Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi: “Devlet Yardımı İle Zehirleniyoruz”
Spread the love

Bir taraftan Bakanlar Kurulunun kararıyla Kömür İşletmeleri Kurumu’nun 2.084.741 aileye ücretsiz olarak toplam 1.744.170 ton kömür dağıtması, diğer taraftan doğalgaza yapılan yüzde 82’lik zam nedeniyle halkın soba kullanımına yönelmesi, özellikle büyük kentleri geçmişte yaşadığı hava kirliliği tehlikesi ile yeniden karşı karşıya getirdi.


Hava kirliliği, havada katı, sıvı ve gaz şeklindeki yabancı maddelerin insan sağlığına, canlı hayatına ve ekolojik dengeye zararlı olabilecek miktar ve sürede bulunmasıdır. Hava kirliliğinin etki şekli ve derecesi; yaş, dayanıklılık gibi kişisel faktörlere bağlı olmakla beraber kirleticilere maruz kalma süresi oldukça büyük önem taşımaktadır. Bazı kirleticilere yüksek konsantrasyonda kısa sürede maruz kalınma ile olumsuz etki oluşurken, diğer bazı kirleticiler düşük konsantrasyonda ve uzun sürede insanlarda ölümcül sonuç doğurabilmektedir. Ülkemizde hava kirliliği doğal gaz kullanımının yaygınlaşmasından önceki yıllarda özellikle kış aylarında insan yaşamını tehdit edebilecek boyutlara ulaşmıştı.

Ülkemizde hava kirliliğinin başlıca sebepleri ısınma, sanayi ve motorlu taşıtlardan kaynaklanan hava kirliliği olarak sıralanabilir. Isınma amaçlı düşük kalitede ve kükürt oranı yüksek kömür kullanımı, yakma tekniklerinin doğru uygulanmaması, merkezi ısıtma yerine bireysel ve verimsiz ısıtma yöntemlerinin tercih edilmesi hava kirliliğine neden olmaktadır. Sanayide özellikle hammadde ve enerji üretimi yapan işletmelerinde yeterli yatırımların yapılmamasından dolayı verimsiz yakma sistemlerinin kullanılması, düşük kalorili kömür kullanımı ve baca filtresi benzeri arıtma önlemlerinin alınmamış olması hava kirliliğine yol açmaktadır. Karayoluna dayalı ulaşım politikaları nedeniyle hızla artan motorlu taşıt sayısı, toplu ulaşıma dönük yatırım eksikliği, egzoz gazı denetim ve yaptırımlarının yetersizliği hava kirliliğinde önemli bir etkendir.

Türkiye’nin sahip olduğu en bol fosil kaynaklı yakıt, düşük-kaliteli ve yüksek derecede kirlenmeye yol açan linyittir. Kömür kalitesi dendiğinde akla ilk gelen; kömürün kalorilik değeri, kül, kükürt, nem içeriği ve is yapma özelliği (uçucu madde) dir. Kömürün kalitesi uğradığı metamorfizma ile doğru orantılı olarak değişir ve linyitten antrasite doğru oksijen ve hidrojen içeriğinin azalması, karbon içeriğinin ve alt ısı değerinin yükselmesi olarak gözlenir. Linyitin yakılmasıyla yüksek miktarlarda oluşan kükürt dioksit (SO2), azot oksitler (NOx), karbon monoksit (CO), Ozon (O3), hidrokarbonlar, partiküler madde (PM) başlıca hava kirliliği kaynaklarıdır. Yanma gazları ile atmosfere atılan bu kirleticiler, güneş ışığının etkisiyle veya atmosferde bulunan diğer bileşiklerle tepkimeye girerek; ozon, aerosol, nitrat, nitrit ve çeşitli asitler gibi ikincil kirleticileri de oluşturmaktadırlar. Bu kirleticilerin doğal dengeye ve çevreye etkisi ise asit yağmuru ve atmosferdeki CO2 artışı gibi iki noktada önem kazanmaktadır.

