenler için yapılan eyleme katıldılar.

Sanayileşme ve Halk Sağlığı

Çalıştayın 2. günü Prof. Dr. Mehmet Zencir ve Prof. Dr. Ali Osman Karababa‘nın katılımıyla gerçekleştirilen “Sanayileşme ve Sağlık” oturumu ile başladı. Kapitalizmin erken döneminden itibaren sanayideki gelişme ve buna bağlı olarak ortaya çıkan halk sağlığı sorunları değerlendirildi. Sağlık kavramının bugünün ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yeniden tanımlanması ve ekosistemin bir parçası olan insan için doğa merkezli bir tanımın geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. Ülkemizde Dilovası, Aliağa gibi sanayi yoğunluğu yüksek bölgelerde yapılan halk sağlığı araştırmalarının sanayiden kaynaklanan kirleticilerin insan sağlığı üzerine etkilerini açıkça ortaya koyduğu ifade edildi. Ardından yapılan forumda kendi yerelliğinde yaşanan çevre kirliliği ve bunun sonucu oluşan halk sağlığı sorunlarının ve yapılan mücadelelerin paylaşıldı.

Çevre Hukuku

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Sekreter Üyemiz Emine Girgin‘in kolaylaştırıcı olduğu “Çevre Hukuku” oturumunda ilk sözü alan Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu 19. YY‘dan itibaren anayasacılık kavramındaki değişimleri ve bunların anayasalara yansımalarını çeşitli ülke örnekleri vasıtasıyla aktardı. Halkın mücadelesinin anayasaya yansıdığını vurgulayarak, 21. YY‘da kent ve doğa mücadelelerinin sonuçlarının anayasalara yansıyacağını ve doğa merkezli anayasaların geliştirileceğini vurguladı.

31 Mayıs Çevre Mücadeleleri Günü

Oturumun ikinci konuşmacısı Avukat Mehmet Horuş, kırlar ve kentlerde sürmekte olan tüm çevre mücadelelerinin bugün Gezi direnişini yarattığını, sürdürülebilir kalkınma kavramının doğayı hiçe saymakta olduğunun bilinci ile reddedilmesi gerektiğini vurguladı. Anadolu‘nun dört bir yanında halkın yaşamına sahip çıkmak için doğa talanı projelerine karşı mücadele yürüttüğü, Halkın Katılım Toplantılarını protesto ettiği ve tüm bunların halkın özyönetim talebi olarak okunması gerektiğinin altını çizdi. HES protestosunda kaybettiğimiz Metin Lokumcu‘nun ölüm tarihi ve Gezi Direnişi‘nin yükseliş tarihi olan 31 Mayıs tarihinin “Çevre Mücadeleleri Günü” olarak kabul edilmesi önerisi getirildi. Avukat Can Atalay konuşmasında, İstanbul‘da işlenen kent suçlarına karşı verilen hukuk mücadelesinde hukuk dışı yöntemler ile engeller yaratılmakta olduğunu, kentsel dönüşüme karşı mahalle dernekleri tarafından açılan davaların sistematik olarak reddedildiğini, meslek odalarının dava açmaları ile ilgili kısıtların getirilmeye çalışıldığını aktardı. Oturumun son konuşmacısı Doç. Dr. Zeynep Kıvılcım, ekosistemin sürdürülebilirliğini esas alan doğa merkezli bir su hakkı tanımı yapılması ihtiyacını vurguladı.

Oturumun forum bölümünde ise Bakırtepe Çevre Platform temsilcileri tarafından Kangal‘da Siyanurlu Altına İzin Vermeyecegiz” mücadelesi hakkında bilgilendirme yapıldı. Av.Hüseyin Akbulat ve Av.Özgür Cenk Karabulut yaptıkları bilgilendirmede hukuk mücadelesinde karşılaştıkları sorunları ve hukuk mücadelesinin toplamsal desteğini oluşturmaya çalıştıklarını ve bu konuda herkesten destek beklediklerini söylediler. Hopa Derelerin Kardeşliği Platformunda Cevahir Efe Akçelik ve Derelerin Kardeşliği Platformundan Hüseyin Acar‘ın yaşadıkları deneyimleri aktardıkları bilgilendirmede halkın mücadelesini hukukun dar kalıplarına indirgenmeyecek kadar önemli olduklarını anlattılar. Eren Akyol Peri Suyuna yapılan 7 tane barajın nedenlerini ve yapılan hukuk savaşımını, Av. Nurperi Sancak ise yaşadığı köyde 2B Orman Yasası için açtığı davayı kazandığını ve yoksullara demokrasi olmadığını söyledi. Samsun Kavak Köseli köyünden Kadir Bey köylerinde yapılan Maden Ocakları karşı başlatıkları mücadele deneyimlerini paylaştı.

Süreçten Yansımalar

“Süreçten Yansımalar” oturumunda Prof. Dr. Fuat Ercan ve Dr. Özgün Akduran Metabolik Yarılma Sürecinde Malzeme başlıklı bir dinleti-sunum gerçekleştirdiler. Gezi Direnişinden görüntüler ve Özgün Akduran tarafından seslendirilen şarkı ile renklendirilen sunumda, insanın bedeni olan doğadan yabancılaşması olarak tanımlanan metabolik yarılmanın, kapitalist üretim sonucunda ortaya çıkan malzemelerin insan sağlığına etkileri ile sonuçlandığı vurgulandı.

Mühendislik Etiği

Çalıştayın forum oturumunda Doç. Dr. Nusret Karakaya Mühendislik Etiği konusunda yaptığı bilgilendirme ve yaşama ve çevreye sahip çıkmayı felsefi yönden irdeleyerek katılımcılara bu konu hakkında sesli düşünmenin yollarını aramayalız dedi. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası VII. Dönem Şube Başkanı Eylem Tuncaelli ise mühendislik örgütlülüğünün tarihçesini anlattığı sunumunda mühendis üzerine çerçeve sunum gerçekleştirdi.

İki gün boyunca süren oturumların sonlarında yapılan deneyim aktarımı, mücadele paylaşımı ve katılımcı bir şekilde gerçekleşen forumların da olduğu Çalıştay, katılan herkes tarafından büyük bir memnuniyetle karşılandı ve çalıştayın sürekliliği konusunda temennide bulunuldu.

Gezi Direnişinde kaybettiklerimizin anısına adadığımız Çalıştay‘da, Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş, Ethem Sarısülük, Mustafa Sarı, İrfan Tuna ve Medeni Yıldırım Anı Masası ile gün boyunca bizlerle idiler.

31 Mayıs 2011 tarihinde Artvin Hopa‘da HES‘ler ile oluşan Doğa Katlimanını protesto edildiği eylemde polisin attığı biber gazı sonucu kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden  Emekli Öğretmen Metin Lokumcu‘da Çalıştay‘da hep bizimle birlikte idi.

Çalıştayımızın web adresi olan www.yasamvecevre.org sitesinde oturumların sunumları, videoları ve fotoğrafları paylaşılacak ve bu sayfa yaşam ve çevre savunucularının buluşma yeri olarak olacaktır.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin internet sitesinden alınmıştır.
 


Spread the love