ŞPO YK’nın “Genelev” Açıklamasına Tepkiler Sürüyor

Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen “Ulus Tarihi Kent Merkezi Projesi” kapsamında Bentderesi’ndeki geneleve ait 4 binanın yıkımı sonrası (21 Temmuz 2010), seks işçiliği ve genelevlerin varlığı hakkında Şehir Plancıları Odasının yayınladığı basın açıklaması TMMOB aktivistlerinin ve feministlerin tepkisini çekti.

Konu ile ilgili 28 Temmuz 2010 tarihinde Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu tarafından ‘Kentler istenmeyen şeylerin (genelevin) halının altına süpürüldüğü yerler olmamalıdır!’ başlıklı bir basın açıklaması yayınlandı.  Çağdaş uygarlıklar için kentlerin insanlığın en değerli bilim, sanat, fikir, kültür ve sanayi ürünlerinin yaratıldığı mekanlar olduğunu söyleyen oda yönetimi, kentlerde büro ve fabrikaların, tiyatro, sinema, bale salonlarının, üniversite ve araştırma enstitülerinin çoğalmasının istendiğinden ama bunların tersine kentin karanlık yüzünün karşımıza çıkabileceğinden bahsediyor. Açıklamada çöplük alanları, hapishaneler ve genelevlerin kentte yaşayan insanın ihtiyaçları sonucu ortaya çıktığı öne sürülürken bu alanlara yapılacak müdahalelerde çok dikkatli olunması gerektiğine dikkat çekiliyor.

Projede bütünsel ve planlı bir yaklaşımın izlenmediğini belirten Şehir Plancıları Odası, sadece binanın yıkılmasını, genelev sorununu halının ‘altına süpürmek’ olarak nitelendiriyor. Genelevlerin yıkılmasıyla fuhuş sektörünün denetimsizce kentte yayılacağını varsayarak, kentteki güvenlik sorununu daha da arttıracağını iddia ediyor. Bir anlamda orta sınıfların yaşadığı konut bölgelerinde fuhuş odaklarının oluşacağı ön kabulü ile günümüzde çoğunlukla yatırım alanı olarak kullanılan, özel güvenlik sistemleriyle yalıtılan konut sitelerinde yaşamanın daha çok tercih edilmeye başlanacağını ileri sürüyor. Bunlar yerine katılımcı bir yaklaşımla, toplumbilimciler ve psikologlardan yardım alarak kent içi güvenlik stratejisi geliştirilmesini, fuhuş sektöründe çalışanların sosyal programlarla kente kazandırılmasını savunuyor.

Gecekondu bölgelerini ‘temizlemeyi’ en önemli misyon edinmiş iktidar aygıtı TOKİ’nin büyük şehirleri yoksul halktan temizleyip onları şehir çeperlerine iten politikası ile Ankara Büyük Şehir Belediyesinin Ulus Projesi ile bölgeyi ‘temizleme’ projesi tamamen paralellik gösteriyor.

Konunun Şehir Plancıları Odası tarafından gündeme alınmasının ardından, İmece- Toplumun Şehircilik Hareketi tarafından 1 Ağustos 2010 tarihinde Oda’ya bir açık mektup yayınlandı. İmece, patriyarkayla kapitalizmin buluştuğu bu modern kamplar olan genelevlerin çalışma koşulları ve seks işçilerinin insan haklarıyla ilgili herhangi bir kaygı ifadesi taşımadığı için Oda’nın basın açıklamasına karşı çıktı.

TMMOB Şehir Plancıları Odası imzasıyla yayınlanan basın açıklamasının, gericiliğin yükseldiği bu dönemde iktidar tarafından ileri sürülen fikirlerle paralellik gösterdiğini düşünen İmece,  Oda’nın web sitesinden açıklamanın kaldırılmasını istedi.

Kısa bir süre sonra (4 Ağustos 2010) Eski Oda Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Şengül’ün  Birgün gazetesinde ‘Geneleve özel yaklaşımlar: kirlilik ve tehdit algısı!’ başlıklı bir yazısı yayınlandı.  Şengül de yazısında özellikle yıkıma taraf olanlarla karşı olanların genelevlerde çalışan kadınlara bakış açısındaki benzerliğe vurgu yaparak ŞPO’nun yayınladığı basın açıklamasını eleştirdi.

“Bu bölgede oluşan kirliliği ‘ne pahasına olursa olsun’ kaldırılacağını söyleyen Melih Gökçek’e, Büyükşehir Belediye Meclisi’nde bu konu görüşülürken,  muhalefet partilerine ait meclis üyelerinin de ‘Ulus’un ve bu kirliliğin Ankara’ya yakışmadığını’ söyleyerek destek verdikleri görülüyor” diyen Şengül, odanın bir yandan yıkıma karşı çıkarken bir yandan da aynı güvenlik ve kirlilik söylemini kullandığına dikkat çekti.

