Derlerin Kardeşliği Platformu 1.Meclis Toplantısı Sonuç Bildirisi

Sularımızın ve doğal kaynaklarımızın özelleştirilerek yağma edilmesine, doğal yaşam alanlarımıza geri dönüşümsüz zararlar verilmesine birlikte karşı çıkmak amacıyla bölgemizde bulunan Rize, Artvin, Trabzon, Gümüşhane, Bayburt, Kars, Ardahan, Erzurum, Bartın, Zonguldak, Giresun, Ordu, Amasya, Samsun, Tokat ve Sinop illeri ile ilçelerindeki vadilerin, derelerin temsilcileri ve çevre örgütleri tarafından oluşturulan; toplam 105 temsilcinin katıldığı, daha önce ‘Bölge Koordinasyon Kurulu’ olarak yapılan Derelerin Kardeşliği Platformu Meclis toplantısı için 05 Şubat 2011 tarihinde Rize’de bir araya geldik.

Bölgemizde yapımı planlanan; tüm demokratik ve hukuksal mücadele ile yargı kararlarına karşın, yapımı devam eden HES projeleri ve iletim hatlarının yanında, taşocakları ve maden arama çalışmaları gibi çeşitli projeler nedeniyle vadilerimizde katliam yaşanmakta, yaşam alanlarımız geri dönüşümsüz şekilde tahrip edilmektedir.
Geldiğimiz noktada, gözünü rant hırsı bürümüş paylaşım gurupları, ülkemizin tüm su kaynaklarına, vadilerimize, derelerimize, doğal yaşam alanlarımıza planlı bir şekilde saldırıyorlar. Her akarsuyumuz bir mal-meta gibi, ‘Su Kullanım Anlaşmaları’ ile 49 yıllığına bu guruplara devredilmek suretiyle adeta satılarak, binlerce yıldır hayat verdiği coğrafyada karanlık tünellere hapsedilmek isteniyor.

Oysa biliyoruz ki SU, hayatın en temel kaynağı olduğu gibi bizim de dünümüz ve yarınımızdır!
Derelerimiz, binlerce yıldır bereketli tarlalarımızı suluyor. Ekmek oluyor, geçim oluyor, iş oluyor, aş oluyor… Vadilerimizde hayatı yeniden ve yenileyerek var ediyor. Asla boşa akmıyor!
Bizler, Derelerin Kardeşliğine inananlar, suyumuza sahip çıkarak toprağımıza, ürünümüze, hayatımıza, dünümüze, bugünümüze ve de yarınımıza sahip çıktığımızı biliyoruz.
Suyumuza sahip çıkarak, binlerce yıllık türkülerimize, boz ayıya, alabalığa, göğe yükselen çamlara, ladinlere, çınarlara, çaya, fındığa, uçsuz bucaksız tarlalarımıza, yaylalarımıza, ovalarımıza sahip çıktığımızı biliyoruz.
Bizler bu vadilerde doğanlarız; bu vadilerde atalarımızla yan yana gömülmeyi arzu edenleriz.
Buralarda ürettiklerimizle geçinenleriz.
Kadınlar, gençler, çocuklar ve erkekleriz. Binler, on binler, yüz binler, milyonlarız. Bu vadilerin ayrılmaz parçalarıyız.
Hukukun üstünlüğüne ve Demokrasiye inanıyoruz, Bilimin ve Aklın bizim yanımızda olduğunu biliyoruz.
Paranın gücüne karşı Derelerin Kardeşliğine inananlar olarak, SU’ya sahip olma hırsının bir aracı şeklinde ortaya konan HES projelerine karşı çok yönlü mücadeleye tavizsiz ve kararlılıkla devam edeceğiz.
 
Biz diyoruz ki;
• Doğal yaşam alanlarımız geri dönüşümsüz zararlar verdiği bilimsel raporlar ve yargı kararlarıyla ortaya konulan HES projeleri yenilenebilir enerji kaynağı olarak görülemez.
• SU’yun ticarileştirilmesinin altyapısı olarak geliştirilen HES projelerinin asıl hedefi enerji üretimi değil; suya ve toprağa sahip olmaktır.
• Yaşamın temel kaynağı olan SU, ticari bir mal değil, tüm canlıların yaşamını sürdürebilmek için ulaşmaya hakkının olduğu doğal bir varlık, ekolojik sistemin vazgeçilmez bir parçasıdır.
• Tüm canlıların SU’dan yararlanma hakkı vardır. Hiçbir canlı kendisinin SU ihtiyacının daha önemli olduğunu ileri süremez!
• SU, bulunduğu ortamın asli unsurudur. Hiçbir şekilde yatağı değiştirilemez, bulunduğu alandan başka bir alana taşınamaz! Kullanım hakkı hiçbir şekilde devredilemez!
• Doğal yaşam ile SU ilişkisini dikkate almayan hiçbir karar, uygulama, yasal düzenleme kabul edilemez!
• Suyun kullanımı; ekolojik, çevresel, kültürel ve sosyal sürdürülebilirlikten uzak ele alınamaz.
• Canlı türlerinin yok olma noktasındaki suyu ifade eden ‘Can Suyu’ kavramı veya böyle bir adalet anlayışı kabul edilemez, ahlaki görülemez. Can Suyu tartışması dahi yapılamaz!..

