Başbakan’ın ‘Roman kardeşleri’ sokakta!

Ataşehir’e bağlı Yenisahra, Örnek Mahallesi ve Küçükbakkalköy’de yaptıkları tek göz barakalarda hayata tutunmaya çalışan Roman yurttaşlar, dün sabah 6.30’da 3-4 bin çevik kuvvet ekibi eşliğinde gerçekleşen yıkım sonucu evsiz kaldı. Çocukları, yaşlıları ve hastalarıyla sokakta kalan Roman yurttaşlar, Başbakan Erdoğan’ın kendilerine verdiği ev sözünü tutmadığını belirterek “Bizi kandırdılar. Çoğumuzun ev kiralayacak durumu yok, zaten kimse bize Romanız diye ev vermek istemiyor. Bize neden bunu yapıyorlar, biz bu ülkenin vatandaşı değil miyiz?” diye sordu.

Evlerinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Ataşehir Kaymakamlığı’nın talimatıyla yıkılacağını bir gün önce öğrenen Roman yurttaşların, deyim yerindeyse dünya başlarına yıkıldı. Barakaların olduğu arsayı satın alan mal sahibinin “Ben inşaata başlayana kadar oturabilirsiniz” şeklindeki sözü bile yıkımı engellemeye yetmedi. Evleri yıkılmadan önce görüştüğümüz yurttaşlar, bir yandan eşyalarını toplamaya çalışırken, bir yandan da “Biz şimdi ne yaparız? Nereye gideriz?” diyerek isyan ediyordu. Ayrımcılıktan bıktıklarını, tek taleplerinin başlarını sokabilecekleri bir ev olduğunu dile getiren Roman yurttaşlar, şöyle konuştu:

TÜPLERE BAĞLI YAŞIYOR, ŞİMDİ SOKAKTA

Aydoğan Dalkoparan: 35 senedir ciğerimden rahatsızım. Tüplere bağlı yaşıyorum. Bir ev istiyorum ben. Banyo yapmak istiyorum. Doğru dürüst yiyeceğimiz olsun, bir düzenimiz olsun istiyorum. Tek istediğim bu.
Nazmiye Dalkoparan: 2006’da kirada oturuyordum, gelip evimi yıktılar. Çocuklarımız karakollara düştüler o yıkımda. Uğramadığımız hakaret kalmadı. Biz de bu barakayı yaptık. Bana bir ev versinler, ben başka bir şey istemiyorum. Eşya da istemiyorum, ben çöplerden eşya toplar getiririm. Bunları da çöpten topladım zaten.
Ben burada doğdum büyüdüm. Biri asker üç çocuğum var. Kocam tüplere bağlı yaşıyor. Nereye giderim? En az 50 baraka var burada. En az 150-200 kişi evsiz kalacak. Bize iş verseler, çocuklarımız da çalışır. Ben 65 yaşındayım, hala çöplerle savaşıyorum. Bizi hiç düşünmüyorlar mı, yazık değil mi bize?

‘BAŞBAKAN BİZİ KANDIRDI’

Çağla Gülpınar: Nereye gideceğiz bilmiyorum. Nerede bir boş yer bulursak oraya yerleşeceğiz. Ne yapalım yani abla? Tayyip Erdoğan bize ev sözü verdi, Roman açılımı dedi, kardeşlerim dedi. Biz ona inandık, oyumuzu verdik. Kandırıldık. Biz şimdi ne yapacağız abla?
Cihan Yılmaz: Gidecek yerimiz yok, evimiz barkımız yok. Kimi kimsemiz yok. Bulursak boş bir yer, yine böyle ufak bir ev yapmaya çalışacağız. Ben 20 yıldır buradayım. Kiraya çıkacak durumum yok. Ev istiyoruz biz.

‘ÇOCUKLARIMLA SOKAKTA KALDIM’
İlknur Yüksekova: 
Altı yıldır buradayım. Kiralık evim vardı, yıktılar. Ben de burada çadır kurdum, üç çocuk okutuyorum, bir de bebeğim var. Şimdi sokakta kalacağız. Kışa doğru yine ev yapacağız. Hiç haberimiz de olmadı, bu sabah geldiler, “tapu var mı” diye sordular. “Yarın yıkacağız” dediler. Bize “çocuğunuzu okula gönderin” diyorlar. Çocuklarımız sokakta kalırsa nasıl rahat uyuyacaklar, nasıl yıkanacaklar, nasıl okula yollayacağım ben onları? Oylarımızı alıyorlar, çocuklarımızı askere alıyorlar, ama sonra yüzümüze bile bakmıyorlar.  Durumumuz yok diye biz insan değil miyiz?

‘SURİYELİLERE ÇADIR YAPIYOR, YA BİZ?’
M.A:
 Kaymakam niye var? Hiç utanmıyorlar mı? Bizim sayemizde orada değiller mi? Onların görevi bizi perişan etmek değil, bize hizmet etmek. Suriye’den gelenlere çadır kuruyor, bize niye sahip çıkmıyor? Kazsınlar bir mezar, bizim gibi garibanları içine gömsünler madem öyle. Ya da insan gibi sahip çıksınlar bize. Biz de bu ülkenin evladıyız. Benim babam 60 yıldır burada, dedem de burada, açılım dedin, bilmem ne dedin, neden bize sahip çıkmıyorsun? Ben şehirliyim, beni niye dağ başına gönderiyorsun? Bana şehre uygun prefabrik bir ev ver, ben sana ödemesini yavaş yavaş yapayım. Bu mu adalet!

‘BEN ŞİMDİ ASKERE NASIL GİDERİM?’
A.C.:
 Edirne’de askerlik yapıyorum. İzne geldim. Şimdi annemi bırakıp askere nasıl gideceğim? Bizim evde çoluk çocuk 10 kişi dışarıda kaldı. Nereye gideceğiz biz şimdi? İşimiz gücümüz yok bizim, kışın çiçek satarız, yazın aç kalırız. Okula gideriz dışlanırız, ev tutmak isteriz dışlanırız. Roman açılımı vardı ne oldu? TOKİ’den ev vereceklerdi bize, ne oldu?
Biz oyumuzu ona verdik. Karşılığı bu mu? Biz de Türkiye vatandaşıyız, TC kimliği taşıyoruz. Yüzümüze bakan yok. Başbakan Kazlıçeşme’de, “ben taşradaki Romanları da kâğıt toplayan romanları da tanıyorum” dedi. Ama şimdi ne kadar Roman varsa evini yıkıyor. Başbakana sesleniyorum, kendini bizim yerimize koysun.

 

kaynak: birgün