TMMOB 42. Dönem Çalışma Programı’na Önerilerimiz

TMMOB 42. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirmekteyiz. Geride bıraktığımız çalışma dönemini değerlendirerek, Türkiye’nin mevcut gündemlerinden hareketle; mühendis, mimar, şehir plancıları olarak yeni dönemin ihtiyaçlarını belirleyeceğimiz ve bu ihtiyaçlar doğrultusunda çalışmalarımızın ana hatlarını oluşturacağımız günlerdeyiz.

AKP’nin 3. iktidar döneminde birinci yılını tamamladığı ve bu bir yılda TMMOB’ye dönük saldırılarını şimdilik Çevre ve Şehircilik Bakanlığı üzerinden somutlaştırdığı bu dönemde TMMOB’nin örgütsel bütünlüğünü, bağımsızlığını, emekten ve halktan yana duruşunu korumak asli görev olarak duruyor.

Elbette ki bu görev, AKP iktidarının yaşamın bütününde hakim kılmaya çalıştığı gerici, piyasacı ve baskıcı politikalarına karşı yürütülecek bir mücadele perspektifi içinde gerçekleştirilmelidir.

Bilindiği gibi AKP’nin %50 oy aldığı genel seçimlerin üzerinden bir yıl geçti. Böylesi bir oran AKP’ye, dokuzuncu yılında da parlamenter siyasal alanı tamamen hegemonyası altına alma devamlılığını sağlamıştır. AKP, bu pozisyonu arkasına alarak bu bir yıl da halk düşmanı, emek düşmanı uygulamalarına hız vermiş durumdadır.  Toplumsal muhalefet ise parlamenter siyasetin tüm yollarının tıkanması karşısında tepkisini gösterebileceği, kendisini yeniden var edebileceği tek yere yani sokağa yöneldi, bu bir yıl içinde. Hopa halkının Tayyip Erdoğan’a tepkisi ile başlayan “siyasal-toplumsal muhalefet” biçimleri, yıl içinde çeşitli biçimlerle sürdü. Gazetecilerin cezaevine hapsedilmesine karşı gerçekleştirilen kitlesel eylemler sadece basın özgürlüğü duyarlılığı değil, AKP faşizmine karşı bir siyasal tepkidir. Yine benzer bir biçimde Alevilerin, Sivas katliamı sanıklarının zaman aşımından sıyrılmalarına karşı tepkileri de bu kapsamdadır.  AKP’nin çoğunluğunu oluşturduğu parlamento, halkın sorunlarının çözüm yeri değil, sorunlarının kaynağıdır. 4+4+4 eğitim yasası ve bu yasaya karşı gelişen tepkiler bunun en açık kanıtıdır. Toplumsal siyasal tepkinin en üst biçimini bulduğu yer ise kuşkusuz 1 Mayıs alanları oldu.

Devrimci, demokrat, ilerici mühendis, mimar ve şehir plancıları bu “siyasal-toplumsal muhalefet”in içinde “bir bütün olarak” yer almalıdır.

Mühendislerin, mimarların, plancıların hızla güvencesizleştiği, mühendislik bilimlerinin doğayı, emeği ve insanı hiçe sayarak sermaye birikim stratejilerine göre hayata geçirildiği ve gerici politikaların kamusal alanlara nüfuz ettiği bir dönemde TMMOB; üyeleriyle dayanışmasını büyüterek örgütsel bütünlük ve bağımsızlık mücadelesini, yaşamın güvencesizleştirilmesine karşı verilecek mücadele ile birleştirecek bir çalışma programını önüne koymalıdır.

Bu doğrultuda TMMOB’nin 42. dönemi çalışmaları için önerimizdir:

Madde1: Örgütlenme

TMMOB mühendis, mimar ve şehir plancılarının hak mücadelesi örgütüdür. TMMOB, üyesi olan yüz binlerce mühendis, mimar ve şehir plancı için insanca yaşayabilecek ücreti belirleyebilecek, tip sözleşmeleri düzenleyebilecek ve bu konularda yaptırım uygulayabilecek yasa ve yönetmeliklere sahiptir. TMMOB’nin bu yetkileri işyeri örgütlenmeleriyle doğrudan hayata geçirebilecek düzenlemeleri mevcuttur.

Mühendis, mimar ve şehir plancılarının çalışma hayatında görülen güvencesizliğin bir görünümü düşük ücret olurken, diğer görünümleri SKG primlerinin gerçek ücret üzerinden ödenmemesi, uzun çalışma saatleri ve mesleki bilgilerin işsiz kalmamak uğruna bilimsel gerçekliklere ve kamu yararına uygun olarak hayata geçirilememesi başlıklarıyla özetlenebilir.

Örgütlenme, üyelerin yaşadıkları sorunları birlikte çözebilecekleri adres olarak TMMOB’yi göstererek inşa edilebilecek bir süreçtir.

TMMOB tüm üyeleri için asgari ücret belirlemelidir. İnsanca yaşam ücreti olarak belirlenen bu ücretin hayata geçmesi için örgütsel gücünü devreye sokarak mücadele etmelidir.

TMMOB, üyelerinin SGK primlerinin gerçek ücret üzerinden ödenmemesine karşı sahip olduğu tüm hakları ve yetkileri sonuna kadar kullanmalıdır.

Böylelikle bugüne kadar gelir kalemleri arasında çok küçük bir orana sahip üye aidatları, TMMOB’nin ana ve asli geliri olma zemini bulacaktır.

Üyelerin hak mücadelelerini görünür kılacak çalışmalar, bugüne kadar TMMOB’ye üye olmayan yüzbinlerce meslektaşın da meslek örgütüyle buluşmasının kanallarını yaratacaktır.

Madde2: Güvenceli bir yaşam

Bugün güvencesizlik kavramı, yalnızca çalışma hayatıyla sınırlı kalmayan, neoliberal politikalarla yaşamın tamamını kapsayacak biçimde yaygınlaşan bir ‘yaşam biçimi’ olarak karşımıza çıkmaktadır. Eğitimden sağlığa, barınmadan gıdaya, ulaşımdan enerjiye kadar hayata katılım için gerekli en temel hakların piyasalaştırılmasıyla ilerleyen güvencesizlik, insanca bir yaşamın olanaklarını ortadan kaldırarak hüküm sürmektedir.

TMMOB üyeleri toplumun diğer kesimleri gibi bu güvencesizleştirme politikalarından daha fazla yoksullaşarak, sosyal yaşamlarından zorunlu ödünler vererek etkilenmektedir.

Bunun yanı sıra TMMOB, güvencesizliğin yaşandığı pek çok alana doğrudan müdahale edebilecek bilgi birikimine sahip bir örgüttür.

TMMOB bu gücünü, kamu yararı ilkesiyle bugüne kadar biriktirilen ve sürdürülen tüm çalışmaların sokakla buluşmasını sağlayacak pratikleri örgütleyecek biçimde hayata geçirmelidir.

TMMOB, halkın güvenli barınma hakkını insanca yaşanabilecek kentler mücadelesiyle birleştirebilecek potansiyele sahiptir ve bu potansiyelin dinamiğini açığa çıkarabilecek halk buluşmaları gerçekleştirmelidir.

TMMOB, halkın güvenli gıda hakkını beslenme hakkıyla birleştirebilecek bilgiye sahiptir ve bu bilgiyi halkın taleplerini ilerletecek biçimlerde açığa çıkarmalıdır.

TMMOB, halkın enerji hakkını doğayı, insanı ve emeği temel alan bir eksende tercüme edebilecek donanıma sahiptir ve doğanın, yaşamların talan edilmesine karşı kurulan halk barikatlarının bileşeni olmalıdır.

AKP’nin derinleştirerek sürdürdüğü güvencesizleştirme saldırılarına karşı yürütülecek bu direniş çizgisi; mühendislik mesleğinin/bilgisinin halkın mühendisleri, mimarları ve plancıları ilkeleriyle doğrudan inşa edileceği bir süreci açığa çıkaracaktır.

Madde3: İşçi sağlığı ve iş güvenliği

İş kazaları-cinayetleri; sermayenin kar hırsı, çalışma hayatının güvencesizleştirilmesi, taşeron çalışmanın yaygınlaştırılmasıyla her geçen gün artan oranda yaşanmaktadır. Türkiye iş kazalarında dünya üçüncüsü ve Avrupa birincisi ülke konumundadır. AKP iktidarı, bu alandan sorumlu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı aracılığıyla, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanını şirketler için yeni bir kazanç kapısı haline getirmeye çalışmaktadır.

Özel eğitim kurumlarından bir aylık eğitime katıldıktan sonra Bakanlığın yaptığı sınavda ‘başarılı’ olanlar, bakanlık tarafından İş Güvenliği Uzmanı olarak yetkilendirilmektedir. İş Güvenliği Uzmanları, piyasa koşullarında giderek düşen ücretlerle iş aramaktadırlar. İş bulduklarında ise hem bağlı çalıştıkları iş güvenliği şirketinin, hem de hizmet verdiği işyerinin işçi sağlığı ve iş güvenliğine duyarsızlıklarıyla karşılaşmakta ve mesleki baskılarına maruz kalmaktadırlar. Görevlerini yerine getirmelerine yardımcı olacak iş güvencesine sahip değildirler.

Tüm mühendis, mimar ve şehir plancılarının hem kendi sağlık ve güvenlikleri için; hem aldıkları bilimsel-teknik eğitim ve işyerlerinde taşıdıkları yetkiler nedeniyle  diğer işçiler ve halka karşı işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda bilinçli ve sorumlu olmaları gereklidir.

TMMOB; mühendis, mimar ve şehir plancılarının lisans eğitimleri boyunca işçi sağlığı ve iş güvenliği derslerinin tüm bölümler için zorunlu tutulmasını sağlamalı, lisans eğitimlerinden sonra piyasalaşmış eğitim süreçlerinin durdurulması için çalışmalıdır.

TMMOB, iş güvenliği uzmanlarının yaptıkları kritik göreve uygun şekilde güvenceli istihdamlarını sağlamak üzere mücadele etmelidir.

TMMOB, sağlıklı ve güvenli çalışma ortamınlarının sağlanması doğrultusunda kendi birimlerini ve çalışmalarını geliştirmeli; sendikalar, diğer emek ve meslek örgütleri, akademisyenler ile ortak  çalışmalar yapmak üzere kurumsal birliktelikler oluşturmalıdır.

Madde4: Üniversiteler

Üniversitelerde  bilginin metalaştırılması ve eğitimin piyasalaştırılması süreçleri AKP’nin üniversitelerdeki gerici müdahaleleriyle derinleşmektedir. Böylesi bir dönemde TMMOB’nin üniversite bileşenleri ile oluşturacağı kurumsal ilişkiler önem kazanmaktadır.

TMMOB’nin üniversitelerdeki öğrenci örgütlenmeleri, geleceğin üyeleri ile buluşmak açısından önemli olduğu gibi üniversitelerdeki piyasacı ve kariyerist eğitime karşı özerk demokratik üniversite mücadelesinde bilimsel, parasız ve ana dilde eğitim talebinin güçlü savunucularını yaratmak açısından değerlendirilmelidir.

TMMOB, üniversitelerde Odalara bağlı çalışan öğrenci komisyonlarının kurulması ve çalışmalar örgütlemesi için destek olmalı, öğrenci komisyonları arasındaki koordinasyonu sağlamak üzere ‘TMMOB Öğrenci’ kurumsallaşmasını başlatmalıdır.

Son birkaç yıldır, üniversitelerdeki “Kariyer Günleri”ne karşı örgütlenen “Mühendislik Mimarlık Günleri” üniversitelerde bilimin metalaştırılmasına ve eğitimin piyasalaştırılmasına karşı önemli bir dinamiği açığa çıkarmıştır.

TMMOB, üniversitelerde halk için bilim anlayışının üretildiği etkinlikler arasında yer olan ‘Mühendislik Mimarlık Günleri’ni kurumsal olarak desteklemeli, Odaların öğrenci komisyonlarının yaygın bir biçimde katılımını teşvik etmelidir.

Üniversitelilerin bir gündemini de Bologna süreci oluşturmaktadır. Bologna süreci; üniversitelerde bilimin, sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden üretilmesini kurumsallaştırmayı hedeflemekte, YÖK’ün talimatı ile tüm üniversitelerde yaygınlaştırılmaktadır. Sermaye açısından özel bir önem taşıyan bu süreçte, piyasa ile doğrudan ilişkili mesleki eğitim modeli geliştirilirken; mühendislik, mimarlık bölümleri sermayenin  AR-GE faaliyetlerinin üretildiği merkezlere dönüştürülmektedir. Ayrıca çeşitli üniversiteler uygulamaya soktuğu mezuniyet sonrası “yetkinlik” sınavı gibi metodlarla süreçten kendilerine yarar sağlamayı hedeflemekte, mühendis ve mimarlar arasında statü farkı ortaya çıkarmanın önünü açmaktadırlar.

