MMO İstanbul Şubesi: “İstanbul depreme hazır mı?”

DÜNYA SALLANIYOR; HAİTİ, ŞİLİ, TAYVAN ve ŞİMDİ ELAZIĞ…

PEKİ YA İSTANBUL DEPREME HAZIR MI, NE YAPIYORUZ?

Elazığ‘da dün sabaha karşı gerçekleşen depremde hayatını kaybeden yurttaşlarımızın yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifa diliyoruz.

Haiti, Tayvan, Şili derken deprem Elazığ‘ı vurdu ve kendini bize hatırlattı.

17 Ağustos 1999 Büyük Marmara Depreminin üstünden Onbir yıl geçti. Deprem sonrasında yapılanlar/yapılmayanlar nelerdi bir yana, olası İstanbul Depremine dair ne bir ders çıkartıldı, ne de önemli bir hazırlık yapıldı.

İstanbul Depremi, ne yazık ki yakın zamanda yaşanan Haiti depremi ve geçenlerde yaşanan Şili depremi ile kendini yeniden hatırlatıyor. Ancak depreme hazırlık amacıyla neredeyse hiçbir şey yapılmayarak unutturulmak isteniyor. Kamu otoritesinin vurdumduymazlığı bu konuda elinden geleni yapan sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarını da baltalıyor, verimini düşürüyor.

Deprem bölgesinde birçok soruna hala çözüm üretilemedi. Olası Marmara depremi riskinin giderek arttığı bu süreçte gelecek için kapsamlı önlemler alınmadığı kaygısını taşıyoruz.

İstanbul başta olmak üzere deprem bölgesindeki okullar, hastaneler ve diğer kamu yapıları bilimsel olarak incelenmemiş, dolayısıyla can güvenliği için gerekli önlemler alınmamıştır. Kentsel yaşamda RANT kaygısı, can kaygısının önüne geçmiştir.

Bu bilinen gerçekler karşısında iyimser olmak, alındığı söylenen önlemlere inanmak oldukça zordur. Milyonlarca insan kaderiyle baş başa bırakılmış, temel bir insan hakkı olan sağlıklı ve güvenli yaşam ortamları yerine, can güvenliğinin olmadığı mekanlarda yaşamaya adeta terk edilmiştir.

Kentte; yerleşim alanları, bu alanlar içerisinden geçen ve I. ve II. sınıf Gayri Sıhhi Müesseseler kapsamında yer alan Sanayi Tesisleri ve Doğal Gaz Boru Hatları,  LPG Boru Hatları, yine yerleşim alanları içerisinde hiçbir standarda bağlı olmaksızın kurulan ve işletilen Akaryakıt İstasyonları, Tüp Gaz Satış Bayileri, vb. oluşumlar bir arada bulunmaktadır. Deprem riski kenti patlamaya hazır bomba haline getirmekte, yaşam güvenliğini ortadan kaldırmaktadır. Sanayi- depolama- liman vb. tesislerin ve alt yapı tesisleri ile ulaşım hatlarının yer aldığı bölgelerin, deprem açısından da risk taşıyor olması, pek çoğunun fay hatları üzerinde bulunması; tehlikenin boyutlarını arttırmaktadır.

Söz konusu oluşumların her biri için mevcut riskler bilimsel araştırmalar sonucunda ortaya konulmuş ve tanımlanmış olmakla birlikte, bunlara yönelik olarak hiçbir önlem alınmamakta olduğu da bilinen bir gerçektir.

Afetlere karşı hazırlıklı olmak, afet öncesi riskleri görmek ve bunlara karşı can güvenliğini sağlayacak önlemleri almak birincil önceliğe sahiptir.

Temel insan hakkı ve Anayasal bir hak olan “can güvenliğinin olduğu sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı”nın sağlanması için:

1- Okul ve hastaneler başta olmak üzere kamu yapılarının depreme karşı güvenli olup olmadıklarının tespiti için konunun uzmanı mühendisler tarafından kontrolüne yönelik olarak Valilik koordinasyonuyla çalışma başlatılmalı, bu çalışmanın içerisinde Üniversiteler, TMMOB‘ye bağlı ilgili Meslek Odaları ve Belediyelerin yer alması sağlanmalıdır.