Gelen tepkiler karşısında Şehir Plancıları Odası yaptığı açıklamayı yayından kaldırdı ve 6 Ağustos 2010 tarihinde Yönetim Kurulu Başkanı Necati Uyar’ın eleştirilere cevap verdiği ‘Başını kuma gömen zihniyetin tepkisi’ başlığı ile yeni bir basın açıklaması yayınladı. “TMMOB Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu, cinsiyet ayrımcılığını ve toplumsal cinsiyetin kentsel mekanı ve kentlileri planlama yoluyla dışlamanın bir aracı olarak kullanılmasını sonuna kadar reddeder.” diyen Uyar, genelevi “kirlilik” gibi gören, kentleri bu tür “kirlilikten arındırmak” gerektiği şeklinde anlaşılan açıklamalarındaki ‘ironinin’ anlaşılmadığını söyledi. Yapılan eleştirileri reddetti. Yapılan açıklamaya karşı çıkan ya da eleştirenleri, ‘Şehir Plancıları Odası açıklamada bulunmadan önce herhangi bir eylemde bulunmadıkları’ için ‘toplumsal sorumluluğunu yerine getirmeyen, tepki göstermeyen, başını kuma gömen, kesimler’ olarak nitelendirdi.

Oda Yönetim Kurulu Başkanının sert ifadeler içeren açıklamasına İmece 16 Ağustos günü web sitesinden ikinci bir açıklama ile yanıt verdi.

Tartışma süreci devam ederken bir diğer yorum da feminist bir Elektronik Mühendisi olan Ülkü Özakın’dan geldi. Özakın, 14 Ağustos 2010 tarihinde Bianet.org’de yayınlanan yazısında genelevlerin kadınların erkekler ve devlet tarafından kapatıldığı sömürü ve tecavüz yerleri olduğunu, kentlerin güvenli mekanlar olması için kadınların buralarda kapatılmasını savunmanın cinsiyetçi erkek egemen zihniyetin açığa çıkışı olduğunu belitti. Buraların kapatılmasına içimiz burkularak da olsa neden karşı çıkmalıyız? şeklinde sorduğu soruya “Buranın kadınlara sağladığı, en kötüsünden de olsa bir iş, müşterileri olan erkeklerden korumakla görevli erkeklerle sağladıkları can güvenliği ve devlete çalışmanın sağladığı sağlık ve emeklilik konularındaki sosyal güvence hakkı.”şeklinde cevap verdi.

Odanın yayınladığı basın açıklaması, genelevlerde çalışan kadınların işsiz kalacağı gerçeğini tamamen göz ardı etmiyor ancak yine de kullanılan tabirlerle genelevlerde zorunlu olarak çalışan kadınlar halının altına süpürülüp bir gün ortalığa saçılarak her yeri kirletecek pislik, fuhuş odakları gibi gösteriliyor. Oysa seks işçiliği genelevlere bağlı olmadan da varlığını koruyabiliyor. Bu durumun en açık örneklerinden birisi 27 Haziran 2010 Milliyet gazetesinde çıkan habere göre, bugün 6.000 seks işçisi kadının İstanbul Karaköy Zürafa Sokak’taki geneleve girmek için sırada beklemesi. Kadınların geneleve girmeyi istemesinin nedeni ise devletin ve genelevi çalıştıran erkeklerin koruması altında olmak.

Oda yönetim kurulu, genelevlerin çöplükler ve hapishaneler gibi toplumsal ihtiyaçlar sonucunda ortaya çıktığını ve çok önemli toplumsal dengelerin korunmasına hizmet etmekte olduklarını belirterek erkekler için erkek egemenliğini bu alanda da gönüllerince yaşamak amacıyla vazgeçmek istemedikleri bir alışkanlığı meşrulaştırdığı için Ülkü Özakın tarafından olumsuzlanıyor.

 “Erkeklerin yaygın tecavüz kültürü, kadınların yüzde yirminin de altına düşen istihdam oranı ve yoksulluğu, toplumdaki ataerkil ve çarpık namus algısı, bekâret miti,  tecavüze uğrayan kadın ve çocukların suçlu ve lekeli görülüp en hafifinden aile ve toplumdan dışlanması ya da namus cinayetiyle karşı karşıya kalması seks işçiliğinin asıl nedenleridir” diyen Özakın, ŞPO’nun bunların hiçbirine basın açıklamasında yer vermemiş olmamasını eleştiriyor.

Sonuç olarak, Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu’nun TMMOB ve İKK’ların kadın komisyonları, TMMOB bünyesinde bu komisyonlarda faaliyet yürüten üyeler ve kadın çalışmaları yapan diğer üyelerin dahil olmadığı bir süreç sonucu konu hakkında böylesi bir basın açıklaması yayınlamış olduğu görülüyor. Koordinasyon ve işbirliği konusundaki eksikler, hızlı değişen gündeme tek başına yetişme çabaları, politika önerilerinde hep sözü edilen ilgili tarafların katkısının alınması gerekliliğinin göz ardı edilmesi, meslek kuruluşu rolünün yeterince yerine getirilmeyip eksik ya da yanlış yorumlar yapılmasına ve kimi zaman temsil edilen kuruluşun itibarının da zedelenmesine neden oluyor.

Meltem Çavdar
politeknik.org.tr