Sarıyer Kısırkaya’nın, Emine Erdoğan’ın isteğiyle imara açılmasının ardından, köyün plajı valilik emriyle jandarma eşliğinde yıkıldı.
3. Havalimanı ve 3 Köprü arasında bulunan Kuzey Ormanları köylerinden Kısırkaya’nın halk plajı tesisleri bugün (28 Ağustos) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve İstanbul Valiliği’nin emriyle; Sarıyer Belediyesi zabıta ekipleri ve iş makineleri ile yıkıldı. Emine Erdoğan’nın talimatıyla komşusu Gümüşdere ile birlikte imar rantına kurban edilen Kısırkaya mega projelerin ortasında kalmış durumda.
Köyün plajına göz diktiler
Kısırkaya köyü mera alanı olan plaj tesisleri, 1966 yılında İller Bankası tarafından köye gelir sağlaması amacıyla yapılmış, geçtiğimiz yıla kadar köylüler tarafından işletilmişti. Güvenliği köylüler tarafından sağlanan plaj tesisinin geliri de köye kalıyordu. Ancak geçen yıl yürürlüğe giren Bütünşehir Yasası ile birlikte Kısırkaya’nın köy yerine mahalle statüsüne geçirilmesiyle birlikte, plaj tesisi de, mera alanı olmaktan çıkartıldı ve Sarıyer Belediyesi tarafından mühürlendi. Köylülerin Milli Emlak’a devredildiği söylenen plaj arazisini yeniden satın almak için yaptıkları başvurular da, arazinin kendisine ait olmadığı gerekçesiyle Milli Emlak tarafından geri çevrildi. Arazinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na devredildiğinin söylenmesi üzerine Bakanlığa başvuran köylülerin girişimleri ise 19 Ağustos’ta ellerine geçen yıkım tebligatıyla yarıda kaldı. Köylülerin dün (27 Ağustos) yıkım emriyle ilgili aldıkları tedbir kararı da yıkım ekipleri tarafından dikkate alınmadı.
Boğulma vakaları bahanesiyle ranta açıyorlar
Kısırkaya Köyü Dernek Başkanı Nurcan Kocaer, geçen yıla kadar köylünün işletip güvenlik önlemlerini aldığı tesiste çok az sayıda boğulma vakası yaşandığını, oysa plajın mühürlenip denetimsiz bırakılmasıyla birlikte çok sayıda insanın boğulduğunu belirtiyor. “İnsanlar buranın çay bahçesinde, soyunma kabininde mi boğuluyor da buraları yıkıyorlar?” diye soruyor. Gerçekten de “boğulma” bahanesiyle yapılan yıkım esnasında bile dozerlerin yanında çok sayıda insan denize girmeye devam ediyordu.
Mega projeler yaşam alanlarını yok ediyor
Yıkımın parça parça tüm köyü yok edeceğini savunan Kocaer, “Plajın ranta açılmasının sorumlusu önce Sarıyer Belediyesi, Kaymakam, Valilik ve arazinin kendisinde olmadığını iddia eden Milli Emlak’tır” dedi. Sahili geri almak için tüm hukuki mücadeleyi vereceklerini belirtti.
Köyde bulunan evlerin yarısının tapusuz, Hazine arazisi üzerinde bulunduğunu belirten Kocaer, plajdan başlayan yıkımın, köyün içine de yayılacağını; tapusuz evlerin yıkımından sonra sıranın az sayıda kalan tapuluların da köyden sürülmesine geleceğinden endişe duyduklarını söyledi.
“Bir sene sonra gelin de görün buraları”
Yıllardır geçimlerini plajdan sağlayan köylüler, “Önce belediyenin yıkım ekipleri geldi, bizi oyaladılar. Sonra jandarma ekipleriyle TOMA’ları getirdiler. Çünkü polis, zabıta gelse direnebilirdik ama jandarmaya direnemeyeceğimizi biliyorlardı” diyorlar. Plajın temizliğinden bilet kesilmesine cankurtaranlığından diğer hizmetlerine kadar her şeyiyle ilgilenen gençler, “bir sene sonra gelin de görün buraları. Kendi yaşadığımız, emek verdiğimiz yeri, şimdi başkaları işletecek. Biz buraya para verip giremeyeceğiz. Buraya Kilyos’taki bütün plajları işleten mafya göz koydu” diyorlar.
Bir başka köylü ise Kısırkaya’nın maruz kaldığı yağma sürecini şöyle özetliyor: “Önceleri biz orman köylüsüydük, geçimimizi ormandan kestiğimiz odunlarla sağlıyorduk. Ormanları yok ettiler, meracılığa başladık. Şimdi hayvan barınağının olduğu 750 dönümlük arazide hayvanlarımızı otlatıyorduk, orayı da elimizden aldılar. Turizm vardı, plajı işletip geçimimizi sağlıyorduk. Şimdi burayı da yıkıyorlar.
Bir taraftan 3. Havalimanı öte taraftan 3. Köprü inşaatının tam arasında kalan Kısırkaya köyü, tıpkı komşusu Gümüşdere köyü gibi önümüzdeki dönemde yağmacı sermayenin önemli hedeflerinden biri olmaya devam edecek. Köye ulaşmak için kullanılan Kilyos yolu lüks villa sitelerin, 3. Köprü inşaatı için kesilen büyük ormanlık alanların çıplak görüntüsüyle sarılmış durumda. Şimdi bu yıkım görüntüsüne kıyıdaki büyük bir toplama alanı görüntüsündeki şaibeli “hayvan barınağı” ile yanı başındaki plaj tesisinin yıkıntıları da eklendi. Yıllardır sakin bir kıyı köyünde ormancılık, hayvancılık ve küçük ölçekli turizm faaliyetleriyle geçimlerini sağlayan huzurlu Kısırkaya köyü halkı, bir ucunda Emine Erdoğan ve büyük sermaye gruplarının, bir ucunda mafyatik sermaye yapılaşmalarının bulunduğu büyük bir rant şebekesi ile yüz yüze kaldı. Yıkımla ilgili olarak yürütmeyi durdurma davası açan köylüler, şimdilik, belediye başkanı plaj tesislerini yeniden yapana kadar mücadelelerine devam edeceklerini ve köylerini savunacaklarını söylüyorlar.
Kaynak: Politeknik, Sendika.Org, kuzeyormanlari.org


