Asıl Fail Yok, Ölü İşçiler Suçlu

17 Mayıs 2010’da Zonguldak’ta meydana gelen ve 30 kişinin hayatını kaybettiği grizu patlaması ve 3 Nisan 2012 tarihinde Erzurum Aşkale’de 5 enerji işçisinin buz tutmuş göle düşüp donarak öldükleri iş kazalarıyla ilgili ikinci bilirkişi raporları tamamlandı. İkinci bilirkişi raporlarının ikisi de ölen işçileri sorumlu olarak gösterdi.

Aşkale’de ölen işçiler suçluymuş

Erzurum Aşkale’de 3 Nisan günü meydana gelen ve 5 enerji işçisinin donarak hayatını kaybettiği iş kazasıyla ilgili ikinci bilirkişi raporu tamamlandı. Avukat Emine Arslan’ın itirazı üzerine savcılık ikinci bir rapor hazırlamaları için elektrik mühendisi Muhittin Oral ve inşaat mühendisi Mustafa Cengiz Ayna ile Tevfik Paçacı’yı görevlendirdi. Aşkale’de beş işçinin 3 Nisan 2012’de elektrik hattını tamir için girdikleri gölette boğularak ölmesine ilişkin ikinci bilirkişi raporu tamamlandı. Rapora göre baraj gölündeki elektrik direklerini vaktinde kaldırmayan ve gerekli cihazlar olmadığı halde “onarın” talimatını veren yetkililer ile hayatını kaybeden beş işçi eşit oranda kusurlu sayıldı. Raporda asıl fail belirtilmedi.

Üç bilirkişi tarafından kaleme alınan 27 Temmuz 2012 tarihli bilirkişi raporu Aşkale Savcılığı’na ulaştı. Rapora göre işçiler, Tuncer Yeşilyurt’un talimatı ve TEDAŞ personeli Mustafa Arifoğulları’nın yönlendirmesiyle olay yerine gittiği ifade ediliyor. İşçiler belediyeden aldıkları deniz bisikleti ile can yelekleri olmaksızın girdikleri gölette ölürken, arıza durumunda tamir için onayı alınması gereken Aras Aşkale İşletme Şefi Yalçın Durda’nın 2-5 Nisan 2012 arası ‘iş güvenliği’ semineri için Erzurum’da olduğu ve yerine kimsenin görevlendirilmediği ortaya çıktı.

Raporda, yetkililer ve beş işçi eşit ölçüde tali kusurlu sayılırken Tuncer Yeşilyurt direkler kaldırılmadığı, Fehmi Temel ve Nurullah Gümüş işçileri engellemediği, Şahin Torun görevlendirme yapmadığı, Ziya Özpeker organizasyonu sağlamadığı, işçiler de “Yetkililer tarafından uygun araç temin edilmeden, suyu donmuş gölete deniz bisikleti ile girerek, iki kişilik bisiklete beş kişi binerek iş güvenliği kurullarına aykırı davranmış olmaları” nedeniyle eşit ölçüde tali kusurlu sayıldı.

Aşkale’deki iş kazası sonrasında hazırlanan ilk bilirkişi raporunda; beş yetkili ile birlikte, ölen iki işçi birinci dereceden kusurlu sayılmış, üç işçi ise ikinci derece kusurlu kabul edilmişti.

Kamu görevlilerinin soruşturulmasına izin yok
İçişleri Bakanlığı, aralarında Erzurum Valisi Sebahattin Öztürk, Vali Yardımcısı Ömer Hilmi Yamlı ve Aşkale Kaymakamı Asalet Karabulut’un da aralarında olduğu 10 kamu görevlesi için soruşturma izni vermedi. Bakan İdris Naim Şahin’in 16 Temmuz 2012’de savcılığa gönderdiği yazısına göre işçiler saat 18.15’te gölete düştü. Dokuz dakika sonra kriz merkezine ulaşıldığı halde harekete geçilemedi. Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlik Müdürlüğü’nde yalnızca bir dalgıç vardı. Tek kişi dalış yapılamadığından ikinci dalgıç ancak 19.27’de bulunabildi. Hava ambulansı gün batımı nedeniyle havalanamazken, ne jandarmada ne de Erzurum genelinde kurtarma amaçlı helikopter bulunuyordu. Malatya’dan kalkan helikopter saat 20.55’te Aşkale’ye vardığında işçiler ölmüştü. Bakan Şahin, bu verilere rağmen, “Yapacak bir şeyleri ve mesuliyetleri olmadığından” hiçbir görevli hakkında soruşturma oluruna imza atmadı.

