Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası: “Bütçeye Kurban Edilen Orman Alanları ve 2/B Sorunu”

Ormanlar sadece insanlığın değil içinde yaşayan flora faunası (bitki ve hayvan varlığı) ile birlikte tüm canlıların ortak yaşam alanıdır. Ormanlar insan yaşamının olmazsa olmazı olan su ve oksijenin ana unsurudur, kaynak değil, korunması ve geliştirilmesi gereken doğal bir varlıktır. Ormanları korumak insanlığın temel görevidir. Her geçen gün “doğayı” el birliği ile kirleterek yaşanabilir geleceği yok etmek bir insanlık suçudur.

Ülkemizde Cumhuriyet döneminde Orman alanlarının korunması ve geliştirilmesi yönündeki ilk adım 1937 yılında çıkartılan yasa ile atılmıştır. Yapılacak ilk iş orman alanlarının sınırların belirlenmesi, kadastrosunun yapılması ve tapu tescilidir. 2004 verilerine göre ormanlarımız 21.19 milyon hektar olup, ülke yüz ölçümünün %27 sine denk gelmektedir. Verimli orman alanları ise toplam orman alanın %50 si düzeyindedir. Ormanlarımızın %94 ise doğal orman niteliğindedir. Bugün orman alanlarımızın ancak %20 sinin kadastrosu tamamlanarak tapuda tescili yapılmıştır. 1961 ve 1982 Anayasalarında Orman alanlarının devlet tarafından korunması ve geliştirilmesi yönünden hükümler getirilmiştir. 1957 de çıkartılan 6831 sayılı Orman Kanununda onlarca kez değişiklikler yapılmıştır. Her ne kadar anayasa ve yasalarda orman alanlarının korunması ve daraltılamayacağına ilişkin hükümler yer alsa da “ancak” ile başlayan cümleler ile bu ilkeler sürekli aşındırılmıştır. Yanan orman alanlarının ağaçlandırılacağı yasada zorunlu kılınsa da 1985 yılından günümüze 234 482 hektar (2.344.820.000m²) orman alanı yanmış, ancak bu alanların sadece 40 824 hektarı diğer bir değişle yaklaşık %17‘si ağaçlandırılarak geri kazanılmıştır.

Anayasanın 169’uncu maddesine dayanılarak, Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından Orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerlerin Orman sınırları dışına çıkartılabileceği hükmü işletilerek 473 bin hektar alan orman dışına çıkartılmıştır. Bu işlem 6831 sayılı yasanın 2B maddesi kapsamında yapıldığı için kamuoyunda konu “2B” olarak bilinmektedir.

Diğer taraftan anayasanın 170 inci maddesinde ise orman sınırları dışına çıkartılan yerlerin orman içindeki köyler halkının yararlanmasına “tahsisi”ni öngörmüş olup, bu yerlerin orman köylülerine ya da başkalarına satışına izin verilmemiştir.

15.01.2009 tarihinde kabul edilen 5831 Sayılı Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile orman kadastro komisyonunca orman sınırları dışına çıkarılan bu alanların kadastrosu yapılarak, tesciline yönelik bir adım atılmış gibi gözükmektedir. İlgili maddede Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, “fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı” belirtilmek suretiyle Hazine adına tescil edileceği belirtilmektedir.

2/B alanlarının tapuya tescil işlemi Anayasamızda belirtilen Orman içi köyler halkının arazi koruma ve geliştirme planları çerçevesinde kısmen ve tamamen bu yerlere yerleştirilmesi ve zilyetlik yolu ile işgalcilerin mülkiyetine geçmesinin engellenmesi yönünde önemli bir adımdır.

Ancak yine bu Kanunda diğer bir düzenlemeyle “hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, daha öncesi tescil olmuş olduğuna bakılmaksızın Maliye Bakanlığının talebi üzerine, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce fiili kullanım durumları dikkate alınmak suretiyle ifraz ve/veya tevhit de yapılabilir” hükmüne yer verilmiştir. Orman rejimi dışına çıkartılan alanlarda, fiili kullanım durumlarına göre ifraz işlemlerinin yapılması bundan sonraki adımın satış olacağını şimdiden göstermektedir.

Önceki yıl gündeme getirilen anayasa taslağında, ormanlarımızın özelleştirilmesi ve bu şekilde bütçeye kaynak sağlayacağı yönündeki zihniyetin varlığı ile 2/B alanlarının satışına olanak verecek şekilde düzenlemelerin yapıldığı unutulmamalıdır.

15.01.2009 tarihli (5831 sayılı kanun) son düzenlemenin dışında orman sınırları dışına çıkartılan alanlara yönelik olarak siyasal iktidar tarafından yürütülen başka bir yasa çalışması aslında gerçek yaklaşımları da ortaya koymaktadır. Taslak sürecinde olan bu çalışma ile “2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun” yürürlükten kaldırılarak yerine “Orman Köylülerinin Kalkındırılmaları ve Hazine adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi Hakkında Kanun” şeklinde bir düzenlemeye gidilmektedir.

