TMMOB ve Demokrasi – TMMOB Demokrasi Kurultayı (1998)

1998 Yılında yapılan TMMOB Demokrasi Kurultayı’nda, öncesinde örgüt birimlerindeki uzun ve binlerce üyenin katıldığı tartışmalar sonucunda TMMOB Demokrasi Programı belgesi kabul edildi. Bu belgenin TMMOB ve Demokrasi başlıklı bölümünü yayınlıyoruz.

TMMOB ve DEMOKRASİ

Mühendis ve mimar örgütlenmesi ile demokrasi ilişkisini iki ana başlık altında incelemek olanaklıdır: Örgüt içi demokrasi ve TMMOB’nin ülkenin demokratikleşmesinde sahip olması gereken işlevler. Bu ayrımı yaparken unutmamamız gereken önemli bir nokta her iki alan arasındaki etkileşmedir: Demokrasinin ülke çapındaki gelişmişlik düzeyi, o ortamda yaşayan örgütün iç ilişkilerini ve demokratik gelişimini etkiler. Örgüt kendi iç demokratik işleyişinin gelişimi için de ülke demokrasisinin gelişmesi için verilen mücadeleye katkıda bulunmak zorundadır, ya da daha güçlü katkıda bulunabilmek için demokratik işleyişini geliştirmek zorundadır.

Örgütün bu gün içinde bulunduğu durumu aşağıdaki koşullarla birlikte değerlendirmek zorundayız:

12 Eylül Dönemi’nin tüm toplumsal muhalefete yönelen saldırısından mühendis-mimar topluluğu ve örgütü de payını almıştır.

Önceki dönemin yöneticileri, önder kadroları örgütten koparılmıştır.

Depolitizasyon, siyasi islamın ve şovenizmin devlet tarafından, sol ideolojik hegemonya yokluğunda dayatılması mühendis-mimar topluluğunu da derinden etkilemiştir.

Paranın en yüce değer haline getirilmesi ile toplumsal değer yargılarının alt üst oluşu sonucunda köşe dönmeci zihniyet mühendis-mimar topluluğunu da etkilemiş, bireyci ideoloji ön plana çıkarken, örgütlenme ve kollektif mücadele anlayışı bireylerin zihinlerinde zaafa uğramıştır.

Aynı sarsıntı TMMOB ve Odalarımızda geçmişten gelen bazı zaafları güçlendirerek; bütünselliği reddeden, iş bitirici-gündelik politikaları, bireyciliğe dayalı çalışma biçimini öne geçiren, kendini, mesleğini, şubesini ya da Odasını her şeyin önüne koyan küçük girişimci anlayışın çeşitli yönetim düzeylerinde etkili olmasına neden olmuştur.

ÖRGÜT İÇİ DEMOKRASİ

Örgüt içi demokrasi konusunu ele almak için önce TMMOB örgütlenmesi konusunda bazı tespitler yapmak gerekiyor:

– TMMOB ve Odalar meslek örgütleri olarak üyelerinin mesleki ve toplumsal gelişmelerini sağlamak ve mühendislik-mimarlık alanının mühendis-mimarlar adına düzenlenmesi görevini üstlenmiştir.

– Giderek sayıları artan farklı meslek disiplinlerinin özel sorunlarının yanında mühendis-mimar topluluğunun ortak sorunlarının ağırlık kazanması, çalışma alanları ve konularının çok sayıda disiplinin birlikte çalışmasını zorunlu kılması, mühendis ve mimarların bir örgüt çatısı altında birlikte örgütlenmelerinin nesnel koşullarını oluşturmakta, bu da TMMOB’ne bir meslekler arası dayanışma örgütü niteliği kazandırmaktadır.

– 12 Eylül müdahalesi sonrasında Anayasa’da ve TMMOB Kuruluş Yasası’nda yapılan değişikliklerle kamuda çalışanların üye olma zorunluluklarının kaldırılmış olmasına rağmen, bu gün ülkemizde mevcut mühendis ve mimarların çok büyük bir çoğunluğu TMMOB’ne bağlı Odalara üye bulunmaktadır. Bu nedenle TMMOB mühendis ve mimarların kitle örgütüdür.

