TMMOB, TTB, DİSK ve KESK’ten ‘İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Taslağı’na tavır

TMMOB, TTB, DİSK ve KESK, 9 Ekim 2008 tarihinde “İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Taslağı” üzerine bir basın toplantısı düzenledi. İstanbul Tabip Odası’nda düzenlenen basın toplantısına TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, KESK Genel Başkanı Sami Evren ve TTB Merkez Konseyi Başkanı Gençay Gürsoy katıldı.

TTB, DİSK, KESK ve TMMOB Çalışma Bakanlığı’nın yasa ile ilgili çalışmalarını eleştirdi ve “Önce insan, önce sağlık, önce iş güvenliği” anlayışını taşımayan bu yasanın sosyal tarafı olmamız mümkün değildir” dediler.

TTB Genel Başkanı Gencay Gürsoy tarafından okunan açıklamada yasayla ilgili yapılan çalışmalarda işçi sağlığı ve iş güvenliği standartlarının yükseltilmesi doğrultusunda “pozitif katkı” yapma çabalarının olmasına rağmen verdikleri görüşlerin yok sayıldığını hatta onlara aykırı bir biçimde “istihdamı teşvik’ adı altında bir “torba yasa” Mayıs ayında hızla TBMM’ne sunularak yasalaştırıldığını belirtildi.

Bu yasa taşeronlaştırmaya hız verir
Gürsoy; “Gerekli bütünsel önlemler alınmadığı için neredeyse her gün işlenen “seri cinayetlere” dönüşen iş kazalarına seyirci kalınırken, Çalışma Bakanlığı bütün dikkat, azim ve emeğini tıp fakülteleri ve meslek örgütlerinin işi olan işyeri hekimliği/iş güvenliği hizmetlerini ve eğitimini taşeronlaştırmak için çaba harcayan bir kuruma dönüştü. Oysa ki taşeronlaştırmanın işe bağlı hastalıkları ve meslek hastalıklarını azaltmayacağını aksine daha da arttıracağını, ülkemizdeki ağır sonuçlarını Tuzla üzerinden gördüğümüz iş kazalarının sonuçlarını Bakanlık dışında herkes görmekte idi” dedi.

Sağlık hizmetleri pazar haline getiriliyor
Eylül 2008’de Meclis’in açılmasıyla tekrar gündeme gelen İSİG(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği) yasası ile ilgili kaygılarını tekrar Çalışma Bakanlığı’na ilettiklerini belirten Gürsoy aslında yasanın İş Kanunu’nun ilgili maddelerinin çalışanlar lehine olacak şekilde yeniden düzenlenmesi için de bir fırsat olabileceğini vurguladı. 4857 sayılı iş yasası ile başlayan süreç, bir yandan esnek ve kuralsız çalışmayı, işçileri başka işverenlere kiralamayı, taşeronlaştırmayı yasal hale getirerek işverenlere sınırsız kolaylıklar sağlarken; diğer yandan kıdem tazminatlarını, fazla mesai ücretlerini, sendikal hak ve yetkileri işverenlerin lehine olarak yeniden düzenlediğini söyleyen Gürsoy, onay vermedikleri bu taslakla Sağlıkta Dönüşüm Proğramının dokusuna uygun işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerininde “Pazar” haline getirildiğini söyledi.

‘Önce insan, önce sağlık, önce iş güvenliği’
Gürsoy açıklamasını; “İş kazaları ve meslek hastalıklarının önüne geçilebilmesi için yasaya ‘önce insan, önce sağlık, önce iş güvenliği’ anlayışı yerleştirilmeli, tüm süreçlerde önceliğin işçi sağlığı ve iş güvenliğinde olması sağlanmalıdır. Bu çerçevede ele alınmayan ve piyasa kavramına ülkemizin çalışanlarının sağlığını ve güvenliğini teslim eden bir yasanın sosyal tarafı olmamız mümkün değildir. Tüm iyimserliğimizi bir kez daha koruyarak Çalışma Bakanlığına çağrıda bulunmak istiyoruz: İSİG Yasa Tasarısını bu şekliyle yasalaştırmak ısrarından vazgeçiniz. Bütün tarafların katılacağı, ifade edilen görüşlerin dikkate alınacağı ve ülkemiz çalışma hayatının ihtiyacı olan bir İş Sağlığı İş Güvenliği yasası için iş birliğine hazırız” diyerek sonlandırdı.

TTB, DİSK, KESK ve TMMOB’un önerileri ise şöyle;

Yasa;
İşçi sağlığı ve güvenliği konusunda işbirliği, koordinasyon ve danışma hizmetlerinin sağlanması için ilgili meslek örgütleri, işçi, işveren ve hükümet temsilcilerinin katılımıyla “idari ve mali yönden özerk” bir “Ulusal İşçi Sağlığı – Güvenliği ve Çevre Kurumu” oluşturmalı, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanındaki hizmetlerin kamusal bir hizmet olarak algılanmasını vurgulamalıdır.

Yasa;
Başta KOBİ’ler olmak üzere 50’den daha az işçi çalıştıran iş yerlerinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği hizmetlerini güvence altına almalı, işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetleri bütün iş yerlerini ve tüm çalışanları kapsamalı, bu düzenlemeler, sektör ve kurum farkı gözetmeksizin tüm işyerleri için geçerli olmalıdır. İş yerlerinde kurulan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kurulları, tarafların eşit sayıda temsil edildiği demokratik yapılar olarak düzenlenmeli ve tavsiye değil yaptırım gücüne sahip kurullara dönüştürülmelidir.

Yasa;
İşçi sağlığı ve iş güvenliği personelinin rolünü, çalışanların sağlığının korunması ve geliştirilmesi lehine düzenlemeli, mesleki bağımsızlığın sağlanmasını güvence altına almalıdır. Sertifikasyonda ulusal yargı organlarının defalarca onayladığı gibi meslek örgütleri ile üniversiteler yetkili kılınmalıdır.

Yasa;
Çalışanların sağlığını koruma ve geliştirme amacıyla işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerinin merkezinde yer alması gereken işyeri sağlık ve güvenlik hizmetlerinin çalışan sayısına bakılmaksızın tüm işyerlerinde nasıl yürütüleceği ve organizasyonu konusunda uygulanabilir hükümler içermelidir.

Yasa;
İşyerinde bulunan işyeri hekimini, sağlık personelini, iş güvenliği mühendisini çalışanlardan, çalışma ortamından uzaklaştıracak, hizmeti taşeronlara havale edecek düzenlemeler yerine sağlık birimleri ve işyeri ortak sağlık ve güvenlik birimlerinin bütün çalışanlara ve işyerlerine ulaşabilmesi için ayrıntılı ve uygulanabilir düzenlemelere yer vermelidir.

Yasa;
“İş Güvenliği Mühendisliği” kavramını, bilimin ışığında tanımlamalı, işyerlerinde “iş güvenliği mühendisi” çalıştırma zorunluluğu getirilmelidir.

Yasa;
Üretim sürecinde kullanılan ekipmanların ve kişisel koruyucuların işçi sağlığı ve iş güvenliği standart ve mevzuatına uygun üretilmesini güvence altına almalı, bu konuda zorunlu standartlar oluşturulmasını, üretim, ithalat, satış ve kullanım sırasında standartlara göre denetim yapılmasını sağlamalıdır.

Kaynak: Sendika.Org

Fotoğraf: Alaattin Timur