Orman alanlarının bilim ve fen bakımından orman vasfını yitirerek orman dışına çıkartılmalarının önü kesilmesi gerekirken tam tersine farklı amaçlar ve sektörler adına işgal edilerek özel mülkiyete geçirilmesi, yerli veya yabancılara satılarak bütçeye gelir sağlanması vb. yönünde sürekli girişimler yapılmaktadır. Bu amaçla anayasa ve yasa değişikliklerine gidilmektedir.

Orman Köylüleri ve Orman Dışı Alanlara Dair Yasa Tasarısı Taslağında;

– 6831 sayılı yasanın 2/A maddesine göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin Çevre ve Orman Bakanlığı, 2/B maddesine göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmek üzere Maliye Bakanlığı emrine verilmeleri,

– 2/B alanlarının; fiili kullanım durumları, kullanım şekli ve kullanıcıların isimlerinin kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle öncelikli kadastro yapılarak Hazine adına tescil edilmeleri,

– 2/A alanlarının ıslah, imar ve ihya edilmesi, tarımsal işletme ve yerleşim planları dahilinde Orman içi köyler halkının bu alanlara yerleştirilmesi, devredilecek taşınmazın bedelinin mevcut köy içinde kalan taşınmazlar için belirlenen rayiç bedelleri üzerinden mahsup edilmesi, bedel fazla ise peşin yada taksitli bu bedelin tahsil edilmesi, yirmi yıl dağıtım amacı dışında kullanılmaması, vb. hükümler çerçevesinde yerleştirilen taşınmazın mülkiyetinin hak sahibi adına tapuya tescil edilmesi,

– 2/B alanlarından hak sahibi olarak yararlanmak için başvuruda bulunanlardan daha sonra satış bedelinden düşülmek üzere 10 bin TL’ye kadar başvuru bedeli alınması,

– 2/B alanlarının belediye ve mücavir alan sınırı ile köy yerleşik sınırları içerisinde ise 31.12.2007 tarihinden önce beş yıl süreyle yerleşim yeri, bu alanların dışında ise aynı süreyle tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık gibi çeşitli tarımsal amaçlarla kullanılmış olması,

– Üzerinde yapılaşma olan taşınmazlardan 400m2’ye kadar olanların tamamı, üzerindeki yapılan bu miktardan daha fazla ise yapının taban alanı kadar, sulu alanlarda 40.000 m2, kuru alanlarda 100.000 m2’ye kadar tarım arazilerinin kullanıcılarına satılması,

– Tarım alanları dışında kalan, üzerinde yapılaşma bulunan ve Maliye Bakanlığınca uygun görülen 2/B alanlarının Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’na devredilmesi, devir bedellerinin 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre belirlenen asgari m2 birim fiyatı üzerinden yapılması, TOKİ’nin devraldığı taşınmazları kendi mevzuatına göre değerlendirmesi,

– 2/B alanlarından boş olan yani işgal edilmeyen alanların Maliye Bakanlığı genel hükümlerine göre işlem görmesi,

– 2/B alanlarından daha önce dağıtılan özelleştirme kapsamında satılanlar geçerli sayılmakla birlikte, açılan davalar sonucunda hazine adına tescil edilenlerin önceki kullanıcılarına bedelsiz iade edilmesi, kanuna göre yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar Hazine tarafından kişiler aleyhine açılması gerekli davaların açılmaması gibi birçok hüküm yer almaktadır.

Yasa Tasarı Taslağında da özetle görüleceği üzere 2/B alanları gözden çıkarılmaktadır. Konunun bilimsel ve teknik, kamusal ve toplumsal, hukuksal ve ekolojik boyutlarının son derece önemli olduğu bilinci içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Dolayısıyla; öncelikle

– Orman alanlarının orman rejimi ve sınırları dışına çıkarılma işlemlerine olanak veren tüm yasal düzenlemeler ivedilikle mevzuattan çıkarılmalıdır.

– 21.19 milyon hektar olduğu belirtilen orman alanlarının kadastrosu yapılmalı, tapuda tescil işlemleri tamamlanmalı ve bilgi sistemleri kurulmalıdır.

– 1983 yılında çıkartılan “2924 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun” kapsamında Orman dışına çıkartılan alanlara yerleştirilen Orman içi köy ve köy halkı sayısı nedir? Bu bilgiler kamuoyu ile paylaşılmış mıdır?

– AB’ye uyum çerçevesinde hayvancılık ve tarım alanlarında küçülme politikasına yönelik programlar oluşturularak üretimden uzaklaşılmakta, başta orman köylüleri olmak üzere bu yerleşim yerlerinden kentlere zorunlu göçler yaşanmaktadır. Orman içi köyler halkının özellikle Anayasamızın 169 ve 170. maddeleri kapsamında orman dışına çıkartılan alanlara yerleştirilmeleri konusunda neler yapılmalı, hangi destekler verilmelidir?