O halde:

– TMMOB, meslek alanlarının, halkın ve üyelerinin çıkarlarını gözeterek düzenlenmesi, üyelerinin ortak sorunlarının çözümlenebilmesi için politikalar oluşturmak ve etkinlikler yapmak zorundadır.

– Görevlerini etkin olarak yapabilmesinin en önemli ön koşulu politika oluşumu ve etkinliklerin üyelerin mümkün olan en geniş katılımı ile güçlü kılınmasıdır:

– Üyelerin geniş katılımını sağlamanın tek yolu da demokratik ve katılımcı bir iç işleyişin etkili bir biçimde sürdürülmesidir. Diğer bir deyişle örgüt bir demokratik kitle örgütü olmalıdır.

– TMMOB başlangıçta korporatist bir anlayışla devlet tarafından kurulmuş bir meslek örgütü olmasına rağmen, özellikle 1970 ve 80’li yıllardan günümüze doğru artan mühendis-mimar sayısı, üyeleri içinde emekçi ve işsiz oranının ve demokrat dünya görüşlerinin ağırlık kazanması nedenleriyle, kendi iç dinamiği ile, bu süreç içinde demokratik bir kitle örgütü haline gelmiştir.

TMMOB bünyesinde örgüt-üye ilişkilerinde yaşanan sorunları daha iyi anlayabilmek için demokratik kitle örgütü kavramına biraz daha yakından bakalım:

– Demokratik kitle örgütleri ortak sorunları olan toplum kesimlerinin bu sorunların birlikte ve bir araya gelen üyelerin birleşik gücünden kaynaklanan daha güçlü bir mücadele ile çözümünü sağlamak üzere oluşturdukları örgütlerdir.

– Bir demokratik kitle örgütünün üyeleri uygulanacak ortak politikaların oluşumuna katılabildiklerini ve ortak mücadelenin sonucunda kendilerinin de sorunlarının çözülebildiğini bildikleri sürece kendilerini örgüte bağlı hissederler ve o ölçüde de ortak etkinliklere katılır ve güç verirler.

– Üye örgütün yönetimi ve uygulanan politikaları ile kendini temsil ettiğini hissetmelidir. Temsil konusunda iki ölçütten söz edilebilir: Farklı üye kesimlerinin yönetimde üye tabanındaki ağırlıkları ile orantılı biçimde temsilci bulundurmaları veya uygulanan politikaların bu kesimlerin taleplerini karşılayabilmesi.

– Üye sayısı az olan örgütlerde doğrudan demokrasi benzeri uygulamalarla üyelerin katılımını artırmak mümkün olsa da, TMMOB gibi büyük örgütlerde üye-örgüt ilişkilerini sürekli kılacak farklı mekanizmalar, örneğin işyeri temsilcilikleri, oluşturulması zorunludur. Üye bu mekanizmalar yoluyla ilettiği talep ve görüşlerinin değerlendirildiğini veya dikkate alındığını, oluşan kararlara kendisinin de katkıda bulunabildiğini ya da bulunabileceğini bilmelidir.

Buradan hareketle TMMOB’nin demokratik kitle örgütü olma açısından taşıdığı zaafları sıralayabiliriz:

– TMMOB’de iki yılda bir yapılan seçimlerle birim yöneticilerinin belirlenmesi biçiminde bir temsili demokrasi mekanizması işlemektedir. Ancak uygulanan politikaların üye tabanındaki emekçi işsiz ağırlığının talepleri ile çakıştığını söylemek zor hatta imkansızdır.

– Genel kurullarda tartışmalara katılım çok kısıtlı olurken çalışma programları tartışılamamakta, karşı siyasi görüşlerin örgüte hakim olma tehdidi önceki dönemde uygulanmış olan politikaların üye tarafından etkin bir biçimde sorgulanmasını engellemekte, katılım mekanizmalarının etkisizliği sonucu dönem içinde yapılamayan denetim genel kurullarda da yapılamamaktadır.

– Gerek bu durum, gerekse doğal delegeliğin yaygınlığı ve seçime yönelik danışma kurullarının ön seçici kurullar gibi çalışması örgüt içi kastların oluşumuna elverişli koşullar yaratmaktadır.

