‘Güzel Kent’in Ötekileri: Yoksullar, evsizler ve de sokak hayvanları – Cihan Uzunçarşılı Baysal

Mike Davis’in dünyanın dört bir yanından gecekonduları, zorla tahliyeleri ve yıkımları anlattığı Gecekondu Gezegeni (2006) adlı eserinin alt başlıklarından biri “Güzel Kent’’. Davis, 3. Dünya sakinlerinin, kentlerinde yer alacak spor karşılaşmaları, olimpiyatlar, güzellik yarışmaları gibi mega-etkinliklerden korku duyduklarını belirttikten sonra bu korkunun temelsiz olmadığını örneklerle ispatlıyor. Hükümetleri tarafından dünyanın görmemesi gereken “çirkinler” olarak nitelendirilen kent yoksulları, mega-etkinlikler vasıtasıyla kentten “temizlenirken”, “ucube’’ mahalleleri de bu vesile ile sermayenin çıkar ve talepleri doğrultusunda pazarlanacak şık mekanlara dönüştürülmekte. Davis bu bölümde her ne kadar sadece 3.Dünya’ya ve mega-etkinliklere odaklanmış olsa da, hemen her yerde yoksulların kentten sürgün edilmeleri üzerinden yükselen “Güzel Kent” küresel bir fenomen; bu bağlamda mega etkinlikler bir katalizör.

Yukarıda kullanılan “ucube” nitelemesi ise elbette Davis’e değil, Avrupa Kültür Başkenti 2010 projesinin, dönüşüm/yenileme olarak İstanbul mahallelerinin başında patladığı dönemde Sulukule’yi “o ucube halden” kurtaracaklarını buyuran zamanın Başbakanına ait. Yine aynı dönemde, Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay’ın sözleri ise Başbakanına bile taş çıkarttıracak cinsten. Olimpiyat Stadı’nın yanı başına çöreklenmesiyle arazileri iyice kıymete binen Ayazma’nın yaşam standardının Anadolu’da dahi göremeyeceğimiz bir düzeyde olduğuna işaret eden Başkan, mahallenin “üstelik uluslararası alanda prestij olan Olimpiyat Stadı’nın yanı başında, TEM otoyolundan hemen görülebilecek bir noktada” olmasından duyduğu rahatsızlığı belirtir; ancak burada ilginç olan, kendi yönetim bölgesindeki dar koşullar ve yoksulluktan değil, bunların görülebilecek olmalarından şikayet etmesidir! Yeniay’ın 2008 tarihli kaygısı, 2012 Macaristan’ında bir yasada yerini almış ve Macar kentlerinin merkezleri ile tarihi ve turistik bölgeleri “görüntü kirliliği” yarattıkları gerekçesiyle evsizlere yasaklanmıştır. Türkiye nere Macaristan nere demeyin, neoliberal aklın yolu bir!

Yeni kentsel düzende, yetkililerce, çirkin, düzensiz, kirli, ucube… olarak görülenlere kentlerde yer yok; mahallelerine el konularak sürgün edilirlerken kentin görüntüsünün de ıslah edildiği düşünülüyor. Mega etkinliklere ait istatistikler, süreci net görmemizi sağladıklarından önemli. Ör neğin, 2008 Pekin Olimpiyatlarında zorla tahliye edilen 1 milyon 250 bin kişi ile Çin başı çekiyor. Dozerlenen tarihi Dazhalan mahallesinden bugün pahalı butikler, lüks oteller, restoranlar, marka zincirler yükseliyor. Gündelik yaşamın özgürce aktığı düzensiz mekânların, enformel mahallerin şimdi cetvelle çizilmişçesine düzgün sokaklarını turistler şenlendirirken yaşam da cetvelle çizilmişçesine düzgün akıyor; burada her şey ve herkes olması gereken yerde eylemesi gerekene, öngörülemeyene, bilinmeyene yer yok. Burası her yer ama aynı zamanda hiçbir yer!

Öte yandan, “Güzel Kent” sadece alt gelir grupları ve emekçi nüfusları yerlerinden etmekle kalmıyor, kentlerini güzelleştirmek üzere kolları sıvayan yöneticiler, kentsel kamusal alanları da hayvanlardan arındırmaya başlıyorlar. Görselliğin öne çıktığı çağımızda, yoksul olan kirli ve çirkin addedildiği gibi kontrol altına alınamayan doğal yaşam da hijyenik olmayan, kargaşa yaratan, korkulan dolayısıyla elimine edilmesi gereken olarak görülüyor. Sokak kedileri ve köpekleri toplanıyor, barınaklarda dar yaşamlara bırakılıyor ve/ya itlaf ediliyor. Bazı kentlerde meydanları, kamusal alanlardaki anıtları, heykelleri kirletmesinler diye kuşlara bile savaş açılıyor. Dikenli teller, sivri uçlu plastik çubuklar vb. çeşitli yöntemlerle kuşlar kovalanıyor. Kovalanan sadece kuşlar değil, sivri uçlu metal çubuklar da evsizlerin kısmetine düşüyor! Mağazaların, apartmanların girişlerinde yatıp kalkmasınlar diye “anti-evsiz” çubuklar Amerika ve İngiltere’nin kentlerinde arzı endam etmekteler!

