Türkiye Nükleer Elektrik Santrallarına Mecbur Değildir – Oğuz Türkyılmaz

Japonyada deprem ve tsunami sonrasında nüklee elektrik  santrallarında  yaşanan sorunlar ve kazalar,bütün dünyada olduğu gibi,ülkemizde de nükleer santrallar konusundaki tartışmaları tetikledi.
Sermaye yanlısı iktidarların  sürdüregeldiği yanlış enerji politikalar sonucu,ülkemiz, birincil enerji tüketiminde %.71.5,,elektrik tüketiminde ise  kaynaklar yönünden %.601a varan oranda dışa bağımlıdır.Oysa, ülkemizin yerli ve yenilenebilir enerji potansiyeli değerlendirilerek, dışa bağımlılığı azaltmak,2008’de 48.2 milyar dolar,2009’da 29.9 milyar dolar,2010’da 38.5 milyar dolar olan enerji girdileri ithalatını azaltmak mümkün.
 
Nasıl mı ?
 
Ulusal ve kamusal çıkarlar gözetilerek,katılımcı bir anlayışla ulusal enerji stratejileri hazırlayarak,bu stratejileri hayata geçirmek üzere  yol haritaları ve eylem planlarını tasarlayarak ve uygulayarak.
Enerji sektöründe özellreştirme uygulamalarını durdurarak ve  planlama,yatırım ve üretim aşamalarında kamusal bir anlayışı egemen kılarak.
Elektrik üretiminde değerlendirmeyi bekleyen be yıllık   90-100 milyar kws hidrolik potansiyelini,120 milyar kws rüzgar potansiyelini,380 milyar kws güneş potansiyelini,16 milyar kws jeotermal potansiyelini,80-90 milyar kws linyit potansiyelini,ulusal ve kamusal çıkarları gözeten stratejik bir yaklaşımla ve  kısa,orta ve uzun vadeli plan,program ve uygulamalarla  değerlendirerek.
Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının devreye alınmasında  azami ölçekte yerli işgücü,yerli mühendislik ve müteahhitlik potansiyeli,yerli makine ve ekipman kullanarak,kısacası yurt içinde istihdamı ve katma değer üretimini arttırarak.
Enerjiyi binalarda,sanayide,ulaşımda daha  verimli kullanarak  toplam tüketimde  %25’lik bir kaynak yaratarak.
Mevcut santtrallerde iyileştirme çalışmalarına ağırlık vererek  ile kayda değer bir ek kapasite daha yaratarak.
Tüm enerji yatırımlarının çevreyi olumsuz yönde etkilediğini unutmaksızın,enerji yatırımlarını insanın ve doğanın yaşam hakkına saygı duyarak, ileri teknik standartlarda  yaparak..
Kurulması öngörülen nükleer santrallerin Türkiye’nin enerji sorununu  çözeceği de bir çarpıtmadır.En erken on-on iki yıl sonra devreye girebilecek 4 800 MW kapasiteli Akkuyu santralinin  üreteceği 40 milyar kws’nin 2024 için öngörülen 500 milyar kws elektrik ihtiyacının karşılanması içindeki payı  yalnızca %8 olacaktır.
Hal buyken,siyasi iktidarın nükleer santral yatırımlarında israr etmesi yanlış bir politikadır.Türkiye’ye göre çok daha ileri bir teknolojik altyapıya sahip Japonyada,son yaşanan afetler sonrasında nükleer santrallerde yaşanan kazalar karşısında çaresiz kalındığı görmezden gelip,” bize bir şey olmaz demek”, cehaletin daniskasıdır.
Akkuyuda kurulması öngörülen santral projesi yanlış bir projedir ve iptal edilmesi gerekir.Çünkü Akkuyu aktif fay hatlarına yakındır.Olası büyük bir deprem ve onu izleyebilecek dev dalgalar santrali hasara uğratabilecek ve ülkemizde de nükleer bir kazaya sebeb olabilecektir.Bu konu “Biz Rusyaya söyledik,santralı daha  güvenli yapacaklar “  vb. gayri ciddi ifadelerle geçiştirilemez.Nükleer santrallarla ilgili temel yasaları olmayan ,ikincil mevzuatında da  bir çok eksiklik bulunan,teknik bilgi birikimi ver deneyimi yeterli olmayan ülkemizde,Akkuyu NES’ her türlü karar yetkisi devredilerek bir Rus şirketine bırakılması,dünyada henüz çalışan bir örneği olmayan bir santral için ülkemin deneme tahtası yapılması kabul edilemez.Kaldı ki,yakıtından yapımına ve işletilmesine kadar Rus şirketlerine bağımlı bu proje,taşıdığı tüm olumsuzlukların ve risklerin yanı sıra,enerjide genel olarak dışa bağımlılığı ,özel olarak Rusyaya bağımlığı arttıracaktır.
Aynı şekilde Sinopta,Trakyada ve başka yerlerde her türlü karar erkinin yatırımcı şirketlerde olduğu süreçlerle  başka NES’lerin yapılması planları da kabul edilemez.
Genel olarak enerji yatırımları,özel olarak nükleer santral projeleri ülke halkının ve kamuoyunun bilgi ve erişimi dışında, kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerin konusu olmamalıdır.Bütün süreçler açık,şeffaf,erişilebilir ve denetlenebilir olmalıdır. 
Çernobil kazasının trajik sonuçları yalnızca kazanın olduğu yeri,bölgeyi,ülkeyi değil,tüm dünyayı olumsuz yönde etkilemiştir.Şimdi Japonyadaki NES kazalarının olumsuz sonuçlarının dünya ölçeğinde zincirleme ağır sorunlar yaratması söz konusudur.İnsanlığın bugün ulaştığı teknolojik düzeyde,NES’lerdeki kazalara karşı tam olarak tedbir alınamadığını,Japonyadaki örnek göstermiştir.Güvenlik sorununun yanı sıra atık sorununun da çözülmediği NES’lerde israr etmek yanlıştır.
Öte yanda,Japonyada yaşanan süreçte de,yaşanan NES kazalarıyla ilgili verilen bilgilerin niteliği ve sınrlılığı da,çok ciddi ve büyük sorunların kamuoyundan saklanmak istendiği kuşkusunu yaratmaktadır. Bu kaza tüm dünyaya bir ders olmalıdır.NES savunucularının  sürecin ve doğurabileceği yıkıcı sonuçları olduğundan küçük göstermek çabaları nafiledir.Tüm dünyada NES’ler mercek altına alınmak, yeni güncel ciddi güvenlik analiz ve testlerinden geçmek zorundadır.Çalışmalarında sorun doğabilecek tüm NES’ler devre dışı bırakılmalıdır.Bu kapsamda komşu ülkelerde(Bulgaristan,Ermenistan vb.) bulunan  ve bulundukları ülkenin yanı sıra tüm bölge için risk oluşturabilecek geri nitelikte NES’lerinde çalışmaları durdurulmalıdır.
Türkiye nükleer enerji konusunda bilgi birikimini arttırmalı,NES kazalarının ülkemiz ve insanlarımıza olumsuz etkilerine karşı Acil Eylem Planları kamuoyunun bilgisine sunulmalı ve  ilgili tüm kesimlerin görüşleri alınarak dünya standartlarında düzeye kavuşturulmalıdır.
 
Oğuz Türkyılmaz 
TMMOB Makina Mühendisleri Odası Enerji Çalışma Grubu Başkanı
Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Yönetim Kurulu Üyesi 
oguz.turkyilmaz@mmo.org.tr