‘Böyle Kentsel Dönüşüm Olmaz’

Bakanlar Kurulu’nun, Ankara Yukarı Dikmen Vadisi’ni “kentsel dönüşüm gelişim alanı” ilan eden kararının iptali talebiyle, Dikmen Vadisi Barınma Hakkı Bürosu öncülüğünde açılan davada, bilirkişi incelemesi tamamlandı. Bilirkişi heyeti, projeye dair sınır onay işleminin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığı tespitinde bulundu

Ankara Büyükşehir Belediyesi, Dikmen Vadisi’nde uygulamak istediği kentsel dönüşüm projesinin, açılan davalar sonucu iptal edilmesi ve Vadi halkının barınma hakkı mücadelesindeki direncinin kırılamaması üzerine, 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun “Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı” başlıklı 73. maddesinde yapılan değişikliği fırsat bilerek, konuyu Bakanlar Kurulu’na taşımıştı. Bakanlar Kurulu’nun, Resmi Gazete’de yayımlanan 07.07.2010 tarih ve 2010/667 sayılı kararı ile de, Yukarı Dikmen Vadisi “kentsel dönüşüm gelişim alanı” olarak ilan edilmiş ve devamında büyükşehir belediyesi, “Dikmen Vadisi Son Etap Kentsel Dönüşüm Projesi” adı ile, önceki projeyi yeniden uygulamaya koymuştu.

Bakanlar Kurulu’nun söz konusu kararına karşı Dikmen Vadisi Barınma Hakkı Bürosu öncülüğünde bir iptal davası açılmış ve dava, Danıştay 6. Dairesi’nde görülmeye başlanmıştı. Bu davayı yürüten Barınma Hakkı Bürosu avukatları, söz konusu kararın kamu yararına aykırılığına değinmişler, özünde bir yağma projesine yasallık ve gerekçe yaratılmak istendiğini ifade etmişlerdi. Davada, Başbakanlık yanında İçişleri Bakanlığı ile Ankara Büyükşehir Belediyesi de davacı idare olarak yer almıştı.

Davayı ele alan Danıştay 6. Dairesi, uyuşmazlık konusunda bir bilirkişi incelemesi yapılmasına karar vermiş, bu amaçla Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir Bölge Planlama Bölümü ile Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü’nde görev yapan üç bilim insanından oluşan bir bilirkişi heyeti seçilmişti. Söz konusu bilirkişi heyeti, Dikmen Vadisi’nde gelerek yerinde keşif işlemi de yapmıştı.

’Planlama yok, analiz yok, halkın görüşü yok’
Bu kapsamda, üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan rapor tamamlanarak Mahkemeye sunuldu. Toplam 20 sayfayı bulan 22.10.2012 tarihli bu raporda; projeye dair sınır onay işleminin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığı tespitinde bulundu.

Bilirkişilerin raporda yer alan son derece çarpıcı tespitleri ve varılan sonuçlar özetle şöyle:

* Kentsel dönüşüm, tüm kentlinin haklarının korunmasını garanti altına alabilecek olan planlama sistemi bütününde ele alınmamıştır. Bu nedenle, tüm Ankaralıların sağlığı açısından elzem olan hava koridoru gereği gibi korunamamakta, kamu alanlarının yoğun olması nedeniyle olanaklar olduğu halde bu koridoru geliştirme olanağı elden kaçırılmaktadır.

* Bireysel haklara riayet edilip edilmediği, yapı stokuna ilişkin tespit fiziki analizler yapılmadığı için belirsizlik taşımaktadır.

* Bireylerin kendi yaşama alanlarında yaşamlarını, kendi sosyo-kültürel yapılarına uygun şekilde sürdürme olanaklarının devam edip etmediği veya özgür iradeleri ile zorlanmadan tercihlerini kullanıp kullanmadıkları belirsizdir.

* Planlama kararları, topografya, jeolojik yapı, zemin koşulları gibi analizlere dayanmadığından güvenli yaşam alanı oluşturmanın ilk parametreleri dikkate alınmamıştır.

Bilirkişi heyeti ayrıca; “Gecekondu sahiplerine hak ettikleri oranda hakları verildiğinde, kamusal alanların satışından gelir beklentisi olmadığında, kendi kendine yenileme maliyeti çıkaracak şekilde eskiyen kent kısımlarının yenilenmesi ve de üstün kamu yararının da sağlanması alternatifi bulunmaktadır. Bunun sağlanabilmesi için, sürecin açık şeffaf ve katılımlı bir şekilde yürütülmesi, projelerin ve ihalelerin denetlenmesi şarttır” görüşüne de yer verdi.

’Projenin vicdana, akla ve bilime aykırı olduğu kanıtlandı’
Davanın avukatı ve aynı zamanda Barınma Hakkı Bürosu hukuk danışmanı olan Av. Ender Büyükçulha, konuyla Sendika.org’a konuştu. Büyükçulha, söz konusu bilirkişi raporunun Dikmen Vadisi Kentsel Dönüşüm Projesi’ne dair öteden beri bilim çevreleri ve kamuoyu tarafından dile getirilen haklı itiraz ve kaygıları bir kez daha teyit ettiğini söyledi. Ortada kamunun ve kentin yararına bir iş yapılmadığının, bu projenin vicdan yanında bilime ve akla da aykırı olduğunun kanıtlandığını dile getiren Büyükçulha sözlerini şöyle noktaladı:

”Bilim insanlarının ve bilim kurumlarının bu haklı tespitinin, yargı organları ve büyükşehir belediyesi tarafından da artık dikkate alınmasını, kentte yaşayan yurttaşlarımız ve özellikle vadi halkı için uzun yıllardır bir karabasana dönüşen mevcut projeye son verilmesini, nihayetinde halkın ve kentin yararına, halkın barınma ve yaşam hakkını da gözeten yapıcı adımların atılmasını diliyoruz”

Kaynak: Sendika.Org