Elektrik Mühendisleri Odası (EMO)’ndan Baz İstasyonları İle İlgili Eleştiri ve Öneriler

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) tarafından T.C. Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı’na baz istasyonları ile ilgili yazı gönderdi. Mevcut GSM baz istasyonlarının oluşturduğu elektromanyetik kirliliğin yanı sıra 3N GSM baz istasyonlarının da hizmete girmesi ile birlikte elektromanyetik kirlilik konusuna ilişkin endişelerin gittikçe arttığı belirtilen yazıda konuyla ilgili EMO’nun önerileri de sıralanıyor.

T.C

BAŞBAKANLIK

İNSAN HAKLARI BAŞKANLIĞI

Konu   :Baz İstasyonları                                                          Tarih: 20.10.2009

İlgi      :09.09.2009 tarih ve B.02.0.İHB.567.03.01/1522 sayılı yazınız

Mevcut GSM baz istasyonlarının oluşturduğu elektromanyetik kirliliğin yanısıra 3N GSM baz istasyonlarının da hizmete girmesi ile birlikte elektromanyetik kirlilik konusuna ilişkin endişeler gittikçe artmaktadır. Yargıtay tarafından alınan kararlar değerlendirildiğinde baz istasyonlarının kurulumunda ciddi denetimlerin yapılması gerektiği açıktır. Kamu sağlığı ve güvenliğini, ülkemizin ekonomik ve sosyal boyutu ile ilişkilendiren bir düzlem üzerinden ilgili kurumlarımızın hassasiyetini arttırmak ve halkımızı bilgilendirmek amacıyla Elektrik Mühendisleri Odası ile Gazi Üniversitesi GNRK merkezi 03.09.2009 tarihinde Elektrik mühendisleri Odası Merkez binasında basın toplantısı düzenleyerek ortak öneriler içeren bilgileri kamuoyu ile paylaşılmıştır.

-Türkiye’deki GSM Baz istasyonlarında oluşan elektrik alan şiddeti yönetmelikte belirlenen limit değerlere uygun olması zarar ihtimalini ortadan kaldırmamaktadır. 1998 yılında Uluslararası Non-İyonizan Radyasyondan Korunma Komisyonu (International Commission on Non-Ionizing Radiation Protection – ICNIRP)’nunca halkı ve çalışanları korumaya yönelik uluslararası standartlar oluşturulmuştur. Standartların oluşturulmasında radyasyonun yalnızca ısı etkisi göz önüne alınmış, canlılar üzerindeki diğer biyolojik etkileri dikkate alan standartları henüz oluşturulamamıştır.

Bir çok ülkede ICNIRP nin belirlediği limit değerlere kuşku ile bakılmaktadır. Çin, Rusya, Bulgaristan, Avusturya, Macaristan, İsveç, İsviçre İtalya gibi çeşitli ülkelerde  ICNIRP’nin “zararsız” olarak kabul ettiği değerler insan sağlığına zararlı addedilerek, sağlık etkileri açısından çok daha düşük sınır değerler kabul edilmiştir. Çin Hükümeti ICNIRP limit değerlerini yüksek bularak, kendi bilim insanlarının görüşü doğrultusunda ülke sınır değerlerini oluşturmuştur. Çin 900 MHz frekansı için, 41 V/m’lik ICNIRP değeri yerine 12 V/m’yi, İsveç 4 V/m’yi, İsviçre 3,88 V/m’yi, İtalya 6 V/m’yi, Macaristan, Rusya, Polonya ve Bulgaristan ise 6,14 V/m’yi sınır değer olarak almışlardır.

Yüksek olduğu tüm Avrupa’da tartışılan ICNIRP limitleri, ülkemizde 900 MHz’de tek operatör için 10,23 V/m, toplam alan için 41,25 V/m; 1800 MHz’de tek operatör için 14,47 V/m, toplam alan için 58,34 V/m, olmak üzere 12 Temmuz 2001 tarihli Telekomünikasyon Kurumu (TK) Yönetmeliği ile yasallaşmıştır. Aynı yönetmeliğe göre 2100 MHz için limit değerler tek operatör için 15 V/m, toplam alan için 61 V/m olarak yer almaktadır. Türkiyede kullanılan limit değerler ICNIRP limitlerinin altında seçilmesine rağmen konuya kuşku ile bakan ve daha hasas limit değerlerini uygulayan ülkelerden oldukça yüksek görünmektedir. Gazi Üniversitesi Noniyonizan Radyasyondan Korunma Merkezi tarafından 900 MHz standardı için 4 V/m’nin, 1800 MHz için de 6 V/m’nin limit değer alınması önermiştir. Bu konuda dikkatli ve hassas uygulamalar yapan ülkeler dikkate alınarak 900 MHz, 1800 MHz ve 2100 MHz limit değerlerine ilişkin yönetmeliğin yeniden düzenlenmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

