Kapitalizmin Enerji Dünyası – Tahir Öngör – soL

SÖYLENTİLER, HEGEMONİK KAVRAMLAR, ÇARPITILMIŞ TERİMLER, YALANLAR

Alın size bir dizi söylenti, hegemonik kavram, çarpıtılmış terim, söylence ve yalan alanı.

Kapitalizm yıkıcı ve tüketici, dünyada yaşamın sürdürülebilirliğini olanaksız kılan, talancı, eşitsizlik ve halkların acı kaynağı olan egemenliğini sürdürebilmekte giderek zorlanıyor. Egemenliğini hoş gösterebilmek, meşrulaştırabilmek, yaygınlaştırabilmek ve sürdürebilmek için dünya halklarının ve insanların büyük bölümünün inandırılması, ikna edilmesi, baş eğdirilmesi ya da zorla teslim alınabilmesi için bunlara gereksinimi var. Çünkü, zor sınıf egemenliğinin temel aracı. Ama, “zor”un tek aracı silah ve ölüm, ordu ve işgal, açık baskı değil. Sürdürülebilir bir iktidar buna varmadan önce, hegemonya, egemenlik ikna, meşrulaştırma ve inandırma, şartlandırma araçlarını tüketmek durumunda.

Yaşamın her alanında iflas etmiş, başarısızlıkları ve sürdürülemezliği her konuda göze batar duruma gelen küresel kapitalizmin bu sorunlarının en çok biriktiği alanlardan biri de Enerji.

Enerji alanında yaratılan sorunları normalleştirebilmek, kabul edilebilir kılmak ve ortaya çıkan her sorundan yeni bir kazanç ve el koyma fırsatı yaratma peşindeki küresel kapitalizmin ideolojik saldırısı bu konuda da sayısız çarpıtma üzerine kuruyor bilinç bulandırma programını.

Onlara sorarsanız…
Hızlı nüfus artışı enerji arzını zorluyor.

Halkların refah düzeyi arttığı için eskisinden daha çok kişi başına enerji tüketmek zorundayız.

Yaşam konforumuzdan vazgeçemez ve artık daha az enerji tüketmeye razı olamayız.

Kimseyi daha çok ve daha hızlı yolculuktan, konforlu ısınmadan, ışıl ışıl aydınlık gecelerden, şıkır şıkır AVM’lerden, çok elektrik tüketen sayısız aygıtla dolu evlerden, vb vazgeçiremezsiniz.

Endüstri devrimi enerji üretiminin çeşitlenmesi ve büyümesiyle olanaklı olmuştur.

Geri kalmış ülkelerin kalkınması da öncelikle enerji arzının arttırılmasıyla olanaklıdır.

Gelişen teknoloji enerjiyi verimli kullanmaktadır.

Uygarlık düzeyi kişi başına enerji tüketiminin artışıyla ölçülür.

Uygarlığın, yaşam konforumuzun, rahatımızın sürdürülebilirliği enerji arzının artarak sürdürülmesine bağlıdır.

Enerji kaynaklarının bir bölümü yenilenemez, bir bölümü de yenilenebilir niteliktedir.

İnsanlığın geleceği yenilenebilir kaynakların geliştirilmesindedir.

Rüzgar, güneş, jeotermal, biyokütle gibi yenilenebilir kaynaklardan yararlanma yolunda hızlı bir teknolojik gelişme yaşanmaktadır.

Bunlar insanlığın geleceğini kurtaracaktır.

Bunlar aynı zamanda temiz kaynaklardır.

Sera gazı salmazlar.

Çevre dostudurlar.

Bunlar, mütevazı olanaklarla erişilebilir, küçük ya da büyük ölçekli olarak kurulabilen tesislerle üretilebilir.

Sugücü dünyanın en önemli enerji kaynaklarından biridir.

Yenilenebilir, temiz ve çevre dostudur. Sugücü olanaklarını henüz değerlendirememiş sayısız ülke vardır.