– Üyelerin katılımını sağlamanın en önemli mekanizması olan işyeri temsilcilikleri ya örgütlenmemekte ya da etkin bir işleyişe kavuşturulamamaktadır.

– Üyesi ile ilişki kurmanın zorluklarından kaçan bir çok Oda ya da Şube yöneticisi güçlü olmanın yolunu çok gelir getiren çalışma yöntemlerinde, yerel güç odakları ile ilişkilerde ve iyi çalışan bir oda bürokrasisinde görmektedir.

– Bu yöntemler bir kez esas alınınca birimlerin çalışma tarzı ve kadro anlayışları da buna göre düzenlenmekte, gelir getirici etkinliklere yönelik yapılaşmalara gidilmektedir. Bu amaçla oluşturulan oda bürokrasisi kalıcılaşmakta, yer yer kendi varlığını öne çıkaran ve korumaya çalışan ideolojiler üretmeye de başlamaktadır.

– Ekonomik koşulların da uygun olduğu yörelerde bu yöntemlerle güç kazanan bazı şube yönetimleri, bütünsel mücadeleyi reddetme noktalarına kadar ulaşarak ayrılıkçılığın ideolojisini geliştirmekte, kendi alanında kontrolü elinde tuttuğu, yeteri kadar güçlü olduğu, örgütün diğer birimlerinin kendisine yük olduğu gibi düşüncelerle Oda merkezinden bağımsız olmayı istemektedir. Kimi Oda yönetimlerinin TMMOB’ne yaklaşımları da aynıdır.

– Bütün bunların sonucunda sadece yönetim kurullarından ibaretmiş gibi görünen, parası olan Şube ya da Odanın egemen olduğu, üye ilişkileri çok sınırlı ve üye tabanında örgütün gerekliliğinin ve yararlılığının sorgulandığı, “örgüt bizim için ne yapıyor ki” söyleminin çok yaygınlaştığı bir TMMOB ile karşı karşıyayız.

– Büyük Odaların bünyesinde yeni doğan az sayıda üyesi bulunan disiplinlerin mesleki sorunlarına çözüm getirecek yapılanmaların oluşturulmaması ve sorunu bu disiplinleri bünye dışına atarak halletme kolaycılığı ve bazı disiplinlerin kendi odalarını oluşturma hevesleri çok sayıda yeni Oda yaratmıştır. Bu gelişme TMMOB’nin giderek daha hantal bir örgüt haline gelmesine neden olmaktadır. Ayrıca bu yeni Odaların üye sayılarının az, olanaklarının kısıtlı olması, tüm illerde ve işyerlerinde örgütlenememeleri üye ilişkilerini daha daraltıcı bir sürece girmemize yol açmaktadır. Kimi üyelerimizin TMMOB birimleri dışında örgütlenmeye gitmelerinin temelinde bu olumsuzlukların etkileri de bulunmaktadır.

TMMOB’nin ülkenin demokratikleşmesi konusunda sahip olması gereken işlevler sadece mühendis ve mimarların grup çıkarlarının savunulması ve geliştirilmesi şeklinde ele alınamaz. Bu işlevler birinci bölümde sözü edilen meslek alanlarının üyeler ve halkın çıkarları gözetilerek düzenlenmesine, ya da benzer biçimde, TMMOB bünyesinde yer alan uzmanlık alanlarından hareket edilerek ülke genelinde uygulanmakta olan politikalara müdahale edilmesine de indirgenemez.

Sözü edilen her iki işlev de daha bütünlüklü bir mücadele, yada, siyaset anlayışının parçalan olarak algılanmalıdır. Hem diğer toplum kesimlerinin örgütlenme ve mücadele alanları ile hem de siyaset alanı ile ilişkileri doğru kavrayan ve bütünde mevcut anti-demokratik ve baskıcı anlayış, ilişki ve unsurları dönüştürmeyi hedefleyen bir siyaset anlayışı temel alınmalıdır. Böyle bir siyaset anlayışı, ülkenin demokratikleşmesi mücadelesine, TMMOB’nin içinde yer aldığı toplumsal pratikten kaynaklanan özgün bir katkı sağlayacaktır.

