İstanbul Kent Sorunları Üzerine Düşünceler – Hüseyin Kaya

1.TRAFİK

Gelişmiş ülkelerdeki kent ana arterlerindeki araç yoğunluğu aralıklarla ölçümler yapılarak, veriler TRAFİK PLANLAMA KURULUNA sunulur. Kurul tamamen uzman mühendislerden oluşmaktadır. Kurul üyeleri; Şehir plancıları, yol uzmanı inşaat mühendisleri, motorlu araç uzmanı makine mühendisleri, elektronik/elektrik mühendisleri, sivil toplum temsilcileri, yerel yönetim temsilcisinden oluşmaktadır. Ulusal otoyolların kent bağlantıları ve kent içi tüm sınırlamalar bu kurul kararı ile alınır. Alınan kararlar yazılı olarak kent yöneticilerine iletilir ve gereği yapılır!

 

Türkiye’de nasıl oluyor bir bakalım. Kentlerde il trafik kurulu var. İl trafik kurulu kimlerden oluşuyor? Emniyet trafik müdürü, vali yardımcısı, belediye başkan yardımsı ve atama birkaç memurdan oluşuyor. İl trafik kurulu üyelerinin uzmanlıkları nedir? İstanbul un, Ankara’nın trafiğine bakarak ne kadar uzman olduklarını anlayabiliriz! İstanbul ve Ankara da alt/üst geçitler yapılıyor, projelerini kim hazırlıyor? Kim onaylıyor? Hangi uzmanlar kurulu bu noktada böyle bir alt geçit ihtiyaç olduğuna karar veriyor?  50 km hızla altgeçitte girerseniz duvara toslarsınız. Çünkü hiçbir standart geçerli değildir. Bilim toplumların ortak malıdır. Bilimi toplumsal fayda için doğru zaman ve yerde kullanmak gerekir. Gelişmiş ülkelerde uzun araştırmalar sonunda gerekli altyapıları hazırlayarak yasalar ile sınırları net bir şekilde belirlemişler. Peki, biz bu gelişmelerden neden feyiz almıyoruz? İnadına Amerika’yı yeniden mi keşif edeceğiz!

2. KENT YAŞAMINDA ÇEVRENİN ÖNEMİ

Hamdolsun ki toplum olarak çevreye hiç ihtiyacımız yok! Nerede bir yeşil alan bulsak hemen ranta çevirmenin yolunu buluruz. Her sene binlerce hektarlık ormanları yakarak yeşili yok etmek bir tarafa, atmosfere saldığımız sera gazlarının geleceğizi nasıl yok ettiğini hiç düşünmüyoruz. Plansız büyüme ve yapılaşma kentlerin mikro klimasını bozmakta ve kentler nefes alamıyor. Meslek örgütlerinin çabaları yüksek rant ve siyasilere maalesef yenik düşüyor. Bu nedenle oluşan hava kirliliğinden her yıl onbinlerce insanımız alerjik astım ve birçok hastalığa yakalanmakta ve tedavileri ile boğuşmak zorunda kalıyor!

3. KENT YAŞAMINDA HAVA VE GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİ

• Kentlerin Makro ve mikro planları yapıldıktan sonra bu planları delmeden yürürlükte tutmak yerel yönetimlerin başta gelen sorumluluklarıdır.

• Yeşil alanlar, parklar, spor alanları kentin akciğeridir. Bu alanların ana arterlerden uzak, motorlu araçların girmeyeceği biçimde tasarlanıp korunmalıdır. Bu alanlar, her yaştaki insanların rahatlıkla dinlence ve aktivasyon yerleri olmalıdır. Eksikliklerine rağmen son yılların en iyi örneği ESKİŞEHİR dir. Sn. Yılmaz Büyükerşen’e şükran borçluyuz.

• Kent trafiğini rahatlatabilmek için yeraltı treni/hafif raylı sistemler ile toplu taşıma tercih edilmeli. Kentin yoğun bölgelerine, ana meydanlarına, park ve gezi alanlarına toplu taşama dışında motorlu araçların giremeyeceği şekilde doğru çözümler gereklidir. İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya başta olmak üzere trafik keşmekeşliğine acil önlem alınmazsa, çok yakında bizi daha büyük felaketler bekliyor olacak!

• Kent içi trafik akışı ortalaması 50Km/h olmalıdır. Somut örnek; İstanbul da Kozyatağı – Mecidiyeköy arası 30 Km. Gidiş süresi 1,5~2 saat, ortalama 120 defa dur/kalk yaparak ilerliyorsunuz. Her duruşta araç özelliklerine göre değişken 10~20Lt/h’lik bir yakıt tüketimi ile kalkıyorsunuz. Araç birçok kalkışta ikinci vitese geçmeden durmak zorundadır. 1600 cc. bir araç ile ortalama 50 Km/h hızla bu yolu alırsanız 30Km için 2~3 Lt. Yakıt tüketirsiniz. Dur/Kalk ile aynı yolu, aynı araçla ortalama 8~10 Lt. Yakıt ile gidebilirsiniz. 50Km/h hızla düzgün akışlı bir seyirde %70 dolayında bir verimi yakalayabilirken, Dur/Kalk seyirde %20 dolayında bir verim yakalayabilirsiniz. Yani; %70 verimle yol alan araç 1Lt yakıtın 0,3 Lt. sini tam yanmamış atık olarak atmosfere bırakır. %20 verimle yol alan araç ise 1Lt yakıtın 0,8 Lt. sini kötü atık olarak atmosfere bırakır. Aynı anda onbinlerce araç bu şekilde İstanbulda yürümeyen trafikte seyir halinde. Günde kaç yüz ton kötü ve zehirli atığı atmosfere bırakıyoruz? A C İ L   Ö N L E M  kaçınılmaz!
 