-GSM Baz İstasyonlarının insan sağlığı üzerindeki etkileri ve neden olduğu tahribatlar konusunda Dünya Sağlık Örgütü, ICNIRP(Uluslar arası iyonize olmayan radyasyondan koruma komisyonu),  ICEMS (Uluslararası Elektromanyetik Alanlar Güvenlik Komisyonu), Tabib Odaları ve GNRK (Gazi Üniversitesi Noniyonizan Radyasyondan Korunma Merkezi) tarafından kapsamlı çalışmalar yürütülmektedir.

Bu çalışmalar ışığında insan sağlığına ve çevreye olumsuz etkiler oluşturduğu açıktır. Teknolojik gelişmeler insan yaşamının kalitesini arttırmasına rağmen, doğru kullanılmaması veya gerekli tedbirlerin alınmaması halinde insan yaşamını ciddi risklerle karşı karşıya bırakmaktadır. Özellikle Şehir merkezleri ve yoğun yerleşim alanlarında balkonlara yakın bina yan cephelerine, bina teras ve çatılarına, aydınlatma direklerine konulan baz istasyonlarını, yer seçimi başta olmak üzere, montaj ve kurulum esasları, limit değerleri, güvenlik mesafesi, görüntü kirliliği ve tesislere ilişkin uyarı -tehlike levhaları gibi bir çok kritere göre değerlendirildiğinde tesislerin önemli  bölümünün insan ve çevreye zarar verecek nitelikte olduğu söylenebilir. BTK’nın Bölge Müdürlükleri ve personel yetersizliğinden ötürü kurum tarafından baz istasyonları kuruluş yerlerinin tamamının denetlenmiş olması mümkün görülmemektedir. Kurumun ise; şikâyet başvuruları dışında, denetim ve ölçme yapması fiziksel olarak olanaksızdır. Şikâyet üzerine bazı baz İstasyonlarında tespit edilmiş olan limit aşımları bunu kanıtlamaktadır. Baz istasyonlarının güçleri uzaktan ayarlanabilmektedir. Diğer taraftan, limit aşımı durumunda dahi, verilen cezalar caydırıcı değil, semboliktir.

Diğer taraftan istasyon yeri bulma ve kiralama hizmetleri, işletmeci tarafından taşeronlaştırılmış olduğundan, düşük kira bedelleri de, kuruluş yerlerinin belirlenmesinde öncelikli olmaktadır. 2001 tarihli elektromanyetik alan şiddeti limit değerleri, ölçüm ve denetlenmesine ilişkin yönetmelikte kuruluş yerlerinin seçiminde; il mahalli çevre kurullarının incelemesi ve görüş bildirmesi isteniliyordu. Ancak bu yönetmek yürürlükten kaldırılarak, 16 Mayıs 2009 tarihinde yayımlanan “Elektronik

Haberleşme Cihazlarına Güvenlik Sertifikası Düzenlenmesine İlişkin Yönetmelik” ile il mahalli çevre kurulları devre dışı edilmiş, böylece BTK her anlamda tek yetkili kuruluş haline gelmiştir.

Baz istasyonu yoğunluğunun düşürülmesi için, mümkün olduğunca ve haberleşmeyi aksatmayacak bir biçimde, yaşam alanlarından uzaklaştırılmaları gerekmektedir. Aynı bölgede bulunan baz istasyonları ortak anten kullanım esaslarına göre şirketlerin kendi aralarında yapacakları protokollerle birleştirilmeli ve tesislerin ortak kullanımı sağlanmalıdır. Baz istasyonunun binanın çatısına kurulmasının zorunlu olduğu durumlarda binanın çevre binalardan daha yüksek olması gerekmektedir. Japonya ve Çinde yapılan uygulamalarda yüksek binaların üzerine platform yapılmakta ve anten pilonları (kule) bu platformun üzerine monte edilmektedir. Böylece antenlerle yaşam alanları arasındaki mesafe artmakta insanların RF sinyallerinden etkilenmesi asgari bir düzeye çekilmektedir.

