Çevre Mühendisleri Odası: “Barışın Sesi Yükselsin!”
Spread the love

İnsanlık tarihinin tanık olduğu en korkunç savaşlardan birinin, İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıç tarihidir 1 Eylül. Emperyalistler arasındaki ikinci büyük paylaşım savaşı, milyonlarca insanın yaşamına ve büyük bir çevre tahribatına mal olmuştur. Dünya halkları, 52 milyon insan kaybettiği bu savaşta, savaşın ve barışın anlamını bir kez daha öğrenmiştir. Dünya barış gününün, insanlık tarihinin en kanlı savaşlarından birinin başlangıç günüyle anılması tesadüf değildir.

1 Eylül Dünya Barış günü, II.Dünya Savaşı’ndan bu yana, tüm Dünyada barışın dile getirildiği, savaşların ve yok ettiklerinin lanetlendiği bir gün olarak her yıl anılmaktadır. İnsanoğlu etnik, ekonomik, politik ve benzeri pek çok nedenle asırlar boyu savaşmış, kaybeden ise insanlık olmuştur.

Savaş tüm canlı türleri için yıkım ve yok oluş anlamına gelmektedir. Bu durumda tüm dünyada inatla sürdürülen savaş ve ekonomisi, canlı yaşamını hiçe sayan yaklaşımın kurduğu hegemonyaya dayanmaktadır.

2009 yılında hala dünya nüfusunun yaklaşık yarısı temiz su ve kanalizasyon hizmetinden yoksun yaşamaktadır. Dünya nüfusunun yarısı günde iki dolardan daha az bir parayla geçinmektedir. Dünyanın en fakir 48 ülkesinin toplam bütçesi dünyanın en zengin 3 insanının servetinden daha azdır. Yaklaşık bir milyar insan okuma ve yazma bilmemektedir. 40 milyona yakın insan AIDS hastalığıyla mücadele etmekte, dünyanın 3’te birinde çocuklar yetersiz beslenmektedir.

Savaşta hiçbir zaman kazanan taraf yoktur. Sonuçta elde kalan; çocuk, kadın, yaşlı yitik hayatlar; suyuyla, havasıyla, toprağıyla kirlenmiş ve yaşanılamaz hale gelmiş ekolojik ortamlar; doğal, tarihi ve kültürel varlıkları yerle bir olmuş yaşam alanları, içme ve kullanma suyu, kanalizasyon sistemi gibi altyapısı yok edilmiş kentlerdir.

Türkiye’de hükümetin, askeri amaçlı harcamalara ayrılan devasa bütçesi ile eğitim, sağlık, doğal afetler, çevre ve altyapı yatırımları için ayrılan bütçesinin karşılaştırılamayacak oranlarda olduğu bilinmektedir. Bunun en somut örneği; en az savaşlar kadar yakıcı ve yıkıcı olan orman yangınları, sel felaketleri, depremler konusunda, hükümetin ve yetkili kurumlarının gösterdiği acizliktir.

Halkların kardeşliği konusunda da Türkiye’de yıllardır barışı tesis edemeyen anlayış, günü kurtarmaya yönelik popülist politikalarla samimiyetsizliğ ini her geçen gün biraz daha göstermektedir. Çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakmak için bir arada ortak bir yaşama kültürünü hayata geçirmek ve inadına barışı istemek bugün her zamankinden daha hayatidir.

Yaşanabilir bir dünya ve aydınlık bir Türkiye için dayanışmanın, kardeşliğin ve barışın sesi yükseltilmelidir.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası

Yönetim Kurulu


Spread the love