TMMOB ve SİYASET

Mühendis/mimar odaları da tüm demokratik kitle örgütleri, dernekler, sendikalar, siyasal partiler gibi, varolan siyasal-toplumsal sistemin işbölümü mantığı çerçevesinde ortaya çıkmışlardır. Her biri bir çıkarı, talebi, kendi alanlarına ilişkin uzmanlık bilgisini ve söz hakkını temsil eder. Her bir alanın, diğer toplumsal pratik alanları ile, toplumun bütünü ya da devletle olan ilişki ve çatışmaları ise gene ayrı bir toplumsal pratik ya da meslek alanı olarak tanımlanmış siyaset alanının konusu olmaktadır.

Bu alanda siyasal örgütler, partiler, devlet, parlamento vb. siyaset yapmaktadır. Kimilerine göre odaların, derneklerin, sendikaların serbestçe siyaset yapabilmesi, bu ayrılmış siyaset alanının unsurları ile ilişki kurabilmeleri olarak anlaşılmaktadır.

Siyasal ve toplumsal pratik alanlarını birbirinden koparan bu anlayışın sonucu olarak, odalarda siyaset yapılması ya da siyasallaşma, çok yaygın bir şekilde, yandaşı olunan siyasi partiye, harekete yakın kadroların odalara hakim olması, örgütün imkanları ile o çizgiye destek olunması olarak anlaşılagelmiştir.

Siyasallaşma salt bu şekilde algılandığında, demokratik kitle örgütlerinin ilişkili olduğu toplumsal pratiklerin dönüştürülmesi ve düzenlenmesi ya “siyaset dışı” bir alan olarak görülmekte ya da “siyaset” yapan kurumlardan, partilerden ve devletten beklenmektedir. Gerçek anlamda siyaseti, karşı olduğumuz siyasal-toplumsal bir sistemi her an yeniden üreten toplumsal pratiklerin dönüştürülmesi olarak tanımlarsak, yukarıdaki siyaset anlayışının, her alanın kendi özgül toplumsal pratiklerini dönüştürmesini, dolayısıyla o alanda gerçek bir siyasallaşmayı ertelediğini, engellediğini, mevcut toplumsal işbölümü mantığını veri aldığını ve sürdürdüğünü, o nedenle de özünde apolitik olduğunu söyleyebiliriz.

Eleştirel, sorgulayıcı, giderek siyasal bir bilinçle dönüştürücü bir yaklaşım söz konusu olmayınca, girdiğimiz her toplumsal pratik- bu arada mesleki/örgütsel pratikler- sonuç olarak sistemin yeniden üretilmesine katkıda bulunmaktadır. Hepimizin katıldığı bu yeniden üretimle, sistemin mantığı egemen olmakta ve meşrulaşmaktadır. O nedenle, gerçekten muhalif bir siyasal yaklaşım, her toplumsal pratiği kendi içinde dönüştürmeyi hedefleyen bir siyasallaşmayı amaç edinmelidir. Bunun için ise, ekseninde içine girilen toplumsal pratiğin bütününü kavrayan, sorgulayan ve dönüştürmeyi hedefleyen etkinliklerin bulunduğu programları öne çıkarmak gerekmektedir.

DEVRİMCİ DEMOKRAT PLATFORM TMMOB’Yİ GÜÇLENDİRMEK İÇİN NELERİ ÖNERİYOR VE SAVUNUYOR

TMMOB’nin yukarıda tanımlanan örgütsel işlevlerinin nasıl planlanacağı ve yerine getirileceğini, TMMOB’nin demokrasi mücadelesinde nasıl ve hangi taleplerle yer alabileceğini belirleyen nesnel temelin; mühendis ve mimarların üretim sürecindeki konumları, üretim ilişkilerindeki yerleri ve bu süreçte diğer toplumsal kesim ve sınıflarla girdikleri ilişkiler tarafından belirlendiğini, bu anlamda, TMMOB’nin ülkenin demokratikleşmesine yönelik kendi alanından sağlayacağı katkılar yanında mühendislik-mimarlık alanına ilişkin diğer konularda da politikalar üretilmesine ya da varolan politikaların zenginleştirilmesine olanak sağlamak üzere bu nesnel zeminin, mühendis- mimar, topluluğunun bugünkü durumunun saptanmasını hedefleyen Mühendislik-Mimarlık Kurultayı çalışmasına biran önce başlanması ve bu Kurultayın mesleklerin gelişmesini, konumunu ve gelişmelerinin önündeki engelleri, örgüt tarihini, misyonunu ve bunlara bağlı olarak örgüt yapılanmasını, anayasa ve yasa değişikliği taleplerinin belirlenmesini ve benzeri konuları üyelerin geniş katılımı ile tartışma zemini yaratmaya elverişli bir süreç olarak planlanması gerektiğini, tespit eder ve bu kapsamda;

