Türk filmlerinin klasik sahnelerinden biridir fabrika giriş-çıkışları… Akşam gruplar halinde fabrikanın bahçesinden yorgun çıkanlar, salkım saçak tutundukları otobüslere binerek dağılır kentin köşelerine… Ertesi sabah aynı insanlar aynı yorgunlukla belirir fabrikanın önünde. Filmlerde ‘mavi yakalıların’ anlatıldığı bu film sahneleri günümüzde belki biraz görüntü değiştirerek plazalarda ‘beyaz yakalılar’ için yaşanıyor. Metrolar, otobüsler sabah saatlerinde ‘prezentabl beyaz yakalıları’ servis noktalarına taşıyor. İşyerine varanlar manyetik kartlarını okutup, turnikelerden geçerek içeri giriyor. Manyetik kartın çıkış için ne zaman turnikeye dokunacağıysa belli olmuyor. Çünkü artık mesai saati iş dünyasının en esnek iki kelimesi haline gelmiş durumda. Tek mesele mesai saatleri de değil. Aynı masayı paylaşan arkadaşların birbirlerini değerlendirmek durumunda bırakıldığı performans değerlendirmeleri, orantısız maaş dağılımı, birkaç ayda bir lafı duyulan işten çıkarılacak listeleri, “senin yerinde olmayı bekleyen binlerce işsiz var” klişesiyle çözülmeyen sorunlar yumağı ve Türk Dil Kurumu’nun ‘bezdiri’ olarak Türkçeleştirdiği, ‘işyerinde baskı’ anlamına gelen mobbing.
Browsing Tag
plaza eylemleri
1 post