 

Sonuç olarak anten ve kulelerin kurulacağı yerler, insanların maruziyetini en aza indirgeyecek şekilde planlanmalı ve limit değerler yukarıda belirtilen örnekler doğrultusunda yeniden şekillendirilmelidir. Ticari kaygılardan uzak, insan odaklı bir hizmet anlayışı ile gerekli tedbirlerin alınması ve ilgili yönetmeliklerde yeniden düzenleme yapılmalıdır. Yapılacak çalışmalarda Üniversiteler ve meslek odalarının görüş ve önerilerinin alınması sorunların çözümüne veya sıkıntıların asgari düzeye çekilmesine önemli katkı koyacağı inancıyla konuya ilişkin önerilerimiz ekte sunulmuştur.

 

Bilgilerinize arz ederiz.

                                                                                                 

Saygılarımızla,

 

Yönetim Kurulu a.

Musa ÇEÇEN

Yönetim Kurulu Başkanı

 

Ek: Öneriler

 

ÖNERİLER

1.  Anten ve kulelerin kurulacağı yerler, insanların maruziyetini en aza indirgeyecek şekilde planlanmalı ve yönetmeliklere uygun olmayan GSM tesislerine ruhsat verilmemelidir. Ruhsat verilen baz istasyonlarında ise, periyodik olarak ölçüm ve denetlenme çalışmaları yapılmalıdır. Güvenlik sertifikası ve ölçüm değerleri halkın rahatlıkla görebileceği yerlere asılmalıdır.

2.  Kamu sağlığına önem veren ve riskleri asgari düzeyde tutmaya çalışan bazı ülkeler gibi Türkiye de Uluslararası İyonize Olmayan Radyasyondan Korunma Komisyonu’nun (ICNIRP) belirlediği elektrik alan şiddetinin 1/10 düzeyini kullanmalıdır.  Cihaz başına 900 Mhz için 4 V/m, 1800 MHz ve 2100 MHz için 6 V/m olarak yeniden düzenlemelidir.

3.  Küçük çocukların ve gençlerin kablosuz telefon ve cep telefonu kullanımı mümkün olduğunca kısıtlanmalı ve telefon şirketlerinin onlara yönelik pazarlama yapmalarının önüne geçilmelidir. Elektromanyetik kirlilikten kaynaklı halk sağlığı boyutu da dikkate alınarak, reklam ve kampanyaların duyuru ve tanıtım biçimine ilişkin olarak Reklam Kurulu tarafından ilkeler belirlenmeli ve gerekli denetim yapılmalıdır.

Dünya Sağlık Örgütü, Uluslararası Elektromanyetik Güvenlik Komisyonu gibi birimlerce yapılan ve özellikle çocukların cep telefonu kullanımlarının kısıtlanması gerektiğini vurgulayan uyarılar dikkate alınmalı reklam kampanyalarında özellikle çocukların kullanılmaması gerektiği tüm dünyada bilim insanlarınca kabul edilmiş olduğu halde ülkemizde çocukların reklam kampanyalarında kullanılmaları trajik bir göstergedir.

4.  Baz istasyonlarının kurulumunda uyulması gereken hususlar ve halk sağlığı konusunda Ulaştırma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, BTK, GNRK ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları (TMMOB, TTB gibi) ile işbirliği yapılmalıdır. İlgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından basın-yayın yolu ile elektromanyetik kirlilik konusunda uluslararası çalışmalara ilişkin halkı bilgilendirecek programlar yapılmalıdır.

5. BTK’ya bağlı bölge müdürlüklerinin yurt genelinde denetim ve kontrolü yeterince uygulayabilecek yapılanmaya sahip olmadıkları bilinmektedir. Üniversiteler ve kamu hizmeti veren meslek odaları gibi bağımsız ve tarafsız kuruluşlar gerekli ölçüm ve denetimleri gerçekleştirmek suretiyle halktan gelen şikâyetlere cevap verilebilecek

şekilde yapılandırılmalı ve elektromanyetik kirliliğin denetimi konusunda tek yetkili kurum, BTK olmamalıdır.