 

26 Mayıs 2005 tarihli Hava Kirliliği Kontrolü hakkındaki Genelgeye göre, dar gelirli ailelere kömür dağıtılması hususu ile ilgili olarak İl Mahalli Çevre Kurullarınca, hava kirliliği mücadelesi ve uygulamada birlikteliğin sağlanması amacıyla kömürler vatandaşa dağıtılırken; başta il ve ilçelerin kirlilik derecelerine göre özellikleri belirlenmiş kömürlerin dağıtılması olmak üzere Isınmadan Kaynaklanan Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği’nde belirlenen hususlara önem verilmesi ve bu kömürlerin de hava kirliliği yaratmayacak bölgelerde (özellikle beldelerde, köylerde) kullanımının sağlanmasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Bakanlık tarafından yapılan sınıflandırmada İstanbul bütün merkez ve diğer ilçeleriyle I. Grup Kirli İlçeler statüsünde yer aldığı halde, geçtiğimiz yıl 120 bin ton kömür dağıtımı yapan İstanbul Valiliği, bu yıl da 130 bin ton kömür dağıtımı yapılmasını kararlaştırmıştır. Ancak doğal gaz şebekesi olmasına rağmen kömürün bedava dağıtılması nedeniyle soba kullanımındaki artış, İstanbul’da bu kış özellikle akşam saatlerinde keskin kömür kokusu hissedilmesine neden olmuştur.

İyi kalite kömürde kükürt oranının binde 5 olması gerekirken ve Isınmadan Kaynaklı Hava Kirliliği Kontrolü yönetmeliğinde yerli kömür için bu oran maksimum yüzde 2 olarak sınırlandırılmış iken, Ankara’da bedava dağıtılan kömürlerin kükürt oranının yüzde 2.5 olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Ankara’da bazı semtlerde azot dioksit oranlarının sınırların üstünde olduğu gözlenmiştir. Bu tespitler dağıtılan kömürlerin kalitesizliğini doğrular niteliktedir.

AKP iktidarı, yaptığı doğal gaz zamları ile çaresiz bıraktığı halkı dağıttığı kömürü kullanmaya mecbur ediyor, kömür yardımı kandırmacasıyla yaklaşan yerel seçimlerde oyunu kazanmaya çalıştığı halkı temiz havadan mahrum ediyor. Oysaki amaç halka fayda sağlamak olsaydı doğal gaz yardımı yapması beklenen iktidar aksine çok yüksek doğal gaz zamlarıyla halkı hava kirliliğine neden olduğu bilinen bir gerçek olan kömür kullanımına teşvik etmektedir.

Enerji tüketimimizin büyük kısmının dışa bağımlı doğalgazdan karşılanması, doğalgaz ve termik santrallere dönük yatırım planlarının yapılması ülkemiz için sürdürülebilir değildir. Bu nedenle öncelikle yapılması gereken enerji yatırımlarının yenilebilir enerji kaynaklarına dönük yapılandırılmasıdır. Atmosferdeki karbon miktarını artırıp sera etkisiyle dünyanın ısınmasına katkıda bulunan fosil yakıt kullanımı aşamalı olarak terk edilmeli, temiz üretim teknolojileri ile ileri yakma sistemlerinin kullanımını zorunlu kılınmalıdır.

Ayrıca enerjinin verimli kullanımına dönük çalışmalar yapılmalı, binalarda ısı yalıtımı ve tasarrufuna yönelik yatırımlar teşvik edilmelidir. Sanayi denetimleri etkinleştirilmeli yakma sistemlerindeki yanma verimliliğinin artırılması ve baca filtrelerinin kurulması için gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır. Ulaşımda yeni karayolu ve köprü yapımlarına değil raylı sistemlere öncelik verilmeli, kentlerde yeşil alanlar yaygınlaştırılarak hava kirliliğini soğuracak alanlar artırılmalıdır.

 

TMMOB ÇMO İstanbul Şubesi
Yönetim Kurulu


Spread the love