Hiç markete gidip ‘ucuz elektrik’ alacağınızı düşündünüz mü?

“Ucuz elektrik” vaadinin arka planında elektrik piyasasının özelleştirilmesinde sona gelmek buluyor. Ucuz elektrik vaadinde bulunan onlarca firma varken ne bu firmaların kapısında kuyruk oluşuyor ne de serbest tüketici sayısı artıyor. Peki ama neden?

“Ucuz elektrik” vaadiyle birçok elektrik tedarik şirketi, faturası en az 133 TL gelenleri “serbest tüketici” olmaya çağırıyor. Serbest tüketici uygulaması şöyle işliyor: Abone, istediği tedarik şirketinden elektrik almak için başvuruyor. Şirketle abone arasında imzalanan sözleşmeyle, Enerji Piyasası Denetleme Kurumu’nun belirlediği tavan enerji maliyeti üzerinden yüzde 10’luk indirim yapılıyor. Elektriğin fiyatını indirimli alabilen abone, KDV, dağıtım ve iletim bedeli, kayıp-kaçak bedeli gibi kalemlerden ise muaf tutulmuyor. Bu uygulama sermaye açısından, elektrik alanında sektördeki piyasalaştırmanın derinleşmesinin ve tabana yayılmasının anahtarı olarak görülüyor. Ancak milyonlarca ‘serbest tüketici’ başvurusu bekleyen tedarik şirketleri umduklarını bulabilmiş değil. Hızla artması beklenen serbest tüketici sayısı sadece Temmuz 2014’te 65 bin kişi azaldı.

‘Ucuz elektrik’ özelleştirmenin son halkası
‘Ucuz elektrik’, ‘indirimli elektrik’ kavramının ve ‘serbest tüketici’ olarak abonelerin hizmet almasının geçmişi eskiye dayanıyor. Şirket mantığı ile üzerindeki yükü atıp karlılığını kaybetmek istemeyen devlet, önce enerjinin üretim ayağındaki özelleştirme sürecini başlattı. Devlet özelleştirme sürecini şöyle işletti: Özel piyasaların enerji üretimine teşvik verip elindeki üretim kaynaklarını özelleştirdi. Denetim yetkisini kullanıp aktif rol almaktan uzaklaşmaya başladı. Sonrasında bölgesel dağıtım ayağını milyar dolarla ihale ederek birebir aboneye hizmet götüren dağıtım hizmetini de özel şirketlerin tekeline bıraktı.
Geçmiş dönemlerde sadece yüksek tüketimli fabrika ve organize sanayi kuruluşlarının yararlandığı serbest tüketici limiti günümüzde aylık 133 TL ortalama tüketime sahip (yılda 4.000 Kwh tüketim) mesken, ticarethane ve sanayi kuruluşlarını kapsayacak şekilde yenilenerek çok geniş bir kitleye hitap etmesi planlandı.

Bu sayede devlet tedarik ayağını da özelleştirerek sözde piyasayı rekabete açtı. Ancak gerekli alt yapının oluşturulmadığı ve mevzuatsal açıkların dikkate alınmadan hareket edildiği gün geçtikçe su yüzüne çıkmaya başladı.

bizden-elektrik-aldınız

BİSEN Elektrik, elektrik satışını marketlere taşıdı. Metro Toptancı Market mağazalarında açtığı “Ucuz Elektrik Noktaları” ile halkı serbest tüketici olmaya çağırırken faturasını taşıyana ‘yüzde 10 indirim’ yapacağını söylüyor. Metro Toptancı Market ise elektrik faturasını taşıyan herkese 100TL’lik alışveriş çeki hediye etti.

 

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’ndan (İMKB) daha karmaşık bir yapıya sahip enerji piyasasında, ‘Gün Öncesi Fiyatlaması’ ve ‘Denge Fiyatlaması’ ile ikili anlaşmalar, ayrıca serbest tüketiciye sunulan fiyatlarla, 3 ayda bir yayımlanan EPDK abone tarife fiyatları olmak üzere birden çok fiyatlama söz konusu. Ancak tüm bu fiyatlamanın ve hesaplamaların temelinde Türkiye Elektrik İletim AŞ’nin (TEİAŞ) yani devletin hiçbir şekilde zarar etmemesi öngörüldü.

Üretici dışında sadece lisans ile serbest tüketicilere hizmet veren ve sözleşme ile indirimli elektrik tedariği sunan firmalar bu piyasada boğulmaya başladı. Dağıtım ayağının özelleşmesine paralel olarak tekelleşmeye giden dağıtım firmaları kendileri dışındaki hizmet veren lisanlı tedarik firmaları ile çetin bir kar savaşı içine girdiler. Kaybedilen her müşteride kar marjından (bir ürün veya hizmetin satışından beklenilen kar oranı) yüzde 5-10 aralığında zarar eden dağıtım firmaları mevzuatta bulunan açıklardan yararlanarak aboneleri kaçırmamak için tüm kozlarını oynama başladılar.

Bu savaş içerisinde ikili anlaşma ile piyasadan ve devletten enerji alan ve üretim ayağı olmayan tedarik firmaları, yaşanan arz krizi sonrası verdikleri ucuz elektriği pahalıya almaya başladılar ve sözleşme yaptıkları abonelerine indirim sağlayamadılar.

Enerji piyasasında yaşanan her kriz doğrudan ve dolaylı olarak tedarik firmalarına, dağıtım firmalarına yansırken onlar da kendi krizlerini aşmak ve çoğu zaman bunu fırsata çevirmek için faturaya zam olarak yansıtır.

Kar kavgasından zararlı çıkan yine aboneler oldu.

Kar savaşı, ucuz elektrikten kaçırdı
Serbest tüketici sayısının azalmasındaki en büyük etken, devlet-dağıtım-tedarik firması üçgeninde yaşanan kar savaşı.
Serbest tüketici olmak için sözleşme imzalayan abone, ya tedarikçi firmanın kendisine sağladığı indirimin geri çekilmesinden ya da bizzat firmanın aboneye bu hizmeti verememe gerekçesiyle dağıtıma* düşürmesinden dolayı ilk darbeyi yemiş oluyor. Dağıtıma düşen abone içerideki sözleşmesini aktif hale getirmek zorunda. Bu kozu iyi kullanan dağıtım firması ‘yeniden hesaplama’ adı altında tekrar teminat alarak serbest tüketici olarak ucuz elektrik alma ‘hevesindeki’ aboneye ikinci darbeyi vuruyor. Gözü korkutulan abone, dağıtım firmasının kendisine sunduğu elektriğe tabi kalarak “perakende müşteri” olmayı kabulleniyor ve sonrasında farklı bir tedarikçi ile yola çıkmak istemiyor.

Piyasada şuan 192 adet firma, serbest tüketicilere hizmet vermek için lisans sahibi oldu. Aktif olan firma sayısı ise 50-60 civarında. Diğer firmalar, 133 TL olan limitin sıfırlanarak tüm piyasanın ‘serbest’ olacağı günü bekliyor.

*Anlaşma imzalamayan abonelerin elektrik tedarik hizmeti, dağıtım firmaları (BEDAŞ, AYEDAŞ vs.) tarafından karşılanıyor. Ancak serbest tüketici statüsüne geçen herhangi bir abonenin elektrik tedariği artık dağıtım firması tarafından değil tedarikçi firma (Zorlu Elektrik, Aksa Enerji, Sanko Enerji vs.) tarafından karşılanıyor. Tedarikçi firma hizmeti vermediğinde abone, dağıtım firmasının müşteri havuzuna geri düşüyor.

Kaynak: Sendika.Org