Buralarda uluslararası yönlendirme önem taşımaktadır.

Gelişmiş ya da az gelişmiş olsun ülkelerin nerede ise tamamı bu kaynaklardan yararlanabilecektir.

Kömür, petrol, doğal gaz gibi fosil enerji kaynakları tükenme yolundadır. Yenilenemez.

Kısıtlı, tükenebilir kaynaklar üzerindeki egemenlik insanlık açısından fanatiklere, teröristlere, duraysız ve zorba yönetimlere bırakılamayacak kadar yaşamsaldır.

Enerji ticari bir sektör, bir mal ve üretim alanıdır.

Kamu yatırımcılığı bunların geliştirilmesinde başarısız olmuştur.

Bu alan bütünü ile özel girişime bırakılmalıdır.

Enerji alanındaki özel yatırımlar özendirilmeli, desteklenmeli, yaygınlaştırılmalıdır.

Özel yatırımcı hassastır. Ürkütülmemeli, kamu tarafından alım güvenceleriyle yüreklenmelidir.

Büyük barajlar, HES’ler, nehir santralleri, depolamalı sugücü santralleri; güneş panelleri, fotovoltaik piller, güneş tarlaları; karada ya da kıyı ötesindeki rüzgar türbinleri; enerji hammaddesi tarımı, bitkisel atıklar ve çöplere dayalı biyo kütle santralleri; jeotermal santralar, kızgın kuru kaya santralleri, magma enerjisi santralleri, jeotermal ısıtmalar; dalga ve akıntı enerjisi santralleri; doğal gaz santralleri; düşük kalorili kömür santralleri; petrol türevleri ile çalışan santraller; nükleer santraller; vb. insanlığın gereksindiği elektrik ya da ısıtma enerjisini karşılamada seçeneklerimizi çeşitlendirmekte, seçme olanaklarımızı arttırmakta, yönetimleri özgürleştirmektedir.

Enerji kaynaklarının yeryüzünde eşit dağılmamış olmasından kaynaklanan sorunlar serbest ticaretle kolayca aşılabilir.

Ya da, yerli enerji kaynaklarımıza dayandırmalıyız enerji üretim ve tüketim dokumuzu; ki, bağımsızlığımızı koruyabilelim.

Bunlar tartışılmadan, küresel kapitalizmin çıkmazları tartışılamaz ve anlaşılamaz oldu artık.

Bizim de, bu yalan ve çarpıtmaları ayıklamanın yanında her türlü meslekçi ön kabullerden de arınarak bu konuyu tartışmamız yaşamsal duruma geldi.

Enerji bir sorun mu? Sorunsa, bunun sorumlusu kim? Hatalar mı, yoksa sistemin güdüleri mi,, enerjiyi sorunsallaştırdı ve sorunsallaştırıyor?

Yenilenebilir enerji kaynağı var mı? Temiz enerji kaynağı var mı?

Enerji tüketimi, enerji tasarrufu tartışma dışı bir alan mı? Neden tartışma dışında tutuluyor?

Doğaya, doğal dengeye, yaşam sistemine, ekosisteme zarar vermeyen bir enerji üretimi ve enerji tüketimi modu var mı? Olabilir mi?

Çoğunluğun konforu için azınlıkların özveride bulunması zorunlu mu?

Kapitalist sistem bu kargaşadan çıkabilir mi?

Ya kapitalizm aşıldığında sosyalist dünya enerji alanında neyi değiştirmeli?

Bunları tartışmak insanlığı geleceği için olduğu kadar, dünyadaki yaşamın sürdürülebilirliği açısından da büyük önem taşıyor. Tartışanlar da var.

Hadi biz de tartışalım!

Önümüzdeki yazıları sistemli ve sıralı biçimde bu konuları irdelemeye ayırmak iyi olacak.

 

Tahir Öngör 13.01.2011