HSGG: Tarih ve kültürü yok etme pahasına yeni rant alanları yaratıyorlar!

Tarih ve kültürü yok etme pahasına
YENİ RANT ALANLARI YARATILIYOR

“Bizi komşularımızdan, arkadaşlarımızdan, dostlarımızdan ayırıyorlar. Evimizden koparıyorlar, kültürümüzden ayırıyorlar, asimile ediyorlar, soykırım yapıyorlar.”

KENTSEL (RANTSAL) DÖNÜŞÜM PROJELERİ BÖLGE İNSANLARINA YENİ SORUNLAR ÇIKARARAK MAĞDURİYETLERİNİ ARTIRIYOR.

 

“Sulukule”: Roma, Bizans, Osmanlı dönemlerine ait Yer altı ve üstü tarihi mirası ve özellikleri ile sit alanı ve koruma kapsamında (yer altı su kanalları, surları, bölgede tescil edilmiş konutlar ve diğer yapılar, sokaklar vb.) ve özgün bir tarihsel-kültürel dokuya sahiptir.”

Semt sakinlerinin geçmiş yıllardan bu yana temel sorunu “yoksulluk, işsizlik, sağlıklı alt yapı ve üst yapı olanaklarına sahip olamamak, sağlık hizmeti ve eğitime” ulaşamamak iken, “kentsel yenileme” süreci neticesinde bu sorunlara bir de “barınma, sağlıklı yaşama, sosyal-kültürel değerlerini yitirme ve yok olma sorunu” eklenmiş bulunmaktadır. Bu mahallede insanların hayatının iyileştirilmesi için bu konularda eşzamanlı önlemler alınmasına, çözümler geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Bu sorunlardan her biri diğerini karşılıklı olarak tetikliyor ve daha da ağır hale getiriyor. Şöyle ki; “Kentsel yenileme” uygulamaları sonucunda barınaksız kalma ve kültürlerini yitirme, yok olma tehdidiyle karşı karşıya kalan semt insanları adeta “deprem sonrası travma” durumunu yaşamaktadır. Duygularını ve ruh hallerini yansıtması açısından bir cümlelerini sizlerle paylaşmak istiyoruz.

“Bizi komşularımızdan, arkadaşlarımızdan, dostlarımızdan ayırıyorlar. Köyümüzden koparıyorlar, kültürümüzden ayırıyorlar, asimile ediyorlar, soykırım yapıyorlar.”

Yaptığımız değerlendirme sonucunda bir kere daha görülmektedir ki:

Sulukule’de hala büyük çoğunluk son derece ağır koşullarda yaşamaya devam etmektedir. Evlerde tekrar oturmayı olanaksız kılmak için, evlerin ya camları kırılmış yada çatılar yarım yıkılmıştır. Buna rağmen bu koşullarda dahi gelir düzeyi son derece düşük olan bu aileler bu evlerde barınmaya devam etmektedir. Bunun dışında evleri yıkılan aileler yaşamlarını yakınlarının evinde geçirmekten dolayı yaşam koşulları daha da zorlaşmıştır.

Sulukule halk sağlığını direk olarak etkileyen ve salgın hastalıkların en önemli etkeni olan susuzlukla baş başa bırakılmıştır Sulukule’nin suları hiçbir gerekçe göstermeden kesilmekte, borçları olan aileler ise borçlarını ödeseler bile sularının açılmayacağı açıkça söylenmektedir. Dolayısıyla halk, su ihtiyaçlarını kaynağı belirsiz yerlerden karşılamaktadır.

Ayrıca bu kentsel dönüşüm projesinin ortaya çıkışından itibaren Sulukule’nin kanalizasyonları düzenli olarak tıkanmakta ve belediye bu konuya kayıtsız kalmaya devam etmektedir. Bazı evlerin kanalizasyon gider borularını sokağa vermek zorunda olması susuzlukla birleşince halk sağlığını ciddi bir biçimde tehdit etmektedir.

Sulukule’de yürütülen bu kentsel dönüşüm projesi kelimenin tek anlamıyla kentsel ölüm projesi haline dönüşmüştür. Gerçekleştirilen yıkımların ortadan kaldırılmaması ve molozların çocukların oyun alanı haline gelmesi orada yaşayan ve oynayan çocukların fiziki yaralanmalarına olanak tanıyacak ortamı yaratmaktadır.