2-Deprem bölgesinde Endüstriyel Kazalara karşı önlemler gündeme getirilmelidir. Bölgede bulunan LPG Depolama ve Dolum Tesisleri gibi tüm endüstriyel tesislerin risk analizlerinin yapılması sağlanmalıdır. Ayrıca akaryakıt istasyonları için de geçerli olmak kaydıyla, bu tür tesislerin güvenlik mesafelerinin taşıdıkları risklere göre yeniden belirlenmesi zorunluluktur. Bu mesafeler içersinde yer alan yerleşim alanlarının kamulaştırılması işleminin finansmanının tesis sahipleri tarafından sağlanması, bu alanların Bakanlar Kurul Kararı ile afet bölgesi, yapı yasaklı alan ilan etmesi zorunluluktur. Bu bölgelerde “ruhsatlı binalarda yaşamakta olan bölge halkının konut için hak sahibi yapılması zorunluluktur.

3- Afet bölgesindeki orta hasarlı olup onarılmayan binaların yıkım kararları alınmalıdır. Ağır hasarlı olup halen yıkılmamış olan binalar ise bir an önce yıkılmalıdır. Bu binalarda oturanlar hak sahibi sayılmalıdır. Enkazı kaldırılmayan binaların tasfiyesi sağlanmalıdır.

4- Depremlerden mağdur olan vatandaşlarımızın barınma-konut- kira ve çalışma-işsizlik işyeri konularında desteklenmelerine yönelik olarak yeniden yapılanma ve kalkınma projesi oluşturulmalıdır.

Yukarıda belirtilen çözüm önerileri kapsamında TMMOB‘ye bağlı Oda‘ların, mühendislik ve mimarlık alanında kendi üzerine düşen görev ve sorumluluğu yerine getirmesindeki kararlılığı sürmektedir. Sistem, her şeyiyle felaketi unutturmaya çalışıyor. Ama toplumsal yaşamın derinliklerinde felaketin boyutları, nelerin yapılması gerektiği konuşuluyor. Korku ve endişe ortamı sürüyor. Çünkü, deprem riski artarak devam ediyor, deprem güncelliğini koruyor. Uzmanlık alanımıza giren tesisatların depremden korunması ve alınacak önlemler konusunda Oda‘mıza önemli görevler düşmektedir.

MMO İstanbul Şube olarak; mekanik tesisat ve doğalgaz tesisatlarının depreme karşı korunması ve alınması gereken önlemler konusunda temel bilgileri topluma sunmak, bu konuda kamu kurumları ve diğer sivil toplum kuruluşları ile koordineli çalışmalar yürütmek amacıyla kamuoyunu uyarıyoruz.

İstanbul depreminde elektrik, likitgaz, doğalgaz ile ısınma, pişirme araçlarından kaynaklanacak çok sayıda yangın ve patlamanın oluşacağı uzmanlar tarafından belirtilmekte ve 500‘den çok yangın ve patlamanın olacağı öngörülmektedir. Bu noktada Odamızın uzmanlık alanı olan tesisat konusu devreye girmektedir. Doğalgaz tesisatları konusu özellikle İstanbul‘da yıllardır kanayan bir yara halini almıştır. Doğalgaz Projelendirme ve Tesisat Montaj Faaliyetlerinin MMO‘dan Yetki Belgeli Mühendislerce Yapılması Gerekmektedir. Gaz dağıtım firmalarının yapması gereken, Makina Mühendisleri Odası ile işbirliği yapmaktır. Olası depremlerde can alıcı sorunların yaşanmaması için bu konu birinci dereceden önem taşımaktadır.

Başta kendi meslek alanlarımız olmak üzere üzerimize düşen görevleri yerine getireceğimizi belirtirken, aynı iradeyi kamu otoritesinden, yerel ve merkezi hükümetten de bekliyoruz. Ancak bu konuda iyimser olmak için herhangi bir çaba olmadığı da ortadadır. Bu nedenle kamuoyunu gerekli duyarlılığı yaratma konusunda harekete geçmeye, İstanbul‘u bekleyen felakete karşı örgütlenmeye çağırıyoruz.

İstanbul Depremi İçin Harekete Geçelim…

 

İlter Çelik

TMMOB Makina Mühendisleri Odası
İstanbul Şube Başkanı