Krizde Bir Mücadele Örgütüne İhtiyaç Var!

Gündemin hızla değiştiği dönemlerden geçmekteyiz. Bir taraftan sermayenin krizinin emekçiler üzerindeki yıkıcı etkileri derinleşirken, diğer taraftan da egemen kesimler arasındaki dalaşma, uzlaşma, tasfiye süreçleri yeni aşamalarla devam ediyor. Yerel seçimlerden örselenerek çıkan AKP, yeni manevralarla iktidarını tahkim etmeye çalışıyor. ABD emperyalizminden yeni roller kapmak üzere olmadık taklalar atıyor.

Seçimin hemen ardından iktidar, halka karşı saldırılarını kaldığı yerden sürdürme yolunu seçmiş görünüyor. Rantsal dönüşüm ve gecekondu yıkımları ile barınma hakkına saldırılar, sağlığın ticarileştirilmesi yolunda yeni düzenlemelerle sağlık hakkına saldırılar, seçimde AKP’ye yenilgiyi en net biçimde tattırmış olan Kürt siyasal hareketine yönelik saldırılar uygulamaya koyuldu. IMF ile anlaşma yoluna ve emperyalist çıkarlara hizmet için asker gönderme angajmanlarına girildi.

Emeğin uluslar arası birlik ve mücadele günü 1 Mayıs, bu koşullarda yaşanırken, sınıf mücadelesinin seyrini göstermesi açısından, her zaman olduğu gibi önemli bir işlev gördü. Yıllardır süren mücadele ile kazanılmış olan 1 Mayıs’ın tatil olması hakkı, 1977’den beri emekçiler için 1 Mayıs Alanı olan Taksim’in de kazanılması ile ilerletildi.

Mühendis, mimar ve şehir plancılarının en büyük örgütü Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği (TMMOB), bu yoğun gündeme bir yerlerinden müdahale etmeye çalışırken, görünen devasa örgüt yapısı dikkate alındığında oldukça yetersiz kalmaktadır. TMMOB’de örgütlü meslek disiplinlerine tek tek bakıldığında yerel yönetimlerin çalışma alanlarının pek çoğunda söz sahibi olması gerektiği görülmektedir. Ancak yerel yönetim seçim süresince kamuoyuna dönük yapılan iş, birkaç basın bildirisi çıkarmak ve İstanbul’da “Başkanlar Açıklıyor” adı altında tuhaf bir toplantı düzenlemek olmuştur. Bu konuda oluşan inisiyatiflerin engellenmesi de işin tuzu biberidir. İstanbul’daki Kent Platformu çalışmasının durdurulması buna örnektir.

TMMOB’nin Aşması Gereken İki Sorun
TMMOB’nin toplumsal harekette olması beklenen yerini alması için, aşması gereken iki sorun var. Bunlardan biri zorunlu üyeliğin geçerli olduğu örgüt yapısının, gerçek bir örgüte doğru geliştirilme gereğidir. TMMOB’ye bağlı odaların kağıt üzerinde üç yüz bin civarında üyesi vardır. Ancak genel kurula katılan, aidat veren sayılarına bakıldığında önemli bir kısmının bu temel üyelik görevlerini bile yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Hele ki faaliyetlere katılım, işyeri temsilcilikleri eliyle örgütle ilişkilenme, örgüt için bilimsel, teknik, toplumsal, siyasal konularda üretimde bulunma gibi ölçütler söz konusu olduğunda oranlar, acınacak düzeye düşmektedir. Bu dar, aktif üye kitlesine bakıldığında ise örgütün ana gövdesini oluşturan ücretli teknik eleman kitlesiyle hiç de uyuşmadığı görülmektedir. Böyle olunca da örgütün bir toplumsal, siyasal güç olma hali zayıflamaktadır. Ayrıca, örgütün üyelerinin “gerçek” üye haline gelmesi sorununun yanında, bir başka durum, neredeyse mevcut üye sayısı kadar bir mühendis, mimar, şehir plancı kitlesinin üye odalara olmadan yaşamlarını sürdürmesidir. Gerçek bir örgüt olmanın bir adımı da bu kitleyi kapsayacak genişleme hamlesi olmalıdır.

Emekten Yana TMMOB, Emek Eksenli Bir Örgüt Olabilir mi?
Bu sorunun çözülmesinde yaslanılacak temel gücün kamuda ve özel sektörde ücretli olarak çalışan ya da ücretli çalışmak isteyen işsiz mühendis mimar kitlesi olacağı açıktır. Bu kitle hem sayısal olarak ezici çoğunluğu oluşturuyor, hem de mesleğini icra etmeye diğer kesimlerden daha fazla istekli görünüyor. Bu kitle üye olsun ya da olmasın TMMOB ile örgütlü bir bağ oluşmadığı için aynı zamanda işyerinde en yalnız ve baskıya açık bir kesimi oluşturuyor. Krizden de ciddi ölçüde mağdur olan ücretli ve işsiz teknik elemanların kapsanabilmesi TMMOB’nin gerçek bir örgüt haline gelebilmesinde en önemli adım olacaktır. Bu açıdan 14-15 Kasım 2009’da İstanbul’da yapılacak olan “Ücretli ve İşsiz Mühendis, Mimar Şehir Plancıları Kurultayı”, bir yandan bu konuda atılacak adımların belirlenmesi, bir yandan da sürecin kendisinin bir örgütlenme hamlesi olarak değerlendirilmesi için öne çıkıyor.

Krizin etkilerini bütçe ayarlamaları ve tasarruf tedbirleri ile salt örgütü koruyarak geçiştirmek yerine; dayanışma fonu gibi somut projelerin biçimlendirildiği, iş hukuku bürolarının yaygınlaştırıldığı, işten atılmalara karşı dayanışmacı bir mücadele tarzının yükseltildiği, TMMOB işyeri temsilciliklerinin oluşturulduğu, üyelerin meslek onurlarını korumaları için destek olunan velhasıl emekçi üyelerin kazanıldığı bir anlayışın hayata geçirilmesi gerekiyor.

Halktan Yana TMMOB, Halkın İçinde Bir Örgüt Olabilir mi?
İkinci sorun, TMMOB’nin toplumsallaşması sorunudur. Önce bir belirleme yaparak, haksızlık yapmamış olalım. TMMOB’de yerel yönetim seçimleri sürecinde kamuoyuna dönük iş yapılmadı derken, bu konuda hiçbir şey yapılmadı demiyoruz. 11 ilde yapılan kent sempozyumları, bunların ardından yapılan yerel yönetim sempozyumu, odaların yaptıkları benzeri etkinlikler, yayınlanan yerel yönetim broşürü, elbette yoğun emekle kotarılan değerli çalışmalar. Bunların içeriğine ilişkin pek çok şey söylenebilir. Bizim de içeriğe ilişkin eleştirilerimiz, yetersizliğine ilişkin kimi tespitlerimiz var. Bunların yukarıda tanımlanan “örgütleşme” sorunu çözüldüğünde daha kolay aşılabileceği söylenebilir. Ancak burada başka bir sorun vardır. Sadece bir kısım aktif üyenin katıldığı etkinlikler, TMMOB birimlerinin kitaplıklarında duran broşürler, örneğin halkın toplumcu bir yerel yönetim anlayışı doğrultusunda bilinçlenmesine hizmet etmemekte, dolayısıyla harcanan onca emek karşılığını bulamamaktadır. Yerel yönetim örneği için söylenenler pek çok konuda tekrarlanabilir. Sermaye medyası, tanımı gereği bu çalışmaların halkla buluşmasında araç olmamaktadır. TMMOB bir taraftan kendi medyasını kurmayı tartışırken, daha da önemlisi doğrudan sıcak temas kanalları oluşturmanın yollarını bulmak durumundadır. TMMOB’nin toplumsallaşması, hem onu halkın bilimsel teknik sesi yaparken, hem de bilimi, tekniği emekçi halkı hizmetine sokma söylemi gerçek bir olgu haline gelebilecektir.

