Kentsel dönüşüm değil, kentsel yenilenme istiyoruz-Serdar Karaduman

Sağlıklı ve yaşanabilir kentsel mekân üretimi açısından oldukça sorunlu bir kentleşme tarihi olan ülkemiz için kentsel mekânın yeniden düzenlenmesi önemli bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyacın çözümü için geliştirilecek gerçekçi uygulamalar, soruna sosyal, ekonomik, kültürel ve fiziksel yönleriyle yaklaşmalı; kent, bölge ve hatta ulusal ölçekte bir bütünlük içermelidir.Ne var ki, siyasi iktidarın yakın dönemde çıkardığı kentsel dönüşüme ilişkin bir dizi yasaya dayanan uygulamalar yukarıda belirtilen toplumsal kaygılardan yoksun niteliktedir. Bu durum kentsel dönüşüm uygulamalarını “barınma hakkını ihlal eden sosyal yıkım projelerine” ve “kentlerin planlı gelişimi önünde bir engele” dönüştürmektedir. 
 
Kamu sermayesi yağma aracı haline getiriliyor 
Ankara Mamak, Dikmen; İstanbul Ayazma, Maltepe ve Zeytinburnu örneklerinde ortaya konan uygulamalarda, yerel halka yaşadıkları mekânların düzenlenmesine ilişkin söz ve karar hakkı verilmemiş; sosyal ve ekonomik koşulları yok sayılmıştır. Bu çerçevede kentsel dönüşümden daha çok tasfiye projelerine dönüşen uygulamalar, konut kredileri aracılığıyla uluslararası finans çevreleriyleiçiçe geçmiş büyük ölçekli inşaat şirketlerinin kentsel ranta el koyma projelerine dönüşmüştür. Bu planın işlemediği yerlerde TOKİ devreye sokulmuş ve kamu sermayesi de bu yağmanın aracı hale getirilmiştir.Kentsel mekâna yatırım yapan sermayenin ölçeğinde ve niteliğindeki değişime paralel olarak artan kâr oranları, bu bölgelerde yaşayan halkın barınma haklarını bile koruyamamalarına neden olmaktadır. Kentleşme sürecinde yeni bir döneme işaret eden bu durum, kentsel katılım açısından değerlendirildiğindeyse kentte yaşayanların söz hakkının büyük sermaye çevrelerine teslimi anlamına gelmektedir. 
Adil bir kent için hangi ilkeler önemli? 
Bütün bu olumsuz uygulamalara karşın, yeni bir anlayışla yapılacak bir kentsel yenilenme, sosyal ve mekânsal bir ihtiyaçtır. İlk kentsel dönüşüm uygulamalarında da görüldüğü gibi, rantsal bölüşümü ve tasfiyeyi değil ihtiyaçları karşılamayı hedefleyen gerçekçi ve adil bir kentsel yenilenmeşu temel ilkeler etrafında gerçekleştirilmelidir: 
İmar Aflarının yarattığı hakların ötesinde bir yaklaşım geliştirilerek, barınma ve konut hakları göz ardı edilmemeli, bu alanlarda yaşayanlar açısından kentsel dönüşümün sosyal bir yıkıma dönüşmesi engellenmelidir. Bu kesimlerin barınma hakkı olduğu gerçeğinden hareket edilerek, durumu ne olursa olsun bölgede yaşayanlara en az bir konut sağlanmalıdır. Bu bölgelerde yaşayan halk dönüşümle yaşadıkları çevreden uzak yerlerde iskân edilmemelidir. 
Dönüşüm sonucu ortaya çıkacak kentsel çevrenin belirlenmesi ve projenin yönetimi sürecine halk katılmalıdır. Projelerde konut edinme koşulları buralarda oturan halkın ödeme gücü düşünülerek yeniden düzenlenmeli ve ödemeler iskânsonrası başlatılmalıdır. Bölgede kiracı olarak yaşayanların da barınma hakkı olduğu unutulmamalı ve onlarınbarınma haklarının korunması için de gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Projeden etkilenenlerin tümüne konut sağlanıncaya kadar günümüz koşullarına uygun kira yardımı yapılmalıdır. 
Kentsel yenilenme sürecinde ne istiyoruz? 
Bizler, emeğimizle varolan kentin olanaklarından eşit ve ihtiyacımız kadar yararlanmak istiyoruz. Lüks evlerde yaşamıyor olmamız, her şeyin en kötüsüne layık olduğumuz anlamına gelmiyor. Bizler Ankara’nın planlı bir kent olmasını ve bu çerçevede gecekondu mahallelerinde öngörülen okul, yol, su yatırımlarının bir an önce gerçekleşmesini istiyoruz. 
Son on yılda ıslah planları ile evleri kente yakın gecekondulular belki daire sahibi oldu ama bizler, evlerimizin bulunduğu yerler müteahhitlere yeterli karı sağlamıyor diye yoksulluğa ve yoksunluğa mahkûm durumdayız. Islah planları yapılmış ancak henüz hiç bir dönüşüm yaşamayan ve piyasa yüzünden de dönüşemeyecek alanlarda, ıslah planlarına “alternatif” kentsel yenilenme projeleri istiyoruz. 
Bizler artık, eski model otobüslerde balık istifi olmak istemiyoruz. Ucuz, ihtiyacımız kadar sık ve günün her saatinde binebileceğimiz toplu taşım araçları talep ediyoruz. Metrolar, raylı sistemler yapılırken gecekondu mahallelerinin adı hiç anılmıyor. Bizler Mamak’a Altındağ’a kadar uzanan raylı sistemler istiyoruz. Çağdaş toplu taşım araçları bizim de hakkımız. 
Bulunduğumuz mahallelerde çalışacağımız iş alanlarının açılmasını ve gerçek meslek edindiren kurslar istiyoruz.Mevcut sağlık ocaklarımızın geliştirilmesini, olmayan yerlerde sağlık ocakları açılmasını istiyoruz. 
Bizler mahallelerimizi seviyoruz. Buraların daha yaşanılabilir olması için, geceleri sokakların aydınlatılmasını, semtlerimizde parklar yapılmasını, sokaklarımızın temizlenmesini, çöplerimizin düzenli olarak toplamasını istiyoruz. Kötü hava koşullarında buzlanan yollarımızın açılması için belediyelerin bizim mahallerimize de uğramasını istiyoruz. 
Sadece Alışveriş Merkezleri ve Büyük Marketlerle ile yetinmek istemiyoruz, hepimizin rahat ulaşılabileceği mahalle içlerine de pazar yerleri kurulmasını istiyoruz. 
Mahallerimizden geçen çöp arabalarından ve çöp kokusundan artık bıktık. Mamak çöplüğünün kaldırılmasını istiyoruz. 
Yoksulluk ve yoksunluk kaderimiz değil, bu kaderi değiştirmek elimizde!
 
 
 
*Bu yazı Mamak Halk Gazetesi’nde yayınlanmıştır.