1. Ortak ve bütünlüklü mücadelenin önünde engel olan, kendi mesleğini, şubesini ya da Odasını her şeyin önüne koyan küçük girişimci anlayışların, hangi ideolojinin arkasına sığınırlarsa sığınsınlar, mahkum edilmesini,

2. TMMOB’ye örgütsel aidiyetin geliştirilerek, katılım ve kapsayıcılığı her düzeyde yeniden üretecek demokratik bir anlayışın temsilcilik, şube, oda işleyişlerinde vazgeçilmez bir çalışma tarzı olarak yaşama geçirilmesini,

3. Mesleki etik kuralların tespit edilerek özenle uygulanmasının sağlanmasını,

4. Meslek etiği kapsamında, mühendis-mimarların uzmanlık bilgilerini toplumsal yararları gözeterek kullanmalarını, toplumsal yararın mesleki çıkarların üzerinde tutulmasını, Bergama, Ovacık örneğinde olduğu gibi “mühendislere yeni çalışma alanları açılması” ya da “sektörün gelişmesi” gerekçelerinin halkın istemlerinin ve ihtiyaçlarının karşısına çıkarılmamasını,

5. Meslek alanlarının, ilgili kurum ve kuruluşların etkinliklerinin, ülke ve halkın çıkarları doğrultusunda yakından izlenmesini, mesleki denetimin bu alanlardaki soygun, vurgun ve sömürünün teşhirine yönelmesini ve bu konuda kamuoyu oluşturulmasını,

6. Onur kurullarının işleyişinin bu temellerde biçimlendirilmesi Onur kurullarının, seçimle gelmiş diğer kurullar gibi, genel kurullara rapor sunmasını, Onur kurullarının sağlıklı çalışması için gerekli bilgi akışının bütün birimler tarafından sağlanmasını,

7. Diğer kesimlerin de talepleri göz ardı edilmeden üye tabanındaki emekçi ve işsiz çoğunluğun taleplerine uygun politikalar geliştirilmesini, bu kapsamda; Kamu ve özel sektör işyerlerinde çalışan üyelerimizin sorunları ile ilgilenilmesini, üyelerimize yönelik tehdit ve baskılara karşı aktif tavır alınmasını, Özellikle, özel sektör kuruluşlarında çalışan üyelerimize yönelik 8 saatlik işgünü hakkının gaspının ve angaryanın önlenmesine yönelik çalışmalar yapılmasını, Sayıları hızla artan işsiz mühendis ve mimarların örgüt tarafından kucaklanmasına ve bu konuda kamuoyu yaratılmasına yönelik çalışmalara başlangıç teşkil etmek üzere, ivedi olarak, bir “işsiz mühendis ve mimarlar mitingi” düzenlenmesini, Odalarda sağlıklı personel politikaları oluşturulmasını,

8. Mühendis-mimar eğitimindeki çarpıklıklar ve yetersizliklere karşı politikalar üretilmesini, bu kapsamda;

Yükseköğrenimi piyasa mantığı içerisinde ele alan ve öğrenimde kalitenin yükseltilmesini rekabet unsuruna indirgeyen bir yaklaşım yerine yüksek öğrenimde halkın ihtiyaçlarını gözeten ve yüksek öğrenimi kamusal bir hizmet alanı olarak gören bir anlayışın savunulması,

TMMOB’nin gelecekteki üye potansiyelini oluşturacak olan öğrencilerin sorunlarına yönelik çalışmalar yapılmasını ve öğrencilerin maruz kaldığı baskı ve saldırılar karşısında aktif tavır alınmasını,

