EMO Genel Kurulu’na – EMO Bursa Delegasyonu

Küreselleşme ve neo-liberal ekonomi politikalarının en önemli uygulama hedefleri sosyal devletin tasfiyesi, özelleştirme, piyasalaştırma ve emek gücünün güvencesizleştirilmesi ve esnekleştirilerek örgütsüz bir toplum yaratmadır. Neo- liberal program ile kamu iktisadi kuruluşlarının satışı ile başlayan süreç, kamusal hizmet alalarının özelleştirilmesi ve piyasalaştırılması süreci ile devam etmiş, eğitim, sağlık başta olmak üzere enerji, su, haberleşme gibi en temel hizmet alanları piyasalaştırılmıştır. Bu süreç kamu kurumlarında çalışanların güvencesiz istihdam biçimleri ile çalıştırılmasına neden olmuş iş güvencesinden yoksunlaşma kamuda yetişmiş teknik bilginin sürekliliğini ortadan kaldırırken alanında uzmanlaşmış yetişmiş teknik emek gücünden tüm toplumu  mahrum eder hale gelmiştir. Temel hizmet alanlarının özelleştirilmesi – piyasalaştırılması süreci tüm bu hizmetlerin meta haline dönüşmesine yol açmış, bu durum  halkın üzerinde yoksullaştırıcı bir etki yaratmıştır.Çalışma hayatında güvencesiz- kuralsız ve esnek bir çalışma biçimi ana çalışma biçimi haline getirilmiştir.

2008 yılında başlayan küresel ekonomik krizin etkilerinin  hala devam ettiği bu günlerde genel kurulumuzu gerçekleştiriyoruz. Kriz ortamında işsizlik değerleri  Tüik verilerine göre  2009’da  ortalama işsizlik oranı %14 e çıkarken, genç nüfusta işsizlik oranı da %24 e çıkmıştır. İşsizlerin yaklaşık üçte biri bir yıl ve aşkın zamandır iş ararken, işsizlik süreklileşmektedir. Yetkililer tarafından da bu işsizlik rakamlarının uzunca bir süre böyle devam edeceği ve bu rakamlar ile yaşamaya alışmamız söylenmektedir.

Elektrik Mühendisleri Odası tarafından işsizlik, istihdam koşulları ve krizin EMO üyesi mühendisler üzerindeki etkisini tespit etmek amacıyla Mart-Haziran 2009 tarihleri arasında yapılan anket sonuçlarına göre; EMO üyelerinin de işsizlik oranı ortalama %10 seviyesindedir.Yine aynı anket sonuçlarına göre EMO üyesi çalışanların yüzde 61,4 ‘ü  yoksulluk sınırının altında ücretle çalışmaktadır. Odamız  tarafından düzenlenen anket de göstermektedir ki yaşanılan ekonomik kriz EMO üyeleri için işsizlik ve düşük ücretler olarak kendini göstermekte her geçen gün çalışma koşulları zorlaşırken işsizlik baskılanması ile üyelerimiz bu koşullara boyun eğmek zorunda kalmaktadır.

Aynı zamanda SMM olarak çalışan meslektaşlarımızda kriz koşullarında ağır rekabetinde baskılaması ile ayakta kalma mücadelesi vermektedir.

Ekonomik krizin etkilerinin ağırlaştığı günlerde TMMOB adına EMO İstanbul şubemizin sekretaryalığında gerçekleştirilen Ücretli İşsiz Mühendis Mimar ve şehir plancıları kurultayı TMMOB açısından tarihi bir öneme sahip bulunmakta ,Birliğimiz TMMOB’nin de, Odamız EMO’nun da üyeleri ile önümüzdeki dönemde nasıl bir ilişki kurması gerektiği ve örgütlülüğünün nasıl güçleneceğini  göstermiş bulunmaktadır.

İş yaşamındaki sorunları kişisel çözümler ile çözebileceğimiz söylenerek örgütlülük engellenmeye çalışılmaktadır. Beşeri sermaye teorisi olarak da bilinen ‘ kendisine yatırım yapan birey kazanır, yapmayan kaybeder’ anlayışı mühendislik alanında da ömür boyu eğitim adı altında sertifikasyon, belgelendirme, uzmanlık tartışmalarını EMO içerisinde de başlatmış, mühendislik dershaneciliğini de gündeme getirmiştir. Sermayenin eğitim maliyetlerini dışsallaştırarak bireyin kendisine yükleyen bu anlayış meslekte uzmanlaşmanın ancak iş güvencesi ile mümkün olabileceğini gözden kaçırmaktadır.

Demokratikleşme projesi gibi sunulan AB projesi çerçevesinde, diğer kamu hizmet alanları gibi enerji alanı 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu liberalize edilerek,  elektrik enerjisinin arzının ve sunumunun kamusal niteliği yok edilmeye çalışılmaktadır. Üretim ve dağıtım alanlarının özeleştirilmesi ve piyasalaştırılması sürecinin yarattığı sorunlar konusunda odamız pek çok rapor hazırlayarak kamuoyunu bilgilendirme çalışmaları gerçekleştirmiştir. Elektrik enerjisinin kamusal niteliği her yurttaşın bu hizmetten, insanca yaşama çerçevesinde yararlanması gereken miktarına erişiminin güvence altına alınabilmesini ifade eder.

