Rize’deki sel ve heyelanın ardından

12 kişinin öldüğü Rize Gündoğdu’daki sel felaketinin ardından yaralar yavaş yavaş sarılmaya çalışılırken, Karadeniz Sahil Yolu’nun kabına sığmayan dereler yarattığı gerçeği bir kez daha ortaya çıktı.

Beldede incelemelerde bulunan Rize Jeoloji Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Jeoloji Yüksek Mühendisi Hakan Yanbay, Karadeniz Sahil Yolu’nun vadilerden gelen suya adeta set çektiğini belirterek, “Yolun arkasında kalan evler su baskınına maruz kaldı” dedi.

Yanbay, “Bölgede topografya çok eğimli. Bu eğim, değişik noktalarda yüzde 60’a ulaşıyor. Çok ayrışmış bir zemin var. Uzun zamandan beri bölgede bir kuraklık hakim. Ani yağışla birlikte su zemine sızmadan akışa geçti. Vadi çevresindeki yamaçlarındaki arazi ve evler zarar gördü. Diğer yandan insan elinin değmesi sonucu yaşanan faktörler var. İnsan faktörü sel ve heyelanda ön plana çıkıyor. Bunun ilki yapılaşmada yanlış yer seçimi. Ayrıca adeta her eve ayrı ayrı yapılan yollar arazinin dengesini bozuyor. Bunun da heyelanlarda çok etkili olduğunu gördük. Karadeniz Sahil Yolu’nun yapımından sonra yolun arkasında kalan evler de su baskınına maruz kaldı. Çünkü vadilerden gelen sular Karadeniz Sahil Yolu nedeniyle denize deşarj olamadı. Buna kesinlikle dikkat edilmesi lazım” dedi.

Jeoloji Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Semih Peker de yaptığı açıklamada Karadeniz Bölgesi Afet Risklerini Azaltma Strateji Planı’nın bir an önce oluşturularak hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.Peker, ‘Gündoğdu Beldesi eski bir yerleşim bölgesidir. Beldenin hemen kuzeyinden Karadeniz Sahil Yolu geçmekte olup beldenin sahilindeki yaklaşık yüzde 50 yerleşim bölgesi bu yolun kotundan 2-3 m daha aşağıda bulunmaktadır. Yani yolun kotu daha yüksektir. Dolayısıyla yamaçtan gelen suların sahil yolu tarafından engellendiği bu suların rahatça denize ulaşmadığı gözlemlenmiştir’ dedi.

Bilinçsiz ve denetimsiz yapılaşmanın heyelana neden olduğunu söyleyen Peker, “Bölgede vatandaşın ev yapmak için yaptığı kazılar ve yamaç üzerinde yapılan yol kazıları sebepleriyle doğal dengede olan yamaç, insan eliyle tahrip edilmiştir. Bu yapılan kazı çalışmaları sonucunda bölgeye yağan aşırı yağışlar zemin içine sızarak su ile doygunluğa ulaşmış ve yerçekimi etkisiyle yamaç aşağıya doğru kaymaya geçmiştir. Kayan zemin önüne ne çıkarsa alıp götürmüştür” şeklinde konuştu.

Derelerin Kardeşliği Platformu Dönem sözcüsü Ömer Şan da ‘Bu yalnızca doğal afet değil, insan elinin verdiği zararı görmezden gelemeyiz” şeklinde açıklamada bulundu. Şan Mayıs-Haziran ve Eylül-Ekim dönemlerini yağışlı geçiren bölgenin küresel ısınmanın etkisiyle ortaya çıkan lokal yağışlarla beraber risk altında kaldığını belirtti. ‘Fakat bizim için heyelanı tartışırken görülmesi gereken nokta insan eliyle verilen zararlar’ dedi. İnsan eliyle verilen zararla kast edilenleri ise şu sözlerle açıkladı: “Bölgenin yapısı zaten müsait. İnsan elinin dediği alanların büyük etkisi var. Tarım alanları açılırken bitki örtüsü bozuldu. Bölgedeki vadilerin daraltılması, imara açılması için izlenen kontrolsüz yöntemler de bölgemizin heyelanlardan bu denli zarar görmesine yol açıyor’. Şan’a göre bunlar en önemli faktörler. Fakat bunlardan sonra sıralamaya Sahil Yolu Projesi’ni, HES projeleri ve taş ocağı çalışmalarını da eklemek gerekiyor. Şu an sel ve heyelanın yaşandığı Gündoğdu Veliköy bölgesinde HES projesi olmadığını ifade eden Şan ‘Bu vadide HES’in olmaması diğer vadilerin tehlike altında olduğu gerçeğini değiştirmez. Biz en başından beri bakanların ve diğer yetkililerin aksine tehlikenin artacağını söylüyoruz’ dedi.

Ömer Şan bilim insanlarının, bölge halkının bilgi ve tecrübeye dayanarak yaptığı uyarıların yetkililer tarafından dikkate alınması ve afet uyarı sisteminin hayata geçirilmesini istediklerini belirtti.

politeknik.org.tr