Unutmamak gerekir ki barınma duygusu, kişinin gelişim çağında en önemli unsurlardan biridir. Dolayısıyla yapılan bu çalışma orada yaşayan gelişim çağında olan gençlerin endişe duygusunu artırmakta ve güven duygusunun oluşmasını engellemektedir.

Sonuç olarak, mevcut sosyal, tarihsel ve kültürel dokuyu yok sayarak kenti pazarlanabilir bir mal haline getiren kentsel dönüşüm projeleri toplumsal travmalara yol açmaktadır.
Bu projelerde bir tarafın rantı için diğer taraf görmezden gelinmekte ve hatta sağlıklarını ciddi bir şekilde tehdit edecek kadar ileri gidilmektedir.

Temel sorunlar:

 

1Dünya kültür mirası listesinde yer alan; Kentsel ve Tarihi Sit, Kentsel ve Arkeolojik Sit ve 1. Derece Arkeolojik Sit alanı olan Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı kapsamında bulunan bölge; evrensel koruma ve kuralları ile Anayasaya aykırılıklar taşıyan 5366 sayılı yasa kapsamında Bakanlar Kurulu kararı ile yenileme alanı ilan edilmiş ve yine Bakanlar Kurulu kararı ile acele kamulaştırma kapsamına alınmıştır. İlgili tüm toplum kesimlerinin, meslek odalarının sivil toplum örgütlerinin bilim ve akademik çevrelerin, UNESCO /İCOMOS ve Sulukule halkının tüm uyarı, çaba ve açılan davalara rağmen evrensel tüm koruma ve yenileme kurallarına ve koruma amaçlı imar planına aykırı bulunan Sulukule Yenileme Projesi; Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 2.11.2007 tarih 20 sayılı kararı ve Fatih Belediyesi’nin 10.12.2007 tarih ve 2007/156 sayılı Meclis Kararı ile onaylanmıştır.

• Koruma Kurulu kararları beklenilmeden Tescilli yaklaşık 25 (2 tanesi belgelenmiş) evle birlikte çok sayıda evin yıkılmış olduğu,
• Bölgede yaşayan vatandaşların son yıllarda giderek artan oranda yaşam biçimlerine, kültürel ve sosyal alışkanlıklarına müdahale edildiği, temel çalışma ortamları olan müzik ve eğlence mekanlarının kapatıldığı, çalışma haklarına müdahale edildiği, koşullarının güçleştirildiği, ayrımcılığa tabi tutuldukları, örselendikleri dışlandıkları, bazı müzisyenlerin yıllardır işlerini yapamadıkları anlaşılmıştır.
Ayrıca; • Son aylarda pek çok vatandaşın belediye görevlileri ve bazı çevrelerin (ayrımcı / ticari maksatlı) çıkar beklentisi doğrultusunda mağdur edildiklerine ilişkin yakınmaların olduğu,
• Bölgenin Kamulaştırılacağı söylenerek (belediye mahallede 500 lira /m2 önermiş. Ancak 2.-3. kişiler 1000-1500 lira/m2 vererek bazı binaları satın almışlar. Sonra belediyeye 50 liraya devrederek yeni projeden hak sahibi olmuşlar) evlerin bir an önce satılması, elden çıkarılması için kendilerine baskı yapıldığı,
• Bu el değiştirmeler sonucu bazı insanlara haksız kazanç sağlandığı, tapu kayıtlarının incelenmesi sonucu bu durumun açık olarak görülebileceği iddiaları dile getirildi,
Yeni projeden; -Bazı AKP Belediye Meclis üyeleri, AKP İlçe Yönetimi üyelerinin-Bazı Holdinglerin, bazı ünlü / tanınmış kişilerin birden çok dükkan ya da konut aldıkları iddia edilmektedir.
Yeni tapu sahiplerinin, proje ortaklarının Plan/proje üzerinden aldıkları işyeri ve konutları şimdiden 10-15 kat farkla ilan yoluyla satışa çıkardıkları iddia edilmektedir.

