Üniversitedeki küçük odalardan çıkma vakti – Tayfun Yıldırım (Sendika.Org)

Çanakkale merkezinin en güzel ormanını oluşturan Radar Tepesi mevkiinde, 64,5 hektar kızılçam ormanı kesiliyor ve memleketin dört bir yanında bunun gibi yüzlerce ağaç katli gerçekleşirken üniversiteler nerede?

Sayısal verilerle ortaya konan kimi zaman hayali olan ülkedeki ekonomi aritmetiği neyin göstergesidir? Ekonomide olumlu tablolar çizilirken kafalarda şekillendirilen “pembe” tablolar kimin içindir?

Coğrafya bölümü öğrencisi olarak girdiğim bir Bölgesel Kalkınma dersinde “Büyüme” ve “Kalkınma” kavramları için kurulan cümleler büyüyen Türkiye’de cebimizde olmayan değişikliği akla getiriyor. Ekonomide belli sektörlerde şişirilen balonların kimin cebini büyüttüğü konusundaki durum tespiti, AKP hükümeti tarafından halkın cebinde olmayan ağırlığın hafifliği, refah olarak zihinlerle buluşturuluyor.

Büyüyen ceplere emin olun bu ülkede açlık sınırının altında yaşam koşullarına sahip emekçinin elleri girmiyor. 12 yıllık iktidar döneminde yaratılan sosyal eşitsizliklerin mimarı olan siyasal iktidar, prompterlarda sihirli cümlelerle halkın yırtık olan cebini büyütürken dersliklerde kurulan cümleler bir arpa boyu yol kat etmiyor.

Üniversitede birçok disiplin iktisat ile haşır neşir. Büyüme ve kalkınma üzerine kurulan olumlu-olumsuz cümlelerin haddi hesabı yok. Bu cümlelerin ve tartışmaların artık toplumla buluşturulması gerekliliği su götürmez. Üniversite ile toplum arasındaki bağın yeniden üretimi konusunda tek bir telafuzun geçmediği dersliklerde üniversitelilerin sistemin dilini nasıl daha iyi kavrayacağı konusunda yoğun çabalar söz konusu. Ama dert edinilmesi gereken sermayenin cebine girenin hesabı değil halkın cebine girenin hesabıdır.

Liberal perspektifi üniversiteli öğrenci prototipinde şekillendirmeye çalışmak, toplumcu bir ülkenin inşasında yıkıcı etkiler yaratmaya devam etmektedir. Sağır kulakların görmeyen gözlerin sussan dillerin artık yeter demesi lazım.

Rant, rant daha fazla rant; doğa talanıyla dönüşü olmayan zararlar vermeye devam ediyor. Canlıların yaşam alanlarını tahrip etme konusunda gördüğümüz, ekosistemi etkileyen beşeri faktörler değerlendirmeleri dersliklerde sınırlı kalıyor, toplumsal taleplere dönüştürülemiyor. Murgul’da siyanüre karşı mücadele eden, taleplerini deklare eden halk, kazanımlar elde ederken hiçbir üniversite duruma ilişkin bir şey söylemiyor, alternatif üretmiyor. Üniversitelerin stratejik raporlarında yer alan ‘toplumla bütünleşme’ kaygıları sözde kalıyor.

Daha iyi bir yaşam hayaliyle kırdan kente göç edenlerin oluşturduğu kent yoksulları, en tabi olarak yerleştiği boş arzilerde kurduğu gecekondular, şimdi siyasal iktidar tarafından kamu arazilerinin işgali olarak değerlendirilirken kentsel dönüşümlerle yapılacak iyileştirmeleri dersliklerde anlatarak nereye varılacak. Binbir zorlukla kurulan “evleri boşaltın” naralarına kulaklarını tıkayan üniversiteler sermaye gruplarına peşkeş çekilen kamu arazilerine neden sessiz kalıyor? Halk için bir kentsel dönüşümden taraf neden olunmuyor?

Çanakkale merkezinin en güzel ormanını oluşturan Radar Tepesi mevkiinde, “Endüstriyel Ağaçlandırma Çalışmaları” kapsamında 64,5 hektar kızılçam ormanı kesiliyor ve memleketin dört bir yanında bunun gibi yüzlerce ağaç katli gerçekleşirken üniversiteler nerede?

AKP hükümetinin rektör atamalarıyla denetim altına almaya çalıştığı üniversitelerde bu duruma tepkisiz kalmayan, sessizliği bozan, kaybettiği kuşak kök salıyor. Üniversitelileri uzaklarda aramayın Kuzey Ormanları’nda, Murgul’da, Soma’da, Ardanuç’ta, Borçka’da, barınma hakkı kavgalarında, eğitim hakkı mücadelelerinde, ulaşım hakkı savunusunda bulabilirsiniz.

Toplumsal eşitsizlikler bu ülkenin her bir köşesine sirayet etmişken, yağma ve talan sürerken, üniversitelerimiz bu tükenmişliğe ortak olmamalı, o küçük odalardan çıkma vakti geldi, geçmesin!