İTÜ’de gerçekleştirilecek Jeofizik Mühendisliği Öğrenci Zirvesi, bir “öğrenci kongresi” değil! - Doç.Dr. Savaş KARABULUT

13-14 Mayıs 2026 tarihleri arasında İTÜ’de gerçekleştirilecek Jeofizik Mühendisliği Öğrenci Zirvesi, bir “öğrenci kongresi” değil! Zirve ile kongre arasındaki fark ise ilki insanlığı ve doğayı sömürerek kolay yoldan yukarı çıkmayı tanımlarken, kongre fikirlerin tartışıldığı ve bilimsel çıktılarının tüm insanlığa ve doğaya hediye edildiği bir etkinliği tanımlar. Bu da yetmezmiş gibi; merkezinde öğrenci olması gereken bir etkinlikte, tek bir öğrencisine bile konuşma hakkı tanınmadığı, zaten zirvede olanların kendilerini pazarlayıp sömürecekleri yeni mühendislere reklam yaptığı bir arenaya dönüştürülmüş. Daha ilk elden kullandığı logoda, mesleğin temelini oluşturan fiziği merkeze almayan; bunun için herhangi bir fiziksel parametreyi kullanmayı aklının ucuna bile getirmeyen bir tema ile dönemin politik eksenine bu sömürü çarkını işletirken en uygun sığınılacak limanı bir ibadethane olarak tasvir etmek ise ne yazık ki araçsallaştırılan kapitalist ideolojinin bir mesleki etkinlikte ne işi olduğunu sorgulatıyor.

Daha da önemlisi, canım Anadolu’da daha birkaç yıl önce İliç’teki altın madeninde katledilen 9 emekçinin kanı bile kurumamışken; doğayı, toprağı ve suyu yok eden, ekolojik yıkıma neden olan adı farklı olsa da bir altın maden firması “altın sponsor” yapılıp, konuşmacı olarak programa dahil edilebiliyor. Çünkü öğrenciler bilime, mühendisliğe ve memlekete değil; sermayeye ve kapitalizme hizmet edecek bir hayalin içine sokulmak isteniyor. Unutmadan burada en masum olanlar; öğrenciler!

Bir Jeofizik Mühendisi bilim emekçisi olarak ilk olarak “Altıncıların bu toplantıda ne işi var?” sorusunun sordurulması gerekirken; dört farklı üniversitenin ortak düzenlediği bu öğrenci etkinliğinde, danışman hocaların veya onlara destek veren Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne bağlı TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası’nın neden bilimsel bir kongre yerine kapitalizmin doğayı yok eden şirketlerine destek olduğunu da birlikte sorgulamamız da gerekiyor.Bir kongre yerine “zirve” kavramının tercih edilmesiyle birlikte; kimlerin emeği sömürülmeden, doğa acımasızca katledilmeden “zirveye” çıkılamayacağını hiç kimse bu öğrencilere anlatmadı mı?

Tabii burada etkinliğin nasıl tanıtıldığı da önemli. “Paranın ve imanın” kimde olduğu belli değil mi? İnancın eşit olarak dağıtılmadığı, eşit olmayarak yeşilin büyütüldüğü bir sistem ile bu coğrafyada ikisini bir arayan getiren tabi ki düzenin kendisi. Hem doğayı, hem de emeği sömürürken; imanı, bayrağı ortaya koyarak; zenginliklerine zengilik katanlar da bunlar değil mi? Zirvenin tanıtım görseli bir üniversiteye, bir “bilim yuvası”na yakışır nitelikte olması gerekirken; ne programından ne de görselinden hayır gelmeyeceğini de kimse bu öğrencilerin kulaklarına bile fısıldamamış…
Programın akademik çıktıları önceleyen, öğrenciyi merkeze alan bir yapıda olması ve mesleki disiplini öne çıkaracak tematik bir görsele sahip olması gerekirken; ne yazık ki konjonktüre uygun davranılarak alakası olmayan şeylerin bir araya getirildiği bir görsel kullanmayı tercih edilmiş. Sizce de bu tuhaf değil mi? Bu durum, akademik bir kongreyi yansıtmaktan çok; İstanbul’un siyasal iktidarların ve kapitalizmin kıskacında nasıl tema ve programlarla tasvir edildiğini göstermiyor mu?

Jeofizik mesleğinin temel fiziksel çıktılarının olmadığı bir etkinliğe, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne bağlı TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası’nın destek vermesi ise kendi ana yönetmeliğinin temeline dinamit koymak anlamına da mı gelmiyor? Zirve’nin programı da bilimsel bir içerikten çok bir “imsakiye”yi andırıyor.

Hiçbir öğrencinin konuşmacı olmadığı bir etkinlikte; “öğrenci zirvesi” adı altında madencilerin, altın şirketlerinin ve türlü kapitalist sömürü düzeninin reklamının yapılmasına da izin veriliyor. Tüm etkinliği eskiden TMMOB’a bağlı odalar üstlenir ve gerçekten öğrenciyi, mesleği ve memleketin dinamiklerini merkeze alan bilimsel çıktılar üretirdi. Ancak meslek odasının da ayarları bozulmuş olsa gerek, bu etkinliğe çanak tutabiliyor. Gelecekte yaşanacak maden kazalarında mühendis ya da işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı olarak bu sömürü düzenine dahil olmayı bir kariyer planlaması gibi sunacakları bu etkinlikten ne memlekete ne de öğrencilere bir fayda gelir” diye TMMOB’e bağlı bir oda bile sorgulayamıyor…Belki insanların hayatını kaybetmesine neden olacak, belki de ülkenin doğal güzelliklerini yok edecek projelerin tanıtıldığı bir etkinlikte TMMOB’nin yeri olamaz. Ana sponsorun bir altın firması olması da ayrı bir mesele. Hiçbir öğrenci, danışman hoca ya da destek veren TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası çıkıp da “O kazanılan paralarla doğa nasıl katledildi?” diye de mi düşünmedi?

Daha yeni, Bağımsız Maden-İş Sendikası’na üye emekçilerin günlerce çıplak ayakla yürüdüğünü, açlık grevine girdiklerini; aylarca maaşlarını alamadıklarını, güvensiz koşullarda çalıştırıldıklarını ve haklarını ararken devletin kolluk kuvvetleri tarafından gaz ve tazyikli suyla karşı karşıya bırakıldıklarını bu kadar çabuk mu unuttuk?

Akbelen’de direnen Esra’nın, doğayı madencilerden korumaya çalıştığı için 50 güne yaklaşan tutukluluğunun tek nedeninin “memleketin doğal güzelliğini korumak” olduğunu bu öğrencilere kim anlatacak?

Biz dünyada ve ülkemizde o altın firmalarını; doğayı ve insanlığı sömüren yapılar olarak biliyoruz. Doğayı katlederek elde ettikleri zenginliklerle bir de üniversite gibi bir bilim yuvasına gelip konuşma hakkı verilerek, “doğayı nasıl katlettiklerini” anlatmalarına izin mi verilecek?

Jeofizik mühendisleri; önce dünyayı, sonra memleketini ve emeğin değerini bilen; “yer” ve “fizik” kavramlarını yan yana getirerek tüm zenginliği kullanım değeri açısından değerlendiren bir meslek disiplinidir. Doğasını, hele hele Anadolu’yu katledecek hiçbir projede yer almaz.

Bu zirve ne mesleği temsil eder ne de bizim gibi halkını, memleketini seven mühendisleri.
Bu da böyle biline…

Doç.Dr. Savaş KARABULUT / Jeofizik Mühendisi
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji ABD Öğretim Üyesi