Meslek hastalıkları ve iş kazaları- Mehmet Besleme*, Fuat Demir*

“Kapitalist bir dünyada zengin ve zenginlik üretmenin yegâne yolu, yoksul, yoksulluk ve sefalet üretmekten geçer.”F.Başkaya

Giriş

İşçi sağlığı ve iş güvenliği günümüzdeki haline, işçilerin tarihin çeşitli dönemlerinde verdiği mücadele ve ödediği bedellerle ulaşmıştır. Hiçbir hakkın emek ve bedel ödemeden elde edilemeyeceği savı, işçi sağlığı ve iş güvenliği için de geçerlidir. Özellikle günümüzdeki kapitalist sistemde işçi sağlığı ve iş güvenliği sorununun çözümü; iki temel sınıf olan işçi sınıfı ve kapitalist sınıf arasındaki güçler dengesinde gizlidir. İşçi sınıfı için önemli olan; emek ve emek gücünün yeniden üretimi, kapitalist sınıf için ise sermayenin yani karın yeniden üretimidir.

Biz bu çalışmamızda bize verilen görevi yerine getirirken, işçi sağlığı ve iş güvenliği kapsamında unutulmaması gereken, iş kazaları ve işçilerin maruz kaldığı meslek hastalıkları konusunu işlemeye çalışacağız. Ancak konuya her ne kadar bir mühendis gibi yaklaşacaksak da, güçler dengesindeki yerimiz –emeği ile geçinen her teknik eleman gibi- elbette ki emekçi cephesinden olacaktır.

Sağlık

Sağlık; bir insanın sadece hasta olmaması değil, aynı zamanda fiziksel, ruhsal ve toplumsal yönden güçlü ve sağlam olmasıdır.

İşçi sağlığı ise; bir iş yerinde çalışan işçinin fiziksel, ruhsal ve toplumsal yönden tam iyilik halinin geliştirilmesi ve en yüksek düzeyde tutulmasıdır. Bu o işçinin, iş koşulları ve kullanılan zararlı maddeler nedeniyle sağlığına gelebilecek zararların önlenmesi, işçinin fiziksel ve ruhsal özelliklerine en uygun yerlere ve işlere yerleştirilmesi olarak tanımlanabilir. Dolayısı ile hemen şu yanılgıdan kurtulmak gerektiğini hatırlatalım, işçi sağlığını sadece iş kazalarının önlenmesine indirgememek gerekir. Elbette ki, iş kazalarının önlenmesi önemlidir ama bu tek başına yeterli bir tedbir değildir. İşçileri uzun vadede hastalık yaratabilecek, her türlü fiziksel, kimyasal ve biyolojik zararlı maddelerden korumakta önemlidir. Yine çalışanlarda sakatlık yaratabilecek elverişsiz koşullarında düzeltilmesi gerekir.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği

İnsanın en temel hakkı yaşama hakkıdır. Dolayısı ile işverenler çalıştırdıkları işçilerin yaşama hakkını tehdit eden ve çoğu kez karşımıza iş kazaları ve meslek hastalıkları olarak çıkan tehlikelerden çalışanları korumak zorundadır. İşyerlerindeki zararlı unsurları ortadan kaldırmak veya en alt düzeye indirmek, kısacası daha güvenli bir çalışma ortamı sağlamakta yine işverenin yükümlülüğündedir.

Sigortasız çalışan işçi kanunlara göre; iş kazası geçiremez ve meslek hastalığına yakalanamaz. Başına bunlar gelirse, hiçbir hak ve tazminat talep edemez.

İş Kazaları

İşçi sağlığı ve iş güvenliği ile uğraşan çeşitli kurumlar, kuruluşlar ve kişiler iş kazalarını çeşitli şekillerde tanımlamışlardır. Bu tanımlardan birkaçına bakalım.

Dünya Sağlık Örgütünün tanımına göre, iş kazaları önceden planlanmamış sık sık kişisel yaralanmalara, araç ve gereçlerin zarara uğramasına ve bir süre üretimin kesilmesine neden olan bir olaydır.

Sosyal sigortalar kurumuna göre, sigortalının, işveren otoritesi altında bulunduğu bir sırada gördüğü iş veya işin gereği dolayısıyla aniden ve dıştan gelen bir etkenle onu bedence ya da ruhça zarara uğratan bir olay olarak tanımlanır. Diğer bir tanımda ise insanların isteği dışında ani bir kuvvet sonucu fiziksel veya zihinsel hasara neden olan olay diye belirtilmektedir.