Elektrik Piyasası Kanunu  ile hızlanan liberalizasyon, özellikle hidrolik potansiyeli değerlendirme adı altında en küçük derelere kadar bütün temiz su kaynaklarını tehdit eder hale gelmiştir. Başta Doğu Karadeniz olmak üzere pek çok bölgemizde yaşamı ve kültürü yok etmeye yönelik, bölgede yaşayan halkı sudan koparan, gerekli bilimsel çalışmalar yapılmadan alel acele verilen lisanslar da bu sürecin önemli sonucu olarak görülmelidir.Su sadece bir enerji kaynağı değil tüm doğanın yaşam kaynağıdır.Enerjiyi kamusal bir hizmet alanı ve kamusal ihtiyaç olarak tarif ediyorsak, yaşamı da bir bütün olarak görmeli ve enerji ihtiyacı için , toplumsal yaşamın diğer olmazsa olmaz ihtiyaç alanlarını yok sayamayacağımızı
vurgulamamız gerekmektedir.  

Hem istihdamı arttırıcı bir unsur olarak, hem de meslek örgütümüzün varlık nedeni olan kamu yararlılığı, can ve mal güvenliği açısından kamusal denetimlerin arttırılmasını olmazsa olmaz görüyoruz. Bursa bu konuda çok acı tecrübelere sahip bir kenttir. Madenlerde meydana gelen göçük ve patlamalar, hastane yangınları aslında kamusal denetim eksiklikleridir. Bu  ve benzer acıları bir daha yaşamamak için,  çalışma müdürlüklerinde kamusal denetim için kaç mühendisin çalıştığı ve çalışması gerektiğini, belediyelerde hizmet alanları içerisinde ne kadar mühendis istihdam edildiği ve kamunun can ve mal güvenliği için gerçekte ne kadar mühendis istihdam edilmesi gerektiğini bilimsel yöntemlerle araştırarak, idari organlara ve kamu oyuna açıklayıp bu istihdam rakamlarının gerçekleştirilmesi  için çalışmalar yapmamız gerekmektedir.

Mühendislik mesleğinin saygınlığı kamusal yarar sağlaması ile de doğru orantılıdır. Bakanlar kurulunda (imzaya açılan) karar altına alınan ancak  henüz YÖK tarafından uygulamaya konmayan teknoloji fakülteleri uygulaması da basitçe mevcut fakültelerin yeterliliklerini ve imkanlarını iyileştirmek gerekirken bunun yerine yeni fakülteler açan popülist bir yaklaşım değil, mühendislik formasyonunda kamu yararı aleyhine bir dönüşümü ifade etmektedir. Mühendislik bilgisini uygulama ve teori mühendisliği diye ikiye bölen bu anlayış mühendisleri teknisyenleştirmeyi hedeflemektedir. Mühendislik kavramını sadece endüstri ilişkilerine daraltan bu anlayış mühendislerin kamu yararı, can ve mal güvenliği gibi işlevlerini yok saymaktadır. Bu uygulandığı takdirde halen mühendislik fakültelerinde okuyan mühendis adayları ve yeni mezun genç mühendisler için ciddi bir işsizlik tehdidi oluşacaktır.  Elektrik Mühendisleri odasının ve birliğimiz TMMOB’nin teknoloji fakülteleri gibi uygulamalara karşı özellikle öğrenci ve genç mühendis üyeleri içerisinde etkili bir muhalefet oluşturmak, mühendislik mesleğinin geleceği açısından önümüzde büyük bir görev olarak durmaktadır.

Türkiye’ de her geçen yıl uygulanan ekonomik politikalar ve eğitimdeki plansızlıklar sonucunda genç mühendis işsizliği sürekli artarken, amme alacaklarının tahsili kanununun 8. maddesine ““Mesleki hizmetler kapsamında çalışacak yabancılara akademik ve mesleki yeterlilik ile ilgili işlemleri tamamlanıncaya kadar, ilgili mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla bir yılı geçmemek üzere ön izin verilebilir. Mesleki eğitim alanı dışında istihdam edilecek yabancı uyruklu personel için bu kanunda belirtilen görüşler alınmaz. Bu kişiler, akademik ve yeterlilik uygulamasına tabi değildir.” biçiminde bir düzenleme eklenmiştir.  27 ocakta TBMM ‘de kabul edilen ve halen onay için Cumhurbaşkanının önünde bulunan  bu kanun ile  yabancı mühendislerin hiçbir kriter ve denklik aranmaksızın Türkiye’ de çalışmaları sağlanmaktadır.   Bu yasa maddesinin benzeri hatırlanacağı gibi 2006’da da gündeme getirilmiş TMMOB bu yasaya karşı büyük bir Ankara eylemi gerçekleştireceğini açıklamış ve yasa görüşmeden çekilmiş idi. Bugün yeniden gündeme gelerek yasalaşan bu maddeye karşı tıpkı 14 Ekim 2006 ‘da Ankara’da 15 bin meslektaşımızın katılımı ile  gerçekleştirdiğimiz büyük miting gibi etkin ve merkezi bir mücadeleye ihtiyaç bulunmaktadır.

Diğer yandan, kamunun haklarını ve çıkarlarını küresel yağmacılık karşısında savunma durumunda bulunan özelde EMO, genelde TMMOB’nin varlığını dayandırdığı üye profilinin, sistemli bir çalışma sonucu emperyalist güçlerin emellerine hizmet edecek çizgiye doğru kaymakta olduğu gözlerden kaçırılmamalıdır. Şubeler bazında seçim sonuçlarına bakıldığında bu durum açıkça görülmektedir. Bu nedenle örgütümüzün geleceğini kuracak genç meslektaşlarımızın sorunlarına daha fazla eğilmeli, gençlerimizin bilinçli olmalarının sağlanması yönünde daha fazla çalışma yapılmalıdır.

Bursa delegasyonu olarak Genel Kurulumuzun verimli ve geleceğimizi planlayacak bir genel kurul olmasını diliyoruz.

Not: Bu metin EMO 42. Olağan Gelen Kurulu’nda EMO Bursa Şube Başkanı tarafından okunmuştur.