Bırakın da söz kadınların olsun – Özlem Kizir (Evrensel)

Her alanda varoluşumuzun sorgulandığı, etek boyundan kahkahasının dozuna, gün içerisinde hangi saatte sokakta olup olmayacağının belirlendiği, hele ki hamileysen sokakta hiç olmaman gereken, “bir kadın olarak sus”turulmaya çalışılan kadınlarız biz.

Çalışma saatlerinden sonra mesaisi evde devam eden, sosyal yaşamdan soyutlanan, eşlerinin, sevgililerinin, abilerinin, babalarının sürekli “ayar” verdiği, adına konuştuğu, “elinin hamuru ile erkek işine karışmaması gereken” kadınlarız biz.

Gericiliğin gittikçe arttığı ve çalışma yaşamında emek sömürüsünün yükseldiği bu günlerde mühendis olmak hele ki kadın mühendis olarak var olma çabası oldukça zor. Beyaz yakalı ismiyle sanki sömürülen sınıfın farklı yerindeymişiz gibi gösterilmeye çalışılan, hele ki kadınsan erkek meslektaşlarından farklı muamele gören kadın mühendisleriz biz. Şantiyelerde, fabrikalarda olmamız pek de istenmeyen, erkek meslektaşlarından daha az ücrete ofis işlerinde çalıştırılan, çocuk doğurma isteğinin işinden olmak anlamına geldiği bir ülkede yaşayan kadınlarız. Ama, nefes alacak alan yaratmaya çalışan, bunun için mücadele eden kadın mühendisleriz. Tam da mücadeleyi sürdüreceğimiz bir alanımız var aslında biz TMMOB’lu kadınlarız. Yani örgütlüyüz. Ancak kadınlara verilen “sus” ayarını, toplumu değiştirme dinamiği taşıdığını iddia eden örgütümüzde yönetici düzeydeki insanlardan da görüyoruz. Son kurultayda yaşadığımız da bunu gösteriyor.

İLK KURULTAYDAN BUGÜNE: HEP AYNI MESELE!

2009`dan bugüne kadın mimar, mühendis, şehir plancılarının TMMOB`de daha örgütlü bir mücadele için düzenlemiş olduğu Kadın Kurultayı`nın bu yıl dördüncüsünü İzmir`de gerçekleştirdik. Basına da çeşitli biçimlerde yansıyan, çok tartışmalı bir kurultay oldu.
Bu kurultayların birincisini 2009 yılında, merkezi biçimde İstanbul’da bir yürütme oluşturarak, İstanbul’da gerçekleştirmiştik. Oldukça geniş katılımlı, heyecan uyandıran, tahminlerin üzerinde, kadın mühendisler için umut aşılayan bir kurultay oldu. İlk defa TMMOB içerisinde kadınlardan böyle bir birliktelik ve örgütlenme isteği doğmuştu. Fakat daha ilk kurultayda “erkekler de kurultaya katılacak” dendi bize. Kurultay açılışını sırf yönetici sıfatı taşıdığı için bir erkeğin yapmasını kabul etmeyeceğimizi, erkek meslektaşlarımızın bu kurultayda yer almaması gerektiğini defalarca farklı yollardan anlatmaya çalıştık. Tabi ki toplumun her kesiminde olduğu gibi kendi örgütümüzde de bir kadın olarak taleplerimiz hiçe sayıldı ve kurultay açılışını TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı yaptı. Salondan çıkıp dinlememe gibi örgütsüz birtakım protestolar gerçekleşti o dönemde. Tüm bunlara rağmen bir çok önemli karar alındı ve sonrasında komisyon atölye çalışmaları yapılmaya başlandı.

