İnşaat Mühendisleri Odası: İş Yerleri Mezarlık Olmasın

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, 4-10 Mayıs İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası nedeniyle 8 Mayıs 2009 tarihinde bir basın açıklaması yaptı.
 

İş yerleri mezarlık olmasın

İş sağlığı ve güvenliği haftası olması nedeniyle siyasi iktidar dahil birçok kesimden sorunun yakıcılığına dair açıklamalar yapılmaktadır. Başbakan Erdoğan, “iş sağlığı ve güvenliği konusunda Avrupa Birliği standartlarını ülkemize taşımayı hedeflediklerini” belirtmektedir. Ancak ne var ki iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili veriler, siyasi iktidarın açıklama ve mesaj yayınlamanın ötesine geçerek bir an evvel gerekli girimlerde bulunması gerektiğini acilen dayatmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü‘nün verilerine göre ülkemiz, iş sağlığı ve güvenliği alanında yaşanan kaza ve kayıplarda Avrupa ülkeleri arasında birinci sırada yer alıyor. Her yıl yaklaşın 80 bin iş kazası ve 400 meslek hastalığı yaşanıyor. Kazalarda 1000‘den fazla kişi yaşamını yitirirken, 1500 civarında kişi ise sürekli iş göremez raporu alıyor. Bu sorunun bir de ekonomik kaybı var elbette. Kazalar ve hastalıklar yaklaşık 2 milyon iş günü kaybına neden olurken, iş kazaları sonucu ortaya çıkan maddi kayıplar, önlemek için yapılan harcamaların 5 katına tekabül ediyor.   

Faaliyet yürüttüğü alanın, iş kazalarının en çok yaşandığı sektörler arasında olması sebebiyle konunun direk muhatapları arasında yer alan İnşaat Mühendisleri Odası, ilgili Bakanlığın konuya yaklaşımlarını hazırladığı bir raporla değerlendirip, konunun eksiklerini kamuoyuyla paylaşmaktadır. İş kazalarının yüzde 10‘u, ölümle sonuçlanan kazaların ise yüzde 34‘ünün inşaat sektöründe yaşandığı göz önünde bulundurulduğunda konunun Odamız açısından taşıdığı önem de anlaşılmaktadır.

Sorunun çözümünde baş aktör olan siyasi iktidar, iş yerlerinin daha fazla ölüm mekanlarına dönüşmemesi için bir an evvel 4857 sayılı İş Yasası‘nı iş verenlere göre hazırlanmış olan formatından çıkarıp, çalışanların da haklarını gözeten bir yapıya kavuşturmalıdır. Çalışanların yaşam ve sağlık hakkı, işverenin insafına ve vicdanına terk edilemeyecek hassasiyettedir. İlgili mevzuat tek taraflı biçiminden kurtarılarak, sendikasızlaştırılan, özlük hakları taşeron firmalarının insafına bırakılan çalışanların da haklarını gözetecek, kapsayacak şekilde revize edilmelidir.

Ayrıca, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun Tasarısı Taslağı” aralarında TMMOB‘nin de bulunduğu meslek Odaları ve sivil toplum örgütleriyle bir araya gelerek düzenlenmelidir.

İnşaat Mühendisleri Odası‘nın hazırladığı “İş Sağlığı ve Güvenliği Raporu”

Çalışma yaşamının üvey evladı muamelesi gören iş sağlığı ve güvenliği konusu, hem kanun yapıcılar hem de işverenler tarafından görmezden geliniyor. İş sağlığı ve güvenliğine şaşı bakılıyor.

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO), Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı‘na bağlı Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi‘nin hazırladığı ve 2009-2013 yıllarını kapsayan “Politika Belgesi 2” taslağı ile ilgili görüşlerini “İş Sağlığı ve Güvenliği Raporu” raporu ile kamuoyuyla paylaşıyor.

“Politika Belgesi 2” taslak metni, iş kazaları ve meslek hastalıkları konusunda, henüz belirlenme aşamasında başlayan zafiyeti göstermesi açısından çarpıcı bir metin olma özelliğini taşıyor. 

İMO hazırladığı raporda, taslak metninin iç zaafları ile iş sağlığı ve güvenliği konusundaki yaklaşımı masaya yatırıyor ve kendi çözüm önerilerini de raporuna yansıtıyor. 

Aşağıda sıralayacağımız noktalar, metnin “taslak” halde olması nedeniyle bazı eksikliklerinin olabileceği ve eksiksiz olması gerekenin “belge” olduğu savunmasıyla açıklanabilecek türden değildir. Söz konusu taslak metnin, resmi ellerce hazırlanması ve bu belgeyle alanın tanımlanarak çözüm önerilerine ilişkin yol haritası çıkarılacak olması nedeniyle daha özenli, kapsayıcı ve titiz hazırlanmış olması beklenmektedir.

İMO, belge henüz taslak haldeyken eleştirilerini hem Konsey‘le hem de kamuoyuyla paylaşmaktadır.

 

Rapora ulaşmak için tıklayınız.