Zonguldak madencilik ve kent kültürü hafızasına, #OdamaDokunma! – Mehmet Makar
Spread the love

Sen aziz şehrim,
Uykusuz yaşadığımı bilmelisin.
Bütün işçilerin saçak altında uyuduğu bir saatte,
Ben mızıka çalarak geçiyorum sokaktan.
Sen aziz şehrim,
Ellerim gözlerim kadar benimsin.

Rüştü Onur

Resmi olarak TMMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi ve Lokali bizim için “madenciler cemiyeti” tarihi binasına “çökülmek” isteniyor. Mülkiyeti Türkiye Taşkömürü Kurumu’na (TTK) ait tarihi bina 1964 yılından beri Zonguldak Şube binası olarak hizmet veriyor. 57 yıldır maden mühendislerine, kültür ve sanat üretimlerine ve demokrasi mücadelesi yürüten kişilere/kurumlara ev sahipliği yapan, Zonguldak madencilik ve kent kültürünün geçmişten bugüne taşıyıcısı ve hafızası olan mekân kapatılarak millet kütüphanesi/kıraathanesi yapılmak isteniyor. Sorun sadece maden mühendislerini ilgilendiriyormuş gibi görünse de asıl mesele uzun yıllardır Zonguldak’ta sistematik olarak sürdürülen madencilik mirasının ortadan kaldırılması ve kentin hafızasının silinmesi girişimleridir. Şubenin aynı zamanda Zonguldak muhalefetine ev sahipliği yapması bu saldırının bir diğer nedenidir. Bu yazı konuyu kamuoyu ile paylaşmak ve kolektif belleğe sahip çıkmak amacıyla hazırlandı.

Zonguldak, madencilik, hafıza

Ülkemizdeki kömürün tarihi ile eş geçmişe sahip Zonguldak, daha önce Ereğli’ye bağlı bir yer iken 1900’lü yılların başında kömürün bulunması, üretimin artması ve ocakların merkezinde olması nedeni ile bir madenci kenti olarak kuruluyor. Bir tarafında Ereğli, Kozlu; merkezinde Üzülmez; diğer tarafında Karadon ve Amasra ocakları olan bir konuma sahip. Üretilen kömür demiryolu ile Zonguldak merkeze oradan da limandan gemilere yüklenerek dönemin ticaret merkezi Karaköy’e getiriliyor. Ocakların kurulması, yerüstü madencilik tesislerinin inşa edilmesi, işçi pavyonlarının, mahallelerinin oluşturulması, merkeze uzanan demiryolu ağlarının döşenmesi ve kentin merkezinde sosyal yapıların inşa edilmesi sonucu bugünkü Zonguldak oluşuyor. Havza sınırları belirlenen 1848 yılından Cumhuriyet öncesine kadar Zonguldak ocakları uzun yıllar Karaköy ticaretine hâkim Fransız, İtalyan, Rum, Ermeni ve Türk şirketleri tarafından işletiliyor. Yeraltının kaderi ile yerüstünün kaderinin ortak olduğu bir yer olan Zonguldak’ta yer isimleri de kömür damarlarına benzer şekilde oluşuyor. Kömür yeraltında damarlı, eğimli ve havzaya yayılan uzun bir yapıya sahip ve yeni damarlar bulundukça damarı bulanların ismi ile anılıyor. Bu yüzden damar isimleri o gün havzada çalışan kişilerin isimlerinden oluşmuş: Hacımemiş, Hacı Petro, Agop, Kılıç, Acılık, Çay, Papas, Stefan, Lukiça, Kürt Şerif (1). Yerin altındaki damar isimleri daha sonra şehri oluşturacak yerüstü semt isimleri olarak da kayda geçiyor. Zonguldak kurulup bir şehir haline gelirken kendi sınıflarını da ortaya çıkarıyor. 1. ve 2. mükellefiyetlerde ülkenin enerji için kömüre, ocakların da kömür için zorla çalıştırılacak madenciye ihtiyacı vardır ve dipçik zoruyla insanlar madenlere gönderiliyor. Madencilerin “bir ocak katırı kadar değerinin olmadığı” zamanlar (2)…Madenciler yeraltında ölüme giderken yerüstünde ocakları işleten varlıklı aileler “cemiyet hayatı” yaşıyor (3). TTK tarihçe bölümü incelenirken 3-4 madde de bir patlama oldu ve bu kadar kişi öldü ibaresi ile karşılaşılması Zonguldak’ın madencilerin yaşamları üzerine kurulan bir kent olduğunun bir göstergesi. Şehirle birlikte ortaya çıkan mekânlar Zonguldak’ın geçmişini izlemek için de önemli bir yere sahip. Cumhuriyet döneminde mesleki cemiyetlerin kurulmaya başlanması ile 1930 yılında Zonguldak’ta Türk Yüksek Maden Mühendisleri Cemiyeti kuruluyor. Bu cemiyet 1954 yılında TMMOB’yi kuran cemiyetlerden ve TMMOB Maden Mühendisleri Odası da bu cemiyetin devamı niteliğinde. O dönem meslek kuruluşlarının cemiyet olarak anılması nedeni ile bugün Zonguldak’taki birçok mekân ismi halen “cemiyet” olarak anılmakta ve Zonguldak Şube de madenciler cemiyeti olarak anılmaya devam ediyor.