Bir sonraki kurultay Ankara’da olacak, merkezi yürütmesi Ankara olacak dendi. Hatta sanki hiç birinci kurultay yapılmamış gibi, ismine ikinci kurultay demekte bile zorlandılar. İkinci kurultay dedirtmek için bile epeyce bir mücadele vermek durumunda kaldık. Birinci kurultayda yaşadığımız benzer şeyleri 2. ve 3. kurultayda da yaşadık, yine erkek başkan tüm çabalara rağmen kurultay açılışını yapmıştı. 4. Kurultaya geldiğimiz süreçte artık kurultayda konuşacağımız konular belirlenmiş, tamamen kontrol altına alınmaya çalışılan bir kurultay süreci bizi bekliyordu. Kurultay hazırlık süreci içerisinde gerçekleştirilen toplantılar, mail ile haberleşmeler ile artık bunu hala tartışıyor olmamıza bir anlam veremiyor olsak bile kurultay açılışının yine aynı biçimde gerçekleştirileceği ve bunun tartışmaya açık olmadığı tepkisi ile karşılaştık. Oysaki bizler hayatımızdaki bir çok alandan taviz vererek yönetimlerde olma çabası verip, sayımız az da olsa yönetimlerde yer almaya çalışıyorduk ki, TMMOB merkezinde de kadın yöneticilerimiz mevcut olmasına rağmen açılış konuşmasını kesinlikle başkan yapacak yaptırımı ile karşı karşıya kaldık.

KADINLARIN MÜCADELE ALANI DARALTILIYOR

Tüm yolları denedik, artık bu duruma bir son vermemiz gerekiyordu. İstanbul’daki TMMOB’lu kadınlarla kurultayda en demokratik hakkımız olan protesto hakkımızı kullanmak istedik. Bu süreçte diğer illerdeki aynı rahatsızlıklara sahip kadın arkadaşlarımızla bir şekilde birbirimize ulaştık. Öncesinde protesto şekli üzerine kafa yorup tartıştık.

Kurultay salonuna gittiğimizde tüm yönetim kurulu erkeklerinin en ön sırada dizilmiş olması da tuz biber oldu. Ve kurultay açılışında bir protesto eylemi gerçekleştirdik. Protestomuza rağmen Yönetim Kurulu Başkanı konuşmasını yapmaya devam ederek, kürsüden bize tehditler savurmaya başladı. Oturduğu yerden biz kadınlara sözlü sataşmaları, kendi üyesi olan kadınları yuhalatması, parmak sallamaları ile, “kaybolan canları yüreğinizde hissetmiyorsunuz yazık” diyerek Ankara Katliamını, kaybettiklerimizi, acımızı bize karşı kullandı. Üstelik, kurultaya katılan ama protesto içerisinde olmayan kadınlardan ötekileştirilmeye çalışıldık.

Sonrasında ne yazık ki bu eylem; özgürlük, demokrasi ve eşitlik mücadelesi kültürüne sahip örgütümüzün değerleri ile çelişecek şekilde TMMOB resmi twitter hesabı ve web sayfasında “provokasyon”, “iğrenç saldırı”, “gürültü” olarak, bunu gerçekleştirenler de “TMMOB düşmanı”, “provokatör” olarak ilan edildi. Dahası, yedi erkek yürütme kurulu imzası ile hazırlanan karalama metninde iki kadın yönetim kurulu üyesi ve bir kadın üye de isimleri verilerek hedef gösterildi.

Erkek başkan ve erkek yönetim kurulu üyeleri tarafından mücadele alanımız daraltılmakta ve tehdit edilmektedir. TMMOB tek adam ve erkek egemen anlayışından, söyleminden kurtulmalıdır.

Kadınların mücadele alanı daraltılıyor, kadınların mücadeleleri tehdit altındadır. TMMOB’un erkek egemenliğine karşı biz kadınların ancak kendimizin politika üretebileceği gerçekliğini kabul etmesi gerekmektedir. Beyler bırakın da bir kadın olarak ne yapacağımıza biz kadınlar karar verelim! Kendi örgütümüzde provokatör, hain ilan edilsek de biz kadınlar mücadelemizi daha da büyütmek için birbirimize söz verdik. Örgütümüzün kadınları birbirine sahip çıkarak en güzel yolu bulacaktır, mücadele alanını yaratacaktır. Bırakın da söz kadınların olsun. Kadınlar hiç susmadı, bu yaşadıklarımız da bizi susturmayacak.

Yaşasın örgütlü mücadelemiz!

Özlem KİZİR
TMMOB İKK İstanbul Kadın Komisyonu Üyesi

Exit mobile version