Küresel spotlar altında, dünya basını ve kamuoyunun ama en çok da sermayenin ilgisine mazhar olmak üzere güzellik yarışmalarındaki adaylar misali allanıp pullanıp sahneye çıkan yarışmacı kentlerin çirkin, düzensiz, kirli, kontrol edilemeyen… ne varsa spotlardan kaçırmaları gerekiyor. Nitekim Dünya Kupası 2014 ülkesi Brezilya’nın Recife kenti belediye başkanı kenti güzelleştirmek için sokak köpeklerini cadde ve sokaklardan uzaklaştırmakla kalmayıp toptan itlaf etmiş. 2014 Kış Olimpiyatları kenti Sochi’de de binlerce sokak köpeğinin katledilmesi dünya kamuoyunda yankı uyandırmıştı. Atina 2004 Olimpiyatları öncesinde 15,000 sokak köpeğini zehirleyen yetkililer böylece köpeklerden arındırdıkları sokaklarıyla dünyaya ne kadar “modern ve medeni”! olduklarını göstermek istemişler! 2008 Pekin Olimpiyatları öncesinde ise, kedilerin hastalık riski taşıdığına halkı ikna eden Çinli liderler, 500.000 kedi için toplama/avlama kararı çıkartmış, yakaladıkları kedileri aç susuz daracık kafeslerde ölüme terk etmişler ve bu vahşet, Olimpiyat kenti Pekin’i “temiz, yeşil ve misafirperver” olarak sunmak adına yapılmış.

İstanbul’a gelirsek, kentin küresel sermayeye pazarlanması 80’lerin başından bu yana gündemde olmasına rağmen AKP iktidarları döneminde ciddiyete bindi ve kentin markalaştırılması, “mutenalaştırılması”/ “güzelleştirilmesi’’ girişimleri başlatıldı. Bu projede çirkine, düzensize, kirliye, dağınık olana…ya da yoksula, evsize, sokak hayvanına tahammül yok çünkü sermayenin yatırımlarını çekebilmek için ambalajın şık olması gerekiyor. Ardı ardına çıkartılan ve her biri merkezi yönetimin elini bir öncekinden daha çok güçlendiren dönüşüm ve imar yasaları ile alt gelir grupları ve emekçi mahallelerini “temizleyerek” sermayenin lüks inşaatlarına açan girişimci yöneticiler kentinde mahalleliler ile hayvanlarının kaderleri kesişiyor: Belediyelerin sokak hayvanlarına savaş açmalarının mahalle yıkımlarıyla eşgüdümlü olarak artmakta olduğunu söylersek yanlış olmaz. Sulukule’nin köpekleri de Ayvansaray Tokludede’nin her köşebaşından karşımıza çıkan mutlu kedileri de Ayazma’nın bahçelerinde çocuklarla koşuşanları da bugün mahallelileri kadar yersiz yurtsuz, eğer zalim ellerden kurtulup yaşıyorlarsa tabi.

Kapıda bekleyen yeni imar yasa tasarısı ve imar borsası ile emekçi ve yoksulların kentlerde barınmaları iyice imkânsız hale gelirken mahalle yıkımlarıyla buralarda barınan sokak hayvanları da ortada kalacak. Ek olarak, 3. Havaliman, 3.Köprü projeleri nedeniyle, bugün köpeklerin atıldıkları bu bölgelerde yapılaşmalar artacak; lüks konut, villa, AVM projeleri sırada. Gidişat, köpekler başta olmak üzere, önemli bir sokak hayvanı nüfusunun bir yerlere taşınması ya da itlaf edilmesi gerekeceğini gösteriyor. Ballandırıla, reklamlana anlatılan Anadolu yakasında Tuzla, Avrupa yakasındaki 20.000 hayvan kapasiteli Kısırkaya hayvan barınakları, Nazilerin ölüm kamplarını önceden hazırlamaları misali, işte böyle bir gereksinimden yola çıkarak inşa edilmekteler.

Nazizim kapıda; mahallelerin kaderi, sokak hayvanlarınınkiyle sürgünde ortaklaşırken, o meşhur öyküdeki gibi en zayıf ve güçsüzünden başlayarak sonunda herkese sıra gelmeden harekete geçme zamanı.

Kaynak:

Mike Davis. Gecekondu Gezegeni (çev. Gürol Koca).İstanbul: Metis 2007.

‘Gözde Kazas. ‘’Macaristan’da evsizlere sokak bile yasak’’, Yeşil Gazete, 11.02.2014

Funda Özkan. ‘‘Vatandaş omuz vermezse kentsel dönüşüme 500 yıl da yetmez’’, Radikal, 10.01.2008.

’Sulukule’yi ucube halden kurtaracağız’’: http://arsiv.ntv.com.tr/news/439760.asp 2008.

Dark Side Sochi: http://www.triplepundit.com/2014/02/dark-side-sochi/

http://forcechange.com/128114/condemn-deadly-roundup-of-stray-dogs/

http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/europe/greece/1466744/Greeks-to-poison-up-to-15000-stray-dogs-before-the-Olympics.html

http://www.theblaze.com/contributions/top-10-anti-homeless-measures-used-in-the-united-states/

http://www.pestawayaust.com.au/spikes.html