TMMOB 43. Genel Kurulu olağan geçmesin! – Pınar Hocaoğulları

Sabahıyla akşamının bir olmadığı günler sıklaştı memlekette. İlk olarak Haziran İsyanı’yla başlamıştı. Neredeyse bir yılı geride bırakırken ‘hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı’ park forumları, sokak eylemleri, dayanışma örnekleri, iletişim yolları, kent hareketleriyle dolu deneyimlerle isyanı yaşamaya devam ettik. Genç mühendisler kitlesel katılımlarıyla hazirandan bu yana isyanı büyüten, güvenli bir gelecek için sokaklarda yerini alan özne oldu.

AKP’nin, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 11 yıllık iktidarının meşruiyeti ilk olarak sarsılmış oldu. ‘Tayyip istifa’, ‘hükümet istifa’ sloganları Türkiye’nin dört bir tarafında milyonlarla birlikte atıldı. Yine Türkiye tarihinin gelmiş geçmiş en büyük yolsuzluk operasyonuyla AKP’nin hırsızlıkları, yalanı, yağması ortalığa saçıldı. Sloganlara ‘hırsız AKP’, ‘hırsız Tayyip Erdoğan’ eklendi. Cemaat eliyle yürütülen bu operasyon egemenlerin kirli oyunlarıyla sürerken halk sokaklarda bir başka tarafı, emeğin ve mücadelenin tarafını gösterdi.

Neoliberal politikaların tek partili yürütmesi AKP’nin kurumsallaştırdığı düzen bu operasyonla gözler önüne serildi. Neoliberal uygulamaların hukuksuzluğunu yaratan, sermayenin doğa ve kent talanının önündeki yasal engelleri bir bir kaldıran, kamunun denetim araçlarını ortadan kaldırarak denetim mekanizmasını kendi elinde-merkezde toplayan AKP’nin yarattığı kirli düzen ve bu düzenden nemalananlar açığa çıktı. Bu düzen meslek örgütlerini de dönüştürmek istiyordu. Bu sebeple AKP sıklıkla TMMOB’ye ve yetkilerine ‘dokundu’.

Bu sömürü düzeninde çalışma yaşamına ‘düşen’ daha fazla güvencesizlik oldu. Taşeronlaşma yaygınlaştırıldı, çalışmanın tek yolu olarak dayatıldı. İşçi sağlığı ve iş güvenliği bir maliyet unsuru olarak hesaplandı, bu hesabı en kısa ve karlı yoldan kapatmanın yasaları yazıldı. Hal böyleyken her gün üç dört işçinin ve sıklaşan aralıklarla ücretli genç mühendislerin öldüğü iş cinayetleriyle karşı karşıya kaldık. Son olarak, bu gerçeklik çok acı biçimde, yüzlerce işçinin öldürüldüğü Soma katliamıyla kendini gösterdi.

Neoliberal politikalarla kapitalizm kendini tüm krizleriyle yeniden tesis etmeye çalışırken Türkiye’de yaşadığımız bu olağanüstü güzel ve olağanüstü acı her olayda bu sömürü düzenini durdurmak için mühendislerin, mimarların, plancıların ve onların örgütü TMMOB’nin mücadelesine olan ihtiyacı, TMMOB’nin önemini her defasında biraz daha fazla hissettik.

Emeğin, mücadelenin ve İstanbul kentinin en büyük meydanında başlayan isyanla TMMOB’nin kent mücadelesinde yapabilecekleri, olanakları bu isyanı büyütebilecek önemli mevzilerden birisiydi aslında. Hele de genç mühendisler sokaktayken. AKP’nin kentlerdeki, doğadaki, yaşam alanlarımızdaki yağması ve talanı ortaya saçıldığı zaman yetkileri gasp edilen, itibarsızlaştırılmaya çalışılan TMMOB tüm bu baskıları da gözler önüne sererek AKP’yi geriletmenin, yağma ve talanı durdurma mücadelesinde etkili rehberlerinden birisi olabilirdi aslında.

