Bağdat Caddesi ve buraya çıkan sokaklar, İstanbul’da kentsel dönüşümün en hızlı yaşandığı yerlerin başında geliyor. Hem de öyle fazla patırtı gürüldü çıkartmadan, TOKİ ve Emlak Konut gibi devasa kamu şirketleri devreye girmeden, piyasanın ‘görünmez eli’ üçer, dörder katlı, bahçeli apartmanları sanki hokus pokus yaparak, büyük markaların prestij mağazalarına, veya çok katlı rezidanslara hızlıca dönüştürüyor.
İşte kısa bir yürüyüşte ağımıza takılan ‘proje alanları’, yıkım ve yapım diyalektiğinin tahliye, hafriyat, kaba inşaat, rezidans halleri:
Bu muazzam bahçenin acaba ne kadar ömrü kaldı?
İlginç olan, her yerin inşaat paravanlarıyla çevrelenmesinin, vinç, kepçe ve hafriyat kamyonlarının çokluğunun kanıksanmış olması.
Keten İnşaat, bina bazlı dönüşüm ve çirkin cephede bir marka!
Bir binada yaşayanların tahliyesi, binanın boşaltılması ile yıkım arasında geçen sürede ne çok mevzu gizli.
Sonuç: Daha yüksek, daha pahalı rezidanslar, eski sakinlerin haklarını satıp daha uygun ‘projelerde’ 2, 3 yeni daire alması ve Box Shop’lar…