– Bu düzenlemenin 2/B alanlarındaki işgalcilere tıpkı 1986 yılında çıkartılan imar affını çağrıştıracak benzer bir “af” niteliği taşıdığı görülmekte olup, bu yaklaşım kamu vicdanını dün olduğu gibi bugün de yaralamaktadır. Yapanın yanına kar kaldığı mantığı bir kez daha kendini kabul ettirmektedir.

– Bir taraftan işgalciler af edilirken diğer taraftan TOKİ’ye bu yerlerin devri beraberinde bir takım soruları da gündeme getirmektedir. TOKİ’ye 5793 sayılı kanunla imar yetkisinin verilmesiyle birlikte, şimdi de bu alanlar üzerinde mülkiyet hakkının tanınması sonucu ülke ve kent ölçeğindeki planlamadan ayrı parçacı yaklaşımlarla bir planlama dönemi mi yaratılmak istenilmektedir?

– Yasa tasarısı taslağında 2B alanlarından boş olan alanların Maliye Bakanlığının genel hükümlerine göre değerlendirilmesinin anlamı nedir? Kısaca bu alanlar tıpkı hazineye ait diğer alanlar gibi yerli ve yabancı sermayeye satılabilir anlamı mı taşıyor?

– Yaşam alanlarımızla birlikte geleceğimiz yok edilirken bu yaklaşım nasıl toplum ve kamu yararı sayılabilmektedir?

– Ormanların anayasa hükümlerine göre gözetilmesi, korunması ve geliştirilmesi devlete ait olduğuna göre bu alanların Turizmi Teşvik Kanunu, Özelleştirme, Doğrudan Yabancı Yatırımlar kanunları gibi yasa düzenlemeleriyle elden çıkarılması, Anayasa Mahkemesi tarafından tanımlanan kamu yararı ilkesi ile ne ölçüde örtüşmektedir?

– 1937’den bu yana 80 bin orman yangını çıkmış ve 1.6 milyon hektar orman alanı yanmıştır. 1985’ten günümüze çıkan orman yangını sonucu ise 242 bin hektar orman alanı yanmış, ancak yasada tamamının ormana geri kazandırılması hükmü yer almasına karşın sadece %17’sinde bu işlem yapılabilmiştir. Bu süreç neden sorgulanmamaktadır, yoksa bu alanlar başka amaçlar için mi bekletilmektedir? Dolayısıyla, yasa tasarısı taslağında belirtilen ağaçlandırma ve ormana geri kazandırma ifadeleriyle neyin hedeflendiği merak konusudur.

– Özellikle 1980 yılından itibaren neo-liberal politikalar doğrultusunda hazırlanan programlar siyasal iktidarlarca adım adım hayata geçirilmektedir. AB, IMF, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü tarafından istenilen yapısal değişiklikler sonucu yasal düzenlemelerle gelinen noktada üretim ekonomisinden uzak rant ekonomisine ve kamu varlıklarının satışına dayalı gelirler kapsamına şimdi de 2/B arazileri eklenmek istenilmektedir.

– 29 Mart 2009’da yapılacak yerel seçimlerde böyle bir çıkış ile destek aranması ve 2/B alanlarının gözden çıkarılmasıyla imar aflarına benzer bir politika izlendiği görülmektedir.

Orman sınırları dışına çıkartılan yerler hakkında yapılan ve yapılması planlanan yasa değişiklikleri, anayasanın 169 ve 170 inci maddeleri birlikte değerlendirildiğinde ve anayasa mahkemesinin son olarak 23.01.2002 tarih 2001/382 E. 2002/21 sayılı kararındaki “..Orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin yalnızca Orman köyleri halkının nakli ve yerleştirilmesi amacıyla değerlendirilmesinin olanaklı olduğu, Anayasanın bu emredici kuralı nedeniyle yasa koyucunun, bu alanların kullanıcılarına veya başkalarına, hatta Orman içi köyler halkına satılmasını veya bu amaçla devredilmesini sağlayacak bir düzenleme yapmasının mümkün olmadığı; bu nedenle Hazine adına Orman Sınırları dışına çıkarılan yerlerin satışı ve bu amaçla devrini düzenleyen Maddenin Anayasaya aykırı bulunduğu” gerekçesine bakıldığında bu düzenlemelerin hukuk yönünden dayanaktan yoksun olacağı görülmektedir.

Hazırlanan bu yasa tasarısı taslağı da ne 2/B alanlarının kamu yararında kullanılmasına ne de 2/A maddesi ile orman içi köyler halkının kalkınmasına hizmet etmektedir. 2/B alanlarının satılarak bütçeye ek kazanç sağlayacağı anlayışı artık terk edilmelidir.473 bin hektar olduğu ifade edilen 2/B alanları bilimsel ve teknik çalışmalarla belirlenmeli, bu alanların kadastrosu ve tapu tescili yapılmalıdır. Bu tespitten sonra arazi koruma, kullanma planlamaları ivedilikle gerçekleştirilmelidir. Söz konusu alanların kullanımına Anayasa’nın ormanların ve orman köylülerinin korunması hakkındaki kararlar dikkate alınarak yön verilmelidir.

TMMOB

HARİTA ve KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI