TMMOB’de birleşik mücadeleye çağrı! - Doç. Dr. Savaş Karabulut

5-7 Haziran 2026 tarihleri arasında TMMOB Teoman Öztürk Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirilecek olan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) 49. Olağan Genel Kurulu; sadece TMMOB’ye üye mühendis, mimar ve şehir plancılarının geleceğini değil, ülkenin içine sürüklendiği koşullara karşı nasıl bir yol ve yöntemle birleşik bir mücadelenin teorik planı ile pratiğinin tartışılacağı bir atmosferin yaratılması açısından da önemli bir görev yeridir. Bu temel çerçevede, söz konusu görevin yerine getirilmesi; ekseninden kaymış bir TMMOB’nin, yeniden geleceğe dönük bir mücadele programına sahip olmasıyla mümkündür. Bunun bir ihtiyaçtan öte, adeta yaşam ve nefes alma zorunluluğu olduğu açıktır. Geleceksiz bırakılmanın temel nedenlerinden biri ise geleceği kuracak kadroların ihtiyaçları belirleme konusundaki yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Uzun yıllardır TMMOB kurullarının oluşturulma süreci; demokratik teamüllerin aksine, siyasi bir elit oluşumuna dönüşmüş ve yeni kadroları kapsayıcı olmayan bir anlayışla şekillenmiştir. Kadroların çoğulluğu yerine tekçi anlayışın hâkim olduğu bu karanlıktan çıkışın yolu ise TMMOB’de demokratik birliktelik ve kapsayıcı bir yöntemin tercih edilmesinden geçmektedir.

TMMOB’ye üye mühendis, mimar ve şehir plancılarının “beyaz yakalı” tanımıyla sınıftan koparılmadığı; aksine sınıfı besleyen bir noktaya taşınmasının vakti gelmiştir. Sınıf dostu, demokratik, toplumcu ve özgürlükçü birlikteliklerin; bu birlikteliği güçlü bir tepkiyle taçlandıracak kadrolarla birlikte yığınları harekete geçirmesi elbette mümkündür. TMMOB yürütmesinin yığınlarla bir araya gelerek “BİZİM DE SÖYLEYECEK SÖZÜMÜZ VAR!” şiarıyla gerçek eksenine yeniden dönme kararlılığını göstermeye ihtiyacı olduğu açıktır. Bu duruşun oluşabilmesi için TMMOB’nin kaydığı eksenden gerçek konumuna taşınmasının; ilerici, sosyalist, devrimci, demokrat ve özgürlükçü bir programla mümkün olduğunun altını çizmek gerekmektedir. Uzun zamandır TMMOB’nin böyle bir programa sahip olmadığı görülmektedir.

TMMOB; günlük rutinlere sıkışan bir yapı olmaktan çıkarak, geçmişin gündemiyle değil, geleceğe dair tasarrufu olan bir mücadele programını önüne koymalıdır. Bu programda; mühendis, mimar ve şehir plancılarının emeğini öne çıkaran, işsizliğe, güvencesizliğe ve örgütsüzlüğe karşı özlük haklarını savunan; AKP iktidarıyla bütünleşmiş sermayenin emeğe yönelik saldırılarına karşı birleşik bir mücadeleyi büyüten bir anlayış hâkim olmalıdır. TMMOB, emek sömürüsüne ve ucuz iş gücüne karşı birleşik emek mücadelesinin büyütüldüğü, sermayenin saldırılarına karşı daha örgütlü bir yapı haline gelmelidir.

Ülkenin içinden geçtiği koşullar ağırdır. Kayyımlarla uygulanan her türlü antidemokratikleşmeye, seçilmiş iradenin tekçi ve otokratik anlayışına karşı birleşik bir emek cephesini yeniden kuracak yeni bir program merkeze alınmalıdır. Dışa bağımlılığı tescillenmiş; NATO ve emperyalizmin dahi hayal edemeyeceği imkânları kendisine pay eden iktidara karşı TMMOB’nin sosyalist ruhunu yansıtacak bir iradenin oluşması; mevzilerdeki yığınların örgütlü ve kararlı bir tutumla yeniden alanlarda yer almasıyla mümkündür.

Başka bir TMMOB’yi el birliğiyle inşa etmeliyiz!

Genel Kurul’a yoğun katılım göstererek, bıkmadan ve usanmadan demokratik bir TMMOB’yi yeniden inşa etmenin tam zamanıdır. TMMOB’yi sosyalist, ilerici-demokrat ve özgürlükçü bir zeminde; daha örgütlü ve kararlı bir hatta taşımak üyeleriyle mümkündür.

Sadece yerellerde ve örgütsüz biçimde yürütülen ekolojik yıkıma karşı mücadelenin; merkezden ve politik bir hat içerisinde örülmesinin mümkün olduğunu biliyoruz. Vahşi madencilik, suyun özelleştirilmesi, ormanların satılması, tarım alanlarının imara açılması, kentlerin yaşam alanı olmaktan çıkarılıp beton tabutlara dönüştürülmesi, yağmacı enerji politikaları ülkeyi her geçen gün daha yaşanmaz hale getirirken itirazların daha etkin örgütlenmesi gerektiğini deneyimliyoruz.