Kamusal üretim, sosyal yaşam ve kent kültüründen bir acayip Zonguldak’a

Kömürün ve sonra da EKİ’nin/TTK’nin tarihi ya da kaderi kentin kaderi ile iç iç geçmiş durumda. Zonguldak asıl kimliğine 1940 yılında havzanın devletleştirilmesi ve Ereğli Kömür İşletmeleri’nin (EKİ) projeleri ile kavuştu denilebilir. Bu dönem aynı zamanda dünyada sosyal devlet uygulamaların öne çıktığı döneme denk gelir (4). Kömür üretiminin artması ve maden işçisine olan talep beraberinde barınma, eğitim, sağlık, ulaşım ve sosyal yaşam gibi temel ihtiyaçları da beraberinde getiriyor. EKİ tarafından başlatılan sosyal yaşama dönük projelerle; işçilerin barınması için evler/mahalleler inşa edilmiş, mahallelere halkın ihtiyaçları için Ekonoma marketleri açılmış, ocaklarda çalışan işçiler ve aileleri için dispanserler, hastaneler yapılmış, madencilerin çocukları için okullar yapılarak EKİ bünyesinde öğretmenler istihdam edilmiş, birçok mahallede sinema/tiyatro salonları açılmış, tenis kortları yapılmıştır. Ve üretimin sosyal yaşamla birleştiği bir madenci kenti ortaya çıkmıştır. 1980’li yıllardan sonra sosyal devlet politikalarının terk edilmesi, yeni liberal tezlerin öne çıkması ile Zonguldak rüyasının sönmeye başlaması aynı döneme denk geliyor. 1950-60’lı yıllarda faaliyet gösteren onlarca sinema salonunun yanında bugün Zonguldak’ta bir tane ve AVM içinde sinema salonu olması gelinen noktanın özeti açısından çok net bir örnektir. Kentin bel kemiğini oluşturan kurum işlevsizleştirildikçe sosyal haklardan, kentin kültür sanat mekânlarına yaşamın birçok alanında gerileme yaşandığını görebiliriz. Kömürün jeolojik yapısı nedeni ile emek yoğun çalışılan Zonguldak’ta 1974 yılında 39.3 bin madenci çalışırken bugün 2020 yılında bu sayı 9.1 bin madenciye kadar gerilemiştir. İşçi sayısı ve üretim düşerken kentsel yaşam kalitesi ve sosyal refahı da düşmüştür. Zonguldak’la ilgili yapılan araştırmalarda Zonguldaklıların geçmişe hep bir özlem duyması çok sık karşılaşılan bir olgu haline gelmiş ve geçmiş iş, düzen, temizlik ve gelişmişlik ile özdeşleştirilir olmuştur (5). Üretimi salt meta üretimi olarak gören zihniyet kamusal üretimi ortadan kaldırarak sadece kurumları değil kamusal alanları, halkın sosyal yaşamını da özelleştirerek ortadan kaldırmış oldu.

Madencilik ve endüstri mirası

Çağdaş koruma yaklaşımları kapsamında bugün sanayi dönemine ve üretim kültürüne ait kalıntılar ait oldukları dönemin bilimsel, teknolojik, mimari, estetik, sosyal ve kültürel özelliklerini yansıtmalarından dolayı endüstri/sanayi mirası olarak tanımlanmaktadır. Tanıklık ettiği döneme ait üretim teknik ve süreçlerinin bilimsel, teknolojik, mimari ve estetik özelliklerini sunan, döneminin fiziksel, sosyal, kültürel ve ekonomik yapısını yansıtan sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan bu alanlar ve yapılar korunması gerekli kültür mirasıdır. Ancak zaman içinde kent merkez ya da alt merkezlerinde kalan değişik işlevlerin konumlanmış olduğu alanlar ve yapılar her zaman rant beklentilerinin yüksek olduğu, kentin eskiyen yüzü olarak ilk müdahale edilecek, öncelikli alanlar olarak görülmüş ve sürekli yenilenerek dönüştürülmüş ya da dönüştürülmek istenmiştir (6). Zonguldak’taki üretim ve işçi sayıları düşüp kurum küçüldükçe madencilik tesisleri, sosyal yapılar da birer birer işlevsizleşerek âtıl hale gelmiştir. Endüstriyel miras niteliği taşıyan birçok yapı, tesis ya çürümeye terk edildi ya da rant için yıkılarak yok edildi. Bu yıkımın en dramatik örneği 2006 yılında Zonguldak şehir merkezindeki merkez lavuar/kömür yıkama tesislerinin işlevini kaybettikten sonra yıkılmasıdır. Yıkıma başladıktan bir yıl sonra -yıkımın büyük bir kısmı tamamlanınca- Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından Karabük Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu’na başvuru yapılarak lavuar alanının “Cumhuriyetin sanayi tesislerinden biri olduğuna, bir dönemin kültürünü belgelemesi ve geçmişin değerlerini gelecek nesillere aktarılması sorumluluğu ile tesisin yeni işlevler ve tasarımlarla yaşatılması gerektiği” notu ile kültür varlığı olarak tesciline karar verildi. Yine aynı şekilde şehir merkezinde sahil bandında bulunan İşçi Müdürlüğü Binası lavuardan daha önce bu yıkımı yaşadı (7). Ocaklardan demiryolu ile kent merkezine gelen kömür yüklü vagonlar İşçi Müdürlüğü Binası’nın önünden geçerek önce vagon sayım merkezi olan binaya oradan da tarihi kömür yükleme iskelesine geçerek kömür gemilere yüklenirdi.

Endüstriyel mirasın korunmasının temelinde işlevi devam eden yapıların işlevini sürdürerek korunmasının sağlanması bulunmaktadır. İşlevini yitirmiş tesislerin, yapıların da toplumsal belleği sürdürmek amacıyla sosyal çevreleri ile uyumlu bir şekilde yeniden işlevselleştirilerek korunması gerekmektedir (8). Maden Mühendisleri Odası tarafından kullanılan bu bina da uzun yıllar vagon sayım merkezi olarak kullanıldıktan sonra madenciliğin ana bileşenlerinden biri olan maden mühendislerine ve Zonguldak halkına hizmet vermiş, bugün hala yaşayan bir merkez olma özelliğine devam etmektedir. Bu da kent kimliğinde önemli yer tutan bir sürece dair eşsiz bir kültürel bellek sürekliliği sağlamaktadır.

Maden mühendisleri binasından kentin kolektif mekânına

Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube merkezi olarak hizmet veren bina 1906 yılında kentin yine simge yapılarından biri olan tarihi kömür yükleme (chargement rapide) iskelesi ile birlikte inşa edilmeye başlanıyor ve uzun yıllar vagon sayım merkezi olarak kullanılıyor. 1924 yılında ilk maden mühendisliği eğitimi olan Zonguldak Maden Mühendisi Yüksek Okulu açılıyor ve 1930 yılında bu okuldan mezun olan mühendisler tarafından ilk maden mühendisleri örgütlenmesi olan Türk Yüksek Maden Mühendisleri Cemiyeti kuruluyor. Maden Mühendisleri Odası’nın da öncülü olan bu cemiyet 1954 yılında TMMOB’yi kuran cemiyetlerden bir tanesi olarak tarihteki yerini alıyor (9). 1955 yılına kadar kullanılan kömür yükleme iskelesi ve vagon sayım binası Zonguldak Limanı ve merkez lavuarının yapılmasından sonra işlevini kaybediyor ve 1964 yılında Türk Yüksek Maden Mühendisleri Cemiyeti’ne ve Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi’ne kiralanıyor. Bina önce madene daha sonra da 57 yıldır kesintisiz bir şekilde madeni işleyen maden mühendislerine hizmet veriyor (10). Özellikle ‘68 öğrenci hareketinin içinde bulunmuş maden mühendislerinden oluşan Oda kadroları kendi sorunlarını halkın sorunlarından ayırmayan bir örgüt yolunu seçmiş ve madencilerin, halkın ve kentin her sorununa çözüm üretmek için çalışmalar yürütmüştür. 1979 yılında TMMOB’nin aldığı kararla mühendislerin, mimarların emeği ve hakları için 1 günlük iş bırakma eylemine en yüksek katılım Zonguldak’ta EKİ mühendisleri tarafından sağlanmıştır. Keza Maden Mühendisleri Odası 1990 Büyük Madenci grevinde aktif olarak yer almıştır, destek vermiştir.

