Dereler özgür akacak sonsuza dek - Özgür Yergin*

Suya dair söylenmiş en büyük sözü arayıp bulmak istedim yazıya başlamadan önce ,

Su için söylenen en büyük söz nedir dediğimde “ olağan sihirli bilgi membağına” “ Uludağın zirvesinden , doğanın iyiliği ve canlılığı seninle “ sloganı ile karşılaşınca vazgeçtim aramaktan,

Suyu aramak değil anlamak gerektiğine karar verdim böylece, su o kadar dokunuyor ki hayatın her yerine aramak bulmakla ve bitirmekle son buluyordu o sonsuz kaynağını.

Öyleki , Suyu anlamak ;

Savaştan kaçarken susuz yürümekti günlerce Ortadoğuda , Fıratın, Diclenin bu yanını , öbür yanına koymak demekti ,

Suyu anlamak demek , kanı çekilen toprağın nasıl damacanalara şişelendiğini anlamak, kaç litre akarsuyun kaç kw olduğunu hesap eden, ötesine dokunmaktan aciz hakim mühendislik iktidarını tanımak demekti ,

Üzüm bağlarını sulayan gökyüzüne uzatan su karıklarının , plazaların çimontaları ile birleştiği gökyüzü işgaliyeleri demekti şehirlerde ve bu kadar yüksek bir alçaklıktan düşüp ölen kardeşlerimizdi su …

Tarımsal sulama havzalarını betonla örten, körpecik fidanları söküp yerine demir filizleri diken iktidarın zorla önüne oturtup traş ettiği bir mahkumun o gür saçlarıydı, İstanbul du , kuzey ormanlarıydı su ,

Kirletilen, karartılan geleceğimizin , kurutulan ve yok olan bir gelecek ile devam etmesi demekti ,

Suyu anlamak demek ,

Madencinin evinden getirip belinde taşıdığı matarayı sımsıkı tutması demekti ölüme giderken bile .

Bir yerde sel bir yerde kuraklık demekti , ama hep daha fazla susuz geçirmek di yazı, yazları , yazıları …

Suyun anlam ve önemi ile başlayıp , muslukta tasarruf etmekle biten hamasi nutukların bir damla değeri dahi kalmadı artık. Canlı varlığının en temel besini olan suyun yokoluşunu izlemek ve yağmur duasına çıkmak mı yoksa buna neden olan ilm-i fıtratı yerle bir etmek miydi gelecek ?

Susuzulukla arınmak gerekiyor artık belkide , dünyaya geldiğimiz gün gibi berrak , basit ve kolay anlaşılır olmak, değişen iklimi geri çağırmak yani kanayan kitlelerin iklimini değiştirmek gibi, gezi gibi arınmaktı tomanın önünde ıslanarak…

Velhasıl … Daha sonuna gelmeden bu yazının anladım ki , aramak ya da anlamak yetmiyordu suyu ,

Yıkanmak, arınmak lazımdı suyun bilgeliğinde , ama öyle bildiğimiz gibi sığ ve kolay değil ; Tarihsel anlam derinliğinden doldurarak kaygı taslarımızı bol bol , boydan boya yumak , yıkamakla başlamalıydı alışılmış sloganları karadeniz köylülerinin sesini dinleyerek.

Su haktır satılamaz, sattırmayacağız , Dereler Özgür Akacak sonsuza dek….

Özgür Yergin

Makina Mühendisi

*Yayımlanan yazının sunumu 14 Eylül 2014’de Politeknik 3. Olağan Genel Kurulu’nda yapılmıştır.