6. Avrupa ülkelerinde insanların yoğun elektromantetik dalgalara maruz kalmamaları için baz istasyonlarının üzerine rahatlıkla görülebilecek biçimde tehlike veya güvenlik levhaları konulmaktadır. Ülkemizde ise, baz istasyonlarının vatandaştan gizlendiği uygulamalarla karşılaşıyoruz.  Amerika ve İngiltere gibi ülkelerde, şehirlerde bulunan

GSM baz istasyonlarının yerleri, sayısı, yaydıkları frekanslar haritalarda gösterilmiş ve halkın bilgisine sunulmuştur. İyonize olmayan radyasyon yayan baz istasyonu v.b  telekomünikasyon tesislerine durumu açıklayan güvenlik levhaları yerleştirilmelidir. Görüntü kirliliği oluşturmaması için kamufule edilen baz istasyonlarına da aynı şekilde bilgilendirme levhalarının konulması yönetmeliklerle zorunlu hale getirilmelidir. Ek:1

7. Baz istasyonlarının inşa edilmesinde cep telefonu işletmecileri; yerel yönetimlere, yerel çevre ve sağlık otoritelerine kurdukları antenin yükseklik, frekans, güç yoğunluğu ve elektromanyetik alan şiddeti gibi teknik detaylarını içeren; 16 Mayıs 2009 tarihinde yürürlüğe giren “Elektronik Haberleşme Cihazlarına Güvenlik Sertifikası Düzenlenmesine İlişkin Yönetmelik” uyarınca hazırlanması gereken ölçüm değerleri tablosu ve güvenlik sertifikası bilgilerini vermekle yükümlü tutulmalıdır.  Yerel yönetimler baz istasyonları raporlarının güncelleştirilmiş listelerini tutmak, baz istasyonu envanterini çıkartmak, haritalandırmasını yapmak ve gerektiğinde bu bilgileri halka vermekle yükümlü olmalıdır. Her vatandaş yaşadığı şehir ve mahalle ile ilgili söz konusu bilgileri sadece yerel yönetimlerden değil, Ulaştırma Bakanlığı ve diğer ilgili Bakanlıklardan ücretsiz telefon hattı aracılığı ile kolaylıkla temin edebilmelidir. Ayrıca bu konulara ilişkin her türlü bilgiye ilgili bakanlıkların web sitelerinde de yer verilerek, bilgiye herkesin ulaşabilmesi sağlamalıdırlar.

8. Baz istasyonları çıkış parametrelerinin denetim ve kontrol altına alınması amacıyla, Elektrik alan şiddeti ve manyetik alan yoğunluğu gibi verilerin elektronik ortam üzerinden anlık olarak BTK bünyesindeki bir birimde toplanması ve söz konusu bilgilerin anlık olarak izlenmesi ve kayıt altına alınması sağlanmalıdır. Kamu sağlığı ve güvenliği için çok büyük önem taşıyacak olan uzaktan denetim ve kontrol yönteminin uygulanmasıyla, yönetmelikle sınırlandırılan değerlerin üzerine çıkılması halinde, gerekli uyarıların veya cezai işlemlerin yapılması sağlanabilecektir.

9. Dünya Sağlık Örgütü tarafından yürütülen Elektromanyetik Alan Projesi’nde cep telefonu SAR değerleri için en fazla 0.1 W/kg SAR değeri önerilmektedir. Bu değerin üzerindeki cep telefonlarının ithalatının sınırlandırılarak denetim altına alınması  ve kullanılmaması tercih edilmelidir. Ayrıca Tüketicinin korunması veya bilgilendirilmesi için üretici veya ithalatçı firmanın cep telefonları üzerine SAR değerlerini yazılması zorunlu hale getirilmelidir. (SAR, (Specific Absorbtion Rate – Özgül Soğurma Oranı)  cep telefonu kullanılırken vücudun soğurduğu elektromanyetik enerjisi miktarı ölçüsüdür. Diğer bir deyişle vücudun 1 kg’nın sıcaklığını 1° C yükselten elektromanyetik enerji miktarıdır.)

 

 
Kaynak:emo.org.tr