Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şube: “Metrobüslerin Yol Açtığı Ölümcül Kazalar Uyarıcı Olmalıdır!”

Yapılan yanlışlardan bir an önce dönülmelidir. Çözüm, akılcı yöntemlerle uzun vadeye yayılan raya bağımlı normal ve rapid (seri) sistemlerin devreye sokulması ve bu sistemlerin otobüs, minibüs, dolmuş ve deniz ulaşımıyla eşgüdümlü şekle getirilmesidir. Bu kötü yönetimlerin faturasını halka ödetenler hesap vermelidir.

 

İstanbul’da “trafiği rahatlatmak” amacıyla yapılan metrobüs hattının çevresindeki çelik halatlardan oluşan bariyerler, beş günde iki motosiklet sürücüsünün kafalarının koparak feci şekilde can vermesine neden olmuştu.

 

Bilindiği gibi, metrobüs güzergâhının yapımı sırasında da insan güvenliği ile ilgili önlemler alınmamış ve can kayıpları yaşanmıştı.

Metrobus gibi yetersiz ve İstanbul genelinde etkin olmayan bir ulaşım sistemi kurulurken, ya servis yolları etkisiz hale getirilmiş, ya da motorlu araçlar, metrobüsten artan şeritlere sıkıştırılmıştır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İETT yetkilileri, her yönüyle plânlanmış özel araçlara alternatif ve yenilikçi bir kent içi toplu ulaşım sistemi yerine daha çok İstanbul‘un nüfusundan az Avrupa ülkelerinin kentimize göre minyatür ölçekteki kentlerinde kullanılan demode bir sistemi kentimize uydurmaya çalışmışlardır. Bu yapılırken de her zaman olduğu gibi insan güvenliğini göz ardı etmiş, yeterli önlemleri almamışlardır.

İtfaiye, cankurtaran ve polis imdat gibi acil durumlarda bu gibi yolları kullanabilenlerin yanı sıra hızlı sefer yapması gereken özel araçlar (örneğin; içinde hasta bulunan otomobil, kurye aracı vs.) servis yolu olanakları da ellerinden alındığından metrobus şeritlerine çaresizlikten itilmektedir.

7 Kasım 2008’de Odamız tarafından yayınlanan basın bülteninde bu konuda şunları belirtmiştik: “Burada yapılan alt yapı ve araç yatırımlarına rağmen, paralel otobüs, minibüs ve dolmuş hatları işlevlerine eskisi gibi devam edecektir. E–5 Karayolunun bir bölümü metrobusa tahsis edildiğinden, E5 karayolunda motorlu araç sıkışıklığı büyük ölçüde artmıştır/artacaktır. Sistem yüklendikçe araçların nafi yükü aşırı derecede artacak, tekerleklere binen statik ve frenlemeden dolayı çarpma yükleri ve tekerleklere binen aksiyal yükler nedeniyle aşırı tekerlek yatak yükleri oluşacak, bunlar, normal otobüslerinkini kat kat aşacaktır. Direksiyon donanımı, motor, şanzıman, diferansiyel gibi araç ana elemanları, otobüsün nafi yükünün aşırı derecede artması nedeniyle her an elden çıkma riski ile karşı karşıya kalınacaktır. Hatta, yetkililerin değindiği 50 otobüsle günde 170.000 ila 350.000 yolcu taşınması durumunda dahi ağırlıklı pik saatlerde sefer aralıkları aşırı derecede küçülecek ve aşırı nafi yük, dizayn nâfi yükünün üstünde olacaktır, bu durumda yapımcı firmaların otobüs için işletme garantisi vermeleri olanaksızdır veya gerçeği yansıtmamaktadır.” Etkin ve akılcı plânlanması gereken kent içi kamu ulaşım sistemlerinin yerine geçici çözümlere tevessül ederek, can ve mal güvenliğine önem vermeyerek ölüme sebep olan başta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve bu işten sorumlu olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, “metrobüsle kentin ulaşım sorununu çözdük” diye medyaya demeç veren, ulaşım ve işletme bilgisinden ve İstanbul Kenti’ni analiz etmekten yoksun İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğü yetkilileri, genç vatandaşlarımızın feci ölümünden sorumlu tutulmalıdırlar. Bu yapılmazsa, plansız ve gelişigüzel projelerin “ben yaptım oldu” mantığı ile icrası, bunların sebep olacağı can ve mal kayıpları artarak sürecektir. 

Yine 7 Kasım 2008’de yayınlanan basın bültenimizde çözüm önerilerine dair şunları eklemiştik: “Çözüm, akılcı yöntemlerle uzun vadeye yayılan raya bağımlı normal ve rapid (seri) sistemlerin devreye sokulması ve bu sistemlerin otobüs, minibüs, dolmuş ve deniz ulaşımıyla eşgüdümlü şekle getirilmesidir. Bunun için İstanbul kent içi ulaşım sorumlularının, başta kent plânlamacıları olmak üzere üniversiteler ve meslek odalarıyla birlikte çalışmaları gerekmektedir. Bu yapılmadığı zaman, metrobüs gibi ihtiyaca cevap vermeyen sistemler çözüm olarak ortaya atılmakta, amaçsız yatırımlarla İETT gibi ulaşım kuruluşlarının ödemeler dengesi daha da bozulmaktadır, bu kötü yönetimlerin faturasını ise halk ödemektedir. “

Kamusal yatırımların karar süreçlerinde meslek odalarını, üniversiteleri ve sivil toplumun görüşlerini değerlendirmeyen, bilimi dışlayan  “rantçı” anlayış “can almaya” devam edecektir.

Kamu yararı gözeten bir kurum olarak yetkilileri uyarıyoruz; kent ve insana dair kararlarınız ve uygulamalarınız, piyasacı rantçı anlayışınız, kente ve insana zarar verir niteliktedir. Kamu kaynaklarının maksimum fayda ile değerlendirmek için kamusal karar ve denetim süreçlerini işletin. Metrobüs projesinde olduğu gibi eksik ve dolayısıyla yanlış kararlarınız “can almasın”

 

 

E. Alkım Erdönmez

TMMOB MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI

İstanbul Şube Yönetim Kurulu Sekreteri