TMMOB, Bologna sürecine karşı,  mühendis, mimar ve şehir plancısı öğrencilerinin sahip çıktığı “sermayenin nesnesi değil, halkın öznesiyiz” fikrini yaygınlaştıracak çalışmaları Oda öğrenci komisyonları ve akademisyen üyeleri ile birlikte gerçekleştirmeli, alternatif bir eğitim modelinin nasıl olması gerektiği yönünde çalışmalı, raporlar hazırlamalı ve yayınlamalıdır.

TMMOB, üniversitelerin gerici ve piyasacı dönüşümünden etkilenen bir diğer bileşen olan akademisyenlerle birlikte bağımsız bir komisyon kurmalı, TMMOB’ye üye akademisyenleri, komisyon çalışmalarının ana bileşeni haline getirmeli, öğrenci komisyonlarıyla ortak çalışmaların üretileceği mekanizmaları oluşturmalıdır.

Madde5: Kadın mühendisler, mimarlar, şehir plancıları

Kadın mühendis, mimar ve şehir plancıları; gerek öznel sorunlarıyla gerekse TMMOB’nin üyeleriyle dayanışmasını büyütecek önemli bir dinamik açığa çıkarmasıyla, TMMOB’de kadın çalışmalarının kurumsallaşması ihtiyacını göstermektedir.

Bu ihtiyaç, toplumsal muhalefette kadın hareketinin ideolojik ve politik olarak ilerlemesinin de bir sonucu olarak, TMMOB’li kadınların harekete geçmelerini sağlamış ve önemli adımlardan biri olan TMMOB Kadın Kurultayları örgütlenmiştir.

Kurultaylar, TMMOB’deki kadın üyelerin taleplerini açığa çıkarmıştır.

TMMOB, kadın üyeleriyle dayanışmasını somutlaştırmalı ve kadın kurultaylarında açığa çıkan taleplerin önünü açmalıdır.

TMMOB, kadın kurultaylarında kararlaştırılan ve kadın örgütlenmesinin önünü açacak %35’lik kadın kotasını hayata geçirmelidir.

TMMOB, kadın sekreterliği gibi kadın çalışmalarını kurumsallaştıracak mekanizmaları oluşturmalıdır.

TMMOB, eşitlik mücadelesinin bir bileşeni olarak örgüt içinde kadın-erkek eşitliğini güvence altına alacak adımları atmalıdır.

Madde6: Demokrasi

AKP’nin gerici ve faşist politikaları; kent yoksullarını, doğasına ve yaşamına sahip çıkanları, Kürt siyasal hareketini, güvencesiz çalışanları, kadınları, gazetecileri, eğitimde 4+4+4 sistemine karşı direnenleri, özgür sanat diyerek sokağa çıkan sanatçıları demokrasi talebinde biraraya getiriyor.

TMMOB’de geçmişten bugüne, mühendis, mimar, şehir plancılarının aydın kimlikleriyle sahip çıktığı demokrasi geleneği mevcuttur.

TMMOB, toplumun tüm kesimlerinin ortak mücadelesi haline gelen demokrasi mücadelesindeki yerini aktif hale getirmelidir.

Sonuç yerine:

Asgari bir çalışma programı olarak nitelendirilebilecek önerilerimiz, TMMOB’nin çalışma alanlarının bütünü düşünüldüğünde geliştirilecek/eklenecek birçok öneriye açıktır.

Burada kritik olan nokta, TMMOB çalışmalarının, bir iddiayı somut kazanıma dönüştürecek bir biçimde örgütlenmesi ihtiyacıdır.

TMMOB’a üye olan ve olmayan yüz binlerce mühendis, mimar ve şehir plancının, akıl ve eylem birlikteliğini insanca bir yaşam iddiasıyla birleştirecek çalışmaların yaratılabileceği inancıyla, saygılarımızla…

Exit mobile version