Ve Soma. Ölen beş maden mühendisinin, sorgulanan ve tutuklanan ücretli mühendislerinin de olduğu bu katliamın tüm gerçeklerini açığa çıkarabilecekken, taşeronlaşmaya, güvencesizleşmeye, emeklerimizin çalınmasına karşı büyük bir meydan okumayı örgütleyebilecekken birkaç odanın ilk günlerdeki etkili çalışmalarıyla varlığını hissettirdi TMMOB.

Peki yaşananlar bu kadar olağanüstü iken, AKP sürekli olarak bocalarken, sıkışırken, sokak hep sıcak kalabiliyorken TMMOB mücadelesi olağan, sıradan, ezberden ve etkisiz bir biçimde ilerleyebilir mi? Ya da sokak mücadelesi bu kadar elverişli iken TMMOB yapabileceğinin hep çok daha azını yaparak sürdürdüğü çalışmalarla toplumsal muhalefeti ilerletebilir mi? Olağanüstü bir yılı geride bırakmışken, bir haftadan az bir süre kalan* 43. TMMOB Olağan Genel Kurulu gerçekten olağan geçebilir mi? TMMOB’nin bu etkisiz, yetersiz ve sönük çalışmalarına beş dönemdir başkanlık eden Mehmet Soğancı bir kez daha başkan olabilir mi?

İlerleyemez, ilerletemez, geçemez, olamaz-olmamalı!

TMMOB’de ilerici bir değişim için, sokakta neredeyse her gün yenilenen mücadelede yenilenmek için, TMMOB’nin gücünü yeniden tesis etmek için Mehmet Soğancı bir kez daha TMMOB’ye başkan olmamalı.

Mehmet Soğancı’nın başkan olduğu geçmiş dönemlere kısa bir bakış…

80’den bu güne her dönem etkisini daha fazla göstererek yürütülen neoliberal politikalar büyük bir işçileşme dalgası yarattı. Mühendisler de işçileşti, güvencesizleşti. Bu durum son on-onbeş yıl içinde TMMOB’de ücretli mühendislerle ilgili yapılan tartışmaları, oda ve şube komisyonları aracılığı ile yürütülen ufak çaplı çalışmaları başlattı. 2008 yılında gerçekleşen TMMOB Genel Kurul’unun aldığı  Ücretli-İşsiz Mühendis, Mimar, Şehir Plancıları Kurultayı kararı ile 2009 yılında önemli bir etkinliğe imza atıldı. 1. TMMOB Ücretli-İşsiz Mühendis, Mimar, Şehir Plancıları Kurultayı, TMMOB etkinliklerinde daha önce görülmemiş bir katılımla gerçekleşti. 1000’i aşkın ücretli mühendis çalışma yaşamındaki sorunları tartışma ve mücadele programı çıkarma çağrısına bir çok kararın oluşturulduğu kurultay ile cevap verdi. Kurultay TMMOB’nin bir mücadele alanını somut bir biçimde açığa çıkardı. Mehmet Soğancı ise kurultay başlarken yaptığı açılış konumasıyla kurultayı tanımadığını, alınan kararların meşru olmayacağını ifade ederek kurultayı terketti. Kurultayı sabote etme anlamına gelen bu konuşma daha önce odasıyla her hangi bir ilişki içinde olmayan ve hatta henüz üye olmayan yüzlerce mühendis için her hangi bir anlam ifade etmedi. Kurultay ücretli mühendislerin ve TMMOB içinde bu çalışmayı sahiplenenlerin kendi iradelerini ortaya koymalarıyla devam etti.

Mühendislerle yapılan profil araştırmaları her geçen gün daha derin güvencesizlikleri verilerle ortaya çıkarıyor. Buna karşın TMMOB ücretli mühendislerin hak örgütü olma yolundan çok uzak. Soğancı bu mücadeleyi tanımadığını çeşitli konuşmalarında ‘biz sendika değiliz, meslek örgütüyüz’ gibi ifadelerle dillendirmeye devam etti. Oda ve şubelerde hakim olan ya da Soğancı’nın hakim kıldığı bu anlayış ücretli mühendislerin güvence mücadelesini TMMOB’de ana bir gündem haline getirmiyor. Kurultayın önemli bir tartışması olan Mühendis Asgari Ücreti, 2013 yılında SGK ile yapılan protokol ile belirlenmiş olsa da, belirlenen ücret genç mühendislerin çalışma yaşamındaki en alt sınır ücreti olarak hayata geçmiş değil. Düşük ücretlere karşı bir bayrak haline getirilebilecek bu çalışma Soğancı’nın görevi odalara atmasıyla merkezi bir iradeden yoksun, yalnızca bir kaç odanın üyeleri ve şirketlerle yaptığı yazışmalarla sınırlı şimdilik.

Mühendislerin güvencesizleşmesi, mühendislik mesleğinin itibarsızlaştırılmasıyla paralel ilerliyor. Bir zamanların saygın, vasıflı mesleği mühendislik, bugün mesleği icra edememe ve güvencesizlik sarmalıyla kuşatılmış durumda. AKP’nin son dönem çıkardığı yasa ve yönetmelikler mesleki denetim yetkisinin odalardan alınması gündemiyle açığa çıktı. Bu düzenlemeler aynı zamanda mühendislerin çalışma alanlarında bağımsız bir biçimde üretim yapmalarını zorlaştırıyor. TMMOB bu çalışma alanını da Mehmet Soğancı imzalı yazılı basın açıklamaları ile doldurmaya çalışıyor. Bu mücadele boşluğu iseTMMOB’ye bağlı odalar arasında meslek alanı ve mesleğin icrası çekişmelerine yol açıyor, dayanışma ortadan kalkıyor ve birlik zedeleniyor.

TMMOB’de mühendislerin güncel ve öznel sorunlarının bir mücadele programıyla toplumsal muhalefeti-emek mücadelesini ilerletcek bir biçimde açığa çıkmadığı gibi toplumsal muhalefeti n öznesi olmada büyük bir çekimserlik hakim. Bunun için 10 yıl geriden gelip bir çok örnek verilebilir belki. Güncel örnekler gelecek çalışma dönemleri için daha ilerletici olacaktır.

Türkiye’yi hazirandaki büyük isyana taşıyan önemli dinamiklerden biri 1 Mayıs 2013’tü. Taksim yine yasaklı, Tayyip Erdoğan ve şürekası bu yasak konusunda yine çok pervasızdı. Mehmet Soğancı tek başına Taksim 1 Mayıs’ının tertip komitesinde yer almama kararı verdi.

Haziran İsyanı’nın mücadele alanları ve katılımcıları düşünüldüğünde TMMOB bu isyanın doğrudan örgütü olabilecekken Soğancı bir kez daha sahnedeydi. TMMOB yönetim kurulu 2 Haziran 2013’te Soğancı başkanlığında Ankara’da toplandı. Türkiye’nin dört bir tarafında, Kızılay’da direniş sürüyor, Taksim meydanı ise kazanılmıştı. Toplantıda bu büyük isyan gündem olmadı. Halkın isyanına TMMOB bazı odalardan bir kaç yönetim kurulu üyesinin emekleri, ısrarı ve isyanın kaçınılmazlığı ile dahil oldu. Ve böylelikle isyan park forumlarında kitlesel bir biçimde sürerken bile, bu kitleselliği mühendisler, mimarlar, plancılar zenginleştirirken bile, isminden çok bahsedilse bile TMMOB ortalıklarda yoktu.

Kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi, kadın mühendislerin mücadelesi

AKP’nin iktidar olduğu dönem boyunca kadınlar hep daha fazla kitleselleşerek mücadelede yerlerini aldı. Kadın düşmanı, gerici ve piyasacı politikalara karşı kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi kürtaj yasası gibi AKP’ye geri adım attırarak ilerledi. Kadın mühendisler de bu mücadelede yerini aldı. Ne yazık ki bu mücadeleyi örgütleriyle birlikte büyütmek istediklerinde karşılarına hep TMMOB’nin erkek egemen yapısı çıktı. Soğancı’nın başkanlığı boyunca 3 kadın kurultayı gerçekleştiren TMMOB , bu mücadeleyi kurumsallaştıracak kurultay kararlarını uygulamamak için direnç gösterdi. TMMOB genel kurullarında pozitif ayrımcılık içeren önergeler kadınların ‘bileklerinin gücüyle’ bu önerilere hak kazanmaları temalı karşı savunularla kadın mücadelesinin politik bilincinden yoksun bir biçimde, alkışlarla reddedildi. Mehmet Soğancı bu anlayışı ortadan kaldıracak bir çalışmanın oluşması için herhangi bir adım atmadı, önerilen programların önünde engel oldu ve TMMOB’nin cinsiyetçi yapısını korudu.

Kadın mücadelesi açısından Türkiye tarihinde bir ilk yaşandığinda TMMOB yine yoktu. AKP’nin gerici ve piyasacı politikalarının bir ürünü olan Kadın Emeği İstihdam Paketi’ne karşı emek örgütlerinden kadınlar bugüne kadar görülmemiş sayıda kadın örgütüyle bir araya gelerek Kadın Emeği Platformu(KEP)’nu kurdu. Kadın mühendisleri, mimarları ve plancıları da güvencesizleştirecek olan bu düzenlemeye karşı kurulan KEP’in içinde TMMOB yer almadı.

Dağılan Birlik, oda gelirlerine göre kurulan tahakküm

Elbetteki tüm bu tablo örgüt içi dejenerasyonu beraberinde getirdi. Soğancı’yla birlikte, TMMOB’nin bir bütün olarak baştan aşağı mücadele programlarını hayata geçirme iradesi, odaların tek tek yaptığı çalışmalara indirgendi. Birlik merkezi iradeden yoksun parçalı çalışmaların adı oldu. Ne de olsa TMMOB bir bütündü ve bir odanın yaptığı çalışma, TMMOB’nin çalışması sayılırdı. Böylelikle TMMOB mücadelesi zayıfladı, birlikte çalışma kültürü ortadan kalktı. Odalar gelir durumlarına göre pozisyon alan, söz ve karar süreçlerine katılan, çalışma yapan yabancı yapılar haline geldi. Örgüt içi demokrasi , bazı odaların gelecekte var olabilmeleri için bu güç dengesine devrettikleri bir mekanizma olarak işler oldu.

Yenilenmeye, mücadeleye

Baştaki çağrımızı sonda bir kez daha yineleyelim. Sokak mücadelesinin kitleselleştiği, zenginleştiği ve olanaklarının görülmemiş bir biçimde arttığı geçtiğimiz hazirandan bugüne bu mücadeleyi ilerletecek öznelere büyük ihtiyaç var. TMMOB’nin son çalışma dönemlerinde sürekli gerileyen mücadelesi özellikle geride bıraktığımız olağanüstü dönemdeki mücadele zeminlerinde fazlasıyla açığa çıktı. AKP’nin neoliberal programının baskıcı kuşatması TMMOB’de farklı boyutlarla da hissedilirken bir mücadele örgütü olmaktan başka yol kalmamıştır. TMMOB’nin mücadelesi; ücretli genç mühendislerle, kadın mühendislerle, toplumsal mücadelelerin tam içinde bilgisini halka sunan mühendislerle kurulacak yenilenmeden geçmektedir.

İşte bu yüzden TMMOB 43. Genel Kurulu olağan geçmesin! İşte bu yüzden TMMOB mücadelesini gerileten en büyük unsur Mehmet Soğancı, yeni dönemde TMMOB’ye başkan olmasın.

*TMMOB 43. Genel Kurulu tarihinin, Haziran İsyanı’nın başladığı günleri içine alacak şekilde belirlenmesi TMMOB’nin sokak mücadelesini görmeyen halinin bir yansıması adeta.

Pınar Hocaoğulları

Politeknik YK Başkanı