30 kişinin öldüğü grizu patlamasının da suçlusu yok
Zonguldak’ta, 17 Mayıs 2010’da meydana gelen 30 madencinin öldüğü grizu patlamasıyla ilgili mahkemenin talebi üzerine hazırlanan yeni bilirkişi raporunda, ölen 2 mühendis ile ocakta görevli çavuş ve nezaretçiler kusurlu bulundu. Raporda ayrıca, tutuksuz yargılanan 28 sanığın olayda kusurlarının bulunmadığı ifade edildi.

Hürriyet’in haberine göre hepsi de tutuksuz olan sanıkların yargılanmaları devam ederken, Zonguldak 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi yeni bir bilirkişi raporu düzenlenmesi için Ankara 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazı yazdı. Mahkemenin talebi üzerine Ankara’da görevli A sınıfı iş güvenliği uzmanları Cafer Tekbaş, Hasan Cengiz Zaimoğlu, Adem Akkurt, Hasan Son ve Arif Sezgin’den oluşan bilirkişi heyeti, mahkemenin gönderdiği dosyayı inceleyerek raporunu hazırladı. Mahkemeye ulaşan 45 sayfalık raporda kazanın kaçınılmazlığı üzerinde duruldu. Rapora göre tüm önlemler alınmasına rağmen metan gazının bazı öngörülemeyen çatlaklarda birikeceği ve yine taşın taşa sürtmesi ya da taşın metale sürtmesi gibi kontrol dışı kıvılcımların oluşabileceği belirtildi. Raporda yer alan “kaçınılmazlık” ibaresi nedeniyle sanıkların cezai sorumluluğunun bulunmadığı ifade edildi.

Daha önceki raporlarda taşeron şirket yüzde 70, taşeron şirketi denetlemeyen devlet de yüzde 30 oranında suçlu bulunmuştu. Bilirkişi raporuna göre hizmet suçlarının kişiselleştirilemeyeceği belirtildi.

ODTÜ’den Prof. Dr. Tevfik Güyagüler, Doç. Dr. Hasan Aydın Bilgin ile Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Doç. Dr. Süleyman Başterzi’den oluşan bilirkişi heyetinin geçen yıl haziran ayında mahkemeye sunduğu 16 sayfalık bilirkişi raporunda ise sanıklar suçlanmıştı. Söz konusu raporda, patlamadan önceki 12 dakikada ocaktaki metan gazı oranının yüzde 4’ün üzerine çıktığına dikkat çekildi. Raporda, “Son 12 dakikada, patlama olasılığının çok yüksek olduğu bilindiği halde, Uzaktan Gaz İzleme Merkezi görevlilerince nasıl bir çalışma yapıldığı, görevlilerin aşağıda çalışan Yapı-Tek çalışanlarına neden haber ulaştırmadığı, neden tüm ekipmanların durdurulmadığı, neden acil kaçış planının uygulanmadığını anlamak mümkün değildir” denilmişti.

Raporda, ölçülen tehlikeli metan oranına rağmen, çalışmaların durdurulmaması büyük bir hata olarak değerlendirilmiş, “Uzaktan Gaz İzleme Merkezi’nde nöbette bulunan maden mühendisi Taşkın Oruç ve maden teknikeri Özcan Güneyoğlu’nun, konunun önemini idrak edip çalışmanın durdurulmasını sağlamaları gerekirdi” denilmişti. Raporda ayrıca ocakta havalandırmada kullanılan pervanelerin hatalı yerleştirildiği, gaz yükselmesi durumunda sesli, ışıklı ikaz veren seyyar metan detektörlerinin bulundurulmamasının da büyük hata olduğu vurgulanmıştı.

 


Kaynak: Sendika.Org