Taşkınlar, seller ve heyelanlarla baş etmek yerine; doğaya karşı işlenen suçları büyüten politikalar karşısında mücadele eden mühendis, mimar ve şehir plancılarının örgütlü mücadelesi olmadan bu düzen değişmeyecektir. Tüm bu yıkımlara karşı yalnızlaştırılmış ve terk edilmiş bir isyana sırt dönmenin TMMOB ilkelerine yüz çevirmek anlamına geldiğini bilerek; ekolojik yaşamı yalnızca açıklamalarla değil, yerel örgütlülüğü büyüten bir mücadele hattıyla savunmak TMMOB’nin görevi olmalıdır. Doğayı savunmak yetmez; o doğayı gelecek nesillere taşıyacak kadınların, gençlerin, akademisyenlerin, emeklilerin, özel ve kamu alanında çalışan TMMOB üyelerinin toplumcu bir çalışma ortamında örgütlenmesini sağlamak gerekir. Terk edilen tüm alanları daha güçlü kılmanın zamanı çoktan gelmiştir. Alanlardan meydanlara uzanan bir yolun mümkün olduğunu gösterecek bir teorik hattın oluşturulması da gerekmektedir.

TMMOB’nin, uzun süredir tek başına bir irade olmadığı bir dönemde dahi; diğer tüm kurumları harekete geçirecek bir mücadele programına sahip olmasının mümkün olduğunu geçmişten aldığı mücadele ruhuyla biliyoruz. Otokratik işleyiş karşısında demokrasinin mümkün olduğunu vurgulayarak; emekçiyi aç bırakan, emekliyi yok sayan, kimlikleri tanımayan AKP karanlığına karşı sınıfsız, sömürüsüz ve demokratik bir Türkiye’de buluşmanın tam zamanıdır. TMMOB’nin birleşik mücadele eksenini ortak politik bir zeminde buluşturduğu; “Tam Bağımsız, Demokratik ve Emekten Yana” çizgisini güçlendirdiği; meslek alanlarını piyasacı ve dar grup çıkarlarına terk etmeyen bir anlayışla demokratik, ekolojik ve sınıfsız bir toplum mücadelesinin yeniden muhalefet odağı olması mümkündür. “Düzene ve sermayeye karşı muhalefet” edecek birikime sahip kadrolarıyla TMMOB’nin bu görevi daha fazla ertelememesi gerekmektedir. Bizler; “SÖYLEYECEK SÖZÜ” olanların buluşması hâlinde bunun mümkün olduğunu biliyoruz. Yaklaşık 1 milyon üyesi ve 5 milyonluk ailesiyle; işyerlerindeki örgütlü kadrolarıyla yeniden demokratik bir Türkiye’yi yaratmak mümkündür.

Emeğin özgürleştiği, anti-kapitalist ve anti-emperyalist mücadelenin büyüdüğü bir hattın ilk adımının NATO’ya karşı durmak olduğunu da biliyoruz. NATO’ya karşı durmak; emperyalizmin bölgesel savaş politikalarına karşı barışı savunmaktır. Savaş, işgal ve yıkım politikalarına karşı dünya halklarının kardeşliğini savunan ve sömürü düzenine karşı sosyalist bir dünyayı birlikte kurmayı hedefleyen bir mücadele ekseninin TMMOB’de de kurulması mümkündür.

Finans kapitalin işçi sınıfına düşman iktidarları ve uluslararası aygıtlarıyla birlikte yarattığı daha fazla yoksulluk, güvencesizlik, baskı ve kamusal kaynakların yağmalanmasına karşı; mühendis, mimar, şehir plancılarının söyleyecek sözü olmalıdır. Bizleri açlığa, sefalete, işsizliğe ve düşük ücretli güvencesiz çalışma koşullarına mahkûm eden bu düzene karşı boyun eğmeyen mühendislerin taleplerini meydanlara taşıma vakti gelmiştir. Kayyımlar, baskılar ve mutlak butlanlar gibi her türlü antidemokratik işleyişe karşı demokratik birlik anlayışıyla mücadele etmek gerekmektedir.

Tam da bu noktada;
Artık karanlıktan kurtulmanın zamanı gelmiştir…
Alanlardan meydanlara akmanın tam zamanıdır…
Emperyalizme, Siyonizme ve NATO’ya karşı barışı egemen kılmak için ayağa kalkmak gerekmektedir…
Mühendis, mimar ve şehir plancılarının güvencesiz çalışma koşullarına, düşük ücretlere ve işsizliğe karşı örgütlü bir emek mücadelesini sınıfın saflarında yükseltmenin yolu bellidir…
Üniversiteleri bir gecede kararnamelerle kapatıp yeniden açarak gençleri geleceksiz bırakanlara karşı söz söylemek gerekmektedir…

Demokratik bir Türkiye ancak sömürünün olmadığı, sınıf bir toplumda halkın iradesiyle mümkündür!

Doğayı, ormanı, toprağı ve suyu özelleştirip satanlara karşı; ekolojik yıkımı durduracak ortak bir mücadele programında birleşilmelidir.

Sınıf düşmanı uluslararası ve ulusal sermaye grupları dağıtılmalı, tekeller yıkılmalı ve emeğin kurtuluşu için bağımsız bir Türkiye mücadelesi büyütülmelidir…

Tüm bunlara karşı TMMOB yönetimine ve üyelerine mücadele etme kararlılığı ve bu görevi üstlenme sorumluluğu düşmektedir. TMMOB’yi Demokratik Birlik anlayışıyla mücadele ederek yeniden eksenine döndürmek mümkündür. Taşın altına elini koymanın zamanı gelmiştir. TMMOB’yi yeniden inşa etmek için “senin de sözün olmalı” diyerek birlikte mücadele etmeye çağırıyorum.

Doç. Dr. Savaş KARABULUT / Jeofizik Mühendisleri Odası TMMOB YK Adayı