Geldiğimiz noktada, TTK küçülmeye, Zonguldak madencilik hafızası silinmeye, kent kimliksizleştirilmeye, kültür ve sanattan arındırılmaya çalışılıyor. Buna rağmen Zonguldak’ta “az da kalsalar” muhalif kurumlar, insanlar akıntıya karşı kürek çekmeye devam ediyor. 57 yıldır Zonguldak madenciliği için bilimsel ve teknik çözümler üretilen, kent için emek veren üreten yazarlara, fotoğrafçılara, sinemacılara, kültür sanat merkezi olan, emek ve demokrasi mücadelesi yürüten kurumlara ev sahipliği yapan kamusal bir mekân saldırı altında. Saldırıların hedefindeki Şube binası “millet kütüphanesi” “millet kıraathanesi” yapılarak ya da sahil projesi nedeni ile yıkılarak yok edilmek isteniyor. (11). Yaşayan bir mekân, toplumsal muhalefetle özdeşleştiği ve iktidarın hizmetinde olmadığı için üzerine “çökülerek” yok edilmek isteniyor.

Kentsel mekânın barındırdığı kolektif hafıza öğelerinden arındırılarak metalaştırılması neoliberal kent politikalarının bir sonucu (12). Zonguldak’ta uzun yıllardır sistematik bir şekilde yapılan şey kolektif hafızanın, endüstriyel mirasın, kamusal alanın ortadan kaldırılmak istenmesidir. Kentin hafıza mekânları, endüstri mirası yapılar yok ediliyor, yaşayan üreten mekânlar işlevsizleştirilmeye çalışılarak yok edilmek isteniyor.

Son söz yerine: Sahip çıkalım, yeniden kuralım

2005 yılında Zonguldak Karaelmas Üniversitesi’ne maden mühendisliği bölümünü okumaya geldiğimde otogardan şehir merkezine inerken ilk karşılaştığım şey -daha sonra isminin lavuar olduğunu öğrendiğim- bu devasa ve etkileyici tesis ve kentin içinden geçen kömür yüklü vagonlardı. Önce lavuar tesisleri yıkılarak yok edildi, sonra da adını bulunduğu şehrin kurucusu kömürden alan Zonguldak Karaelmas Üniversitesi’nin ismi değiştirildi. Şehrin tarihine, hafızasına hiç olmadığı kadar ihanet edildi.

Dört tarafı çevrili, çatısı bulunan bir binadan çok daha fazlasını ifade eden bu binaya ve Odamıza yapılan saldırıya karşı başta maden mühendisleri olmak üzere tüm Zonguldak halkı, kent hakkı savunucuları ve demokratik kamuoyu tepki göstermeli, Zonguldak madencilik hafızası ve kent kültürünün bir parçası olan Zonguldak Şube binasına sahip çıkmalıyız.

Neoliberalizm ve uygulayıcısı AKP kamusal üretimi, kamusal alanları ve kolektif hakları ortadan kaldırdı, kentleri kimliksizleştirdi. Kentler muhafazakarlaştırılırken, yaşam alanlarına, tarzlarına müdahale her geçen gün arttı (13). Kamunun tasfiye edildiği bir dönemin sonunda ekonomik kriz derinleşti, ücretler düştü, en temel ihtiyaçlar karşılanamaz hale geldi. Tam da böyle bir dönemin sonunda elimizden alınan hakları, yok edilen kamusal üretim kültürünü, kolektif hafızamızda yer edinmiş kentsel/kamusal mekânları ve kamusallığı eskiyi aşarak yeniden kurmanın yollarını bulmalıyız.