Tüm bu tanımlarda öne çıkan ortak özellik, kazanın aniden oluştuğu ve kaçınılmaz olduğudur. Ancak neden sonuç ilişkisi genellikle göz ardı edilir. Oysa bizce iş kazası, işyerinde gerekli önlemlerin alınmaması sonucu işçi sağlığında ani hasarlara yol açan ölümle de sonuçlanabilen kazalardır. Nedeni ise işyerlerinde var olan güvenliksiz çalışma koşullarıdır. Bu tanımda, güvenliksiz çalışma koşulları ve gerekli önlemlerin alınmaması; kar amacıyla iş güvenliği yatırımlarının işverenlerce kısıtlı tutulması, hatta istemlerine bırakılması ve denetlenmediği sürece hiç yapılmayacağı anlaşılmalıdır.

Bugün dünyada her yıl binlerce insan iş kazalarından ölmekte, yüz binlerce insan sakat kalmaktadır. Bugün çalışanların çoğu kötü çalışma şartlarında havasız, rutubetli, karanlık pis sular, kötü beslenme ve dinlenme şartları altında, adeta köle veya toplama kamplarını andırır koşullarda çalışmaktadır.

Örneğin; Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı (EU-OSHA) Başkanı, 20–24 Kasım 2008 tarihleri arasındaki Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Haftasında, AB’de her 3, 5 dakikada bir kişinin işle ilgili nedenlerden ötürü hayatını kaybettiğini söyledi. Her 4, 5 dakikada bir AB işçisinin kendisini en az üç iş günü evde kalmaya mecbur kılan bir kazaya maruz kaldığını söylüyor.

Gelişmiş kapitalist ülkelerde durum böyle ise, sanayi ve üretimde tamamen dışa bağlı olan Türkiye’nin durumunu tahmin etmek zor olmayacaktır. Yakın zamanda Davutpaşa, maden işletmeleri, kot taşlama ve tersane işçilerinin başına gelenler, ülkemizdeki işçi sağlığı ve iş güvenliği gerçeğini gözler önüne sermeye yetecektir. Türkiye’de işverenler ve denetim sorumluluğu olanlar, her yıl binlerce işçinin ölmesine veya sakat kalmasına yol açan iş kazaları konusunda herhangi bir çabaya girmemektedir.

Üretim sürecine giren her yeni madde, her yeni makina, araç ve gereç insan sağlığı, işyeri güvenliği, çevre sağlığı ve çevre güvenliği için tehdit oluşturmaktadır. Gelişen teknolojinin ve birileri için yükselen refahın faturası, iş kazaları, meslek hastalıkları ve çevre kirlenmesi olarak kesilmektedir.

İş Kazalarının Sınıflandırılması

İş kazaları kişide yarattığı hasarlara göre şöyle sınıflandırılır.

a) Ölüm,
b) Sürekli iş görememezlik; sürekli fiziksel veya zihinsel sınırlanma veya bozukluk durumu,
c) Geçici iş görememezlik: iş göremediği günlerde işçinin işte olup olmadığına bakılmaksızın kazanın olduğu günden sonra en az bir tam gün süren işgörmezlik durumu,
d) Bir günden daha az süren iş görmemezlik durumu.

İş Kazalarını Önleme Yöntemleri

Kazaları önleme yöntemleri söyle sıralanabilir;

A) İş veya çalışma sırasında alınacak önlemler

1. Tehlikeyi kaynağında yok etmek, yani kaza yaratan koşulları ortadan kaldırmak, kazaya neden olan şey bir kırık merdivense, hemen tamir edilmesi, yerlerin kaygan olması veya yere dökülen yağlar ise hemen yerlere talaş dökülmesi veya dökülen yağın temizlenmesi, kaynağı ortadan kaldırmanın yöntemleridir. Kısaca iş yeri düzenin sağlanması ve sürekli kılınması ve kullanılan makinaların, araç ve gereçlerin tamir ve bakımlarının zamanında yapılması gerekmektedir.
2. Tehlikenin kaynağını kapatmak. Her zaman tehlikeyi kaynağında kurutmak olanaklı olmayabilir. Örneğin makinaların hareketli kısımlarını ortadan kaldıramayız. Böyle durumlarda tehlike yaratan kısmı koruyucu içine almak veya kapalı sistemde çalıştırmak gerekir.
3. Kişisel koruyucular kullanmak. İlk iki önlemin alınmasına karşın tehlike hala varsa işçilerin kişisel koruyucu kullanmaları gerekir. Eldiven, baret, maske vb.leri iş kazalarının önlenmesine karşı önemli araçlardır. Hemen hatırlatalım, çoğu zaman işverenler kazaların nedenleri olarak işçilerin verilen kişisel koruyucuları kullanmadığını göstermektedir. Gerçekte ise, kişisel koruyucular kazaların önlenmesinde son araçtır.