9. Üretilen politikaların üyelerin gücüne dayalı kampanyalarla hayata geçirilmesi anlayışının çalışma tarzı olarak benimsenmesini,

10. Üyelerin katılımını sağlayacak, yasada belirlenmiş mekanizmalar dışında yeni mekanizmalar geliştirilmesini, işyeri temsilciliklerinin örgütlenmesini ve işlevsel kılınmasını,

11. Oda bürokrasisinin çekici olmaktan çıkarılmasını, bürokrasinin sürekli bir istihdam alanı olarak görülmesinin, ideolojik ve yönetsel egemenlik çabalarının engellenmesini,

12. Örgütlenme ve kadrolaşma anlayışının üyelerle ilişkileri birinci plana almasını, gelir getirici faaliyetlerin, piyasaya yönelik hizmet üretiminin çalışma ve kadrolaşma anlayışını belirlemesine izin verilmemesini, bu kapsamda odaların temel gelir kaleminin üye aidatları olması için gerekli tedbirlerin alınmasını,

13. Amatör ve gönüllü bir anlayışla yerine getirilmesi gereken konularda uzmanlar ve profesyonel kadrolara dayalı bir politika oluşturma ve çalışma anlayışı yerine üyelerin katılımı ve tartışmaları ile politika oluşturulması ve mücadele edilmesi anlayışının öne geçirilmesini,

14. TMMOB’nin örgütsel verimlilik ve etkinliğinin artırılması ve birimler arası ekonomik farklılaşmaların yarattığı olumsuzlukların önüne geçilmesi için; kaynakların rasyonel kullanılması, mekan ve olanakların ortak kullanılması, ekonomik açıdan güçsüz birimlerin desteklenmesi anlayışlarının geliştirilmesini,

15. Özellikle tüm Odaların örgütlenemediği illerde ve işyerlerinde TMMOB İl Koordinasyon Kurulları ve TMMOB işyeri Temsilciliklerinin Oda örgütü bulunmayan mühendis ve mimarlarla ilişki kurulmasını sağlayabileceği göz önünde bulundurularak bu örgütlenmelerin gelişiminin teşvik edilmesini,

16. TMMOB ve bağlı Odaların ortak mesleki denetim kriterlerinin belirlenmesini, sadece serbest mühendislik-mimarlık hizmetleri için değil tüm mühendislik-mimarlık hizmetleri için de (özel sektörde ücretli, şantiyeci vb.) asgari ücret tarifesi belirlenmesini,

17. TMMOB bünyesinde bir meslek alanları hukuku geliştirilerek bu alandaki ilkesizlik ve adaletsizliklerin önüne geçilmesini, örgütte varolan mesleki çatışma konularına çözüm bulmanın ötesinde, dünyadaki bilimsel ve teknik gelişmelere paralel olarak mühendislik-mimarlık alanında ortaya çıkan yeni disiplinler arası meslek alanlarını kavrayıcı ve kapsayıcı örgütlenme modellerinin göz önünde bulundurulmasını,

18. Örgüt birimlerinde yöneticiliğe talip olanlarda özverili ve amatör çalışma anlayışı özelliklerinin aranmasını, birim yöneticilerinin sıfatlarının maddi çıkar sağlama açısından etkili olabileceği işlerde ya da konumlarda çalışmamasına dikkat edilmesini,

19. TMMOB yasasının anti-demokratik hükümlerinden olan delege olmak için

10 yıllık kıdem aranması şartının kaldırılmasını,

20. Birliğin adındaki “Türk” ifadesinin ‘Türkiye” olarak değiştirilmesini,

21. Siyasetsizliğin ve depolitizasyona teslimiyetin reddedilerek; Ekseninde TMMOB’nin içinde bulunduğu toplumsal pratiğin bütününü kavrayan, sorgulayan, dönüştürmeyi hedefleyen etkinliklerin bulunduğu bir programın siyaset yapma anlayışı olarak benimsenmesini,

22. TMMOB’nin ulusal ve uluslararası düzeyde emekten yana örgütlerle dayanışma ve ortak mücadele içinde olmasını savunur.