Hangi Bakanlık, Ne İşe Yarar? – Mehveş Evin

Seçimlerden sonra hükümet kuruldu, bazı bakanlıkların ismi ve yetkisi değiştirildi… Pek azımız, bakanlıklardaki bu değişimin halkı nasıl etkileyeceğini, görev alanlarının nasıl değişeceğini  sorguladı.
Oysa Türkiye, girdiği büyük değişimin devamı niteliğinde, geri dönülmez biçimde dönüşüyor…

Ekonominin büyümesine odaklanmaktan başka bir amaç taşımayan bu değişimin merkezinde, maalesef çevreyi hiçe sayan, insanı iki değil, dördüncü hatta beşinci plana atan bir anlayış hakim.
Yeni bakanlıkların rolü, bu anlayışı bir uslup, hatta bir kural  haline getirmek… Bu işi kolaylaştırmanın bir yolu da, varolan bakanlık isimlerine takla attırmak, bazılarının içini boşaltmak… Nasıl mı?

Barajlar Bakanları
-Çevre ve Orman Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı birleştirildi, adı Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığı oldu! Bakanı da Erdoğan Bayraktar, yani TOKİ’nin kralı.
Dünyanın neresinde çevreyle şehircilik (bizdeki anlamıyla inşaat) aynı bakanlıkta birleştirilir?
İşi, hazineden aktarılan bütçeyle toplu konut yapmak olan biri, nasıl olur da “Çevre ve Orman ve Şehircilik” Bakanı koltuğuna oturur? Şuna kısaca “TOKİ Bakanlığı” deselerdi ya!
-Bu arada Çevre ve Orman Bakanlığı , bir yavru daha doğurdu. Adını “Orman ve Su İşleri Bakanlığı” koydular. Başına, yaptıkları ve söyledikleri ile siyaset tarihimize çığır açan Veysel Eroğlu getirildi.
Aslında bu bakanlık, tamamen lağvedilip Barajlar ve Hidroelektrik Santraller Bakanlığı yapılmalıydı. Zaten Eroğlu, bizzat “barajlardan sorumluyum” dememiş miydi?

Son engel de kalktı
– Bu iki bakanlıkla iş alanı çakışan bir bakanlığımız daha var: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı…  61. Hükümet’te de Taner Yıldız , Enerji Bakanı oldu. Verdiği beyanatlara bakarsak, baraj ve HES meselesinde kendisinin de büyük katkıları olacak.
Anlayacağınız, bu üç bakanlığın aslında tek bir görevi var: Baraj, inşaat yapmak ve santral kurmak! Kaynak ayrılırken neye göre, nasılı tabii ki konuşulmayacak. Bakanlıkların ismindeki “tabii kaynaklar”, “orman ve su” sadece birer süs.
“Barajlar Kralı” Süleyman Demirel’in açtığı yolda emin adımlarla yürüyen, bu uğurda ne insan sağlığı, ne insan yaşamı, ne de çevre duyarlılığını  tanıyan üç yeni bakanımızın önü açık.
Doğal SİT alanları için yapılan son düzenleme, son engel kırıntılarını da kaldıracak nasılsa.

TABİAT VARLIKLARI ARTIK ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI’NA BAĞLI

-Doğal SİT alanları, Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan “Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü”ne devrediliyor.

-Şimdiye dek arkeolog, sanat tarihçisi, mimar ve şehir plancılarından oluşan Koruma Kurulları, artık mühendislere teslim: Yeni kurulda biyolog, orman mühendisi, su ürünleri mühendisi, çevre mühendisi, ziraat mühendisi, hatta bir adet peyzaj mimarı olacakmış. (Nilüfer Göle’nin kulakları çınlasın. Dağ taş mühendis oldu.)

-Dikkatinizi çekerim, kuruldan arkeolog, sanat tarihçisi, mimar ve şehir plancıları tamamen atılmış vaziyette! Ne de olsa mühendisler çok iyi anlar kültür varlıklarından…

-Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürü, doğal SİT alanlarının envanterini “bu işin uzmanı” arkadaşlarla çıkaracaklarını müjdeliyor. Müsterih olun! Neye göre seçileceği belli olmayan bu mühendis güruhu, “doğal korumaya zarar vermeyecek ” şekilde vatandaşların sorunlarını çözecekmiş.

– Sorun çözmenin diğer adı, beton dökmek . Zaten Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü de “Çevre ve Şehircilik” Bakanlığı’na bağlı!

 

Kaynak: milliyet.com.tr