Nasıl Bir TMMOB? Nasıl Bir Yönetim ve Muhalefet?
TMMOB’nin “örgütleşmesi” ve toplumsallaşması, bugün yaşanan kısır didişmeleri ve bir dizi örgüt içi demokrasi sorununu geçersiz hale getirecektir. Demokratik merkeziyetçi geleneği ile zıt olan tek adam yönetimine doğru gidiş, yukarıda tanımlamaya çalıştığımız hal-i pürmelalimizden kaynaklanmaktadır.  Bu hal, bizzat halkın mücadelesine zarar veren sonuçlar yaratmaktadır. Bartın İl Koordinasyon Kurulu’nun görevden alınması ve sonra da tamamen feshedilmesi, bu kalemde sayılabilir. Bartın’da Hema’nın kurmaya çalıştığı termik santrale karşı ortaya çıkan muhalefette teknik elemanlar, halkın bilinçlenmesinde işlevli olmuşlar, İKK da örgütlenmede ön açmıştır. Ancak TMMOB Yönetim Kurulu hangi gerekçeyle olursa olsun İKK’yı kaldırarak mücadelenin yerel ayağını sekteye uğratmıştır.

Benzer durum geçtiğimiz dönemde, toplumsal muhalefetin eylemlerinde de ortaya çıkmıştır. Krizin emekçilere yönelik etkilerine karşı toplumsal muhalefetin ilk büyük çıkışı olan 29 Kasım 2008 Ankara mitinginde TMMOB yürütmesinin tavrı evlere şenliktir. TMMOB, ilerici toplumsal muhalefeti derleyen toplayan 4lü (DİSK, KESK, TMMOB, TTB) oluşumda yer almamış, ancak oluşan baskılar yönetim kurulunda da somutlaşınca, birkaç gün kala mitinge katılacağını açıklamıştır. Ama bu gönülsüzlük nedeniyle olsa gerek, örgüt harekete geçirilmemiş, birkaç oda şubesi dışında mitinge hazırlık çalışması da yapılmamıştır. Onbinlerce emekçinin sesini yükselttiği bu eylemde TMMOB hem zayıf, hem de organize olmayan bir şekilde yer almıştır. Bu zaafın nedeni hala açıklanmış değildir. Anlaşılan TMMOB dışında yaşanan siyasi didişmelere, toplumsal muhalefeti harcayabilecek bir keyfilik söz konusudur. Krize karşı 15 Şubat 2009 İstanbul mitinginde de örgütsüz, disiplinsiz katılım devam etmiştir.

Ancak bütün bunlardan TMMOB’nin sermaye saflarında bir örgüt olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Bütün eleştirilerimize rağmen, yönetimlerde egemen olan kesimin bütün yanlışlarına rağmen, birliğin kendisi toplumsal muhalefetin hala bir bileşenidir ve toplum nezdinde saygınlığını korumaktadır. Bu açıdan devrimci mühendis, mimar, şehir plancıları olarak, yönetimlerin hatalarını, yetersizliklerini sonuna kadar eleştirirken, TMMOB’nin tespitlerimiz doğrultusunda daha ileri bir noktaya taşınması için mücadelemizi sürdüreceğiz. Nasıl bir yönetim istediğimiz ortaya koyarken, nasıl bir muhalefet yapılması gerektiğini de göstermeye çalışacağız.

Bir Mücadele Örgütü İçin …
Bu doğrultuda TMMOB yönetimine çağrımız toplumsal muhalefette birleştirici bir güç olarak inisiyatif almak için harekete geçmesidir. Üyeleri hızla işsizleşip, güvencesizleşip, yoksullaşırken daha ne beklenmektedir? İki milyonluk iş aramaktan umudunu kesmiş kitle de hesaba katıldığında resmi işsiz sayısının 5 milyonu aştığı bir ülkede daha ne beklenmektedir?

Yıllardır sokağa çıkılmayan yerlerde 1 Mayıs kutlanmış ve hemen her yerde eylemlere katılan insan sayısı artmıştır. Militan bir direnişle Taksim kazanılmıştır. 1 Mayıs’ın kazanımlarını daha da ilerletmek baskıları, zulmü, sömürüyü geriletmek, emperyalist politikalara karşı durmak için tüm mühendis, mimar ve şehir plancılarını, TMMOB’yi  gerçek mücadele örgütü haline getirmeye çağırıyoruz.

Politeknik