GİRİŞ
Söze birkaç soru ile başlamak uygun olacaktır: Türkiye’de kamuoyu çevre sorunlarıyla yaygın olarak ne zaman ilgilenmeye başlamıştır? Bu soruyla ilgili olarak; 1980’li yılların özel bir “havası” mı vardı? Resmî görüş yanlıları sözkonusu sorunlarla neden bu denli ilgilenmiştir? Bu ilgiye karşın çevre sorununa yol açan hangi süreci durdurabilmişlerdir? Kamuoyu çevre sorunlarını tüm boyutlarıyla ne denli tartışabilmiş; gerçek nedenlerini kavrayabilmiş; üzerine düşenleri ne denli yapmış (ya da yapabilmiş), yapmasına olanak tanınmış mıdır? Geliştirilen çözüm önerileri ne denli gerçekçi olabilmiş, ne denli yaşama geçirilebilmiş; geçirilememe nedenleri ne denli sorgulanabilmiştir? Coşkulu “çevrecilik” dönemi aşılmış görünüyor. Öyleyse, artık, bu tür sorgulamaların yapılması gerekiyor. Gerçekte bu alanda yaşananlar Türkiye’deki kültürlenme, giderek bilinçlenme süreçlerinin ne denli yüzeysel, çarpık olduğunu yahut kolaylıkla çarpıtılabileceğini bir kez daha açıklıkla ortaya koymuştur: Sorunları doğru tanımlamak, kaynaklarını belirlemek; gerçekçi çözüm önerilerini geliştirmek ve yaşama geçirmek; tüm bu aşamaları birbirleriyle tutarlı biçimde gerçekleştirmek ülkemizde, henüz gerektiğince yaygınlaşmış bir yaklaşım değildir. Bu gerçek, belki de en çarpıcı biçimde mühendislik hizmetleri (ve dolayısıyla mühendisler) – çevre sorunları ilişkisinde ortaya çıkıyor. Dolayısıyla tartışmayı bu boyuta indirgemek yararlı olabilecektir.
Browsing Tag
mühendislik ve çevre sorunları
1 post