B- Üretim öncesi alınacak önlemler

1. Makina tasarımlarının ve fabrika projelerinin yapımı sırasında en uygun güvenlik koşullarını sağlayan proje ve tasarımlar seçilmelidir. Ülkemizde genellikle bu mümkün olmamaktadır. Bu konuda söz sahibi olması gereken teknik elemanlar, teknoloji seçme hakkına sahip değillerdir. Çünkü uluslararası tekeller tarafından yurdumuzda kullanılmasına izin verilen geri teknolojileri kabullenmek zorunda kalmaktadırlar. Bu geri teknolojilerin güvenlik önlemlerinin yetersizliği ise malumdur.
2. İthal edilen makine, araç ve gereçlerin güvenliksiz olanlarının ithaline izin verilmemelidir. Daha yurda giriş aşamasında bu eleme sağlanabilirse, bu makinaların neden olacağı iş kazaları bir ölçüde önlenebilir.
3. Makina kısımlarının, araç ve gereçlerin bunların koruyucularının ve hatta kullanılan malzemelerin ulusal standartları yapılmalıdır. Ülkemizde birçok makinanın standardı yoktur, yapılan uluslararası standartların çevirisinin yapılarak yayımlanmasıdır. Bu yüzden sanayide birçok değişik tip ve boyutta, Türkiye koşullarına uymayan makine, araç ve gereçle çalışılmakta, bu durum ise iş kazaları riskini arttırmaktadır.

Meslek Hastalıkları

Meslek hastalığı, sigortalı işçinin çalıştığı işin niteliğine göre, tekrarlanan bir sebep veya işin yürütüm şartları nedeniyle meydana gelen, geçici veya sürekli hastalık, sakatlık ve ruhi arıza halidir. Kısaca işyerinde mevcut insan sağlığına zararlı, kimyasal maddeler, fiziksel, biyolojik ve ruhsal etkenlerin meydana getirdiği hastalıklara meslek hastalığı denir.

Burjuvazi için önemli olan karı arttırmaktır. İş kazaları ve meslek hastalıklarını önlemeye yönelik bir harcama kar dürtüsüyle çelişir. Yasa ve yönetmeliklerin işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında işverenlere yüklediği görev işletmelerin masraflarının biraz daha artması ve karların biraz daha azalması demektir. Zehirlenmeyi azaltacak her sistem iş kazasını azaltacak her yeni makina işveren için yeni bir yatırımdır, fuzuli masraftır. Üretim sırasında zehirli olduğu, kansere yol açtığı iddia edilen maddeleri değiştirmek ya da üretimden kaldırmak duymak istemediği bir durumdur.

Neyse, meslek hastalıklarının işyerlerindeki çeşitli etkenlerden doğduğu bilinmektedir. Bu yüzden meslek hastalıklarının önemli özelliği önlenebilir oluşudur.

Meslek Hastalıklarının Sınıflandırılması

Meslek hastalıkları iki türlü sınıflandırılabilir.

a) Ortaya çıkan hastalığa göre: Deri hastalıkları, akciğer hastalıkları, hematopoetik hastalıkları, sinir ve ruh sistemi hastalıkları, enfeksiyon hastalıkları gibi,
b) Meslek hastalığı yaratan etkenlere göre (nedensel): Meslek hastalıklarının sınıflandırılmasında en geçerli olan yöntem etkenlere göre sınıflandırmadır.

Meslek hastalığı yaratan etkenler kendi aralarında alt birimlere ayrılır.

