İSİG: Adana-Gökdere’de Yaşanan Kaza Değil Katliam
Spread the love

İSİG, şubat ayı iş kazaları raporunu BEDAŞ Genel Müdürlüğü önünde açıkladı. Gündemi enerji iş kolundaki iş kazaları olan eyleme Enerji-Sen üyelerinin yoğun katılımı dikkat çekti. Eylemde, Adana’da meydana gelen baraj kazasının bir katliam olduğu; kazanın nedeninin su kaynaklarının sermayeye peşkeş çekilmesi ve güvencesiz çalıştırma olduğu vurgulandı.

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) şubat ayı iş kazaları ve meslek hastalıkları raporunu açıkladı. Her ay belli bir sektör üzerinde duran meclisin bu ayki gündemi enerji işkolunda yaşanan iş kazaları oldu.

İSİG bileşenleri Taksim Meydanı’nda bir araya geldi. 150’nin üzerinde katılımın olduğu eyleme emek ve meslek odaları temsilcileri de destek verdi. Enerji-Sen üyelerinin yoğun bir katılım gösterdiği eyleme, 3 Şubat günü İstanbul Alibeyköy’de trafoda elektriğe kapılarak kolunu kaybeden Seyithan Ağır’ın ağabeyi, 2 sene önce İstanbul’da BEDAŞ bünyesindeki taşeron şirkette çalışırken iş kazasında hayatını kaybeden Erkan Keleş’in ağabeyi ve 2008’de Davutpaşa’daki patlamada hayatını kaybedenlerin yakınları da katıldı.

24 Şubat’ta Adana’da meydana HES inşaatında meydana gelen iş kazasının ‘katliam’ olarak değerlendirildiği eylemde ilk konuşmayı Enerji-Sen Genel Başkanı Kamil Kartal yaptı. Kartal, Adana Kozan’daki Gökdere HES’te meydana gelen iş kazası sonrasında bölgede yaptığı incelemeleri aktardı. Yaptığı incelemeler ve görüşmeler sonrasında kazanın nedeninin inşaatın hızla bitirilmeye çalışılması, güvencesiz çalıştırma ve taşeron sistemi olduğunu söyleyen Kartal, “Daha inşaatı bitmeyen HES’in su tutmaya başlaması bunun kanıtıdır” dedi. Kapağın su sızdırmaya başlamasından hemen sonra güvenli bir şekilde tahliye işlemi yapacak imkan ve zaman varken şirketin inşaata devam ettiğini belirten Kartal, bu durumun patronların işçilerin hayatından çok, kârı düşündüklerinin göstergesi olduğunu ifade etti.

Kartal’ın ardından Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şube YK Başkanı Beyza Metin söz aldı. Metin, ilk olarak Orman ve Su Bakanı Veysel Eroğlu’nun Adana’dak iş kazasıyla ilgili basına gerçek dışı beyanlar verdiğini belirtti. Eroğlu, DSİ’nin bölgeyi denetlemesi gerektiğini ancak konuyla ilgili çıkarılan yasanın yürürlüğünün TMMOB’nin itirazıyla durdurulduğunu söylemişti. Metin, “Bu durum DSİ’nin denetleme yetkisini elinden almaz. Denetleme DSİ’nin görevidir” dedi. Metin, bakanın sözünü ettiği yasanın kamu denetimini kısıtladığını da sözlerine ekledi.

Metin’in ardından DİSK Genel Başkan Yardımcısı ve Nakliyat İş Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu söz aldı. Küçükosmanoğlu, Adana’daki iş kazasından önce işçilerin çatlaktan su sızdığını görüp şeflerini uyardıklarını ancak şeflerin işçilerin uyarılarını dikkate almadıklarını söyledi.

Küçükosmanoğlu’nun ardından Limter-İş Genel Başkanı Kanber Saygılı söz aldı. Tuzla Tersaneleri’nde yaşam hakkı için yaptıkları grev nedeniyle 75 emekçinin yargılandığı davanın 28 Şubat’ta görüldüğünü hatırlatarak konuşmasına başlayan Saygılı, taşeron sisteminin ve güvencesizleştirmenin iş kazalarına davetiye çıkardığını söyledi.

Saygılı’nın ardından 3 Şubat’ta İstanbul Alibeyköy’de elektrik akımına kapılarak kolunu kaybeden BEDAŞ bünyesindeki taşeron şirkette çalışan enerji işçisi Seyithan Ağır’ın ağabeyi Hadi Ağır söz aldı. Kardeşinin halen İstanbul Üniversitesi Cerrahapaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yattığını belirten Ağır, gerekli önlemler alınsaydı, kardeşinin kolunun yerinde olacağını belirtti.

Ağır’ın ardından 2 sene önce BEDAŞ’a bağlı taşeron şirkette çalışırken iş kazası sonucu hayatını kaybeden enerji işçisi Erkan Keleş’in ağabeyi Haydar Keleş söz aldı. Keleş, olayın halen dava aşamasında olduğunu BEDAŞ’tan ve taşeron şirketten şikayetçi olduklarını söyledi.

Konuşmaların ardından BEDAŞ Genel Müdürlüğü’ne yüründü. Yürüyüş boyunca “Kaza değil bu bir katliam”, “Güvenceli iş güvenli gelecek”, “İnsanca bir yaşam istiyoruz”, “Kaza, kader değil iş cinayeti” sloganları atıldı.

BEDAŞ Genel Merkezi önüne gelindiğinde Enerji-Sen Genel Başkanı Kamil Kartal bir konuşma yaptı ve iş kazalarının nedeninin taşeron sistemi ile güvencesiz çalıştırma olduğunu yineledi. Kartal’ın konuşmasının arından İSİG’in şubat ayı raporunu Enerji-Sen üyesi Efkan Sarı okudu. Rapora göre şubat ayında meydana gelen iş kazalarında 42 işçi hayatını kaybetti. En çok ölüm enerji iş kolunda meydana gelirken inşaatlarda ve gıda alanında yaşanan iş kazalarında da çok sayıda işçi hayatını kaybetti. En çok ölümün Adana, İstanbul ve İzmir’de gerçekleştiğinin belirtildiği raporda BEDAŞ’ta işçi sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için mücadele edileceği ifade edildi.

Son yıllarda Artvin’den Munzur’a ülkenin birçok yerinde halkın yaşam alanlarını savunmak için HES’lere karşı mücadele ettiğinin belirtildiği raporda Adana Gökdere Köprü Barajı’ndaki iş kazası hatırlatıldı. Bölgede incelemelerde bulunan Enerji-Sen ve İnşaat Mühendisleri Odası’nın aktardıkları paylaşıldı. Basın açıklamasını okuyan Enerji-Sen üyesi Efkan Sarı, Adana’daki baraj işçilerinin ölümünün nedeninin su kaynaklarının sermayeye peşkeş çekilmesi ve güvencesiz çalıştırma olduğunu vurguladı. Yaşananların kaza değil katliam olduğunu ifade eden Sarı şunları söyledi: “Bu katliamın sorumluları Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Orman ve Su Bakanlığı başta olmak üzere AKP iktidarı, barajın sahibi EnerjiSA ve inşaatı yapan Cengiz Özaltın şirketleridir. Bizler İSİG olarak iş cinayetlerinin takipçisi olacağız.”

Sarı, açıklamasını herkesi sağlıklı ve güvenli çalışma mücadelesini yükseltmeye İSİG Meclislerini oluşturmaya çağırdı.

Basın açıklamasının ardından eylem son buldu.

Sendika.Org


Spread the love