Mehmet MAKAR
Maden Mühendisi

Kaynaklar

1. “Zonguldak: İnsan Mekân Zaman”, Ekrem Murat Zaman, TMMOB Maden Mühendisleri Odası https://www.maden.org.tr/yayinlar/kitap_goster.php?kodu=113
2. “Yük taşıyan bir hayvan huysuzlanıp gitmezse, sahibi döver onu. Ama ne kadar döverse dövsün hayvanı yaralamak, sakat bırakmak, öldürmek gelmez içinden. İşte böyle sakınmalardan bile uzaktık ‘’mükellefiyette’’ biz. Bir hayvan bir eşya kadar değerimiz yoktu nedense! Ayağı kırılan bir ocak katırı, yiten bir kazma, bizlerin ölümünden daha çok üzerdi başımızdakileri. Çünkü ocakta çalışan katır az bulunuyordu. Kazma, kürek belli sayıdaydı. Ama bize gelince, karıncalar kadar çoktuk biz…’’ Ölümün Ağzı, İrfan Yalçın, H2O Kitap
3. Dönem hakkında bir fikir oluşturması için Zeki Demirkubuz’un “Kıskanmak” isimli filmi izlenebilir.
4. “Şirket Egemenliği Çağı, Sosyal Devletten Ceza Devletine”, Yasemin Özden, Notabene Yayınları https://notabene.com.tr/?s=%C5%9Eirket+Egemenli%C4%9Fi+%C3%87a%C4%9F%C4%B1
5. “Zonguldak Şehrinin Kömüre Bağlı Tarihi ve Talihi Üzerine Bir İnceleme”, Ahmet Apaydın, MT Bilimsel, https://Dergipark.Org.Tr/Tr/Download/Article-File/1196945
6. “Cumhuriyet Dönemi Mimarlığı: Cumhuriyetin Yeni Anadolu Kenti Zonguldak ve Endüstri Mirası”, Nimet Özgönül, Mimarlık Dergisi, http://www.Mimarlikdergisi.Com/İndex.Cfm?Sayfa=Mimarlik&Dergisayi=286&Recıd=1599
7. “Yok Edilen Bir Kentsel Miras: İşçi Müdürlüğü Binası”, Ahmet Öztürk https://www.Arkitera.Com/Gorus/Yok-Edilen-Bir-Kentsel-Miras-İsci-Mudurlugu-Binasi/
8. “İstanbul’daki Endüstri Mirası İçin Koruma ve Yeniden Kullanım Önerileri”, Gül Köksal, Zeynep Ahunbay, İTÜ Dergisi http://itudergi.İtu.Edu.Tr/İndex.Php/İtudergisi_A/Article/Viewfile/891/811
9. “Ülkemizde İlk Maden Mühendisleri”, Nadir Avşaroğlu https://www.Researchgate.Net/Publication/323267896_ULKEMIZDE_ILK_MADEN_MUHENDISLERI
10. “Zonguldak’ta Maden Mühendisleri Örgütlülüğü ve Maden Mühendisleri Odası Lokali Tarihi”, Ekrem Murat Zaman, https://www.Halkinsesi.Com.Tr/Zonguldak/Maden-Muhendisleri-Odasi-Lokali-Tarihi-H54182.Html
11. Zonguldak Sahil Projesi: Zonguldak Valiliği tarafından Liman ve Kıyı yenileme projesi olarak Zonguldak Turizm Kalkınma Planı ile bütünleşik geliştirilen, Zonguldak Doğa ve Kültür Turizmi kapsamında üretilen projelerden biridir. Proje kapsamında ne bir yarışma yapıldı ne de Zonguldaklıların, kentin müştereklerinin bir görüşü alındı. Proje kapsamında özellikle sahil ile ve halk ile organik bağı olan sahil banındaki Balıkçı barınaklarının, kayıkhanelerin yıkılması büyük bir tepki almıştı. http://www.arkiv.com.tr/proje/zonguldak-limani-kiyi-yenileme-projesi/9721
12. Taksim Meydanı göstermelik bir katılımla planlanabilir mi?–Politeknik http://politeknik.org.tr/taksim-meydani-gostermelik-bir-katilimla-planlanabilir-mi-politeknik/
13. “Muhafazakar Kentin İnşası – Neoliberalizm ve Muhafazakarlık İlişkisinde Mekanın Yeri”, Gencay Serter, NotaBene Yayınları https://notabene.com.tr/urun/muhafazakar-kentin-insasi-neoliberalizm-ve-muhafazakarlik-iliskisinde-mekanin-yeri/

Maden Mühendisleri Odası tarafından başlatılan imza kampanyası: https://www.maden.org.tr/genel/anket_ozel.php?anket_kod=23


Spread the love