Şili’den Türkiye’ye Maden Kazaları-Baran Eroğlu

“Maden işletmelerinde kazalar olur ölümde onların kaderidir.”

Yakın zamanda genel doğruydu birileri için ama Şili de bir göçük sonrası mahsur kalan madencilerin 69 gün sonra bile kurtarılması maden kazalarında ölümlerin kader olmadığını, teknolojinin geliştiğini tüm dünyaya gösterdi.

En eski iş kollarından biri olan madencilikte eski çağlarda çok basit kazalar oluyor ve bunların bir çoğu da ölümle sonuçlanıyordu. Totemlere inanan insanoğlu kendilerini yeraltı tanrılarının cezalandırdıklarını düşünür, üstüne üstlük tanrılarına sapasağlam insanları hatta bakire kadınları kurban ederdi. Şili kazasının olduğu Latin Amerika’da bu çok daha yaygındı. O zamandan bu zamana çok şey değişmesine, teknolojinin büyük bir ilerleme göstermiş olmasına rağmen; bu coğrafyadan çok ama çok uzakta, yurdumuzda, bu totemsel düşüncenin kırıntısı olan kaderci anlayışın dillenmesi veya yöneticiler tarafından dillendirilmesi bir madenci olarak beni de çok üzmüştü. Maden Kazaları Kader Midir? diye de bir yazı yazmıştım.

‘Orası metal madeniydi ama bizim kazalarımız kömür madenilerindeydi’ tezi ve görüşleri tüm yazılı ve görsel medyada yer aldı. Kimse ikna olmadı. Kimsenin aklına yatmadı. ‘Acaba?’ dedi. Yeni mezun olan maden mühendisleri dahi yeraltına girmek istemedi. Neler oluyordu? Her kafadan bir ses çıkmaya başladı.

Son olarak da ‘biz böyle bir kaza da üç günde çıkarırdık’ lafı geldi. En vahim açıklama da bence bu açıklamaydı.

Doğrudur. Şili’deki ‘mucizenin’ olduğu kaza bir kurşun madeniydi. Bizde son dönemlerde ölümlere neden olan kazalar ise kömür ocaklarında meydana gelen grizu patlamalarıydı. Şili’deki gibi bir patlama sonrasında üretim boşluklarındaki zehirli gazlar sebebiyle değil bir gün bir saat bile öyle bir kurtarma cebinde yaşamak imkansız olurdu. Şili’de olan kaza ile bizdeki kazalar kurtulma olasılıkları bakımından bu yüzden kıyaslanmamalıdır ama Zonguldak Gelik işletmesinde olan kazada hala ölen işçilerimizin cesetlerine ulaşamamamışken ’’biz üç günde çıkarırdık’’ söyleminin ne kadar inandırıcı olduğunun göstergesi olmalıdır.

Herkses Şili’de bu göçüğün neden olduğuyla değil günler sonra sağ olan işçilerin kurtarılmasına odaklandı ve tüm dünya kurtarılmalarına tanıklık etti. İşçiler sağ salim yeryüzüne çıktı. Tam tersini düşünelim; eğer o işçiler kurtulmasalardı tüm dünyada ajanslar tv ekranlarından bir sade yazıyla olayı duyuracaklar ama yerel Şili basını ve hükümetinin ilk işi kaza sebeplerinin araştırılması olacak ve sorumluların ‘cezalandırılmasıyla’ süreç kapanacaktı. 5-6 ay gibi bir süre sonra da işçilerin cesetleri ailelerine verilecekti. Rutin olan bu söylediklerim. Her zaman ve her yerde böyle olurdu ama olasılıkların en iyisi, ileri bir teknoloji kullanılarak Şili’deki maden işçilerinin kurtulmasını sağladı.

Devlet Başkanı bir saat bile ayrılmamış hatta bir Bolivyalı işçinin de orda olması nedeniyle Bolivya Devlet Başkanı dahi kurtarma ekiplerinin başında beklemişti. Bizde ölümler sebebiyle gözyaşı dökenlerin üzerinden siyaset yapma anlayışı haklı bir şekilde Şili’de sevinç gözyaşları üzerinden siyaset yapmaya veya yapılmasına olanak tanıdı.

Bana da ikisinden hangisini tercih edersin deseler tabi ki sevinç ve mutluluğun resminin olduğunu derim. Yaşananlara daha eneternasyonel bakıyorum. Zonguldak’ta bir içşi kurtulmuş gibi sevindim. Ülkemde sorumlulardan birinin ‘o ne ki biz üç günde kurtarırdık’demesi hükümetin anlayışına özet yapmış oldu. Bu düşünce üzerine çok şey konuşulur. Uzarda uzar…Gerek duymuyor ve bu anlayışı kınıyorum.

Mucizelere bırakılmayacak bir madencilik tüm dünyanın olmazsa olmazı. Ülkemde de derhal bir madencilik bakanlığının kurulması olmazsa olmaz, kazaların teknolojik yatırımlar ve gerekli denetimlerle engelleneceğini bilmemek olmazsa olmaz, hemen akabinde Çin’de ve Ekvator’da olan kazaların da mucizelere el açarak değil benzeri tüm gerekenleri yaparak durdurulacağının bilinmesi olmazsa olmaz, ister metal ister enerji hammadesi üreten maden ocakları olsun tüm üçüncü dünya ülkelerinde olan bu ve benzeri kazaların neden Kanada’da, Avustralya’da ve benzeri ülkelerde olmadığını anlamak olmazsa olmaz…

Mucizelerin neden hep sömürülen ülke işletmelerinde olduğunu anlayıp mücadele anlayışımızı örmemiz gerektiğinin, bilgi kirliliğine izin vermeden önlemler alınmasını istememizin zamanın gelip geçtiğinin farkında olmazsak olmaz artık!

 

Baran Eroğlu

Maden Mühendisi