Seçim Sonuçları Belli Oldu
2011 seçim sonuçlarında büyük sürpriz yok. AKP yine iktidar partisi, CHP ana muhalefet partisi, MHP baraj üstünde ve Bloğun bağımsız adayları önemli bir artışla meclise gidecek.
 
AKP ve CHP’nin oyları artarken bu artışın önemli ölçüde baraj altı partilerin seçmenlerinden gelen oylara dayandığı görüldü. Saadet Partisi’nin bölünmesi ve merkez sağ parti girişimlerinin başarısızlığı sonucunda sağ oylar AKP’de konsolide oldu.
Türkiye genelinde AKP %49.90, CHP %25.91, MHP %12.99, bağımsızlar %6.65 oy oranına sahip oldu. 
AKP anayasayı referandumsuz tek başına değiştirmesi için gerekli olan 367 vekil sayısını yakalayamadığı gibi anayasa değişikliğini tek başına yapıp referanduma götürmesi için gerekli olan 330 vekil sayısının da altında kaldı. 
CHP ise geçen genel seçimlere göre yüzde 5’lik bir artış yakalamış olmasına rağmen başarı çıtası olarak belirlenen yüzde 30’lara yaklaşamadı. Kılıçdaroğlu’nun tek kişilik performansı ve yeni vizyon çabalarının tabandan gelen ve dengeleri değiştirmeye aday bir dinamizle buluşmadığı görüldü. 
Böylece sistem AKP’nin karşısında düzen içi bir alternatif üretemediği gibi AKP’nin halk kesimlerini sisteme eklemleme yeteneğini yitirmediği görüldü. 
 
Blok hedefini tutturdu
Seçimin kazananlarından biri de Kürt halkı oldu. Doğuda ulusal birlik batıda sosyalistlerle ittifak siyasetini güden hareket önüne koyduğu hedefi tutturarak 36 vekil çıkardı. AKP iktidarının tüm baskılarına rağmen, sokakta örgütlenen kitlesel muhalefet sandıkta da bir politik karşılık yaratmayı başardı. Böylece BDP Kürt halkının yasal demokratik alandaki siyasi temsili noktasında tartışmasız muhatap olduğunu kanıtladı. 
BDP’nin sürükleyicisi olduğu Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu yeni meclise 36 vekil göndererek büyük başarı elde etti. Kürt illerinde AKP’yi büyük farkla geride bırakan Blok adayları 17 ilden milletvekili çıkarttı. Bu iller arasında Kürt hareketinin bir önceki seçimde vekil çıkartamadığı Mersin, Adana, Kars, Bitlis, Ağrı ve Bingöl de bulunuyor. 
Erdoğan’ın “balkon konuşması”
Erdoğan’ın balkon konuşmasında liberalleri tatmin eden bir uzlaşmanın yanı sıra emekçilere yönelik saldırgan politikaları sürdürmenin de sinyalleri vardı. İktidarın görünür gelecekteki siyasi gündeminde ilk sıralarda anayasa değişikliği, Kürt sorunu ve Suriye başta olmak üzere Ortadoğu politikası yer alacak.
Tayyip Erdoğan, seçim sonuçlarını değerlendirdiği “balkon konuşması”nda, hem oy oranındaki artışın özgüveni hem de anayasayı tek başına değiştirecek milletvekili sayısı hedefine ulaşamamanın temkiniyle konuştu. 
Seçim öncesinde saldırgan ve şoven dili nedeniyle özellikle liberallerde, uzlaşma ve yumuşama mesajları veren bir “balkon konuşması” beklentisinin dillendirilmesine yol açan Erdoğan, liberallerin beklentilerine yanıt verdi. “Biz vurmaya değil sevmeye geldik”, “Kazanan bütün Türkiye’dir”, “Demokrasi ileri derecede standart kazanacak” gibi söylemlerle bezediği konuşmasında Erdoğan toplumun tüm kesimlerini kucaklayan bir lider imajı sergilemeye çalıştı. 
Erdoğan aynı zamanda, anayasa değişikliği konusunu da gündemde tutacaklarını ilan etti. “Özgürlükçü bir anayasa yapacağız” diyen Erdoğan bu süreci muhalefet partileri ile birlikte yürüteceklerini ilan etti. AKP’nin 326 milletvekili ile tek başına anayasa hazırlaması mümkün değil. Diğer yandan Erdoğan seçim öncesi televizyon programlarında 330 milletvekili sınırının altında kalmaları halinde anayasa değişikliğini rafa kaldıracakları mesajını vermişti. Bu mesajın blöf olduğu “balkon”da açığa çıktı. 
Kürt sorununa ilişkin de satır arası bir değinme vardı. Erdoğan, Kürt açılımını en son adıyla yani “Milli Birlik ve Kardeşlik” süreci olarak anarak, bu konuda çabalarının devam edeceğini söyledi. Diğer yandan “açılım”ın bu adı, projenin demokratik değil tasfiyeci özünü öne çıkaran bir tercihin ürünü olarak konmuştu. 
Televizyon programlarında liberal gazetecilerce olumlu karşılanan bu konuşmada, toplumsal muhalefet açısından uyarıcı bir ayrıntı daha gizliydi. Siyasi rakipleri ile kapışırken sertleşen diline ilişkin özeleştiride bulunan Erdoğan, halk muhalefeti karşısındaki saldırgan tutumuna değinmedi. Erdoğan, yeni dönem çizgileri ile ilgili olarak “Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır” diyerek uzlaşma görüntüsü altında saldırıların süreceğini de “müjdelemiş” oldu. 
 
 
Sendika.Org’dan derlenmiştir