Şehir Plancıları Odası: “Şimdi de Orman Arazileri:Hükümet Neyi Satacağını Değil, Neyi Satmayacağını Söylesin!”

Daha önce, Anayasa değişikliğinin Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla engellenebilen ve kamuoyunda (2B) olarak bilinen Orman Vasfını Kaybetmiş Arazilerin satışı, kriz bahane edilerek bir kez daha TBMM‘nin gündemine getirilmeye çalışılıyor.

 

 

Orman vasfı yitirtilmiş arazilerin kamu mülkiyetinden çıkarılmasını amaçlayan girişim, kentsel yerleşmelerde bu alanların bir kısmının TOKİ ve Belediyeler tarafından stratejik kullanımını öngörürken, işgal altında olan alanların da işgalci kesimlere satışını öngörüyor. Bu çerçevede yaklaşık 10 ila 20 Milyar YTL arasında gelir elde etmeyi hedefleyen hükümet, girişiminin sadece 1981 yılı öncesinde orman vasfını kaybetmiş arazileri kapsadığını belirtmekte ve sonraki yıllarda vasfını kaybeden orman arazilerinin bu düzenleme dışında tutulacağını vurgulayarak ormanların tahribatı konusunda duyarlılık gösteren çevreleri rahatlatmaya çalışıyor.

 

Bu gelişmeleri değerlendiren TMMOB Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu aşağıda özetlenen boyutları kamuoyu ile paylaşma gereği duymuştur.

 

• 2B kapsamındaki arazilerin satışı, mevcut hükümetin uzun süredir izlemekte olduğu kamu sektörünün ve kamusal değerlerin tasfiyesi programının bir parçasıdır. Kamu arazilerini sadece kaynak yaratma çerçevesinde değerlendiren bu anlayış, toplumu ve kentleri bir arada tutan kamusal mekanları ortadan kaldırarak toplumu ve kamusallığı tahrip etmektedir.

• Geçmişte orman vasfında olan bu arazilerin başta işgalcileri olmak üzere satışı, ormanları bilinçli bir biçimde tahrip eden anlayışa daha fazla cesaret vermektedir. Bu girişimin sadece 1981 yılından önce orman vasfını kaybetmiş alanlarla sınırlı kalacağına yönelik yapılan vurgunun, aslında bizlere söylediği bu dönem sonrasında yakılan, tahrip edilen orman arazilerinin de daha sonraki dönemlerde yapılacak yeni düzenlemelerle elden çıkartılacağı gerçeğinden başka bir şey değildir.

• İklim değişikliği, çölleşme, su sorunu, doğal afetler gibi canlı yaşamını ve doğal dengeyi tehdit eden sorunların giderek arttığı günümüzde orman varlığı hızla azalırken, 2B alanlarına orman vasfını geri kazandırmaya yönelik bir çabanın yerine her fırsatta bu alanlardaki mevcut işgalleri meşrulaştırmaya yönelik yasal düzenlemelerin dayatılmasının masum bir amacı olmadığı açıktır.

• Bu vasıftaki alanların dikkate değer bir bölümünün lüks konut, otel, özel üniversite, sanayi tesisi ve benzeri kullanımlarca işgal edildiği gerçeğinin bizlere hatırlattığı diğer bir husus da yerel seçimlere 5 ay gibi kısa bir süre kaldığıdır. Bu tür bir oy avcılığının kamu arazileri üzerinden yapılması siyasal ahlak açısından da sorunludur.

• Cari açıkların kamu mallarının satışı yoluyla giderilmesinin amaçlanması, sorunun kaynağına inmek yerine ateşe benzin dökmek anlamına gelmektedir. Bugünkü krizin gerisinde üretimden, üretimi yönlendiren kamu müdahalesinden vazgeçmek ve tüketime, finansal spekülasyonlara yönelme yaklaşımları yatmaktadır. Bir sektör olarak Kamunun daha fazla tasfiyesi, sorunu daha da derinleştirmekten öteye gitmeyecektir.

• Kamu kurum alanlarını, fabrika arazilerini, hazine mülklerini, kent içi eğitim alanlarını sistematik bir biçimde tasfiye eden bu yönetim anlayışı, en azından artık topluma neleri satacağını değil, neleri satmayacağını söylemek zorundadır.

 

Bilgilerinize sunarız. Saygılarımızla

 

 

TMMOB Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu