TMMOB YK Başkanı Mehmet Soğancı: “Siyasi İktidar Kalkınma Ajansları ile Neyi Kalkındıracak?”

Siyasal iktidarca AB’ye uyum süreci ile gündeme getirilen Bölgesel Kalkınma Ajansları, Türkiye’nin bölgesel gelişme politikalarının AB’ye uyumunun sağlanması gerekçesiyle savunularak, yasal çerçeveye oturtulmuştur.

 

 

Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun adı altında yürürlüğe sokulan düzenleme, ajansların, Bakanlar Kurulu kararı ile kurulacağını ve ajans merkezinin bulunacağı ilin ise kuruluş kararnamesinde belirtileceğini ifade etmişti. Yasa’nın bu düzenlemesinden hareketle Bakanlar Kurulu 2006 yılında ” Bazı Düzey-2 Bölgelerinde Ajansların Kurulması Hakkında Karar”ı yayımladı.

 

TMMOB bu kararnamenin iptali istemiyle Danıştay nezdinde dava açmıştı. Danıştay, “İdare hukukunda yetki, belirli organ ve makamlara Anayasa ve yasalarla tanınmış karar alma gücünü anlatır ve idari işlemlerin en temel öğesini oluşturur. Yetki kamu düzeni sorunu olup, yetkinin genişletici yoruma tabi tutulamayacağı ve yetkinin kamu otoritesi için bir hak değil yükümlülük olduğunu vurgulamak gerekir” saptamasını yaptıktan sonra bu genel kurala uymayan Kararnamenin “kalkınma kurulunun yapısı ve oluşumu ile kalkınma kurulunun teşkili” maddelerinin yürütmesinin durdurulmasına karar vermişti.

 

Siyasal iktidar ise yargı kararının gereğini yapmak yerine, dava konusu yapmış olduğumuz ajanslar yanında 10 Kasım 2008 tarihinde yeni ajansların da kurulmasına karar vermiştir. Bakanlar kurulu, 23 ili kapsayan 10 bölgesel ajans kurmuştur. Siyasi iktidar, TMMOB’den o kadar çok dertlenmiş olmalı ki, ajanslarda Birliğe bağlı Odalara yer vermemiştir. Kalkınma kurulları, merkezi idareyi temsil edenler, belediye başkanları, sermayeyi temsil eden oda, dernek ve siyasal iktidara yakın vakıf ve dernekler bileşeninden oluşturulmuştur. Bu oluşum, Başbakanın emrinde olan Yatırım ve Destek Ajansı ile birlikte, yani yabancı sermaye ile birlikte bölgesel gelişme politikalarını oluşturup uygulayacaktır.

 

Siyasi iktidar, mühendissiz, mimarsız, şehir plancısız bölgesel kalkınma(!) yapacaktır. Siyasi iktidarın niyeti bellidir.

 

İstanbul’da, İzmir’de, Adana-Mersin’de, Diyarbakır-Şanlıurfa’da, Batman-Mardin-Şırnak-Siirt’te kalkınma ajanslarına TMMOB ve bağlı odaları temsilcileri çağrılmamıştır. Karaman-Konya’yı kapsayan ajansa İnşaat, Ziraat, Şehir Plancıları, Mimarlar Odası; Amasya-Çorum-Samsun-Tokat’ı kapsayana Şehir Plancıları Odası, Bayburt-Erzincan-Erzurum’u kapsayana Ziraat Mühendisleri Odası, Bitlis-Hakkari-Muş-Van’ı kapsayana Ziraat Mühendisleri Odası ile Mimarlar Odası; Adıyaman-Gaziantep-Kilis’i kapsayana da İnşaat ile Şehir Plancıları Odası çağrılmıştır.