Derelerimiz bizim can suyumuzdur. Birileri için rant ve gelir kaynağı olarak görülen sularımız, bizler için yaşam kaynağıdır.
Derelerimize el koymak üzere, iş makinelerini vadilerimize sürenler, siyasi iktidarın yol göstericiliğinde, her türlü hukuksuzluğa ve düzenbazlığa başvurarak, yerel direnişleri alt etmek için büyük bir çaba sarf ediyorlar.
Derelerin Kardeşliği Platformu olarak bu zorlu süreçte büyük bir sorumlulukla karşı karşıya olduğumuzun bilinci ile hareket edeceğiz.

Bunun için;
• Vadilerimizde başlayan yerel mücadeleleri desteklemeye, bir ve beraber olmaya devam edeceğiz.
• Mücadeleye yeni başlayan/başlayacak vadilere her türlü desteği sunmaktan, enerjimizi, bilgi birikimimizi ve olanaklarımızı paylaşmaktan geri durmayacağız.
• Su Hakkı Mücadelesinin, toprak ve yaşam mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceğinin bilinciyle, ülkemizde devam eden çevre ve toprak mücadeleleri ile dayanışma içerisinde olmayı önümüze bir görev olarak koyacağız.
• Su hakkı ve bizler gibi yaşam mücadelesi içerisinde bulunan Yerel ve Ulasal Platformların ortak mücadelesinin sağlanması için sorumluluk üstleneceğiz.
• Derelerin Kardeşliği Platformu olarak yerellerden başlayan, yerellerin inisiyatifinde gelişen mücadelenin, tüm ülkede ortak bir dil, ortak bir eyleme dönüşmesi için çaba harcayacağız.
• İktidarın bu mücadelemizi kırmak, HES ve benzeri projelerini hayata geçirmek, ulusal ve uluslararası sermaye guruplarının derelerimize, vadilerimize, sularımıza, doğal yaşam alanlarımıza topyekûn saldırmasının önünü açmak için hazırladığı ‘Yıkım Yasası’ niteliğindeki Kanun Tasarılarının karşısında aynı şekilde direneceğiz!
• Bütün mücadelelerimize karşın, hazırladıkları yasa taslaklarını Meclisten geçirterek kanunlaştırsalar, istedikleri yasal düzenlemeleri yapmış olsalar dahi bizler, bu projelerini, şirketlerini ve bunları savunanları vadilerimize, derelerimize, doğal yaşam alanlarımıza sokmayacağız…
  
Bu kararlılık ve inançla bütün karar vericileri, tarafları;
Başka canlılar, çocuklar yokmuş gibi, gelecek kuşaklar olmayacakmış gibi, sürdürdükleri bu bencil, akıl, bilim, hukuk ve yasadışı davranışlardan vazgeçmeye çağırıyoruz.
Yargı kararlarının yanında bilimsel rapor ve yöre halkının tepki ve mücadelesini hiçe sayarak, vadilerimiz ve doğal yaşam alanlarımıza geri dönüşümsüz zararlar veren; sularımızın özelleştirilerek, uluslar arası şirketlerin kontrolüne verilmesini de kapsayan bütün HES Projeleri durdurulmalı, üretim lisansları iptal edilmelidir.
Büyük bir sorumluluk duygusu ile doğasını, toprağını, suyunu, tarihini, kültürünü savunan yöre halkına ve onların sivil örgütlerini ve özellikle de, tamamen bağımsız yerel bir halk hareketi olarak, halkın mücadelesi ile gelişen Derelerin Kardeşliği Platformunu hedef haline getiren saldırılara son verilmelidir.
Derelerin Kardeşliği Platformu olarak, ülkemizin SU kaynaklarına yapılan bu planlı saldırıların önünde durarak,
HES’lere karşı sürdürdüğümüz demokratik ve hukuksal mücadelemizi,
Anayasal hak ve ödevlerimiz, hukukun üstünlüğüne olan bağlılığımız ve demokrasiye olan inancımız gereği, yerel halk mücadelemizden aldığımız güçle,
Bütün projeler durdurulup, Su Kullanım Hakları ve Üretim Lisansları iptal edilinceye, vadilerimizde yaşanan katliamlar durdurulup, sularımızın ticarileştirilmesinin önüne geçinceye kadar bundan sonra da var gücümüzle devam ettirme azim ve kararlılığındayız!..

Derelerin Kardeşliği Platformu Yürütme Kurulu