• Hava Kirliliğinde Önemli Etkenler;
Motorlu Taşıtlardan kaynaklı kirlilik; Kent içine ağır taşıtların girişi yasaklanmalı. Ambarlar kent dışına çıkarılmalı. Şehirlerarası yük gönderme, kant dışında kurulacak transfer merkezleri kanalıyla yapılmalı. Kent içinde nakliye yapan araçlar saat 10–16 arası bu hizmeti yapmalılar. Kent içinde zorunlu hizmet veren araçların teknik performansları ve azami yükleri çok sıkı denetlenmelidir. Yağ yakan egzozsundan siyah duman atan, Yük Kapasitesini %10 aşan araçlar trafikten men edilerek ağır para cezası verilmelidir. Kamu araçlarının da ayrıcalıksız denetlenip, standartlara uymayanların kesin olarak trafikten men edilmelidir.

Endüstriyel kirliliğe neden olan işletmeler acil önlemle belirli bir süre içinde iyileştirilmeli. Aksi halde üretimi durdurulmalı. Standartlara uygun çalıma ortamı sağlamalıdır.

• Gürültü Kirliliği;

Gelişmiş ülkelerde kent içi gürültü kirliliğinin asgari seviyelere indirmek için çok ciddi bilimsel çalışmalar yapıldı ve yürürlüğe konuldu. Avrupa’nın tüm büyük kentleri benzeri projeler ile uygulamalar yapmaktadırlar. Kentlerde gürültü kirliliği çok önemli sağlık problemi haline geldi. Kentin içinden birçok ana yol geçmektedir. Bu yollarda günün 24 saatinde her kapasitedeki araçlar diledikleri hızlarda seyir edebiliyorlar. Gün içi gürültü kaynaklarının 60 db (3 m. mesafede) geçmemesi gerekir hastane ve okul çevresinde 50 db üzerinde gürültü yaratmamalı. Bu önlemler gece için %50 indirilir.  Yerleşim alanlarındaki yollarda gece seyir hız limitleri olmalı ihlal eden radarla cezalandırılmalı yine gece ağır tonajlı araçlar şehir içi yollarda seyir edemezler. Ana yolların kenarı mutlaka ses yutucu bariyerler ile kaplanmalı.

Bir Örnek: Kozyatağın da yaşıyorum, gece saat 23 ten sonra gecenin sakin hali başlıyor ve E5 ten geçen ağır vasıtaları görmeden sayabilirim. Çünkü sanki önümüzdeki sokaktan geçiyor. Gecenin ilerleyen saatlerinde bazen 02.00 bazen 03.00 olabiliyor E5’te 500~600 HP Motosiklet yarışları ile uyanıyoruz. O saatten sonra uyumak mümkün değil. Çalışan insanlar sabah yorgun bitkin halde kalkıp işe gidiyor. Nasıl verimlilik bekleyebilirsiniz? Bu insanların birde psikolojilerini incelemek gerekir. Çok mu asabiler? Hoşgörüsüzler mi? Trafikte neden bu kadar çok maganda var? Hepsini tetikleyen faktörler vardır. Ama gürültü çok önemli bir faktördür. İnsanın düşünce yapısını tamamen etkiler. Çok sağlıklı bir insan gürültülü bir ortamda farkına varmdan hastalanabilir. Bir dünya ilaç kullanır fayda bulamaz! Çünkü hastalığın kaynağı doğru teşhis edilememiştir.  ÇAĞIN VEBALARINDAN BİRİ OLAN GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİNİN MALİYETİ SAĞLIK GİDERLERİNİN BELKİ DE EN ÖNEMLİ KALEMLERİNDENDİR.  İNSANLARIN; DÜŞÜNME, SORGULAMA, GELİŞTİRME VE ÜRETME YETİLERİNİ YOK EDİYOR. BU DA TOPLUMUN GELİŞİMİNİ VE KALKINMASINI İSTEMEYENLERİN İŞİNE GELMEKTEDİR. DÜŞÜNEMEYEN, SORGULAMAYAN VE HESAP SORMAYAN İNSAN SÜRÜSÜ KENDİNE DAYATILAN TÜM OLUMSUZLUKLARIN FARKINDA DEĞİLDİR.

Bizde yurttaş olarak haklarımızın bilincinde olmalıyız! Kentlerde standartlara uygun temiz suyu kullanma, temiz hava soluma, temiz çevrede ve gürültüsüz sağlıklı yaşama haklarımızı yerel ve merkezi yönetimlerden istemeliyiz. Bunun için sivil yurttaş önceliğini oluşturmamız zorunluluktur.

Saygılarımla,

Hüseyin Kaya
Makina Mühendisi