1. Fiziksel etkenler:
Gürültü, vibrasyon (titreşim), aydınlatma, termal konfor şartları, havalandırma, radyasyon, elektrik, basınç değişimleri,
2. Kimyasal etkenler:
Metaller (kurşun, cıva, manganez, nikel, magnezyum, selenyum, uranyum gibi), solventler (çözücüler, benzen, toluen, alkoller, eterler gibi), zehirli gazlar (karbon monoksit, hidrojen sülfür, klor, brom, iyot, amonyak, kükürt dioksit gibi), asit ve alkaliler, boyalar, pestisitler, plastikler, kanserojen maddeler (katran, zift, mineral yağlar, nikel, asbest, arsenik, benzen gibi),
3. Tozlar:
Silisyum, uranyum, asbest, alüminyum, radyum, pamuk, keten, ağaç tozları vb. Çalışma ortamında bulunan tozların akciğerler girip birikerek etki yapması sonucunda oluşan hastalıklara pnömokonyoz denir.
4. Biyolojik etkenler:
Çalışma ortamındaki tehlikeli biyolojik etkenler bulaşıcı hastalıklara neden olabilir. Böcekler, kene, küf, maya, mikroorganizmalar, bakteriler, parazitler, mantar, virüsler, vb.
5. Ergonomik etkenler:
Ergonomi çalışmayı insan anatomisine ve fizyolojisine uydurmaktır. Çalışanların boyut ve beden özelliklerine uygun olmayan oturma yerleri, tezgâh ve makinaların tasarımında erişim noktaları, kontrol mekanizmalarının yerleşimi ve sinyal düzeneklerinin ergonomik tasarım hataları nedeni ile eğilme, uzanma ve zorlamaya bağlı rahatsızlık ortaya çıkabilir. Vücut konumu, tekdüzelik, sıkılma, tekrarlanan hareket, endişe, işin ağırlığı, stres ve yorgunluk.
6. Psikolojik etkenler:
İşyerinde geçimsizlik, işini kaybetme endişesi, ücret azlığı, terfi edememe, vardiyalar, dengesiz ücret sistemi, iş değiştirmeler.

Hastalıklar

Ağırlıklı kimyasal etkenlerin neden olduğu meslek hastalığı ve sağlık sorunlarını aşağıdaki iki tablo ile özetlemek mümkündür.

Tablo 1. Etkileyici kimyasallar ve kanserler

Tablo 2. Mesleklere göre sağlık sorunları

Sonuç

Sanayileşmenin artması ve entegre üretim süreçleri, yoğun makineleşme ve üretime giren yüzlerce kimyasal maddenin varlığı, günümüzde meslek hastalıkları ve iş kazalarını arttırmaktadır. Sağlıklı çalışma ortamı ve çevresi, iş barışının hızlı ve sağlıklı kalkınmanın da ön şartıdır. Ancak kapitalist ekonomi tarihi, kar etme güdüsünün hâkim olduğu, soruna insancıl açıdan yaklaşamadığının örnekleri ile doludur. Kısaca ILO olarak bilinen Uluslararası Çalışma Örgütü kaynaklarına göre; her yıl 1,2 milyon işçi iş kazaları ve meslek hastalıkları dolayısıyla hayatını kaybetmektedir. İşçilerin sosyal, kültürel ve psikolojik etkileşimleri bir yana, yine her yıl 250 milyon insan iş kazaları, 160 milyon insan ise; meslek hastalıkları sonucu hastalık ve sakatlık gibi fiziksel zarara uğramaktadır.

Bir teknik eleman gözü ile baktığımızda, işçi sağlığının korunabileceği, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenebileceğini söylememiz gerekir. Günümüzdeki uzmanlıklar ve teknolojik olanaklar buna izin vermektedir. Bugün tedavi olanakları, donanımlı hastaneler, yeterli teknik bilgi ve uzman mevcuttur.

Sorun, iş kazaları ve meslek hastalıklarına hangi gözle bakıldığıdır. Alınacak önlemlerin bir rant kaybı ve anlamsız bir yatırım olmadığını görmek gerekir. Ne yazık ki; günümüzde bilim ve teknolojinin olanaklarını elinde bulunduran sermaye sınıfı sadece kârını düşünür. Onun için işçilerin sağlığının, çalışma ortamlarının güvenliğinin hiçbir önemi yoktur. Doğal olarak gerçek sorun; bilimin ve teknolojinin kimin elinde olduğu, hangi sınıfın hâkimiyetinde bulunduğu ile ilgilidir. Sermayenin mi, yoksa emeğin yani işçinin mi?

Kaynaklar

1. Özel, Y., Gümrükçüoğlu A., “Meslek Hastalıkları ve İş Kazaları”, “Kimya Mühendisliği Dergisi, KMO Yayını, sayı.93, yıl 1979, Ankara.
2. “İşçi Sağlığı ve Güvenliği Seminer Notları”, KMO Yayını, 2007, Ankara

* Mehmet Besleme – Kimya Mühendisleri Odası Başkanı
Fuat Demir -Kimya Mühendisliği Öğrencisi

 

Sendika.org