 

Bakanlar Kurulu tarafından kurulan ve 23 ili kapsayan 10 bölgesel ajansın bileşenleri incelendiğinde, iktidarın kendisine muhalif tüm örgüt ve kurumları bu oluşumdan ayırdığı ve deyim yerindeyse muhaliflerini bölge temsilinden temizlediği görülmektedir. Böylece, kalkınma ajansları, kalkınma kavramının tüm kuramsal anlamlarını ve yüklenen misyonlarını reddeden bir anlayış ve bileşkeye kavuşturulmuştur. Ajanslarda oluşturulan bileşke, siyasal iktidarın atadığı kurumlar ile yönetiminde kendi anlayışı ya da yakını olduğu “sivil toplum” kuruluşlarının oluşturduğu bir şekildedir. Bu tablo, neoliberal uygulama, cemaat ağı ve yabancı sermaye ayaklıdır. Bu ayaklarla, bölgesel, il düzeyinde dahi olsa kalkınmanın olanaklı olmadığı açıktır. Ancak, ikame edilecek olan ise şimdilik müphemdir. Bu da kapitalist küresel krizin açılımlarının getireceği dayatmalarla şekillenecektir.

 

AB’nin son krizden önce aday ülkelere dayattığı, sermayeyi, özel sektörü ve bölgesel rekabeti teşvik eden modeli, bölgesel kalkınma ajanslarıdır. Avrupa’nın kendisi bu modeli sanayi devrimini tamamladıktan epey sonra devreye sokmuştur. Kendi iç krizini çözmek üzere uyguladığı bu modelin ülkemiz gibi ülkelerde aynı sonucu vermesi olanaksız olduğu halde, Devletin ekonomik ve sosyal yaşama müdahalesini en aza indirgemek üzerine inşa edilen bu süreç var olan krizi daha da derinleştirecektir.

 

Krizin nedenleri çok tartışılacak ama şu bir gerçek ki, 1980’lerde kapitalizmin kendi krizini çözmek için sosyal devlet olgusundan uzaklaşıp, esnek üretim ilişkisine geçişinin bu krizi hazırlayan etkenlerden biri olduğu tartışma götürmez. Kapitalist küreselleşmenin krizi şimdi piyasaya kamu müdahalesi ile çözülmeye çalışılıyor ve bunun kalıcı olması doğrultusunda da tartışma yürütülüyor. Bizde ise bugün yaşanan küresel kriz karşısında bunun tersi bir süreç izlenmesi akıllara durgunluk halinden başka bir şey değildir. İktidar, neoliberal politikaların iflas ettiği gerçeğini görmemekte midir? İflas etmiş politikayla kalkınmanın olmayacağını bilmemekte midir?

 

Öyle görülüyor ki, AB bile merkezi planlamaya yönelmiş iken, siyasal iktidar kendi iktidarını kalıcılaştırmak için ajans modelini bir araç olarak kullanmakta ısrarlı davranmaktadır. Kamunun yeniden yapılandırılması sürecini bu modelle hayata geçirmek isteyen siyasal iktidar bilmeli ki, “oy çokluğuna dayalı ‘milli irade’ savunusu ile her istediğimi yaparım” yaklaşımı hem siyasal iktidarlara hem de toplumlara yalnız ve yalnızca felaket getirmiştir. Bu gerçeği görmek için tarihe bakmak yeterlidir.

 

Siyasal iktidar şunu anlamalı ki, kalkınma kavramının kapsadığı tüm unsurlar; iktidarca atananların, sermayenin ve cemaat ağlarının temsili ile gerçekleşemez.

 

TMMOB, “Kalkınma ajansları neyi kalkındıracak?” diye sormaya devam edecek.

 

TMMOB “Kalkınma ajansları ülke kaynaklarının talana teslim edilmesidir” demeye devam edecek.

 

TMMOB, kalkınma ajansları ile ilgili siyasi iktidarın uygulamalarına karşı hukuk mücadelesini sonuna kadar sürdürecek.

 

 

Mehmet Soğancı

TMMOB

Yönetim Kurulu Başkanı