Uygulamanın devam etmesi durumunda:
• Kiracılara yapılan boşaltma ihbarnamesi ile pek çok ailenin mağdur olacağı,
• Mahallede yaşayanların keyfiyetin durdurulmaması durumunda zorunlu olarak yerlerinden ayrılacakları, kendilerine gösterilen yerlere gidecekleri, ancak orada yaşamalarının ve geçinmelerinin mümkün olamayacağı -çadıra çıkanların olduğu, ailelerin parçalanacağı ile ilgili yaygın bir endişe olduğu ve bu durumun insanların ruh sağlığını bozduğu,
• Mahallede yaşayan bazı vatandaşların el arabalarına, at arabalarına el konulması, kırılması sonucu aylardır çalışmadıkları için ekonomik ve sosyal sorunlarının artacağı,
• Bölgede yaşayanların; yıkımlar, göçe zorlamalar, mahallede yaşayanlara baskılar ve alt yapının tahrip edilmesi, yeterli ve sağlıklı içme suyu, besin bulunamaması, sağlık hizmetlerine ulaşılamaması ve yaz dönemi olması nedeniyle toplum sağlığını olumsuz etkileyebilecek başta bulaşıcı hastalıklar ve travmaya bağlı ruh sağlığı sorunları olmak üzere önemli sağlık sorunları yaşayabilecekleri anlaşılmaktadır.

 

2İstanbul’un dünya mirası listesinde yer alan Bizans ve Osmanlı zamanlarında çok önemli bir yerleşim alanı olduğu bilinen ve kuzey sınırlarında Arteus açık sarnıcı ve Kariye gibi önemli Bizans yapılarının bulunduğu ve 569-570 yıllarında inşa edilen Deuteron Sarayı’nın bulunma olasılığı çok yüksek olan Sulukule’de hiç bir ciddi bir arkeolojik kazı ve araştırma yapmadan tüm alanı lüks konutlar ve onların yer altı otoparkı haline getiren ve halen ilgili meslek odalarımızca yargıya götürülmüş bulunan yenileme/dönüşüm projesi; bu konuda mevcut bulunan ulusal ve uluslararası bilimsel ve hukuksal kurallara ve sözleşmelere de aykırı bulunmaktadır.
Bütün bu gerçeklere, yapılan tüm uyarılara ve toplumsal tepkilere rağmen halen inatla sürdürülen yargı kararları dahi beklenmeden top yekün yıkımlara girişilen, acele kamulaştırma adı altında kamu otoritesini ve yetkisini kötüye kullanarak bölge yaşayanlarını korkutarak tüm varlıklarını yok pahasına elden çıkartması esasına dayanan bu rant projesinin asıl amacının; yoksul ve yoksun insanları binlerce yıllık bir kültürü yaşattıkları yaşam alanlarından kopartmaya yönelik bir insanlık ve kent suçu olan soylulaştırma operasyonu olduğu gerçeği son Unesco raporları ile de bir kez daha belirtilmiştir.

Bölge sadece alt yapı ve üst yapı tarihsel varlıkları açısından değil aynı zamanda yaklaşık 1000 yıllık kültürel, ekonomik, sosyal özellikleri ve kamuya mal olmuş otantik özgün renkleri nedeniyle de yaşayan insanlarla bütünleşmiş tarihi, kültürel ve toplumsal bir mirastır. Bölge insanının oradan ayrılmak durumunda bırakılması ya da uzaklaştırılması bu tarihsel-kültürel dokunun ve yaşayan canlı özgün kültürel varlığın da yitirilmesi riskini güçlendirmektedir.
Bu açıdan telafisi olanaksız mağduriyetlerin olabileceği, kentsel dönüşüm projesi ile sadece alt ve üst yapının değil kültürel değerlerinde sönümleneceği ve yok olacağı anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla Sulukule’de salgın hastalıklardan ölümler meydana gelmeden önce başta barınma hakkı olmak üzere sağlıklı yaşama, beslenme, eğitim,sosyal-kültürel hakları için yöneticiler güvence vermeli, proje bu haliyle bir an önce durdurulmalı, tarihsel kültürel sosyal mirasa sahip çıkan yeni bir yaklaşım ile yeniden ele alınmalıdır.


HERKESE SAĞLIK VE GÜVENLİ GELECEK PLATFORMU